Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
-- %0,00
BIST 93.469
%0,24
Dolar 5,7526
%-0,61
Euro 6,5996
%0,40
Altın 228,08
escort istanbul

Koşulsuz genel af! (Gündem)

, kategorisinde, 12 Haz 2014 - 19:54 tarihinde yayınlandı

2491_2

Geçtiğimiz Salı günü tıbbi kontrol günümdü. Uludağ Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Hocamdan randevumu aldım ve sabahında Bursa’da olabilmek için yola çıktık. ‘Çıktık’diyorum, durumdan vazife çıkartarak eşim Aynur ve Can Kuruoğlu ile yolculuk programımızı yaptık, Can’ın şoförlüğünde kendimizi yola vurduk. Hesabımızda önce hastane,daha sonra Kandıra Cezaevinde İhsan Kuruoğlu’nu ziyaret etmek var.

Şükürler olsun ki, sıhhatimiz yerinde. Hastanede oyalanmadan Kandıra’ya aracımızı sürüyoruz. İzmit’e kadar ki Marmara’nın coğrafyası ve iklimi ile sonrasında Karadeniz’in coğrafyası ve iklimiyle tanışmak muhteşem.Her yer yemyeşil…

Ziyaret saatine geç de kalmış olsak, içeri giriyoruz. Cezaevleri bana yabancı mekanlar değil ve yaşamımın en güzel yılları, 12 Eylülcüler sayesinde ülkemin değişik hapishanelerinde geçti.

Güzelim dağı oymuşlar ve cezaevini kale gibi içine kondurmuşlar…Yanlış bilmiyorsam, koğuşları üç kişilik ama İhsan, koğuşunda şimdilik tek başına kalıyor. Cezaevinin içinde her yer temiz ve düzenli. Görüş yeri(Metris ve Sağmacılar’dan biliyorum), insan soyuna yakışmıyor. İki kat kalın cam,camın her iki tarafında demir parmaklıklar ve ancak, karşılıklı telefonla bağrışarak anlaşıp, konuşabiliyorsunuz.

Geç kaldığımızdan dolayı İhsan bizden umudu kesmiş ve havalandırmaya spora çıkmış, bekliyoruz…Sportif kıyafetlerle geliyor. Sanırım görüşmeyeli 1 yıl oldu. Onu sağlıklı ve dinç görüyorum.

O koşullarda ne kadar olursa, karşılıklı konuşmaya çalışıyoruz. Doğal olarak yaşadıklarından dolayı öfkeli ve tepkili ama en önemlisi inançlı…Umut dolu…

28 Ekim operasyonu, dememek lazım!
Aslında yaşanan en klasik anlamda son günlerin moda deyişiyle ‘cemaat operasyonu’..!Ben buna,halkın deyişiyle ‘defter dürme operasyonu’ da diyorum.

Ne yazık ki, Türkiye’de buna alıştık…İktidara şu gelmiş,bu gelmiş hiç fark etmiyor. Devlet içinde birileri ya da kendisini devlet sanan birileri ellerindeki her türlü yetkiyi ve olanağı, gücü kullanarak kimi ya da kimleri kendilerine hedef olarak seçmişlerse, el ve gönül birliğiyle o kişi ya da kişilerin ‘defterini dürmenin’ hesabını güdüyor.

Huyum,suyum kurusun..O günlerde kendisini devlet yerine koyanlar tarafından zaman zaman uyarılmama hatta dolaylı dolaysız tehdit edilmeme karşın inatla bildiğimi ve inandığımı yazdığım için ‘defteri dürülenler’in kervanına uyduruk kaydırık yöntemlerle ben de dahil edildim.

Telefon tapeleri…
Montaj kayıtlar…
Sahte ve düzmece belgeler…
Hayali ve kurgusal ilişkilendirmeler…
Tehdit ve şantajlar…
Uyduruk polis fezlekeleri; bu fezlekelerin iddianame haline dönüştürülmesi…

Son yıllarda, aylarda ve günlerde bu tür yöntemlerin kullanılmış olması okuyucularımızın eminim hiçbirine Sürpriz gelmiyordur. Çünkü, benzer yöntemlerle ‘defteri dürülmüş’, gözaltına alınmış,tutuklanmış, kaydırık uyduruk ‘özel’ mahkemelerde ‘özel’ şekillerde yargılanarak, ‘özel’ şekilde cezalandırılıp, yıllarca dört duvar arasında ömür tüketen, yüzlerce binlerce insan evladı var!

Bunların eşlerini, çocuklarını, ana ve babalarını yani mağdur edilip,yaşamları paçavraya dönüştürülenleri saymıyorum bile…

Ergenekon mu, Kafes,Malatya Zirve, Şike, KCK, Balyoz mu, Donanma mı…!?
Hangisini yazayım ya da hangisini bilmiyorsunuz!?

Peki, yine son günlerin moda deyişiyle tüm bu hukuksuzlukları, keyfilikleri ‘cemaat’ mi yaptı?
Buna inanmıyorum…
Ki, eğer tüm bu olumsuzlukları ‘cemaat’ yaptı ise, peki şimdi iktidar ve devlet, bu toplumsal ve kişisel mağduriyetleri gidermek için ne yapıyor?
Hiç bir şey!

Peki, ne yapmalı?
Daha önce de yazdım, bir çok kez dillendirdim: Devlet devletliğini yaparak, hukuksuzlukla ve keyfiyetle örülmüş bu pisliği KOŞULSUZ BİR GENEL AFLA TEMİZLEMELİ…

Bu konuları İhsan’la da karşılıklı söyleşiyoruz…Daha önce de yazdım: O BANDIRMA’NIN EVLADI…POYRAZIN ÇOCUĞU…VE BANDIRMA O’NU ÖZLÜYOR, ARIYOR…

Mapus şiirleri,tütün tadındadır..Bilirim..Yıllarca ben de söyledim, dinledim.

“Bugün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele mendil salla el salla
Merhaba …”

Esen kalın…
Engin ARICAN…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz