Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%2,40
BIST 95.411
%-1,64
Dolar 5,3473
%-1,70
Euro 6,1007
%-1,21
Altın 222,59

KÜLTÜR VE SANAT GELİŞİMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM

, kategorisinde, 16 Kas 2018 - 12:45 tarihinde yayınlandı
KÜLTÜR VE SANAT GELİŞİMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM

Toplum olarak güncel hayatımızı sorgulamaya çalıştığımızda hemen hemen tüm kompartmanlarımızda az veya çok sıkıntılar olduğunu söyleyebiliriz. Bu sıkıntılara bağlı olarak çözümler konusunda da eğitim şart derken  acaba diyorum çok sıkça eleştirdiğimiz sanat ve kültürel konularda eğitim noksanlığına bağlamış olmamız ne kadar doğru bir yaklaşım acaba?

Aslında resim, heykel, tiyatro, müzik, spor çeşitliliği ile diğer pek çok kültürel konulara baktığımızda devlet olarak 300’e yakın üniversite ve yüksek öğrenim kurumlarımızda hemen hemen tüm bu konularda temel eğitimin verilmeye çalışıldığını söyleyebiliriz. Ne kadar yeterlidir çok da bilemem ama ben sanat ve kültürel konularda temel eksikliğimizin kitap ve gazete okuma alışkanlığımız  olduğunu düşünenlerden birisiyim. Dolayısıyla bu durumunda toplumumuzu modern yaşama yönlendirebilecek adımların atılmasını engellediğini düşünüyorum.

Kitap çeşitliliği ile beraber okuma alışkanlığı içinde olan bireylerin hangi açıdan bakarsak bakalım kendilerini yenileyebilen, yaşlandıkça tecrübe kazanmak yerine okudukları aşk romanları, doğa ve çevre kitapları, şiir ve araştırma, tarihi kitaplar gibi kitap çeşitliliği sayesinde daha genç yaşlarda farkındalıkların gelişmesi neticesi hayata daha farklı bakabileceklerini düşünüyorum.

Okuma alışkanlığı derken özellikle kütüphane yetersizliklerimizin kitap okuma alışkanlığı üzerine olumsuz etkileri olduğunu sanırım hepimizin çok iyi bildiğini düşünüyorum. Bir başka açıdan sanat ve kültürel faaliyetlerin gelişimi olarak Anadolu kentlerimizi değerlendirdiğimizde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki il merkezlerimiz dışında kalan yerlerde hiç yok denecek kadar faaliyet yoksulluğumuzun olduğu da bir gerçek.

Özellikle 2000’li yıllar sonrası gerek tv kanallarının artması gerekse bilgisayarların hayatımıza girmeye başlaması ile beraber gazete, dergi ve kitap okuma oranları olarak epey bir şekilde azalma olduğunu söylüyor konu uzmanları. Hele hele son yıllarda internet ortamları nedeniyle dergi, kitap ve gazeteleri okuma adına adeta unuttuk dersem doğru ifade ettiğimizi söyleyebilirim.

Aslında kitap okuma alışkanlığının önemi üzerine zaman zaman okullarda, toplantılarda, sivil toplum örgüt çalışmalarında çok fazla durulduğunu ve çeşitli öneriler getirildiğini de çok iyi biliyoruz. Ancak bu nazik konuda maalesef gereken seferberliği bir türlü sağlayamadığımız da bir gerçek.

Kitap okuma seferberliği ile ilgili olarak sosyal hayatımıza baktığımızda aklıma hep Rus yazar Grigory Petrov’un 1923 yılında yazdığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitabı geliyor. Beğenerek sıkça okuduğum, yakın çevremdeki gençlere zaman zaman hediye olarak verdiğim bir kitap olan bu kitap aslında Finlandiya için yazılmış olsa da bizim ülkemiz içinde geçerliliği olan harika bir yapıt olarak düşünüyorum.

Bahse konu kitabın arka yüzünde yazıldığı gibi 1923 yılında yazılan bu kitap, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından okunmuş, beğenilmiş ve 1926 yılında Türkçeye çevrilerek maarife ve askeri okullarda okutulması için emredilmiş bir kitaptır ayrıca.

Kitabın arka yüzünde yazıldığı gibi yine bu kitap, tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen bir avuç aydının önderliğinde, askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan iş adamlarına kadar her meslekten herkesin omuz omuza vererek büyük bir dayanışma içinde Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak adına verilen büyük mücadeleyi anlatır.

Sonuç olarak kitap okuma alışkanlığı konusunda modern bir gelecek kurma adına birlikte çalışmak ve uğraşmak isteniyorsa eğer bu kitabın önemini belirtmek isterim.

Esen kalınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz