Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Lafta Bandırmalı olmak kolaycılık değil mi?

kategorisinde, 09 Oca 2013 - 20:07 tarihinde yayınlandı

SON 20 yıldır bize bir duygu saplandı sanki meçhul eller tarafından.

“Ben Bandırmalıyım.”

Ol be kardeşim, sana olma diyen mi var!

Çemkirmek, birilerini ötelemekse Bandırmalı olmak; o zaman olma be kardeşim!

Yıllar öncesine; çocukluğumuza, gençliğimize dönüp bir bakalım!

Kimlerdi arkadaşlarımız, kimlerdi analarımızın okula giderken hazırladığı azıkları paylaştıklarımız?

Ahmet Varnalı kardeşim de çocukluğunu özlediğini yazmış;

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk.

Biz mi böyle istemiştik? Yoksa, birileri mi böyle istedi?

Her toplum, hak ettiği gibi yönetilir derler ya, hak ettiği gibi de yaşar diyelim mi?” diyordu!

Doğru bir tespitti onun ki de…

* * *

SENİN doğum yerin neresi diye sorduğumuz oldu mu hiç arkadaşlarımıza?

Hayatını bildiği gibi yaşamak isteyen insanlara da saygılıydık.

Kimisinin babası, amcası, dayısı her neyi ise inşaatta çalışırdı, bugünkü gibi.

Bazılarımızın büyükleri balıkçılık, hamallık yapardı. Kimilerimizin ki de memurdu. Öğretmendi, subaydı, astsubaydı…

* * *

AMA bir Bandırma sevdası vardı içimizde…

Bandırmalı olmak bir ayrıcalıktı onlar için de…

Bandırma bir MARKAYDI be arkadaşım!

* * *

Aynı havayı teneffüs ederken, ayni mahalle çeşmesinden akan suyu da içerdik.

Tozlu, çamurlu yollarını birlikte yürürdük.

Siz da, siz ”Çınarlı”da, “Hacıyusuf’ta”,

Siz “17 Eylül”de mi oturuyorsunuz diye kimseye de sormazdık!

Bilirdik ki hepimiz bu şehrin çocukları, gençleriydik.

Annelerimiz komşu, hatta “Ahret kardeş” olmuşlardı.

Bayram sabahları çaldığımız ilk kapı onlarınki olurdu, hısım akrabadan önce!

Yastık altında sakladığımız ayakkabıları, alınmışsa yeni urbalarımızı ilk onlar görürlerdi.

Ellerini öper, harçlıklarımızı alırdık…

Sokak kapılarımızı bile kilitlemezlerdi analarımız, babalarımız…

Çünkü bilirdik, tanırdık, sayardık, severdik birbirimizi…

Sevinçlerimizi, üzüntülerimizi birlikte paylaşırdık.

* * *

BÜYÜKLERİMİZ bu şehirde doğmamış, ama bu şehirde “doymaya çalışan” insanları görmezden gelmezler, yok saymazlardı.

Onlara, “Sizler şusunuz, busunuz, Kürtsünüz, Alevisiniz, Çerkezsiniz, Lazsınız, Tatarsınız” demezlerdi,

* * *

AYNI sokağı paylaşırdı analarımız, yerlere kilim serip otururlardı yan yana.

Eksik, gedik olanı isterlerdi birbirlerinden…!

Bu şehirde yaşayan hiç kimseye de “vatandaşlık beratı” verilmedi!

Birdik, birliktik, dosttuk, candık!

Onlara kızlarımızı gelin verdik, damat aldık.

Kız alıp gelinimiz, yengemiz diye yuvamızı açtık.

* * *

KİMİLERİMİZ beğenmez oldu “doğduğu” şehri terk etti.

Kimimiz de başka nedenlerle uzaklaştık Bandırma’mızdan.

Gittiğimiz yerlerde de kimse bize “nerelisin” demedi, bizleri sorgulamadı, ötelemedi!

Bizler de, “doğduğumuz değil doyduğumuz” kentlerde yaşamımızı sürdürdük.

Sürdürenlerimiz hala var.

* * *

AMA şimdi öyle mi ya!

Doğup büyüdüğümüz kentte yabancı hissetmeye başladık.

 

Üvey evlatmışız gibi azınlığa düşürdük kendimizi.

NİYE!

“Ben Bandırmalıyım, sen nereden geldin” demeye başladığımız için.

Üst kimlik, alt kimlik sorgulamasına başladık, kendi kendimize verdiğimiz yetkiyle.

Kibir ve nobranlığın estirildiğini görüyoruz git gide de onun için!

* * *

“BEN Bandırmalıyım” demekle Bandırmalı olunmuyor arkadaşım, ağabeyim.

Bu kente sahip çıkmak için bunlar yetmiyor!

Sosyoekonomik katkın ne diye sorarlar önce adama!

Hangi taşın altına elini koydun göster bakalım da derler!

50-60, yıllık insanlar var, burada doğmamış ama doymuş olan.

Hatta yedi ceddi bu şehirde kalmış insanlarımız var!

* * *

Dönüp bir zahmet bakıver arkana;

Kaç büyük yerli esnafını sayabilirsin “Bandırmalıyım” diye böbürlendiğin şehrinde?

Biz bu şehrin evlatlarıyız.

Bu şehirde hepimizin ecdatlarının kabirleri var, bizim de onların da…

Bizim hakkımız varsa onların da hayatlarını bildiği gibi yaşamaya haklarının olduğunu da bilmeliyiz!

* * *

YILLARDIR; hükümetleri kurup devirdiğimiz, tuttuğumuz takımları şampiyon yapıp küme düşürdüğümüz kahve köşelerinden ahkam kesmekle de Bandırmalı olunmuyor ne yazık ki!

Deve Kuşu” gibi kafamızı kuma gömmeyelim, gerçekleri görelim biraz da!

* * *

Tabelasında Yüzyirmibin yazan Bandırma’da;

Ben bu şehirde doğdum, onun için deBandırmalıyım” diyebilecek kaç haneyi ve o hanedeki isimleri sayabilirsin?

 

 

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz

twitter porno twitter porno yücel ışık