UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

Sıkıntı gerçekten yorulanlarda mı…!?

Sıkıntı gerçekten yorulanlarda mı…!?
  • 04.08.2017

Ak Parti genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz hafta partisinin gerçekleşen grup toplantısında partisinde yaşanan son gelişmeler ve yaşananlarla ilgili teşkilatlara yönelik somut mesajlar vererek, uyardı ve şöyle dedi:

“Teşkilatlar, belediyeler eğer bizim dava idrakiyle hareket etmiyorsa bize zarar veriyor demektir. Zarar veren kardeşlerimizi de uyarıyorum, kusura bakmasınlar. Biz uyarmadan kendileri bu uyarıyı yapsınlar ve adımı da atsınlar. Yapsınlar gereğini yapsınlar. Bedeli ödenemeyecek yanlışlara tahammülümüz yok. Çünkü 2019 bir kırılma noktasıdır. Ak Parti olarak bizim kendimizi yenilememiz gerekiyor. Önce şu hareket kendi içinde birbirini sevmesi gerekir. Birbiriyle dayanışma içinde olması gerekir. Bize ne oluyor ki kendi içimizde birbirimize karşı çalım atıyoruz. Bize ne oluyor ki birbirimize karşı farklı nazarlarla bakıyoruz”
Kuşkusuz, Erdoğan’ın bu açıklamayı yapmasının temel nedenlerinden birisi Ordu’nun Aybastı ilçesi Perşembe Yaylası Şenlikleri’nin son gün etkinlikleri öncesi Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ve milletvekillerinin de önünde Ordu büyükşehir belediye başkanı ile il emniyet müdürü arasında protokolde oturma yeri nedeni ile yaşanan tartışma ve arbede.

Konuyla ilgili çeşitli basın organlarında bakan önünde yaşanan arbedenin perde arkası mahiyetinde daha sonra birçok iddia kamuoyunun gündemine taşınmış, İçişleri Bakanlığı olaya el koymuş ve yaşanan arbedenin nedenlerinin aydınlatılması nedeniyle iki müfettişini görevlendirmişti.
Biz konumuza ve Erdoğan’ın teşkilatlar ve belediyelere yönelik uyarısına dönelim…

AK PARTİ TARİHİNİ DOĞRU ANALİZ ETMEK GEREK…!
14 Ağustos 2001 tarihinde İçişleri Bakanlığına verilen kuruluş dilekçesiyle Türkiye’nin 39. Partisi olarak kurulan AK Parti, 15 aylık bir parti olarak, 3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleşen genel seçimlerde geçerli oyların %34, 63’ünü alarak Abdullah Gül başkanlığında 58. Cumhuriyet Hükümetini kurdu.
Aldığı siyaset yasağı nedeniyle kabine ve TBMM’de yer alamayan genel başkan Erdoğan’ın bu yasağı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin de desteklediği bir anayasa değişikliği ile kaldırıldı. Erdoğan, 8 Mart 2003 tarihinde Siirt’te yapılan yenileme seçimlerinde milletvekili seçilerek meclise girdi. Bunun üzerine Gül başkanlığındaki 58. Hükümetin 11 Mart 2003 tarihindeki istifasının ardından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den hükûmeti kurma görevini alan Erdoğan, 15 Mart 2003’te 59. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurdu.

Konumuz AK Parti’nin siyasal tarihi değil. Bizim üzerinde durduğumuz konu, 3 Kasım 2002 tarihinden başlayarak gerçekleşmiş tüm genel ve yerel seçimlerde, referandumlarda ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti’nin bugüne kadar gösterdiği siyasal başarı ve seçmenin partiye, parti liderliğine, yönetimine gösterdiği teveccühtür.

Cumhuriyet tarihinde Mustafa Kemal dönemi CHP’sinin gösterdiği siyasal başarıyı da geride bırakarak dört kez genel seçimleri kazanan ve ortaya her sandık kurulunca sandıktan başarıyla çıkmasını bilen AK Parti, aynı zamanda “muhafazakar demokrat” kimliğiyle bugün için on milyonu aşkın üyesi, ülke genelinde başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere, 21 büyükşehir ve 32 ilin belediye başkanlığını,609 ilçe belediye başkanlığını, 317 milletvekiliyle siyasal yaşamın zirvesinde olan bir iktidar partisidir.

YENİLENME VE DEĞİŞİM BAŞA BELA…!
Erdoğan, kurucusu ve genel başkanı olduğu siyasal partinin kurulduğu günden bugüne kazanımlarının ve başarılarının farkında olan bir lider. Partisinden ve genel başkanlık görevinden istifa ederek cumhurbaşkanı seçildiği günden 16 Nisan referandumu sonrası yeniden partisinin genel başkanlığını üstlendiği 998 gün içerisinde partisinde nelerin yaşandığını ve bu arada gerçekleşen 2015 Haziran ve Kasım genel seçim sonuçları ile 16 Nisan referandumu sonuçlarını da en iyi analiz edecek kişilerin başında geliyor.

Erdoğan’ın hemen her konuşmasında 16 Nisan referandum sonuçlarına dikkat çekmesi ve 2019’da gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine gönderme yaparak yüzde 50+1’e vurgu yapması, partide tepeden tırnağa yenilenme ve gençleşmeden söz etmesi boşuna değil…!

Erdoğan’ın konuşmalarında sürekli vurguladığı “dava” kavramının bir yanında ülkenin siyasal yaşamının ve egemen siyaset anlayışının, tarzının hedeflenen “Yeni Türkiye” ye uygun bir biçimde yeni bir anlayışla ele alınması ve egemen siyaset anlayışının ve tarzının da ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına koşut olarak yenilenip, dönüştürülmesi, değiştirilmesi var. Bu aynı zamanda “Yeni Türkiye’nin yaratılmasına yönelik alışıla gelmiş ve geleneksel siyasetçi modelinin yeni siyaset anlayışı ve tarzına uygun ele alınması ve yaratılmasını da zorunlu kılıyor.

Bugün AK Parti’nin teşkilatlar bazında yaşadığı en temel ve en kilit sorun ve sıkıntı burada aranmalı.!

PARTİDE TEMEL SORUN YORULANLAR MI…!?
AK Parti, kurulduğu günden bugüne taşıma suyuyla değirmen döndürmeye çalışır konumda bir parti görünümü sunuyor bizlere. Geleneksel siyasal yaşamda yer almış ve statükonun paydaşı konumundaki çeşitli siyasal partilerden farklı nedenlerle kopuşmuş birçok insanı bünyesinde ve yönetimlerinde barındıran parti de iktidar gücü ve toplumsal etkisi, kitleselleşmesi arttıkça teşkilatlar bazında farklılıkların ortaya çıkması, bu farklılıkların geçmiş alışkanlıklara bağlı olarak farklı arayışlar ve beklentiler içerisine girmesi kaçınılmaz.

İşte tam bu nokta da parti üst yönetimleri ve yöneticilerin partinin yeni siyaset vizyonuna ve tarzına uygun “hamurkarlık” görevi devreye giriyor ki, bu alandaki yetersizlikler ve zafiyetler hem lideri teşkilatlarda yaşanan sorunlar ve sıkıntılar konusunda yalnız ve çaresiz bırakıyor hem de yenilenme ve değişimin, dönüşümün, statükoyu siyasal açıdan aşmanın ve buna uygun siyasi modellerin, figürlerin partide söz, yetki ve karar sahibi olabilmelerini önlüyor.
Teşkilatlar bazında yaşanan siyasal olguların ve olayların kişiselleştirilmesi eğilimi, ego tokuşturmalar, aşırı ihtiraslar, kibir ve güç sarhoşluğunun neden olduğu şımarıklıklar, entrikacılık eğilimleri siyasal açıdan statükoyu aşmayı ve yıkmayı öngören, yeni bir siyaset anlayışı ve tarzından söz edenleri eski geleneksel siyasi alışkanlıklara ve geleneksel siyaset anlayışına, tarzına saplanıp kalmalarını beraberinde getirirken, parti içinde lidere ve üst yönetime rağmen egemenlik arayışları ve mücadeleleri başlıyor.

Sonuç ortada…!

Yaklaşık 11 bin üyeye sahip Bandırma’da yaklaşık 250 kişi ile il yöneticilerinin ve milletvekilinin huzurunda 400 delegeyi seçiyor; sandığı adeta kendi partililerinizden planlı ve programlı bir biçimde kaçırıyorsanız, ortada ciddi bir sorun var demektir…!
Sonra “dava” dan, ulvi hedeflerden söz edeceksiniz…! Politik hasımlarınıza, muhalefete, partililerinize ve millete kendinizi güldürürsünüz, başka bir şey değil…Ben AK Parti de temel sorunun yorulanlardan öte siyasal ve toplumsal statükoyu yıkmak ve değiştirmek amacıyla yola çıkanların oluşturduğu yeni statükonun kurbanı olduğuna inanıyorum.
Bu da ayrı bir yazı konusu…

Esen kalın…

Not: İş bu yazıyı yazdığım gün aşırı sıcaklar ve yüksek tansiyon nedeniyle sağlık sorunu yaşadım. Yazıma son noktayı koyamadım. Okurlarımdan bir hafta uzak kaldım. Birlikte olmak güzel. Özlemişim. Bu arada yakın ilgilerini ve desteklerini esirgemeyen dostlarıma ve okurlarımıza teşekkür ediyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ