Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1,84
BIST 94.682
%-0,04
Dolar 5,6670
%-0,03
Euro 6,5007
%-0,04
Altın 222,69
escort istanbul

Tercih sizin..!

, , , , , kategorisinde, 10 Oca 2018 - 17:41 tarihinde yayınlandı
Tercih sizin..!

“4 Ocak 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarına önemli iyileştirmeler getiren ve sosyal haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın kabul edilmesi ve 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazetede yayınlanması üzerine 9 gazete sahibi (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah), yasayı protesto etmek için 3 gün süresince gazeteleri yayımlamama kararı aldılar.
“10 Ocak 1961 sabahı, gazetelerini ellerine alan okuyucular, “Gazetemizi 3 Gün Kapatıyoruz” başlığıyla ve altında da dokuz gazete patronunun ortak bildirisi ile karşılaştılar.
Babıâli’de ‘Dokuz Patron Olayı‘ olarak anılan bu gelişme karşısında, gazetecilerde 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, İstanbul Gazeteciler Sendikası binası önünde toplanarak, valiliğe kadar yürüdüler. Gazeteciler Sendikası da aynı gün yaptığı toplantıda, patronların üç günlük boykotları süresinde, ‘Basın’ adlı bir gazete yayınlama kararı alarak, 11, 12, 13 Ocak 1961 tarihlerinde kendi gazetelerini çıkardılar.
İşte o tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. Yalnız 12 Mart 1971 askeri müdahalesinden sonra çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak tarihi, “Bayram “olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başlandı.”
10 OCAK VE 24 TEMMUZ’U MU KALDI?
Her 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde günün tarihsel önemine dair benzer ifadelere rastlarsınız ama günün tarihsel öneminden kalkıp da bu günün ne ölçüde amacına uygun kutlandığına bakarsanız, büyük bir hayal kırıklığı ile karşılaşırsınız.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan “çalışan gazeteciler” bile kutladıkları günün gerçekte ne anlam ifade ettiğini ne yazık ki bilmezler ve genel olarak bu günün anısına gerçekleşen kutlama ve davetlere katılarak en azından “ kahvaltılı-yemekli” etkinliklerde bir an için bile olsa özellikle devlet erkanı ve seçilmişler nezdinde anımsanmanın tadına varırlar.
Ben, Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı, yönetim kurulu üyeliği yaptığım yıllarda da ne 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü ne de 24 Temmuz Basın bayramı adı altında kutlanan Basında sansürün Kaldırılması Günü’nü “hiç” kutlamadım..!
Çünkü, ülkemizde yıllardır ne anılacak ve kutlanacak bir “çalışan gazeteciler günü” kaldı ne de 24 Temmuz gibi basında sansürün kaldırıldığı bir gün kaldı.
Kendimizi ve kamuoyunu kandıracak bir halimiz yok ve halimiz ortada..!

GAZETECİLEK HAL-İ PÜRMELAL..!
O nedenle caf caflı sözlerin ardına saklanıp, kendi kendimizi de milleti de kandıracak halimiz yok…Ayrıca, çalışan gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmeye dönük ve sosyal haklarını güvence altına almaya dönük ortada bir yasa kalmadığı gibi mevcut haklarını koruyup, savunacak ve bu konularda gerçek anlamda hak mücadelesi verecek ne gazeteci milleti kaldı ne de ortada bir cemiyet ve sendika adına bir meslek örgütü kaldı.!
Düşünsenize, döneminin en etkili ve güçlü gazeteleri konumundaki 9 basın kuruluşu sahipleri ve çalışanları ile Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah yasayı protesto etmek amacıyla üç gün gazete yayınlamama kararı alıyor ve uyguluyor..!
Düşünsenize, 10 Ocak 1961 sabahı, gazetelerini ellerine alan okuyucular, “Gazetemizi 3 Gün Kapatıyoruz” başlığıyla ve altında da dokuz gazete patronunun ortak bildirisi ile karşılaşıyor..!
Düşünsenize, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, İstanbul Gazeteciler Sendikası binası önünde toplanarak, valiliğe kadar yürüyorlar ve Gazeteciler Sendikası 9 gazetenin üç gün süren boykotu süresi içerisinde “basın” isimli anonim gazete çıkartıyor..!
İşte, yaşanan direniş ve verilen mücadele sonunda, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kabul ediliyor, tabii ki YEDİREBİLİR ve KABUL ETTİREBİLİRSENİZ..!
ÖZGÜR BASIN, DEMOKRASİ SORUNUDUR.!
Tabii ki, YEMİYOR Beyler ve 12 Mart askeri faşist darbesi ile çalışan gazetecilerin haklarına getirilen kısıtlamalar ve basın özgürlüğüne indirilen darbelerle, bu gün “BAYRAM” olmaktan çıkartılarak “GÜN” kategorisine sokuluyor.
12 Mart sonrası koşullarda tam sesimizi örgütlü olarak yükseltip belimizi mesleki olarak doğrultmaya çalıştığımız günlerde 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi ile sesimiz biraz daha kısılırken, belimiz bir kez daha kırılıyor. Örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede ne basın özgürlüğü ne de basın çalışanlarının özgürlüğünden söz edilebilir. O nedenle de ülkemizde ne medya patronlarının ne de gazete çalışanlarının özgürlüklerinden, yaşam koşullarının iyileştirilmesinden, sosyal hak ve hukukundan söz edilemez.!
Zaten, ortada bu özgürlükler, haklar, hukuk için mücadele verecek ne “basın patronu” kaldı ne de “ya bir zamanlar benim mücadele ile kazanılmış haklarım, hukukum vardı” diyerek yollara düşüp, mücadele verecek ya da bu mücadeleyi örgütlü kılacak cemiyetler ve sendikalar kaldı..!
Emperyalizme bağımlı gelişmekte olan kapitalist bir ülkede Pazar ekonomisine ve serbest piyasa kurallarına göre şekillenmiş ve gelişmiş artık kartelleşmiş ve ülkesine, devletine, milletine, tarihine, kültürüne yabancılaşmış “uluslararasılaşmış” bir “medya sektörümüz” var. Doğal olarak editoryal bağımsızlık hak getire. Kafasını kaldıran, ülkem, halkım, hak, hukuk diyen kapının önüne konuyor ve açlığa mahkum ediliyor.
ÖZGÜR BASIN, BAĞIMSIZLIK VE EGEMENLİK SORUNUDUR.!
Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik sorunu yaşayan bir ülkede “ulusal” bir basın-yayın yaşamından söz edilemediği gibi düşün dünyamız, medya sektörü emperyal ülkelerin istihbarat örgütlerinin ajanlarının cirit attığı, yabancı vakıflar, dernekler üzerinden etki-ajanı devşirdikleri tam bir “lejyonerler dünyası”na sahibiz. Hangi medya kurumu ve çalışanları hangi ülkenin, hangi güç odağı ve çıkar grubunun kayığına binerek algı operasyonlarının figüranlığına ve taşeronluğuna soyunuyor takip edebilmek bile güç. Bir anlamda ülkemiz basın-yayıncılık dünyası ve çalışanları on yıllardır “kekliği düz ovada avlarlar” şarkısını söyleyip, oyununu oynamaya zorlanıyor. Hapsedildiği çemberden kafasını, kaleminin ucunu çıkartıp bu oyunu oynamayı ret edenlerin ise gerçekten işi zor ve cesaret, mangal gibi bir yürek gerekiyor.
TERCİH SİZİN..!
Olayı Balıkesir’e indirgediğimiz de önümüzde basın ve gazetecilik açısından iki yol var: Ya zor ve çileli yılların, işgal ve kurtuluş savaşı yıllarının onuru olmuş Hasan Basri Çantay gibi Kuva-yı Milliye ruhu ile “önce vatan” ve “önce istiklal” ve “önce istikbal” diyeceğiz ya da emsallerine işgal ve kurtuluş savaşı yıllarından bugüne sürekli tanık olduğumuz gibi aramızda “adam” diye dolanan işbirlikçiliğini, hainliğini ve ihaneti yüreğine ve kalemine dolamış Yunan işgali altında “Adalet” isimli gazetesi ile tarihimize kara bir leke olarak düşmüş Bahriyeli Ali Sami’nin yolundan yürüyerek, tarihin çöplüğünü boylayacağız.
Tercih sizin..!
Biz, bu ülkenin ve bu kentin gazetecileri ve yazarları olarak ilk günden bugüne Hasan Basri Çantay’ın yolunu tercih ettik ve o yolun yolcusu ve o damardanız..
Esen kalın…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz