Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

KURUMLARI ELEŞTİRME HASTALIĞI

, kategorisinde, 18 Nis 2014 - 17:55 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Hangi açıdan bakarsak bakalım bu gün her hangi bir devletin ayakta kalabilmesi o ülke kurumlarının önce devletini sahiplenmesi ve ardından hukukun içinde görevlerine olan bağlılığı ile çok yakından ilgili olduğuna inanırım. Ama hal böyleyken bu gün ne yazık ki gelişmiş hiçbir ülkede görülmeyen derecede kurumlarımıza dönük eleştirilerin yapılmakta olduğuna tanık oluyoruz. Ve bunları yaparken de sığındığımız tek adresimizin özgürlükler olduğunu savunuyoruz.
Aslında esas konumuzun ben, eleştiri derken yapılan hataları düzeltmekten daha çok çeşitli genellemeler yaparak kurumları aşağılamak maksatlı yapılan eleştiriler olduğunu baştan söylemeliyim. Ve buradaki esas amacında siyasi olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Mesele aslında gelişmekte olan bir ülke olarak çağımızın değişen koşullarına göre devlet çalışanlarının hukukun gölgesinde vatandaşlarına vereceği iyi hizmetin nasıl verilmesi noktasın da konuşmamız gerekirken bizler hep genellemeler yaparak kurum çalışanlarımızı yıpratmak yolunu seçiyoruz.
Bu gün pek çok açıdan eksikliklerimizin olduğunu maalesef zaman zaman karşılaştığımız olaylardan bildiğimizi düşünüyorum ama bunlardan pek çoğunun da devamlı değil hatalara bağlı münferiden yaşandığını görmemiz gerekiyor.
Bir de koşulları görmeden, tanımadan sadece duyumlarıyla kurumlar üzerinden siyasete laf çatanlarımızda çok var. Örneğin hiç görmediği ıssız bucaksız dağ başlarında görev yapan askerlerimizi eleştiriyoruz. Deniz altında ve üstünde günlerce karadan uzaklarda görev yapanlarımızı görmezden geliyoruz. 24 saat acil servislerde koşuştururken kendi sıkıntısını unutan sağlık personelinin tüm yaptıklarını görmezden gelip sadece kendisi için yaşanan bir sıkıntı üzerine sağlık ekiplerini darp eden vatandaşlarımız var bu ülkede..
Keşke imkânlarımız olsa da en yakınımızda bulunan bir polis karakolunda 24 yaşananları izleyebilsek. Sabah yuvasından güler yüzle ayrılan bir emniyet görevlisinin gün boyu karşılaştığı hırsızlıklar, kavgalar, sarhoşluklar, cinayetler gibi normal bir vatandaşın hiç karşılaşmadığı olaylarla karşılaşan ve bunlara kafa yorarak raporlar hazırlayan emniyet görevlilerimizin bu durumlarını adeta yok sayarak onları acımasızca eleştirmenin ne kadar kolay bir iş olduğunu neden tartışmıyoruz acaba?
Ve adalet dünyamıza baktığımızda örneğin bu gün bir Almanya’da 30 binin üzerinde görev yapan hakim ve savcı sayının çok altında adeta üçte birine yakın sayıdaki yargı mensuplarıyla hukuk korumaya ve işletmeye çalışan bir kurumu da bu kadar kolay eleştirilmemesi gerektiğine inanırım. Ve bu arada özellikle mahkeme kapılarında ve ceza evlerinde dava sonuçlarını bekleyenlerimizin de sayılarının çok fazla olduğunu, bu açıdan kadro düzenlemelerinin süratle yapılarak adam/ dava sayıların mutlaka azaltılması gerektiğini de bu yazı vesilesi ile dile getirmiş olalım.
Polis teşkilatı derken trafiği ayrı tutalım ve trafik polislerini eleştirmekten daha çok kendi, kişisel yapacaklarımız noktasındaki hatalarımızı gidermeye çalışalım.
Gelelim eğitim kurumlarımıza. İki de bir haklı, haksız eğitim camiasına eleştireler getiriyoruz. Bakınız bu gün evimizdeki iki çocuğumuza ilgide zorlanırken bir sınıf öğretmeninin sınıflarda 30 öğrenciyle nasıl boğuştuğuna da bakmıyoruz. Dağ başındaki okula nasıl gidip geldiğini de hiç sorgulamıyoruz. Okul aile birliklerini tanımıyor, yardım da etmiyoruz. Ama kayıt parası alıyorlar diyerek yeri göğü inletiyoruz. Bence ilgisiz bir eğitimin geleceği de olmaz derim.
Belediyelere gelince; kurumlarımızın beklide en çok çalışanı ve de en çok yorulanı diyebilirim. Ama biz vatandaşlar olarak ne yapılanı koruyoruz nede söyleneni yapıyoruz ama en çok da belediyeleri eleştiriyoruz.
Sonuç olarak herkes bir görevin başında işini yapmaya çalışıyor bu ülkede. Unutmayalım ki insanın olduğu her yerde hatalar ve eksiklikler her zaman vardır ve olacaktır da zaten. Mesele bunları asgariye indirme meselesidir. Bu da ancak yıkıcı eleştirilerle değil yapıcı eleştirilerle olabilmektedir.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz