Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Müzdelife, (Meş'aril Haram); Berzah, kabir hayatı

kategorisinde, 14 Eki 2012 - 19:19 tarihinde yayınlandı

Gün batımıyla başlayan göçün ikinci durağı Müzdelife’dir. Ölümle gelen ikinci durak kabirdir.”Zelife” yaklaşmak, “müzdelife” yaklaşma yeri anlamındadır. Müzdelife’de biraz daha yaklaştın gideceğin yere ve bildin artık bu yolun sonunu, hem de “aynel yakîn” olarak. Artık her şeyin şuuruna erdin. Nasıl bir yolcu olduğunu iyice anladın.

Müzdelife hacıların sabahı bekleyip geceyi geçirdikleri yerdir. Ölünün dirilmeyi beklediği yere ne kadar da çok benzemektedir. Sabah olunca Mina’ya akın edecekleri mekândır Müzdelife. Arife ile bayramın gecesi, hayat ile ebedi hayatın istirahatgâhı kabir gibi. Şimdi istirahat et, rüyalar gör. Sabah hesap var. Arafat’ta hâsılat iyi ise endişe etme. Arafat’ın hâsılatı iyi değilse kâbuslar görürsün. Çünkü yarın her nimetten sorguya çekileceksin Mina’da.

Müzdelife’de karanlığın ortasında yapayalnızsın. Arafat’taki duruşuna göre, rüyanda ya cenneti görecek ya da cehennem çukuruna düşmüş gibi olacaksın. Arafat’ta cenneti elde edecek hayatı yaşadınsa korkma, korkulu rüya görmeyecek rahat bir şekilde yarına uyanacaksın ve bayram yapacaksın.

“Meş’aril Haram” his, algılama, duyu, bilinç yeri, gerçeğe erilen, gaybın açığa çıktığı yer. Mina’ya geçmeden, güneş doğmadan önce burada ayağa kalk, hesap vermek üzere mahşere hazırlan. “Arafat’tan indiğinizde Allah’ı Meş’aril Haram’da anın; O’nun size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri yolunuzu kaybetmiştiniz. Sonra insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edip çağlayın, Allah’tan bağışlanma dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder.” (2/198-199).

Bu ayetlerle Allah, Kureyş kabilesinin hac yaparken Arafat’a gitmeyip, halktan kendilerini ayırarak Müzdelife’de (Meş’aril Haram’da) kalmalarının doğru olmadığını bildirmiştir. İslam öncesi Kureyş kabilesi hac yaparken, diğer insanlar gibi Arafat’a gitmiyorlardı. Kendilerini ayrıcalıklı gördüklerinden bunu yapıyorlardı. Allah onların da diğer insanlardan hiç farkları olmadığını belirterek, Arafat’a gitmelerini istemiştir. Çünkü Allah’ı anış ve yöneliş Arafat’la başlar, Meş’aril Haram’da devam eder, hem de kuvvetlenerek.

Arafat’ta /Dünya’da “ilmel yakîn” olan marifetin (bilgin), Meş’aril Haram’da /berzah’ta “aynel yakîn” olmuştur. Artık herkesin akıp gittiği yoldan Allah’a döndüğünü kesinlikle anlamış ve Allah’a yaklaştığının şuuruna ermiş olmalısın Meş’aril Haram’da. Bu yüzden bağışlanma dileğini daha kuvvetli yapmalısın.Arafat’ta kendini ve Allah’ı bildin ve tanıdın, Müzdelife’de O’na yaklaştın ve gaybın şuuruna erdin.Akşam olunca Arafat’ta sur’a üfürüldü, öldün. Sabah olunca Müzdelife’de yine sur’a üfürülecek sen yeniden ayağa dikileceksin. Rabbi’nin huzuruna hesap vermeye gideceksin. Bu yüzden hayatta iken Şeytanla savaşta kullandığın malzemelerini yanına almalısın. Müzdelife’de 70 tane taş toplamalısın. Rabb’ine Şeytanla hep mücadele halinde olduğunu bu taşları kanıt yapmalısın. Şeytanla savaşmayan Rabbi’nin rahmetini celp edemez. Çünkü Şeytan insanın düşmanıdır.

İşte Müzdelife’de ortalık ağarmaya başladı. “Eyvah! Bizi kabirlerimizden kim kaldırdı? Bu Rahman’ın vadettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!”(36/52) şaşkınlığına düşme. Çünkü bugün müminlerin bayramıdır. Bu günün vadedilmiş gün olduğunu biliyor olmalısın. “Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler.”(70/43) ayeti mahşerdeki durumu anlatmakla birlikte sanki Müzdelife’deki sabahı da anlatmaktadır. Müzdelife’de sabaha karşı ayağa dikilinmiş Mina sınırına gelinmiştir. Bir nevi hesap vermek için ayağa kalkılmıştır. “Bu dönüş sadece bir seslenmeye bakar.” (79/13). “Birden bire kendini mahşerde buluverirler.” (79/14). “Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir.) Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.” (14/51). “Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman, insanoğlu ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.” (82/4-5).

Arafat’ta (dünyada) yaptıkların ve Müzdelife’de (Kabir’de) biriktirdiklerin yeterli ise hesabı verebileceksin demektir. Rasûlullah (s.a.v.): “İnsan, ömrünü ne yolda tükettiğinin, ilmini ne yolda kullandığının ve onunla ne ameller yaptığının, malını nereden kazanıp nereye harcadığının, cismini ne yolda yıprattığının hesabını mutlaka verecek ve bu hesap verilmeden hiçbir yere gidilmeyecektir.” buyurmuştur. Allah da “O gün size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz”(102/8) buyurarak hayatı iyi değerlendirmemiz ve hesaba hazırlıklı olmamız konusunda uyarısını yapmıştır. Allah’a dönüşümüzde bize eşlik edecek, amel defterimizde bulunduğunda bizi kurtaracak olanın “iman ve salih amel” olduğu Kuran’da yüzlerce defa tekrar edilmiştir. Rasûlullah(s.a.v.), “insanın ölümüyle amel defteri kapanır. Ancak salih evlat, eser ve öğrenci bırakanların defteri kapanmaz.” buyurarak insanın dünya ve kabir hayatında hesabına iyi şeyler yazdırabileceğini ifade etmiştir. Şimdi hesap verme zamanı gelmiştir. Dördüncü perde açılmakta, hacılar Mina’ya akmakta ve insanlık Mahşer’e toplanmaktadır.

Mina; Mahşer, Hesap yeri

“Menâ” imtihana çekmek, sınamak, “müniye” uğramak, çatmak, karşılaşmak, başına gelmek, nasip olmak, kısmeti karşısına çıkmak. “temenna” dilemek, temenni etmek, arzulamak. “Mena” kader, ecel, ölüm.

Mina, yaratılış, serüveninde üçüncü ve son durak, burayı da başarı ile geçersen, Rabb’ine ve ebedi saadet yurduna erişeceksin. İhramdan çıkacak, Kâbe’ye varacaksın.Mina’da cevabını vermen gereken soru Şeytana ve dostlarına tabi olup olmadığındır, onları taşlayıp taşlamadığındır. Baş düşmanlarına karşı nasıl davrandığındır. Düşmana başkaldırıp, Allah’a teslim olup olmadığın burada ortaya dökülecektir. Şeytandan uzaklaşıp, Allah’a yaklaştığını dünya hayatı süresince nasıl belirttin. Şeytanı taşladın, Allah için fedakârlıkta bulundun mu? Yani kurban olarak neler sundun? Allah’ın ordusunda mı, Şeytanın ordusunda mı savaştın. Allah’ın ordusunda yer alıp Şeytanla savaşmışsan bayram yapıp, ebedi saadete ereceksin.

Belgeler Şeytanla savaştığını gösteriyorsa ne mutlu sana. Çünkü Allah, bedbaht olacakların ancak Şeytan ve onun hizbini takip edenler olacağını Kur’an’da sıkça ifade etmektedir: “Ey iman edenler hepiniz topluca “barış ve güvenliğe” (silm’e, İslam’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size apaçık düşmandır.” (2/208). “Ey Ademoğulları! Ben size Şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin, bu doğru yoldur,” diye bildirmedim mi” (36/60). “(İblis): Senin kudretine andolsun ki, onlardan sana içten bağlı olan kulların bir yana, onların hepsini azdıracağım” dedi. (Allah): “İşte bu doğru; Ben de gerçeği söylüyorum, seni ve sana uyanların hepsini cehenneme dolduracağım” dedi. (38/82-85). İnsanın yaratılış serüveninde başarılı olabilmesinin yolu Şeytandan uzak durmasına, Allah’a yaklaşmasına bağlıdır. Mina’da Şeytan taşlama ve kurban kesme bunu ifade etmektedir. Günlük hayatta kullandığımız Eûzu-Besmele de bunun en veciz ifadesidir. “Kovulmuş Şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim Allah’ın adıyla”. Dünya hayatı, Şeytandan veya Allah’tan yana olunup olunmadığının ortaya konması süreci olduğuna göre ahiret hayatında sorulacak en önemli iki soru, Şeytana uyulup uyulmadığı ile fedakârlıklarla Allah’a yaklaşılıp yaklaşılmadığıdır.

Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Hacer gibi Şeytanı taşla. Allah’ın emirlerine teslimiyet göster. Allah bu teslimiyetini ödüllendirecek seni ebedi saadete erdirecektir. Mahşer hesabının zorluğunu Mina’da hisset. Bunun yanında ihramdan kurtul, günahlardan arınmanın bir nişanesi olarak tıraş ol. Saçların yere dökülürken, arınmışlığı yaşa. Çünkü saadete yalnızca arınmışlar erecektir.

Şeytan taşlanıp, kurban kesildikten sonra olunan tıraş, günahlardan arınmanın bir ifadesi olarak görülebilir. Çünkü Rasûlullah hacda: “Allah’ım saçlarını tamamen kestirenlere merhamet et” buyurunca oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü, saçlarını kısaltanlara da” dediler, O da: “Allah’ım saçlarını tamamen kestirenlere merhamet et” buyurdu. Oradakiler yine saçlarını kısaltanlara da merhamet dilemesi için aynı sözü tekrarladılar. En sonunda Rasûlullah: “Saçlarını kısaltanlara da merhamet eyle” diye dua etti. Bu olay, insanlar için arınma aşamaları olduğu inancımızı açıklıyor sanki. Dünya’da arınanlar, kabirde arınanlar, ahirette arınanlar saadet yurdu cennete gireceklerdir.

Mina’da Şeytanı taşladın (la ilahe dedin), kurbanı kestin (illallah dedin) teslim oldun ve hesabını verdin, tıraş oldun günahlarından arındın. Şimdi ihramdan, yasaklı olmaktan kurtuldun. Sıra geldi Kâbe’yi tavafa yani cennet’e girmeye. “Ey huzurlu insan! Hoşnut olmuş ve hoşnut etmiş olarak Rabb’ine dön! Kullarımın arasına karış ve cennetime gir.” (89/27-30) nidasını duy. Mina’da Rabb’inin bu ayette bahsettiği kişilerden olabilmen için dünya hayatında, Şeytan ve dostlarından uzak kalman gerektiğini daha iyi anlamak için üç gün daha şeytanlarını taşla. Bunu yaptığın sürece Allah’ın vaat ettiği cennete erebileceksin.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz

twitter porno twitter porno yücel ışık