Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

"Kente ve insana değer katacağız"

kategorisinde, 28 Kas 2013 - 20:45 tarihinde yayınlandı

DSC_0098

AKP Bandırma Belediye Başkan Aday Adayı Aydın Özen, Radyo İlkhaber ve İlkhaber Web TV Canlı Yayını’nda Necdet Mancılık’ın Günün Konukları programına katıldı. Projelerini ve kendini anlatan Özen, iddialı projeleri ve programa yanında pek çok belge ile katılarak dikkat çekti. Bandırma’nın merkezinde 40 bin kişilik alanda 150 bin kişinin yaşadığına işaret eden Özen, yeni bir Bandırma yaratarak kenti ferahlatacaklarını söyledi.

Bandırma vizyonunu 3 adımla özetleyen Özen, Tatlısu’da kurulacak yeni Bandırma, yeni bir sahil bandı ile denizle kucaklaşacak Fener Bandırma ve Erdek Körfezi ile Bandırma Körfezini buluşturacak Kanal Bandırma projelerinin kenti geleceğe taşıyacağını belirtti. Özen, İstanbul büyükşehir belediyesinde kazandığı mesleki deneyimini Bandırma’ya aktarmak istediğini vurguladı.

Özen’in açıklamalarından önemli satır başları şöyle:

“İSTANBUL DENEYİMİMİ BANDIRMA’NIN HİZMETİNE SUNACAĞIM”
1962 Tophisar köyü doğumluyum. Karacabey istikametinde bir Bandırma köyü. Eğitimimi Balıkesir Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde tamamladım. 1994 yılında İstanbul’a giderek Tuzla’da görev yaptım, kaçak yapılaşmaya karşı bir takım çalışmalarımız oldu, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev aldım. Eyüp Camii ve Çevresi Yayalaştırma Projesi’nde çalıştım, Habitat projesinde çalıştım İstiklal Caddesi ayağında, Galata Kulesi ile ilgili Uluslar arası raporlama heyetindeydim, Feshane’nin devri söz konusuydu o heyetde de görev aldım. Bostancı, Erenköy sahil dolgu alanında çalışmalar yürüttük. Çanakkale Limanı ve Yalova Armutlu liman tesislerinde kontrol mühendisliği yaptım, Bursa Yenişehir Havaalanı’nda görev aldım. Şu an Bandırma’da kendi mühendislik firmam bünyesinde faaliyet yürütüyorum, Enerjisa Bandırma projelerinde danışmanlık yaptık.

Bazı arkadaşlarımız internetten bir takım şeyler derleyip toparlayıp seçim çalışması olarak, proje olarak sunuyorlar, bu sistemde hata var. Ben böyle yapmadım. Tamamen kendi mesleki ve yaşamsal standardımda temel bir kavramım var; bir insanın bir işi vardır bir de meşgalesi. Sürekli kendimi değişime ve bilgi güncellemesine açık tuttum. Her karşılaştığım olayı tecrübeye çevirerek zihnime kazandırdım. Bütün tecrübelerimi, bilgi birikimimi, özellikle İstanbul deneyimimi Bandırma’ya aktarmak üzere yola çıktım.

OTOMASYON, ARŞİVLEME, DİSİPLİN
Var olan tüm altyapı sistemimizin sayısal paftalara işlenmiş olması gerekiyor. Şu an sadece geçmişten gelen ustalarımızla biz neyin nerede olduğunu biliyoruz. %10’dan fazlasından haberimiz yok yerlerinden.

Elektronik arşivleme sistemlerinin kurulması gerek. Kaynak yaratan ve var olan kaynakları verimli kullanan bir belediye mali yapısı teşkil etmemiz gerek. Otomasyona daha fazla önem verilmeli, belediye araçlarına takip sistemi kurulmalı, belediyede kaç araç olduğu bile farklı belgelerde farklı rakamlarla kaydedilmiş. Kaç belediye personelinde kaç gsm telefonu olduğu, kaç para ödendiği belli değil. Bir suistimal kast etmiyorum, disiplinden söz ediyorum, bütün bunlar şeffaf ve düzenli bir şekilde kayıt altına alınıyor olması gerek.

Öyle vaatler var ki 94’te de, 2004’de de, her seçimde adaylar tarafından vaad edilmiş ancak sonra hayata geçirilmemiş. General Balcı Çamlığı’nın düzenlenmesi, hobi bahçelerinin kurulması, Atatürk Parkı’nın düzenlenmesi, Livatya’ya park, Malta Deresi’ne park, her seçimde her gelen vaad etmiş, adeta gelenek gibi. Halkın gerçekten neye ihtiyacı var, ne istiyor pek de dikkate alınmadan bir takım ezbere vaadler tekrarlanmış. Biz bu hataya düşmek istemiyoruz, somut, gerçekleştireceğimiz, iyi düşünülmüş projelerle çıkıyoruz halkımızın karşısına.

“BANDIRMA’NIN GELECEĞİ DENİZDE”
Liman için antrepo alanlarının düzenlenmesi de bu seçim sürecinde çeşitli aday adayları arkadaşlarımız tarafından da dile getirilmeye başlandı. Buna daha da fazla ağırlık verilmeli. Bu konu o kadar önemli bir konu ki, sırf bu vaadle seçime girebilirsiniz. Kentin bütün geleceğini, disiplinlerarası şekilde her açıdan çok yakından ilgilendiren bir konu. Kentin denizden fotoğrafını çektik biz bu seçim sürecine girerken. Liman konusu çok önemli, Bandırma’nın geleceği denizde. Her adayın daha iyi bildiği bir konu vardır, irili ufaklı her konuda rastgele fikir beyan etmemeli bir siyasetçi, iyi olduğu konuya daha çok eğilmeli, hangi alanda daha çok şey katabilecekse oraya eğilmeli. Biz de liman konusunda kendimizi iddialı görüyoruz.

“BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAŞAMA DEĞER KATMAKTIR”
Yerel yönetim duyguyla olur, sınıf başkanlığı değildir, tek adam yönetimi değildir, memuriyet değildir. Bir misyonunuz, vizyonunuz, hayalleriniz olmalı belediyecilikte. Belediyenin içinde şehrin bütün hayatı var. Belediye başkanlığı yaşama değer katmaktır. Şehirler insanı yaratır efendim, insan şehri yaratmaz. Şehir kimliği insanların kimliğini de şekillendirir.

Siz bir iş yapmaya kalktığınızda üç soruya cevap vermelisiniz: 1, işin boyutu, 2, ne kadar sürede yapacaksınız, 3, ne kadar paraya mal edeceksiniz. Belediye başkanlarımız dahil kimsenin aklına bütçeyi incelemek gelmiyor. Bir iş yapmak istiyorsunuz ama parayla ilgili hiç hesabınız yok. Elimizde sınırsız kaynaklar yok, ne kadar kaynağımız olduğunu da bilmiyoruz. Proje bulunur, Google’a girer bulursunuz, yabancı diliniz varsa dünya şehirlerindeki projeleri de bulursunuz, önemli olan hesabınızı bilmeniz, elinizde ne kadar kaynak var bu kaynakla ne iş yapabiliyorsunuz bunu bilmeniz.

Hesaplarıma göre, Büyükşehir Belediyesi’ne geçtiğimizde yıllık 15 milyon TL. yatırıma ayırabileceği bir bütçesi olacak Bandırma Belediyesi’nin. Ben planlarımı buna göre yapacağım, bu bütçenin içine sığmayan, boş vaadlerde bulunmayacağım.

“BANDIRMA NEFES ALAMIYOR”
Google Earth’den baktığımızda Bandırma’da belli bir noktada kesif, yoğun bir yapılaşma görüyorsunuz. 40 bin kişinin yaşayacağı yerde 150 bin kişi yaşıyor. Yaklaşık 11 bin dönüm arazi üzerindeyiz. 1 kişiye 77 metrekare alan düşüyor kişiye böldüğümüzde, hastanesi, okulu, sokağı, eviyle. İnsan nefes alamaz. En yoğun kentimiz İstanbul, orada 400 bin nüfuslu bir semtte 1 kişiye 220 metrekare düşüyor! Bandırma’nın bu hali bir intihardır! Allah nasip eder başkan olursak şöyle yapacağım efendim; Yenimahalle benim hayallerimi süsleyen mahalle, kimsenin umursamadığı bir mahalle şu an. Bandırma’nın bütün sorunlarınızı çözeceğimiz yer orası, Bandırma’ya nefes aldıracak bölge burası. Bir de 100.yıl mahallesinin Levent’e bakan yüzü, bu eksende olacak düzenleme kenti rahatlatır, buralara parklar, sosyal donatı alanları ve ferah, modern yapılaşma kazandırılmalı. Karacabey’e uzanan yolumuz düzgün sanayi bölgesi olarak gelişecek. Yollarımızda bir tane çukur kalmayacak. Yeni şeyler yapmadan önce mevcutu düzgün bir şekilde rehabilite edeceğiz.

Şu an doğru yapılaşmış tek mahallemiz İhsaniye Mahallesi. Farklı gelir alanları birarada, apartman yükseklikleri makul, yollar, bahçeler bakımlı, ferah, bitişik nizam yok. Sadece sosyal donatı alanları yetersiz. Bizim amacımız tüm Bandırma’yı İhsaniye mahallesi gibi düzgün yapılaştırmak.

“AİLE TOPLUMUN ÇEKİRDEĞİDİR”
Biz çadırdan büyümüş bir toplumuz. Buna rağmen Türk evi diye bir mimari kavrama kadar ulaşmış, medeniyet olmuşuz. Şehirler insanı yaratır, bu kavramın altını çiziyorum. Bu olay evden başlar. Bizim klasik Türk evi dediğimiz plan tiplerine baktığımızda saraydan köşke gündelik hayatımızın sürdüğü alanlarda bir sofa vardır, öndeki alana veranda değil hayat deriz, bunlar ortak alanlardır hep. Bu ortak alanlar toplumu birarada tutan değerlerin çekirdeğidir. İletişim çok önemlidir. İnsanlar birbirleriyle iletişim halinde olmalı ki toplum sağlıklı gelişsin. Bu sofalarda kardeşler, dededen toruna bütün kuşaklar birarada yaşar, insanlar sabrı, birbirlerine tahammülü öğrenir. Bahçede de komşularınızla, mahallenizle kaynaşırsınız, o da bir iletişimdir. Bandırma’da birarada yaşama kültürü var, Osmanlı boyunca Karşıyaka Perama adıyla varlığını sürdürmüştür, sonraları Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, Kırım’dan gelen binlerce göçmen farklı kültürlerden gelip Bandırma’da birarada yaşamıştır.

Bir insana 77 metrekare düşen Bandırma’da yaşam kalitesini sağlayamayız. Bu şehirde aynı merkezde yoğunluğu arttıracak her türlü girişim intihardır.

“YENİ BANDIRMA TATLISU”
Karşımızda harikulade bir yer olan Tatlısu var. Böyle bir cennete sahipken Bandırma’da yoğunlaşmaya devam ediyoruz. Gölle deniz arasında sıkışmış Bandırma’da astım, bronşit hat safhada. Şehrin aynı bölgede yoğunlaşmaya devam etmemesi lazım artık. Hazır bu şehrimiz şişmiş, sıkışmış, genişleyecek yer yok, artık yeni bir yerleşime kayma şartı var. 3 ayaklı projemiz var: Fener Bandırma, Yeni Bandırma (yani Tatlısu, Tanaşa mevkii), ve geleceğimizi arıyoruz, geleceğimiz de Kanal Bandırma. Kyzikos’a, tarihe yaslanmak istiyoruz. Uluslar arası bir şehir yaratacağız. En azından mahalle düzeyinde sınıf farklarının oluşmadığı bir şehir hayal ediyoruz.

Bandırma’da belediye iskelesinden karşıya Tatlısu’ya vapurla geçeceğiz, seçilirsek ilk 3 ay içinde yapacağımız ilk iş bu. Karşıda 3 tane iskele yapacağız. Orada Bandırma belediyesinin arsası da var. Kaymakamlık konutu, belediye konutu ve yeni bir kapalı çarşı Tatlısu’da olacak.

Mevcut bütçeden çok ciddi paylar ayırmadan Tatlısu ve Bandırma yeni sahil bandı – fener projemizi yapabileceğimizi düşünüyorum. Kanal Bandırma projemiz ise apayrı bir konu. Bu konuda ayrı bir program dahi yapabiliriz. Bir de yeşil konumuz var, meteorolojik verileri dikkate almak lazım. Türkiye’de çok iyi bir meteoroloji istasyonumuz var. Gittik inceledik 40’lardan bu yana verileri. Coğrafi konumu, göl ve deniz arasındaki neml iklimi nedeniyle Bandırma’nın 1 numaralı problemi güneş. Bandırma’da yılın 230 günü güneş yok. Bizim yeşile ihtiyacımız var ama gölge yapacak cinsten boylu ağaca ihtiyacımız yok şehir merkezinde, vatandaşın güneşe doyacağı yeşil alanlara ihtiyacı var. Boylu ağaçlar Bandırma’daki rüzgar şartlarında yetişmiyor, iklime uygun yeşil örtü sağlanmalı. Akasya türü ağaçlara ihtiyacımız var. Eski Bandırma fotoğraflarını inceleyin, yüksek ağaç görmezsiniz. Boylu ağaçların ağaçlandırma çalışması şehir dışında olmalı, merkezde ise çimlendirme, gül, akasya tarzı bitkilere ihtiyaç var. Bu nemli iklim, bu güneşsizlik hastalıkları arttırıyor.

“KANAL BANDIRMA HAYAL DEĞİL”
Bu kanal, Erdek ve Bandırma körfezlerini birbirine bağlayacak. 2 bin yıllık tarihi var. Bunun önemi üzerine düşünmek lazım. Tarihi bir değer. Var olanı ortaya çıkartacağız, endüstriyel, oranın sit özelliğini bozacak bir şey planlamıyoruz. Bu kanalla biz geleceğimizi arıyoruz, bu bir konsept çalışma. Sanayiyle birlikte Bandırma’nın nüfusu artacak, büyük bir şehir haline gelecek, Tatlısu’daki yeni Bandırma ve Kanal Bandırma kentimizin geleceğidir. Şu an Bursa – İstanbul arası 100 TL.ye giden deniz uçakları var, bu Erdek Körfezi’nde neden olmasın?

“BALIKÇI BARINAĞINDAN MARİNA OLMAZ”
Bandırma balıkçı barınağının kontrolörlüğünü yaptım. Kıyı Kanunu çok katı bir kanundur. Kıyıda yapılan tesisler yapılış amacı dışında kullanılamaz. Burası balıkçı barınağı olarak kalacaktır, marina olamaz, hayale kapılmayalım. Bakanlar kurulu kararı olmadıkça orası marina yapılamaz. Ben bir kıyı mühendisiyim. Özelleştirme İdaresi’ne de danışmanlık yapan bir firmayız aynı zamanda. Marina inşaatlarıyla ilgili fizibilite yapıyoruz. Bu konuda tecrübeliyim yani, bu anlamda sözlerimin ciddiye alınması gerekiyor. Peki neden Bandırma’da bir “Marina yapacağız” vaadidir gidiyor? Bir kere burası belediye değil devlet yetki alanında bir yer kıyı olduğu için. O alanda marina yapılması otopark alanları, tesisleriyle oradaki yoğunlaşmayı daha da arttırarak iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Erdek tarafında düşünebilirsiniz böyle bir projeyi ama Bandırma merkezinde olmaz. Burası balıkçılık merkezi, marina balıkçılığı da olumsuz etkiler. O bölge gerçekten balıkçı barınağı olarak kullanılmalı, Kristal Çay Bahçesi önündeki balıkçı ağları, dağınıklık oradan kalkar bu sayede.

“NAMUSUMUZU KURTARALIM”
Şu an Bandırma sahili aslında liman alanı, Çelebi firmasına ait. Kendimizi kandırmayalım. Şu an idareten sahilde çaybahçeleri, balıkhane barınıyor. Bu yer tanımı yapılmamış bir yer. Biz bu durumu çözmeyi, sahili gerçekten Bandırma’ya kazandırmayı hedefliyoruz. Aldatıldığımız bu yeri geri alalım, namusumuzu kurtaralım. Bu yerler bizim olsun. Balıkçılarımız da gerçek balık haline, balıkçı barınağına geçsin.

“BİRBİRİMİZİ ÖTEKİLEŞTİRMEYELİM”
10. Yıl Marşı ile gelip Mehter Marşı ile giden, boş sloganlarla konuşan siyaseti bırakalım artık, şehre ruh katalım, değer katalım. Birbirimizi ötekileştirmeyelim, kardeşçe, iktidarıyla, muhalefetiyle aynı gemideyiz, geminin adı Bandırma, bu gemiyi nasıl daha iyi ufuklara, ileriye taşıyacağımızı düşünelim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz