Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Irak, Suriye, Türkiye Ve Filistin

, kategorisinde, 23 Kas 2012 - 11:35 tarihinde yayınlandı

Geriye, biraz tarihe o 1900’lüyıllara baktığımızda bu gün inanılmaz sorunların yaşandığı Orta Doğu’yu kendi içinde huzurlu ama Osmanlı idaresinden kurtuluş için içten içe hazırlıkların yapıldığı bir Arap dünyası olarak hatırlıyoruz. Ve gerçekten o yılları hatırladığımızda sanırım benim gibi pek çok vatandaşımızın da bu konuda Arapları suçlayıcı düşünceler içinde olduklarını gayet iyi biliyorum.
Ama artık konumuz bunlar olmamalı. Unutmayalım ki hem insanlar hem de ülkelerin geçmişte aralarında yaşanan kırgınları gün be gün tazeliyerek iyi bir yaşam kurmalarının da zor olduğunu söylüyor sosyal bilimciler. Ve tarihte defalarca birbirlerini boğazlayan ülkelerin bu gün pek ala sulh içinde geleceklerini inşa edebiliyor olmaları da bu yüzdendir zaten..
Aslında genel manada Orta Doğuya baktığımızda bu gün Türkiye dışında demokratik ölçülerde kurumlarını tamamlamış bir başka ülkenin daha henüz hayata geçmediğini de söyleyebiliriz. Görebildiğimiz tek şey sınırları cetvellerle çizilerek, yönetimleri, kişi ve zümrelere bırakılan bu ülkelerin maalesef yıllar içinde kapsamlı bir demokrasi ölçülü sosyal bir yaşam anlayışını daha henüz ülkelerinde kuramamış olmalarıdır bütün mesele.
Örneğin bu gün Irak dediğimizde üzerinde hala bir dizi belirsizlikler olan bir ülke. Mezhep ayrılıkları diz boyu. Petrol paylaşımı ise bir önemli muamma. Ve PKK 30 yıl önce olduğu gibi bu gün de hala Türkiye Irak arasındaki en büyük sorun olmaya devam ediyor.
Gelelim Suriye’ye. Suriye aslında farklı bir Arap ülkesi. Özellikle içinde fazla sayıda barındırdığı Türk, Kürt ve diğer topluluklarıyla diğer Arap ülkelerinden çok farklı bir görünümü bulunmakta. Egemenliğin daha henüz ülke insanına verilmediği, tek adam yönetiminin geçerli olduğu bir devlet yapısı var Suriye’de. Ve bir diğer farklı yönü de hatırlarsak eğer sınırları içinde PKK ile olan ilişkileriydi Suriye’li Esat yönetiminin.
Filistin ise yaklaşık 60 yıldır süre gelen bir ciddi sorun dünyada. Bölünmüş bir Kudüs ve ambargosu devam eden bir Gazze gerçekten dünya barışını tehdit eden bir sorun. Ve maalesef Amerika’yı arkasına alarak bu konuda büyük avantajlar elde eden İsrail halen bölgede sözü geçmese de silah gücüyle dediğini yaptırabilen tek güç olma özelliğini korumaya devam ediyor.
Bakınız, bu bölgenin dünyanın enerji deposu olduğundan, dünyanın ticaret yolları üzerinde bulunmasından ötürü büyük ekonomi sahibi ülkelerin bu bölgenin stratejik geleceği ile ilgili olarak ne düşündüklerden daha hiç söz etmiyoruz ama bunlar emperyal ülkelerin ajandaları içinde yazılı olduğunu ve zamanı geldiğinde de mutlaka açılıp konuşulacak olmalarını söylememiz gerekiyor.
Ve Türkiye olarak bizler böylesi devasa bir sorunun neresindeyiz acaba?
Hemen söyleyelim ki bizler bir gazeteciyi kurtarmak övgüsüyle çektirilen fotoğraflar veya 100 bini aşan mültecilere bakmak gibi dünyayı çok da ilgilendirmeyen konularla belki iç politikada bir şeyler yapıyoruz hissini yaratabiliriz, bunu anlamakta mümkün ama Orta Doğu ülkelerinin geleceği adına düşünüyorsak eğer bu işlerin düşünemediğimiz kadar çok geniş ve kapsamlı zor işler olduğunu mutlaka söylememiz gerekiyor.
Peki ne yapmalı acaba? Bence her şeyden önce, içerde, sonucu nereye varacak olursa olsun, mutlaka birlik ve beraberliğimizi kurabilecek çalışmalara yönelmeliyiz. Aramızdaki kırgınlık, kızgınlık ve güvensizlikleri aşabilecek formülleri öncelikle ve de mutlaka bulmalıyız. Elbette komşularımızdaki sorunlar bizleri de ilgilendirir, bunları da zaman zaman söyledik ve söylemeye devam edeceğiz ama inanıyorum ki en az onlar kadar bizim Anadolu insanımızın da artık huzur ve refaha ihtiyacı olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz