Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

SADECE SPOR DA DEĞİL, SİYASET VE SOSYAL YAŞAMDA DA ALT YAPI…

, kategorisinde, 23 Mar 2014 - 16:56 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Güncel yaşam dinamikleri üzerine konuştuğumuz zaman genellikle üç ana konu üzerinde epey tartışmalar yaptığımızı görüyoruz. Öncelikle spor daha doğrusu futbol üzerine konuşurken yıllardır üzerine hep vurgu yaptığımız alt yapı meselesinin hala çözülemediğini görüyoruz. Aldığımız bir iki başarısız sonuç sonrası geldiğimiz ilk ve tek durak alt yapı durağı oluyor biliyorsunuz.
Geçen gün bir siyasi mitingi izlerken bir arkadaşımın siyasi kültür olarak daha alacak çok mesafemiz olduğu konusundaki eleştirisine takılmıştım. Özellikle ileri yaşlarda siyasete katılan siyasetçilerimizden söz ederken onları hiç alt yapı bilgisi almamış futbolculara benzetmesini çok yerinde bulmuş ve ben de kendisine genellikle izleme ve de duyumlar üzerinden yapılan siyasetin deneme yanılma metodundan çok da farklı olamayacağını, hele hele çokbilmişlik tavrı ile yapılan siyasetin halka gitmeden havada kalıp yerde parçalandığını göremedikçe Türk siyasi hayatının çağdaşlaşamayacağını söylemiştim.
Baktığımız zaman siyasetin öncelikle bir anlama ve anlatabilme meselesi olduğunu, anlama ve anlatma açısından birisinin eksik olması durumunda ikincinin de olamayacağını iyi bilmemiz gerekiyor. Sadece iletişim mi? Elbette hayır. Güncel hayatın ekonomi üzerinde döndüğünü göremeden, ekonomi verilerini öğrenmeden toplumun beklentilerini görebilmek mümkün olabilir mi? Açık ve net soruyorum, bu gün esnaf veya tarım kredilerinde faiz oranlarının ne olduğunu kaç siyasetçimiz biliyordur acaba? Daha da önemlisi bırakınız genel bütçe rakamlarını, bulunduğu yerel yönetimin ortaya koyduğu bütçe rakamlarını bilmeden, araştırmadan yani doğru dürüst değerlendiremeyen siyasetçilerimiz var bu ülkede? Ve dahası, hayatında hiçbir sivil toplum örgütüne üye olmamış veya buralarda görev almamış vatandaşlarımızın çok daha zor ve meşakkatli bir çalışma alanı olan siyaset sahnelerinde görev almaları ne kadar uygun oluyor vallahi bilemiyorum. Bakınız bu gün enerji dediğimiz şey, sosyal yaşamın en önemli bir gereksinimi ve de bilgi gerektiren ana parçası. Ama bakıyoruz su, elektrik, doğal gaz ve petrol gibi bir siyasetçinin çok yakından takip edeceği konularda da sığ ve yetersiz bilgili siyasetçilerimize rastlıyoruz. Bakınız daha da açık söyleyelim. Bu gün gelişmiş ülkelerde geri dönüşüm meseleleri neredeyse tamamlanmış ve çözülmüş meseleler olarak görülüyor artık. Bizler ise hala bu işleri nasıl yaparız diye yırtınıp duruyoruz kentlerimizde. Unutmayalım ki siyaset bizim taa 50 yıl öncesindeki siyaset değil artık. Kim nasıl yorumlarsa yorumlasın bu gün çağdaş bir siyasetçi dediğimde benim aklıma halkın ihtiyacı olabilecek ulaşımdan sağlığa, eğimden sanat ve kültüre kadar hemen hemen her konuya cevap verebilecek birikimli, donanımlı siyasetçi geliyor. Kısaca istatistik veriler, bilimsel çalışmalar, plan ve programları kendisine rehber etmeyen, okuyup araştırmayan bir siyasetçinin her gün biraz daha değişen dünyamızı kolay kolay takip edebileceğini düşünemiyorum.
Ve gelelim sosyal hayatımızın alt yapısına. Ben bunu 2-7 yaş arasında kalan çocuklarımızın yetiştirilmesine bağlıyorum. Özellikle anaokullarımızın çoğaltılarak ortak eğitimle oyun alanlarının çoğaltılarak birlikte paylaşım, öz güvenin geliştirilmesi, arkadaşlık, yardımseverlik, saygı ve sevgi, doğa ve hayvan sevgisi, kurallara uyum gibi bu gün güncel yaşam dinamiklerimiz içinde fazlasıyla yakındığımız davranışlarımızın çözüm adresi olarak ben alt yapı diyerek nitelendirdiğim 2-7 yaş arası çocuk eğitimine eğilmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Sonuç olarak konumuz çok derin bir konu. Daha yazılacak çok şey var ama bence işin özetinin, her konuda daima altyapı olduğunu söylemem gerekiyor.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz