UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,64 / Satış: 3,65
€ EURO → Alış: 4,29 / Satış: 4,31

İNANILMASI GÜÇ TARİHİ TEKRARLAR

İNANILMASI GÜÇ TARİHİ TEKRARLAR
  • 29.12.2016

Dünyamızın kurulduğu günlerden bugünlere kadar gelen insani davranışlara baktığımızda eğitimin katkıları ile gelişen davranışlarla beraber genellikle çok fazla değişimlerin yaşanmadığını buna karşın bilimsel çalışmaların her saniye değiştiğini söyleyebiliriz. Örneğin, dedikodu yapmak, kıskanmak, kızmak, ağlamak, aldatmak, sömürmek, diktatörlükler, kahramanlıklar gibi değişmeyen davranışların yanında en ilkel ok ve yaydan bugün en gelişmiş füzelere kadar olan bilimsel çalışmaları anlatmak mümkün.

Ve bu bağlamda gerek insan gerekse devletler arası ilişkilere baktığımızda tarih boyunca birçok tekerrürün yaşanmakta olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu yüzden ben de her zaman için tarihin araştırılmasından yanayım. Yaşanmış önemli örnekler üzerinde durulmalı ve mutlaka karşılaştırılmalar yapılarak gerekli önlemlerin alınmasında büyük faydalar olabileceğini düşünüyorum.

Ve bu söylemeye çalıştığım konu bağlamında bizim ülkemizdeki yaşananlara baktığımızda şaşılacak derecede birbirini tekrarlayan olaylarla karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Ve bu bağlamda bu yaşananların tesadüfi mi yoksa belli bir plan ve senaryo içinde bir hazırlığı mı yapılmakta.
Ben şahsen bu yaşananların çok da tesadüfi olmadığını düşünenlerden birisiyim. Özellikle tarihimizin son 150 yılına baktığımızda 1880- 1908 ile 1980-
2017 yılları arasında kalan bu iki dönemin büyük bir benzerlik içinde olduğunu görüyorum. Örneğin yaşanan terör olayları, dış dünyanın olaylara bakışı ile devlet yöneticilerimize olan baskının şaşılacak düzeyde büyük benzerlikler taşıdığına tanık oluyoruz.

Ve bu bağlamda tarihin neden tekerrür ettirilmek istendiği noktasında mutlaka bir cevabımızın olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin ilkinde Ermeni kalkışması dış dünyanın da desteği ile sürdürülmek istenirken diğerinde ise PKK’nın kalkışmasını görüyoruz.

Hatırlarsak eğer Osmanlının son dönemlerine denk gelen 1880-1908 gibi bu ilk dönemde İstanbul’da yaşanan bombalama eylemleri sonrası aranan teröristlerin bulunması için yapılan çalışmaları eleştiren, yakalananların serbest bırakılması için yapılan baskılarını arttıran ve bunda da başarılı olan Avrupalıların Müslüman Türkler hakkındaki niyetlerini anlamanın çok da zor olmadığını düşünüyorum. Özellikle Abdülhamit hakkında “ZALİM PADİŞAH” gibi ilk kez Avrupa basının da yazılan ve sonra tarihe mal edilen ve maalesef az da olsa biz Türkler tarafından bu yakıştırmanı benimsenmesi ile hala konuşulması siyasal ve sosyal algıların insan ve toplum hayatında ne kadar önemli olduğunu gösteren önemli tekerrürlerden biri olarak görüyorum. Ve bugün baktığımızda aynı şekilde bir benzerinin bu kez Tayyip Erdoğan için Avrupa basınında “DİKTATÖR” yakıştırmasının yer alması ve bunun tüm dünyaya servis edilerek Türkiye üzerinde siyasal baskılarının arttırılmasına yönelik çalışmaların bizler için çok da şaşırtıcı olmadığını söylemek isterim.

Sonuç olarak tarihimizi iyi okumamız gerekiyor. Değerlendirmelerimizi günlük siyasi gelişmelere göre değil tarihin içinde yer alan gerçekliklere göre yapalım derim. Unutmayalım ki tarih, günün birinde geç de olsa bütün gerçekleri acımadan ortaya koyabilen bir çalışma türüdür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ