UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,78 / Satış: 3,79
€ EURO → Alış: 4,63 / Satış: 4,65

Kafaoğlu, yaşananların farkında mı!?

Kafaoğlu, yaşananların farkında mı!?
  • 29.11.2017

Bandırma’da son günlerde siyasi parti başkanları ve sivil toplum örgütleri temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde ve söyleşilerde kent ve kentin geleceği ile ilgili hep ortak bir eğilime tanık olduk. Bu ortak kentsel eğilimin kentin bugünleri ve geleceği açısından hoş ve anlamlı olmadığını özellikle belirtelim.
Siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerimiz nezdinde öne çıkan bu kentsel karamsarlık ve endişelerin salt birkaç siyasi parti başkanı ve bir iki meslek odası ile sınırlı olmadığını özellikle vurgulayalım. Aynı kentsel karamsarlık ve endişeler kendi içerisinde farklılıklar içerse de kentsel toplumun genelini ve bütününü kapsamış durumda.
Peki, vatandaş açısından tablo farklı mı?
Hayır..!

BANDIRMA, ÖFKELİ VE TEPKİLİ..!
Kentte de durum farklı değil. Genç yaşlı, kadını erkeği ile vatandaşlar, kentin durumundan ve gidişinden, geleceğinden kaygılı ve endişe içerisindeler. Kamu yöneticileri ve idarecileri konumları ve işgal ettikleri makamın gereği bu gibi toplumsal sorunlara giremeseler ve girmekten de imtina etseler de konuşmalarının ve verdikleri demeçlerin satır aralarında verdikleri ipuçlarından benzer yorumlara varabilmek mümkün.
Bandırma’da bireysel ve toplumsal açıdan bir sıkıntı ve endişe var. Burada önemli olan yaşanan bireysel ve toplumsal sıkıntıların ve kaygıların bir şekilde ısrarla üzerine gitmediğiniz, eşelemediğiniz, adeta zorlamadığınız sürece kendisini dışa vurmaması durumu. Bunun da birden fazla nedenselliği söz konusu ve mutlaka incelenmeli, sorgulanmalı ve yorumlanmalı.

Örneğin, Bandırma 2014 Mart yerel seçimleri ile Balıkesir’in yasa kapsamında fiilen büyükşehir olması ile birlikte kentsel açıdan hem kurumları nezdinde hem de toplum anlamında bir moral çöküntü içerisine girmiş durumda. Aradan geçen onca zamana karşın Bandırma’da başta belediye yönetimi ve personeli olmak üzere toplumsal açıdan hemen herkesin bir psikolojik ve moral değer kaybına uğradığı ve Balıkesir’in büyükşehir olması, kentin de ilçe statüsünün derinleşerek, elinden bir çok yetkinin alınması, var olan yetkilerin de paylaşımı noktasında ciddi bir uyumsuzluk yaşadığı gözlenmekte.
Bu doğal mıdır?
Evet, doğal bir durumdur.!

BANDIRMA’DA İL TALEBİ YENİDEN GÜNCELLEŞİYOR
Şöyle ki, 1950’lerden bugüne kentsel olarak sürekli il olabilme düşünü kuran ve kentsel arzusunu dile getirmiş, talep etmiş Bandırma, bir anda 2014 yılı sonunda Balıkesir’in siyasi iktidar tarafından büyükşehir yasası kapsamına alınması ve 2014 Mart yerel seçimleri ile yasanın fiilen yürürlüğe girmesiyle birlikte büyükşehir belediyesinin kurumsallaşma yönünde adımlar atmaya başlaması ve yetki paylaşımıyla birlikte kent hem idari açıdan hem de toplumsal açıdan adeta bir boşluğun içerisine sürüklenirken, yıllanmış umutları bir anda kül oldu.

Şunu söyleyebilmek mümkün. Bandırma, 2014 yerel seçimlerinden bugüne büyükşehir gerçeğini kabullenemedi ve içine sindiremedi..!
2014 Mart yerel seçimlerinden bugüne Bandırma belediye başkanı Dursun Mirza ve yönetiminin büyükşehir belediye başkanı ve yönetimine karşı hemen her konuda sergilediği hoşnutsuzluğun ve iki belediye arasında yaşanan gerginliğin altında da yukarıda ifade ettiğimiz ve dikkat çektiğimiz neden aranmalı.

BALIKESİR, BÜYÜKŞEHİR OLDUĞUNUN AYIRDINDA MI?
Büyükşehir olayını Bandırma ya da diğer birçok ilçe sindiremedi de bizzat Balıkesir’in kendisi olayı sindirip, anlayabildi mi?
Ne yazık ki, hayır..!
2013 yılında siyasi iktidarın Balıkesir’i büyükşehir-bütünşehir yasası kapsamına alındığı günleri ve Balıkesir kamuoyunu, basınını bir anımsayın. Balıkesir’de genel toplumsal hava, ‘bu da nereden çıktı’ şeklinde özetlenebilir. Bir anlamda büyükşehir belediye başkanı Uğur, karar ve icraatlarıyla, geliştirdiği büyükşehir politikalarıyla, yürüttüğü ısrarlı algı ve bilgilendirme politikalarıyla büyükşehirin kenti getirileri üzerinde durdu ve toplumu ikna etmeye, bu konuda seferber kılmaya çalıştı.

Bu durumun nedeni kuşkusuz, siyasal iktidarın “ben yaptım, oldu” anlayışının bir sonucuydu ve ben, hala Balıkesir’in büyükşehir olmasının öneminin ve getirilerinin tam olarak ayırdında olduğunu düşünmüyorum.
Konunun yeterince kamuoyunda konuşulup, tartışılamamış, toplumun bilgilendirilememiş olmasının çok yönlü tahripkar ve yıkıcı sonuçlarını ise hep birlikte yaşıyoruz.

Örneğin, büyükşehir-bütünşehir konusunda 3,5 yılı aşkın bir deneyim olmasına karşın özellikle muhalefet partilerin iktidarda olduğu ilçe belediyelerinde büyükşehire karşı dizginlenemez bir öfke yumağının kar topu misali hızla gelişip, büyüdüğünü ve Bandırma’da yaşandığı gibi “bizim büyükşehirle işimiz olmaz” duygu ve düşüncesi içerisinde kent olarak referandum dahil, il olabilme yönünde farklı arayış ve çabaların başladığına tanık oluyoruz.

BÜYÜKŞEHİR İLE BÜTÜNŞEHİR FARKI VE YAŞANANLAR
Yıllar önce ve 2014 yılı Mart yerel seçimleri sonrası yazdığım makalelerde kentsel ve toplumsal bir gerçeğin altını çizmiş, dikkat çekmiştim. Balıkesir, nüfus anlamında yetersiz olduğu içindir ki büyükşehir değil, bütünşehir yapıldı. Balıkesir bütünşehirin başlangıcından günümüze genel idari ve siyasi karar ve icraatını belirleyen bu gerçek oldu ve Balıkesir’in her alanda hızla gelişip, güçlenmesi açısından tüm hizmet ve yatırımlar büyük ölçüde merkezde yoğunlaştırıldı. Bugün bütünşehire gidenler, Üç buçuk yılda bütünşehir belediyesinin karar ve icraatlarının hizmet ve yatırımlarla yarattığı farklı ve yeni Balıkesir gerçeği ile yüz yüze gelir, kenti tanımakta güçlük çekerler.

Kentin bu reel durumunun, yaşanan bu kentsel değişim ve dönüşüme tanık olan ilçe belediyelerinin, muhalefete mensup belediyelerin ve insanlarının, farklılığın ve yenilenmenin, gelişmenin ayırdına vararak, “bizlerden aldıklarını merkezde yoğunlaştırırken, biz ilçe konumundan kasaba, köy konumuna geriledik” söylemiyle tepki göstermeleri, isyan etmeleri kaçınılmaz.
Örneğin, Bandırma’da vatandaş, konu bütünşehir ve başkanı dahil temsilcileri olduğunda konu ne olursa olsun artık dinmeye tahammül bile edemiyor ve kendi yaşamından hareketle tepki gösteriyor.
Peki, büyükşehir ya da bütünşehir olayın bu yönünün farkında mı?
Hayır..!

Keza yine Bandırma’lıya sorarsanız, “büyükşehir başkan değiştirmenin, kendi içinde hesaplaşmanın ve koltukları paylaşmanın derdinde”..!
Ben, idari ve siyasi açıdan, bugün bu noktaya taşınmış sorunların 2019 yılı Mart’ın da gerçekleşecek yerel seçimlerde sosyal ve siyasi faturasının öne çıkacağına ve sonuçlarının sandığa ağır bir şekilde yansıyacağına inanıyorum.
Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ