UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,48 / Satış: 3,50
€ EURO → Alış: 4,17 / Satış: 4,19

MASLOW! SON BASAMAKTA SIKINTIMIZ VAR…

MASLOW! SON BASAMAKTA SIKINTIMIZ VAR…
  • 20.05.2017

“En temel ihtiyacımız nedir?” sorusuna yüksek ihtimalle hepimiz aynı cevabı veririz. “Su!”
Peki ya üzerine bir soru daha sorarsak:
“Sonra gelecek olan en önemli ihtiyacımız nedir?” İşte bu soru karşısında vereceğimiz cevaplar sonsuzdur. “Barınma, güvenlik, sevgi, yemek, demokrasi, çikolata…” Aradan bir akıllı çıkar belki “para” diye cevap verir. Sonuç olarak hepimizin öncelikleri farklıdır.
İnsancı görüşün önemli temsilcilerinden biri olan Abraham Maslow -bilmeyenleriniz için kendisi psikolog, yazar- İhtiyaçlar Hiyerarşisini sıraladıktan sonra hepimiz ona aynı ağızdan hak verdik, ders notları olarak önümüze konulduğu zaman aşağıdan yukarıya doğru ezberledik -ezberleyemeyenler sıralarının üzerine yazdı ve dersten geçtiler- ve kimse bu sıralamaya sadık kalmadı. Çünkü kalamayız! Zaten kalsaydık piramit devrilmezdi.

Peki nedir Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi?
Ona göre en birincil ihtiyacımız; fizyolojik ihtiyaçlar. Herkes gibi bu teoride de; önce su, yemek, ısınma, uyku var. Bir sonraki adımda güvenlik ihtiyacı var. -ikinci soruya “para” diye cevap verenler bu kısmı atlayabilirler- İnsan psikolojik olarak kendini koruma altına alıp, güven duygusunu oluşturunca, bir diğer basamak olan “ait olma” ihtiyacına erişiyor. -ikinci soruya “para” diye cevap verenler bu kısmı atlayabilirler-  Artık suyunuz, ekmeğiniz var. Barınıp uyuyabiliyorsunuz, güvendesiniz hatta üzerine seviyor, seviliyorsunuz. Bu basamak öyle bir basamak ki; tüm papatyalar koparılmış, seviyor-sevmiyorculuk oynuyoruz. İşte ne bileyim; güneş tepede, herkes renkli şemsiyeler almış, öyle geziniyoruz.
“Oh, oh! Bu ihtiyaçlar hiyerarşisi süper gidiyor, maşallah!”
Ait olma basamağından ayağımızı kaldırıp biraz daha yukarı doğru çıkınca “saygınlık” ihtiyacıyla karşılaşıyoruz. Burada “başarı” kelimesiyle yüzleşiyoruz. Yüz yüze durunca tanınmayalım diye herkes bir maske almış. Başarılı olacağım diye; kimi prenses olmuş, kimi örümcek adam falan.
Başarılı olmanın, saygı görmenin, statü sahibi olmanın insan doğası için önemli bir ihtiyaç olduğunu artık anladık -fazla anladık- derken son basamak karşımıza çıkıyor; “Kendini gerçekleştirme.”
Geldik piramidin zırt dediği yere! Ee, son ihtiyacımız bu mu? Bitti mi? Kendimizi gerçekleştirdik ve artık başka ihtiyacımız kalmadı mı? Tüm basamaklardan on üzerinden on puanla geçtik ya! Son basamakta bir sıkıntı mı var acaba?
Şu “kendini gerçekleştirme” ihtiyacının giderilmesi altta kalan basamaklar tamamlanmadan olmuyor. On üzerinden on puan alamayışınızın kanıtını ise bu basamakta tam verimliliğe ulaşmış kişilerin özellikleri. Hümanist yaklaşımın bir diğer savunucusu olan Rogers Amcamız bu kişilerin özelliklerini açıklamış. Bir test yapalım. Bakalım bizim piramit hala sağlam mı?
Aşağıda verdiğim özellikler size uyuyorsa; yanına işaret koyun. -yıldız,tik hatta kalp gibi sempatik şeyler olabilir-

– Kendinizi kabul ediyorsunuz
– Kendinize saygılısınız
– İçinizden geldiği gibi davranırsınız
– Duygularınızı saklamaz, bastırmazsınız
– Tüm yaşantılara açıksınız
– Gerçeği olduğu gibi algılarsınız
– Demokratiksiniz
– Yaratıcısınız
– Başkalarından devamlı yardım beklemezsiniz
– Topluma karşı uzlaştırıcısınız
– Değişen ve değişmeyi seven bir bireysiniz
– Başkaları ile rahatlıkla ilişki kurabiliyorsunuz
– Önyargınız yok
– Yalnız kalabilme gücüne sahipsiniz

Sempatik işaretlerinizin toplamı on dört ediyorsa büyük ihtimalle yalancısınız. -kesin yalancısınız demiyorum- Eğer daha az işaretiniz varsa son basamakta sıkıntı var! Bu demek değil ki; her şeyi tam yaptık ama kendimizi gerçekleştiremiyoruz. Bu demek değil ki; piramidin en aşağısından tekrar merdiven çıkmaya başlayalım. Sorun temelde kullanılan malzemenin miktarında değil, sorun kullanılan malzemenin kıvamında. Sırf içine çakıl atmamız lazım diye, komşunun bahçesinden çakıl toplayınca kıvam tutmuyor. İşin sırrı kendi bahçemizde olan çakıllarda. Toplum olarak önceliklerimiz çok farklı. Hep bir ağızdan sadece “su” konusunda aynı fikirde olabiliriz. Diğer basamakları aynı çıkmıyoruz, çıkamayız da. Ben yukarıda bahsettiğim hiyerarşik düzenden yanayım. Saygınlık basamağından önce ait olma basamağında biraz ter atmamız gerekiyor. Fakat dördüncü basamağı, üçüncü basamaktan önce koyanlar var. O da olur. Nasılsa çıkılacak o yol. Hangisini önce çıktığımızın pek önemi yok diyelim. Ama “ben basamak atlayıp, bir diğerine hızla çıkacağım” diyorsan ya da “ya bu saygınlık basamağı iyiymiş, ben biraz daha burada takılayım” diyorsan; işte son basamakta sınıfta kalıyorsun. Kimse saygınlık basamağında eşit sürede vakit harcamaz. Herkesin “başarı” hikayesinden esinlenerek heykeller dikilmez. Bu yüzden heykelim dikilsin diye o basamakta ömür boyu kalırsanız; bence kendinizi gerçekleştirmiş sayılmıyorsunuz. İhtiyaçlar hiyerarşisini oluşturan Maslow’un bir sözü vardır.
“Birinci sınıf çorba, ikinci sınıf tablodan daha yaratıcıdır.”
Bu sözün sahibi Yahudi bir ailenin yedi çocuğunun en büyüğüydü. Maddi olanakları kısıtlı, mahallesinde hiç Yahudi komşusunun olmadığı bir sokakta büyüdü. İhtiyaç ne demek, basamakta terlemek ne demek kısa zamanda algılanabilir bir yaşantı… O’na göre bu sözü bugün benim aklımda tutmam bir başarı hikayesi olurdu. -heykele gerek yok-
Peki biz hayatın neresindeyiz? Basamakları çıkarken neden yoruluyoruz? Bir diğer basamakta olacağız diye, bir alt basamaktan yükler mi kalıyor omuzlarımızda?
“Kendini geliştirme” testi için elinize kalem alıp söylediğim yere hala işaret koymayan siz değerli okurlar; umarım piramidinizi tamamlamayacak vaktiniz olur. Umarım dördüncü basamağı son basamak sanmazsınız.

Gizem Kılınç Kuruoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ