UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,70 / Satış: 3,71
€ EURO → Alış: 4,34 / Satış: 4,36

MANİDAR SUSKUNLUK…!

MANİDAR SUSKUNLUK…!
  • 27.09.2017

Üç hafta önce İlk HABER gazetesi, Bandırma belediyesinin Bandırma Basketbol Kulübü’ne tesis yapımı karşılığı yer tahsisi ile ilgili yapılan sözleşmeyi ve kira kontratını kamuoyunun gündemine taşıdı.

İlk Haber, konuyu sadece haber boyutu ile ele almanın ötesinde kamuoyunun gündemine taşıdığı haberi bizzat MHP’li Meclis üyesi Harun Algül, AK Parti ilçe başkanı ve Meclis üyesi Alp Bostancı yine partili meclis üyeleri Nejan Nart, Sabri Külcü’nün beyanları, iddiaları ile besledi, haberini “boş” bir ithamın ötesine taşıyarak temellendirdi.
Gazetenin köşe yazarlarından sevgili arkadaşım Süleyman Takunyacıoğlu ise yazdığı yazı ile köşesinde bu konudaki itham ve iddiaları kendi tarzı ile yorumladı.

BANDIRMA YAŞANANLARIN FARKINDA
Evet, bu konudaki itham ve iddiaların tepki düzeyinde yazılıp çizilmesinin üzerinden tam üç hafta geçti ve ortalıkta ‘tık’ yok! Konunun birincil elden muhatabı Bandırma belediye başkanı Sn. Mirza’yı da gündeme taşınan itham ve iddialar konusunda yanıt vermeye davet eden İlk HABER, üç haftadır sessizliğe gömülmüş bir başkan ile karşılaştı.
Hoş, sükût ikrardan gelir, diye bir deyişimiz var ama Sn. Mirza’yı yakından tanıyanlar bilirler ki, başkan, belediye ve şahsına yönelik bir itham ve iddiayı yanıtsız ve karşılıksız bırakacak bir kişiliğe sahip değildir ve mutlaka ama mutlaka, belediye yönetimine ve şahsına yönelik eleştirilere günü geldiğinde ve ortamını bulduğunda bir şekilde yanıt verir.

Peki, bu itham ve iddialar, eleştiriler sadece MHP ve AK Partili meclis üyeleri ile mi sınırlı?
Hayır…!
Başta CHP’liler olmak üzere bu karar ve icraatlar kentin, hatta kadın günlerinin, kahve ve meyhanelerin genel muhabbet konusu…!
İşte bir belediye başkanı ve yönetimi için, bir siyasi için asıl tehlike budur. Bu durumun halk arasında genel ifadesi, argo tanımı ile, kişinin “ayağa düşmesi” dir. Bu ifade ve tanıma, en çok CHP içindeki Mirza muhalifleri “biz söylemiştik” diyerek,“ kıs kıs” gülüyor.
Biz, konumuza geri dönerek, olayın kendisini çok yönlü ve özetle sorgulayalım.

İLKHABER’İ SUSTURMAK İÇİN YENİ BİR FETÖ BULUN…!
1.si, İlk HABER, “muzur” bir gazetedir. Kurulduğu 15 Aralık 1992 yılından bugüne sahibi, idaresi, yazarları, çalışanları ile kimsenin el sürmediği, imtina ederek el sürmeye çekindiği kentte ve bölgede ne var ise bulur, çıkartır ve konunun anlaşılır olması, kamuoyunun bilgilenmesi, ilgili ve yetkili kurumların harekete geçmesi için olay ve olguyu bedeli ne olursa olsun, farklı habercilik anlayışıyla kamuoyunun gündemine taşımayı görev edinir.
Bu önemli ve bölge ile kent için yaşamsal bir sorun olarak görülmeli…!
Neden ve niçin?

FETÖ’ nün emniyet-adliye-medya ayağıyla 28 Ekim 2009’da İlk Haber’e karşı yalan yanlış suçlamalarla ve sahte belgelerle, telefon dinlemeleriyle gerçekleştirdiği operasyonla amaçlanan cezalandırmanın ötesinde basın anlamında direngen bir ocağın söndürülmesi, dağıtılması ve çökertilmesi idi. Yaşanan mağduriyetlerle FETÖ amacı konusunda kısmen başarılı oldu ama uzun vadede yenildi. Bu çok yönlü saldırı da ve operasyonda sorumluluk almış FETÖ’cü polis ve savcılar, hakimler 15 Temmuz darbesinin bastırılması ve ipliklerinin pazara çıkması, deşifre olmaları ile ya kaçtılar ya görevden uzaklaştırıldılar ya da tutuklanarak yargı önüne çıkartıldılar.

Bu karanlık, kirli ve kanlı sürecin kimi failleri ve işbirlikçilerinden kimileri bir şekilde paçayı kurtardı ve hala gazeteci ve hala siyasi kişilikler olarak aramızda…

Açıkça bir gerçeği belirtelim ki, bilsinler: Kaçış yok…! T.C. Devleti ve bu asil milletle davalı olanlarla İlk Haber’de davalı olacak, içimizdeki bukalemunlarla kamuoyu ve adalet önünde hesaplaşmaktan bir an bile geri durmayacaktır.

Bu bekelemunların,15 Temmuz akşamı ve 16 Temmuz günü yüzlerce yurttaşımızı hunharca katlettiğini ve binlercesini yaraladığını bu millet biliyor. Gördük ve hep birlikte yaşadık.! Unutmadık ve unutturmayacağız…
Bunun yukarıdaki konuyla ne ilgisi var diye sorulacağını biliyoruz. İlişkisi var…!28 Ekim 2009 FETÖ operasyonun da dolaylı ya da dolaysız sorumluluğu olanlar, İlk Haber’in çökertilmesinin, bölgede ve kentte derin bir sessizliği neden olacağını ve bu arada basında oluşan boşluğu bildikleri ve inandıkları gibi dolduracaklarını sanıyorlardı, suskunluk ortamında doldurdular da…Bugün ki, bölge ve kentin içine itildiği, sürüklendiği çaresizliğin ve içler acısı durumunun nedeni budur…!

BANDIRMA’DA MUHALEFET PARTİLERİ VE STÖ’LERİ VAR MI?
2.si, Bandırma’da belediye mülklerinin ve arazilerinin satışı…Bu durum, özellikle Mirza’nın 2014 Mart’ın da belediye başkanlığına seçilmesi sonrası belediye meclis gündeminden ve kamuoyundan düşmüyor. Mirza, üç yılı aşkın başkanlığı döneminde bizzat kendi ifadesiyle 100 milyon TL’nin üzerinde belediyenin mülklerinin ve arazilerinin satışından gelir elde ettiğini vurguluyor. Konuyu siyasi olarak ele alarak olayı siyasi zemine çekmeyeceğiz. Bu siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin konusu ve hemen hiç birinden dillerini yutmuşçasına ‘tık’ çıkmıyor.
Herkes kendi derdine düşmüş…!
İlk Haber, genel yayın politikası olarak, satış konusuna “karşıyız” noktasından yaklaşmıyor ama bu konuda belediye ve kent adına bir sorun ve sıkıntı yaşandığı da gözleniyor. Şu veya bu yöntemle sattığınız her belediye mülkü ve arazisinden elde ettiğiniz geliri, nasıl ve ne için kullandığınız ve satılan, yitirdiğiniz değere karşı belediyeye ve kente daha değerli ne kazandırdığınız konusu önemli.
Sattığınız her değerden elde ettiğiniz geliri, hesapsız kitapsız harcamalarla müflis bir tüccar gibi geri dönüşümü olmadan tüketiyor, har vurup harman savuruyorsanız, devletin de, bu garip milletin de eli iki yakanızda olacaktır.

KATILIMÇI, HALKÇI, ŞEFFAF YÖNETİM ANLAYIŞI BU MU?
3.sü, sürekli önce belediyede ikili görüşmeler ve pazarlıklarla pişirilip, daha sonra yasa ve mevzuat gereği formalite icabı belediye meclis gündemine taşınan kentimizdeki spor amaçlı dernek ve kulüplere mülkiyeti belediyeye ve doğal olarak Bandırma halkına ait ortak kullanım alanlarını, kentsel ihtiyaç ve talepleri bahane ederek, asli sorumluluğunuzu birilerine uzun vadeli sözleşmelerle, düşük kira kontratları ile vermenin mantığı ne?

Her belediye başkanı ve yönetimi, kamu mülkiyeti ve kamunun bu mülkiyetlerdeki hakkını ve hukukunu korumak ve gözetmek zorundayken; bir başkan ve yönetimi kamu mülkiyetini babasının malı gibi görerek, bu mülkiyet üzerinde keyfi tasarruf hakkını hangi güçle ve kimden yetki alarak bu şekilde kullanabiliyor? Bu da yetmiyor, “söz verdim” denilerek, belediyenin iş araçlarını, iş gücünü, bilgi ve becerisini, yakıtını gönüllü hafriyat işlemleri için kullanabiliyor.

DENİZ KİRLİLİĞİNDEN
NEMALANANLAR TÜREDİ
4.sü, Bandırma sözde bir deniz kenti ama “deniz” ile ilişkisi manzaralık. Kirlilikten dolayı Bandırma Körfezinde denize girebilmek hatta denizin nimetlerin bile layıkıyla yararlanabilmek mümkün değil. Bandırma, son yıllarda kendi kentsel gerçeğini unuttu ve deniz kenarına sahile havuz kondurma başarısı gösteren Bandırma, bu kez de ticari anlamda havuz ticareti ile deniz kirliliğinden rant sağlamanın arayışını sergilemeye başladı.

Çünkü, yazın aşırı sıcaklarında, Bandırma bir deniz kenti olmasına karşın, genç yaşlı kimsenin denize parmaklarını sokacağı kıyı ve yer yok! Belediyemizin her yaz başında yaptığı gibi, plastik havuzlarda (ben buna “leğen” diyorum) çocuklarımıza yüzme öğretiyor ve bununla hizmet diye övünç duyuyoruz.

GERÇEKTEN HER YOL
MÜBAH MI?
5.si, yazarak ve gündeme taşıyarak kimsenin incinmesini istemesek de, Bandırma Basketbol Kulübü’nün kurucuları, teknik yönetimi ve takımları ile amatör bir ruh ve anlayışla çeşitli branşlarda kente kazandırdığı başarıları yadsımak mümkün değil ama belediyenin yer tahsisinden önce yaşanan ikili görüşmeler ve trafik, bu görüşmelerin ve trafiğin siyasi ve sosyal boyutu, itham ve iddialar doğru ise çirkin olmanın ötesinde SKANDAL boyutunda, bir rezilliği içermektedir. Siyasi açıdan birilerinin veya bir partinin seçimleri kazanmasında spor ve sportif faaliyetler, çocuk ve gençlerimizin masumane ve iyi niyetli çabaları kimsenin şahsi ticari ve siyasi ikbaline basamak kılınamaz.
Siyasi ve sosyal yaşamda da başarı için her yol mubahtır anlayışı ve tarzına sahip olanları bu ülke de ve kentte bekleyen, sonuç da hüsrandır.

BANDIRMA KONUŞULMASINI BEKLİYOR
6.sı, sonuç olarak, Sn. Mirza, bu itham, iddia ve eleştirilerle ilgili kamuoyunu ve Meclisi, bilgilendirmeli ve yanıt vermeli diye düşünüyoruz. Bandırma Basketbol Kulübü yönetimi de, (Harun Balat gibi olup-bitenleri gazetesinde resmeden gazetenin aboneliğini acilen iptal etmenin derdine düşeceğine, uzun zamandır siyaseten birilerinin adını kullanarak, ardına gizleneceğine) haklarındaki iddialarla ve eleştirilerle ilgili kamuoyunu bilgilendirmelidir.

TÜRKİYE,BİR HUKUK
DEVLETİDİR
7.si, bu ve benzeri olaylarda basın ve gazeteciler, yazarlar Anayasa, yasalar ve mevzuatlar çerçevesinde birçok yolsuzluk ve suiistimali kamuoyunun gündemine taşıyor. Bu kimi zaman gazetecinin haberiyle, kimi zaman köşe yazarlarının yorumlarıyla kimi zaman da bir adım öteye geçilerek yazarlar tarafından kitaplaştırılarak kamuoyuna sunuluyor.

Türkiye, bir hukuk devleti…
Mesleki yaşamım da tanık olmaktan öte bizzat yaşadığım bir gerçek var. İtham ve iddialar, yolsuzluk ve suiistimal içeren haber ve yorumlar, ilgilisi ve yetkili üzerine almadığı, iş edinmediği için bir anlamda hukuksal açıdan karşılığını bulmuyor ve HAVADA kalarak, zamana yayılıp, geçiştirilip, sönümlenip, gidiyor. İkili ilişkiler, hatır gönül muhabbetleri, şu ve ya bu şekilde çıkar ilişkileri gölgesinde gazeteci ve yazar, yazıp çizdikleri ile kaderine terk edilip, kimilerine çerez kılınıyor.
Ben, hukuk ve Adli sistemimizin de bu gibi konularda daha duyarlı olmasını bir gazeteci-yazar olarak arzuluyorum. Bir anlamda herkes işini layıkıyla yapmalı diye düşünüyorum. Çünkü, yapılmaması birilerini fazlasıyla cesaretlendiriyor.

Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ