Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

TMMOB’den Torba yasaya tepki

, kategorisinde, 18 Tem 2013 - 20:26 tarihinde yayınlandı

IMG_2556

Bandırma TMMOB gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla; hükümetin Torba Yasa’sına ülke genelindeki bütün odalarıyla tepki gösterdiklerini ve TMMOB’nin Torba Yasa’sına hayır dediğini belirterek, bu yasanın Akp ve yandaşları için yaratılmış bir yasa olduğunu vurguladı.

18 Mayıs 2013 Perşembe günü TMMOB’de gerçekleşen basın açıklamasında konuşma yapan TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Şerafettin Engüdar: “İktidar yine “torba yasa” içinde TMMOB ve bağlı olduğu odalarını hukuk dışı bir şekilde işlevselsizleştirmeye yönelik bir yasa değişikliği yapmıştır. Bundan üç yıl önce de yine bir gece yarısı operasyonu ile yabancı mühendisleri ülkemiz mühendislerinden ayrıcalıklı kılacak bir yasa değişikliği yapmıştı. Yine iki yıl önceki kanun hükmündeki kararnamelerle TMMOB’yi vesayet altına almaya yönelik adımlar atmıştır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına son üç yılda İmar Kanunu’nda, Yapı Denetim kanunu’nda ve yönetmeliklerde yapılan değişiklikler tüm yetkileri merkezde toplama çabalarıdır. Bütün ülkeyi merkezden rant ile yönetilen ülke olması için yasa ve yönetmelik değişiklileri yapılmıştır.

Ülkenin tüm fabrikaları ve üretim tesisleri özelleştirme adı altında satılırken inşaat sektörü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ yetkilileri kullanılarak devletleştirilmeye ve belli yandaş şirketlere yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
01/06/2013’te yapılan Planlı Alanlar TİP İmar Yönetmeliği değişiklikleriyle de yine inşaat sektöründe kaos, kargaşa ve mağdurlar yaratılmıştır. Bu yönetmelikle meskün mahallerde mevcut plan uygulamaları ve yapılaşma kararlarına müdahale edilerek yönetmelikle plan hükmü konmuş ve bitişik nizamlarda %50 yapılaşma karı ve ön bahçe uygulaması getirilmiştir. Buda kent içinde yapılaşmanın durdurulması demektir. Mimarların hakları gasp edilmiş, anayasa ve TMMOB yasası ile belirlenen meslek örgütlerimizin yetki ve sorumlulukları ortadan kaldırılmak istenmiştir. Haklılığı yargı tarafından teyit edilmiş odalarımıza ve TMMOB’ye iktidar rant eksenli kin duygusu ile gece yarısı torba yasaya yapılan operasyonuyla yönelmiştir.

İktidarın yaptığı bütün mevzuat değişiklikleri hukuk dışıdır. Mevduattaki değişiklikler teslim alamadığı TMMOB’yi etkisizleştirme çabasıdır.

Oysa 1954 yılında 6235 sayılı yasa ile kurulan TMMOB, 1900’lü yılların başına dayanan bir örgütlenme ve mücadele geleneğinin ürünüdür. TMMOB, bir yandan meslek-meslektaş haklarını koruyup geliştirirken, diğer yandan bilimsel-teknik mesleki bilgi birikimini ve örgütsel gücünü kamu ve toplum yararına sunmak içi faaliyet yürütür.

Mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı hizmetleri: çevre ve kentleşme politikalarının dinamik güçlerinin başında yer alırlar. Ciddi bilim-teknik politikaları, olağan koşullar ve toplumsal bir kalkınma perspektifi içinde mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının yeri, konumu vb. böyledir. Ancak Türkiye’nin kalkınma dönemlerinde belirli bir yeri olan meslek disiplinlerimiz bugün bilimsel gereklerden hızla uzaklaşan bir tarzda ve çok yönlü olarak etkisizletirilmeye çalışılmakta, mesleki deformasyon, işsizlik ve yoksullukla yüz yüze getirilmektedir.

Mesleki disiplinlerimiz neoliberal dönemin doruğa ulaşan ekonomi politikalarına bağlı olarak siyasi iktidarlar tarafından ikinci plana itilmiş, bazı alanlardaki yetkiler uluslararası sermaye kuruluşlarına devredilmiş, bazı alanlarda neredeyse ortadan kaldırılmış; mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı hizmetlerinin an sektörleri kamusal fayda anlayışından çıkarılıp serbestleştirme, özelleştirme, ticarileştirmenin arpaları haline getirilmiştir.

Kentler rantlara göre şekillendirilmekte, plansızlık egemen kılınmaktadır. Çalışma yaşamı, mühendislik bilimlerinin uygulanması gereken işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri dışında tutulmaktadır. İnsanca barınma hakkının deprem gerçeğinin gerektirdiği, yapı denetimi, enerji, tarım, orman, su kaynakları kentlerin yönetimi gibi alanlarda mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının mesleki denetim, periyodik kontrol, ölçüm vb. bilimsel-teknik kriterleri devre dışı bırakılmaktadır.

Son yıllarda yapılan mevzuat değişiklikleri ile meslek disiplinlerimizin uygulama alanları adım adım daraltılmıştır. Kanın kararnameler bu saldırılara yeni halkalar eklemiş, kamu yönetiminin tekelci/otoriter nitelikte yeniden düzenlenmesinin yanı sıra, mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı ve TBMMOB mevzuatı, anayasa ve yasalara açıkça aykırılık oluşturacak bir şekilde iktidar bürokrasisi tarafından düzenlenir hale gelmiştir.

Bu düzenlemeler anayasa ve idare hukuku çerçevesinde merkezi idare ile özerk yerinden yönetim kuruluşları arasında olması gereken “vesayet” denetimini aşan, tekelci, otoriter bir yönetim anlayışının  ürünü olarak bazı özerk kamu tüzel kişiliklerinin özerkliğini  ortadan kaldırmakta, bazılarının da doğrudan bakanlık bünyesine almaktadır. Ana amaç, mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı meslek örgütlerinin yürüttüğü kamusal hizmetleri, kamu otoritesi yoluyla serbestleştirip, piyasaya sunmak ve rant alanlarına dönüştürmektir.

Yürütme erkinin tahakkümünü her alana yayanlar, meslek ve kitle örgütlerinin “apolitik” ve bilim-teknik dışı olmasını, bu örgütlenmelerin siyasal iktidarın güdümünde çalışmalar yürütmesini, kamu yararını, halk sağlığını ve can güvenliğini gözetmemesini, her şeyin sermaye ve birikim süreçlerine tabi olmasını istemektedirler. Ancak bu kapsamlı ve bilime, insana, ülke, kamu, halk çıkarlarına düşman olan bu politikalara karşı direnmek, bilinmeli ki bizler için bir onurdur.
Mesleğimize, örgütümüze, ülkemizin kamusal zenginliklerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.” şeklinde TMMOB’nin tepkisi dile getirdi.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz