UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,51 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 4,12 / Satış: 4,14

Sıra dışı bir Teknik Adamın sıra dışı programı!

Sıra dışı bir Teknik Adamın sıra dışı programı!
  • 24.07.2017

 

Ülkemizin, geçmişi başarılarla dolu, büyük bir kentin tek profesyonel takımının teknik direktörü kentte en çok izlenen yerel TV kanalına katılması için bir davet alır.

Takımı, her açıdan kötü günler geçirmekte, onca olumsuzluğa rağmen zirve yarışına devam etmektedir. Saha skorları aslında on binlerce seyircisine bile şaşırtmasına karşın kimse gidişattan memnun değil teknik adam daveti kabul eder ve programa katılır. programın canlı yayın olması yayın akışında izleyiciden soru alarak devam etmesi teknik adam içinde sıkıntılı bir durumdur.

Programın sunucusu birkaç klasik sorunun ardından izleyici soruları almaya başlar programa ilgi yoğundur ve telefonlar kilitlemiştir. Memnuniyetsiz futbol takımlarına sevgi tartışılmayacak seyircilerden hocaya soru bombardımanı başlar.

Bağlanan ilk izleyici sorusunda hocaya ilk darbeyi indirir.

“Hocam bütün maçlarınızı izledim oyunu iyi okumadığınıza bu konuda zayıf olduğunuza karar verdim ne diyorsunuz?”

Teknik adam gülümser ve soruyu yanıtlar.

Kesinlikle doğrudur. Çünkü ben oyunu okumaktan önce Dostoyevski, Tolstoy, Balzac, Andre Gide, Camus ve benzeri yazarları okumaya çalışıyorum.

Felsefe, roman, şiir, gibi disiplinleri okumak benim içi oyunu okumaktan öte daha öncelikli ayrıca bunlar okunmadığı taktirde futbol oyununda okunamayacağına inanıyorum. Şunu da belirteyim, “futbolda oyun okumak diye bir deyim yoktur rakip analizi vardır ve bu analiz bile 90 dk. içinde sayısız kez çeşitlendiğinden geliştirdiğiniz hamleler sizin yaratıcı yeteneğinizi ilgilidir ve bu hamleler sporitenizi geliştirir hayal gücünüz ile direkt alakalıdır bu yüzden Dostoyevski Gogol ya da Balzac okumuyorsanız hayalde kuramasınız ve doğal olarak yapacağınız tüm hamleler güdüktür hiçbir şey ifade etmez ve hiçbir işe yaramaz.”

Stüdyolarda bir an suskunluk yaşanır, ardından 2 telefon bağlanır ve yine eleştirel soru gelir,

“Hocam maç öncesi hiç taktik vermediğiniz ve maça çıkarken farklı futbol dışı konuşmalar yaptığınız söyleniyor maça taktik verilmeden çıkılır mı?”

Teknik adam bu kez gülümsemesini bırakır biraz sinirlenir gibi olur ve başlar konuşmaya.

Bak kardeşim maçtan önce taktik falan verilmez. Ben o haftaki maça tam 6 gün hazırlık yapıyorum bu 6 gün önemli bir bölümünde o haftanın taktiğini anlatarak ve pratiğini yaptırarak geçiriyorum. Maç taktiğini maç öncesi verenler 6 gün ne yapıyorlar onu ben bilemem.

Maç öncesi 10-15 dk. anlattıklarınız futbolcuda hiçbir iz bırakamaz. Bu yüzden maç öncesi taktik verilmez. Futbolcu grubunun adrenalinini yükseltmek için konuşma yapılır. Burada her teknik adamın farklı yöntemleri vardır, olabilir. Benim maç konuşmam diğerlerinden farklı olabilir. Bu benim tarzım buna inanıyorum ve oyuncularımdan doğru yanıt alıyorum. Bilmem anlatabildim mi?

O kadar çok soru gelmektedir ki sunucuda şaşırır yine bir telefon bağlanır, karşıdaki heyecanlı ses, birazda küçümseyen tonla hocaya sorar,

“Güzel konuşuyorsunuz hocamda ben bu takımın en az 20 maçını izledim ama 18 dışından 20 şut atıldığını görmedim. Siz bu takıma hiç mi şut idmanı yaptırmıyorsunuz?”

Hoca duraksamadan yanıtlar.

18 dışında rakip kaleye şut atmak hücum ettiğinizde yapmanız gereken en son eylemdir. Daha doğrusu bence acizliktir. Çünkü yapacağınız başka hiçbir şey kalmamış demektir. Topu kanatlara taşıyıp, öne koşu yapan oyuncularla topu buluşturmak, ya da merkezden iki ye birlerle kaleye yaklaşmak varken 25-30 metrede kaleyi şut atmanın manası ne?

Siz Barcelona’nın nadiren Xavi, İniesta dışında şut attığını gördünüz mü?  Topla rakip kaleye ne kadar yaklaşırsanız gol atma oranızız o kadar artar. Futbolcu 20-25 metreden mi yoksa 5 metreden mi kaleye isabet sağlar? Bu yüzden uzaktan şut atmak hücumdaki en son çaredir ve çoğu zaman yanıtsız kalır.

Sonuçta ben futbolcularımın uzaktan şut atmasını istemiyorum.

Onlarca soru birbirini takip eder.

“Hocam futbolların tesiste ve sizin yanınızda sigara içmesi serbest serbest bırakmışsınız bu doğrumu bu doğruysa bu takım nasıl disiplin olur?”

Teknik adam telefondaki izleyiciye sigara içip içmediğini sorar, kullanıyorum yanıtını alır. Babasının ya da büyüklerinin yanında içip içmediğini sorup cevabını aldıktan sonra konuşmaya başlar.

Sen şimdi sigara içiyorsun ama babanın yanında içmemeyi saygı gösterisi sanıyorsun? Ben hayatımda hiç sigara kullanmadım. Babanın yanında içmediğin ama sürekli kullandığın bu zehirli madde bu yüzden seni daha az mı zehirliyor? Babanın yanında sigara içmemek senin tercihindir saygı duyulabilir.

Ama sigara ile disiplini bağdaştırmak saygı duyulabilecek bir düşünce değil. Tesis futbolcunun 24 saatini geçirdiği evi, evinde içmeyecekte nerde içecek? Sen evinde ya da işinde sigara içmiyor musun?

Sen ve futbolcu sonuçta insansınız, onun işinin fiziksel performans ile ilgili olması senle onun arasında davranış biçimini değiştirme zorunluluğu kılmaz. Ayrıca disiplin elinde sopayla futbolcu peşinde koşmakla sağlanmaz.

Disiplin bilgiden beslenir. Samimiyet, sahicilik ve sevgiyle tamamlanır. Sizin disiplin anlayışınızın futbol oyununda değil, benim dünyamda yeri yok.

Sorular devam etti.

Program sonrası hocanın telefonu çaldı, arayan başkandı. Hocayı tebrik etti. Benim anlamadığımsa hocanın klas bir adam olduğu kesindi ama neresi sıra dışıydı…?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ