Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

Özgürlük Kullanımına Dair

, kategorisinde, 29 Ağu 2012 - 17:44 tarihinde yayınlandı

Özgürlükler konusu açıldığında eminim bu konuda söyleyecek sözümüzün çok fazla olduğunu düşünüyorum. Özelikle son yıllarda toplum olarak ülkemizde demokrasi ve özgürlükler algısı üzerine epey tartışmalar yapıldığını biliyor ve de izliyoruz.
Ama ben toplum olarak özellikle güncel yaşam içinde zaman zaman şaka yollu zaman zaman da ciddi tartışmalar yaparken öfke ve kızgınlıklarımzı frenleyemediğimizi görüyorum. Bakınız bu tarz davranışlar başta siyaset olmak üzere spor gibi, dernek faaliyetlerimiz gibi birlikte olduğumuz alanlarda görülmekte.
Sanki bağırarak argo ile konuşarak, küfür ederek kızgınlıklarımızı yendiğimizi düşünmek gibi çağdışı bir anlayışın hala ülkemizde devam ettirilmesi çok da anlaşılır bir konu değil açıkçası.
Bakınız bu gün ister spor alanlarındaki kulüp ve başkanlarımız için isterse siyaset veya sosyo kültürel alanlardaki liderler, yazarlar, sanatçılar olsun çok geniş bir toplumsal alanımız var. Ve bu alan içinde unutmayalım ki her liderin, her başkanın, her sanatçının, her meşhur futbolcunun, her dernek başkanının ne bileyim alanında önde olan her kişinin bir seven kitlesi, bir destek veren kitlesi vardır ve olacaktır da.
Hal böyle iken, tanıdığımız veya tanımadığımız ortamlarda isim ve adres vererek eleştiri yapıyor olmak adına küfür etmek, aşağılamak, küçültmek gibi sözel davranışların sarf edilmesi noktasında ne kadar özgürlükçü bir davranış içindeyiz bunu iyi bilmemiz gerekiyor artık.
Sonra yakınıyoruz ve diyoruz ki neden dostluklar bitiyor, neden arkadaşlıklarımız azalıyor, neden selam ve sabahları kesiyoruz, neden aramızdaki o eskiden olan şen sohbetler olmuyor gibi sosyal endişelerimizi dile getiriyoruz.
Elbette eleştiriler yapılacaktır. Elbette olumsuz yanlarımız bulunacaktır ama tüm bunları dile getirirken sanki hınç alırcasına, sanki bir daha hiç yan yana gelmeyeceğimiz manasında arkadaşlık ve dostlukları hadi bozma adına demeyelim ama zedelemek adına neden freni boşalmış kamyon gibi ağzımıza geleni söylemekten kaçınmıyoruz acaba?
Unutmayalım ki bu gün nasıl kişisel olarak her şeyin farkında olduğumuzu bizler iyi biliyorsak karşımızdakilerin, çevremizdeki arkadaşlarımızın da her şeyin farkında olacağını mutlaka düşünmeliyiz.
Ve maalesef sonra dönüp yahu gelişmiş ülkelerde bu işler ne kadar sağlam temellerde, niye bizlerde hep bu işler böyle oluyor diye yakınıyoruz da.
Sonuç olarak özgürlükleri kullanırken her olayı kişiselleştirerek yani her düşüncenin sadece benim düşündüğüm gibi olmalı mantığından süratle uzaklaşmalıyız. Daha da önemlisi sevmeyebiliriz ama mutlaka saygı göstermeyi düşünmeliyiz. Bunu ister siyasi partiler alanında isterse spor alanları olsun toplumun ilgili olduğu her alanda uygulama yoluna gider ve bunda da başarılı olursak eğer önce demokrasiyi rayına oturtmuş sonra da sınırları konulmasa da özgürlük kullanımını çağdaşlaştırmış oluruz.
Ve bundan da emin olalım ki toplum olarak hepimiz fayda görürüz.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz