Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

Tesettür Üzerine…

kategorisinde, 10 Eyl 2012 - 12:00 tarihinde yayınlandı

Mü’min kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar müstesna, ziynet yerlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar! Ey müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (Nur Suresi 31. Âyet)

Kur’an-ı Kerimde genelde ayrıntıya girilmez. İlmihallerden öğrendiğimiz bilgiler ise büyük çoğunlukla Peygamber Efendimizin (sav) tarifi ile hadislerde geçer. Kur’an-ı Kerim kâinatın ve insanın yaratılışından kıyamet gününe kadar tüm zamanları kapsadığı için Cenab-ı Hakkın insanlık adına en mühim bulduğu meseleler açıklanır. Tesettür meselesi Kur’an’ın doğrudan dört dolaylı pek çok ayetinde geçtiği gibi hadislerde de çokça yeri olan İslam’ın apaçık bir sembolüdür.

Allahu Teâlâ tesettür ile ilgili âyetlerde şöyle bir seyir takip etmiş ve arka arkaya açıklamalar getirmiştir;①Kur’an-ı Kerimin örtünmeye dair en kapsamlı ayetinin hemen öncesindeki ayette Allah (cc) erkekleri namahreme bakmamaları konusunda uyarmış, iffetlerine sahip olmalarını emretmiştir. Mü’min erkeklerin ancak gözlerini haramdan sakınıp, gayr-i meşru ilişkilerden uzak durdukları takdirde ruhen temiz kalabileceklerini bildirmiştir. (bkz Nur Sûresi 30. âyet)

②Kadınların da gözlerini haramdan sakınmalarını, iffetlerini korumalarını emretmiş, hemen bunun arkasından da zaruri olarak açıkta kalanlar yerler müstesna ifadesini kullanmıştır.Peygamber Efendimiz (a.s.m.) zaruri açıkta kalan yerleri bir hadisi şerifte şöyle belirtmiştir: “Bir kadın adet görmeye başlayınca (buluğa erince) el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.” (Ebu Davut, Libas 33)

③ Başörtüsü dâhil örtünerek ziynetlerini (güzelliklerini) namahremlerin kötü nazarlarından korumalarını emretmiştir.Bütün Türkçe meallerde başörtüsü diye geçmesinin sebebi: ayetin orijinalinde geçen (humur) “başörtüleri” sözcüğünün tekili (hımar) “başörtüsü” olmasıdır. Âyette “zinetlerini korumakla” yakalara kadar inen “başötüsü”nün ard arda geldiğini görüyoruz. Ziynetin sözlük anlamı “süs” olsada buradaki anlamı fıtrattan gelen güzelliklerdir. Yaratılıştan gelen karşı cinsin ilgisini çekebilecek her şey ziynetin kapsamına girebilir. Saçın cazibedarlık cihetinden bayanların çekiciliğini arttırıyor olmasını bayanların daha alımlı gözükmek için saatlerce ayna karşısında saçıyla ilgilenmesinden yâda şampuan reklamlarında kullanılan yegâne şablonun “karşı cinsi etki altına almak” olduğundan görebilir yüzlerce örnekle çoğaltabiliriz.

Ayrıca insanı Yaratan, elbette ki onu en iyi bilendir. Kötü nazarlardan korunup ruhen ve kalben temiz kalmanın şifrelerini Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde vermiş. Tabiî ki bunu örtünme ile sınırlandıramayız, tesettür o şifrelerden sadece bir tanesidir. Fakat şu da bir gerçektir ki; Kur’an-ı Kerimde “kadınların örtünmesi” konusunda İlahî emir ile müdahale edilip başörtüsünden söz edilmiş olması ve ardından da açıklama getirilmesi, bu konunun basit bir mevzu olmadığını gösterir.

④ “Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler.”Bu kısım bazı ayet meallerinde “yakalarının üzerine salsınlar” ya da “yakalarının üzerine indirsinler” şeklinde geçer. Bunun sebebi ayetin Arapçasında yukarıdan aşağı doğru bir örtme ve kapatma fiilinin olmasıdır. Peygamber efendimizin eşinin giyimi ve nakil yaptığı hadis rivayetleri gayet açıkken, asırlar boyu on binlerce din âliminin Kur’an tefsirleri ve yüz milyonlarca Müslüman kadının uyguladığı başörtüsü gerçeğini görmezden gelenlerin atladığı çok önemli bir nokta: Herhangi bir örtünün boyundan aşağı doğru yakaların üzerine inmesi için, takdir edersiniz ki boyundan yukarıdan bir yerden gelmesi gerekiyor.

Bu ifade ile kastedilen başörtüsünün boyun ve göğüs üstünü kaplayacak şekilde bağlanmasıdır. Cahiliye devrinde başörtüsü vardı. Ancak enselerine bağlar ve arkaya bırakırlardı. Yakaları önden açılır, gerdanları ve boyunları görünürdü. İşte bu durumu düzeltmek için ayeti kerime “Başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler.” buyurmuştur. Bu örtünün şekli ve biçimi ise önce açık yer kalmayacak şekilde başı, boyun ve gerdanlığı örtmektir. Sonra da ince ve çekici olmayan bir örtüyü kullanmaktır. Mutlaka şu ölçüde ve şöyle olmalıdır demek doğru değildir.” (Hamdi YAZIR Hak Dini, Nur Suresi 31. Ayetin Tefsiri)

Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini yazan müfessir Elmalılı Hamdi Yazır’ın bahsettiği ve bazı hadislerden anlaşıldığı gibi cahiliye kadınları da hiç başörtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat örtünmüş olmalarına rağmen terbiyeden yoksun oldukları bizzat Allah tarafından bildiriliyor.Demek ki Tesettür ile edeb birbirini tamamlamalıdır. Sadece ahlakı olan fakat ziynetlerini Cenab-ı Hakkın “sakının” dediği yabancılardan korumayan bir mü’mine eksik kalacağı gibi, kapalı olduğu halde ahlakı zayıf bir Müslüman’da derecesine göre günahkâr olur.

⑤ “Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar!” Sondaki ünlem işareti Allah’ın lafzı’nın Türkçe Kur’an mealine yansımasıdır. Şöyle ki;Bizim dinimizde “ameller niyetlere göredir” (bkz Müslim, İmare:155) Bir insan hakkında değerlendirme yaparken ifade ve hareketlerine bakarız. Sadece dışa akseden davranışları ile hüküm verebiliriz, ötesine geçemeyiz. Cenab-ı Hak ise, kullarının amellerini ve davranışlarını değerlendirirken kalpte taşınan niyete ve yapılan işin maksadına bakar. Ve ona göre hüküm verip muamele eder. Peygamber Efendimiz (sav) “Allah ancak amellerinize ve kalplerinize bakar” (Müslim, Birr:34)buyururken yapılan işin, içte taşınan niyet ve amaca göre değerlendirileceğini bildirmektedir.

Örtünmede de niyet çok önemlidir. Tesettür “setr” kökünden geldiği için muhafaza olmak, korunmak anlamını taşır. Mahremiyetini ifşa etmemek, sergilememek esastır. Bu bakımdan kapalı hanımların giydiklerinin sadece vücudu örtmesi tesettürün tamamlanması için yetmiyor.Tesettürün gerektirdiği özelliklerden yoksun kapalılarda “setr” ben korunuyorum diyorken elbisesi diyor ki, “buradayım, bana bak!” Bu tarz giyinenlerle ekser insan gözü alaka kuruyor. Kadınlar elbisenin anormalliğini ya da aşırılığını incelerken, günahkâr erkeğin gözü vücut hatlarına kayıyor. Dolayısıyla hem “tesettür” hem de Allah’ın istediği ile çeliştiği gibi birçok kişiye de günah kazandırıyor.

Âyetin “Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar!” kısmı: bayanların kadınsı yönlerini ön plana çıkararak mahremiyetlerini yabancı erkeklerin ilgisine sunmamaları gerektiğinin vurgusudur. Karşı cinsin ilgisini çeken, yaratılıştan gelen güzelliklerini belli etme gayretiyle harama girmemeleri gerektiğinin vurgusudur. Yani diyebiliriz ki ayetteki bu vurgu ile Allah-u Teâla edep/adap ve davranışların en az görüntü kadar önemli olduğunu belirtiyor.

Demek ki gerçekten Allah rızası için kapanmakla, sadece görülsün, bilinsin diye kapanmak arasında fark vardır. Çünkü Allah rızası için kapanan tesettürü “bütün özellikleriyle” üzerinde taşır. Sadece kapanmış olmak için kapanan ise, tesettürün tek bir parçasını (oda Allah’ın istediği gibi değil!) yarım yamalak yapar, yaptığını sanır.

İnsanı örten en şanlı örtü EDEPTİR. Bir kadının iffetli sayılabilmesi için, örtünmesi yeterli değildir. Bunun yanında ahlakı tamamlayıcı rol oynar. Kadının bakışları, konuşması, yürüyüşü, hareketleri, vs tesettürü oluşturan bütünün parçalarıdır.31. âyetin sonunda “Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz!” buyrulmuştur.

Bu ifade Müslümanlıktan uzaklaşmakta olan toplumlar için önemli bir uyarı olmakla beraber Kur’an-ı Kerimdeki “Başörtüsü”nün geçtiği ayetin sonuna yer almaktadır. Şüphe yok ki; kurtuluş ancak ve ancak Cenab-ı Hakka tövbe istiğfar edip buyurduklarına riayet etmekle elde edilebilir.

Peygamberimizin eşi Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle rivayet eder: Nur Sûresi 31. âyet nazil olunca “Başörtüsünün yakalarının üzerini kapayacak şekilde örtülmesi” kısmını işiten Müslüman kadınlar, bulundukları yerden ayrılmadan, elbiselerinin uygun yerlerini yırtarak başörtülerini bununla bağlamışlar ve bundan sonra hiç aksatmadan bu emri yerine getirmişlerdir. Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v)in bu ayetin Allahu Teala’nın istediği gibi tatbik edilmesi için bütün müminleri titizlikle uyardığı da hadislerden çıkmaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazır Nur Sûresi tefsirinin bir bölümünde şöyle diyor;”Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümidi olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek kadın bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyet izleri olan kusur ve hatalarından tövbe ile Allah’a dönüp Allah’ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar bu emirlere de özen göstermelidir.” Hasan TÜFEK

İslam bütünüyle inanılması gereken bir dindir. Kimse işine geldiği gibi onu parçalayamaz. Allah Kulundan kamil Müslüman olmasını ister. Bu meseleler ilmini tahsil etmeden kulaktan dolma sözlerle fetva verilecek konular değillerdir. Kuran-ı Kerim 1500 senedir dipdiri ve sarsılmaz azametiyle aramızdadır. İsteyen inanır, isteyen inanmaz. Din inançları seçme noktasında kimseyi zorlamaz. Hür iradenle seçim yaptıktan sonra inancının gereğini yerine getirmede insanlar elbette zorlanacaklardır. Hırsızlık yapan evladına hangi anne oğlum sakın yapma diyemez. Herkesin Kiramen Katibin melekleri omuzlarında her daim. Bir gün defter açılacak ve hesap sorulacaktır. Ahirete inancı olanlar, kurnazlarsa gidecekleri yere hazırlık yapsınlar. Allah (c.c.) akıbetimizi hayreylesin. Hasan TÜFEK

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz