Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

“İlkemiz İnsana Yatırım”

kategorisinde, 18 Nis 2013 - 20:09 tarihinde yayınlandı

0.414Bandırma Kırmızı takınımının antrenörü Selçuk Ernak ile Banvit organizasyonunu ve Türk sporunu masaya yatırdık.

Eski adıyla Anadolu Efes’in Koraç Kupası’nı kaldırdığı yıldan bu yana çok uzun zaman geçti.Artık basketbol Türkiye’de ilgiyle takip edilen bir spor olmasının yanı sıra dünyayla boy ölçüşebilecek seviyeye geldi. Bu süreçte elbette çok farklı etkenler olmuştur ama basketbola gönül veren kulüplerin kurduğu yapılar ve vizyonel yaklaşım bizleri bu sürede daha ileriye taşıdı. İşte bu vizyon sahibi kulüplerden biri de Banvit…

Ne yapmak istediklerini bilen, buna göre çalışan, amaca yönelik hareket eden kulüp, çalışanlarından da aynı özveriyi beklediği için Selçuk Ernak gibi gençlere önem veren, kendisini devamlı geliştirmeyi adet edinmiş, basketbolu aşkla seven, hırslı, bilgili ve çalışkan bir antrenörü bünyesinde barındırıyor.

Banvit’in pilot takımı olan Bandırma Kırmızı ile TB2L’de mücadele eden Selçuk Ernak, belki de ileride A Milli Takım’ın belkemiğini oluşturacak isimleri Türk basketboluna kazandırmaya çalışıyor. Sohbetinden oldukça keyif aldığımız Selçuk hoca, sorduğumuz soruları büyük bir içtenlikle cevaplarken hem Banvit organizasyonunu hem de Türk sporunu masaya yatırdık.

TB2L’de müthiş bir çekişme yaşanıyor. Birinci ile sekizinci arasında sadece 4 galibiyet fark var. Genel olarak ligdeki durumunuzu ve ligi değerlendirir misiniz?
TB2L’de çekişme oldukça yukarıda… Büyük futbol kulüplerinin dışında rastlayamayacağınız seyirci katkısı ve basketbol sevgisi ikinci ligde mevcut. Ancak basketbol kalitesi bakımından ben o çekişmenin karşılığının olduğunu düşünmüyorum. Elbette BBL’nin kalitesinin altında olmasını herkes bekliyor ama özellikle Türk oyuncuların belli bir kalitenin üzerine gelebilmesi, takımlarının oynadığı basketbol seviyesinin belli bir kalitede olması gerektiğini düşünüyorum. Bu sezon ilk kez ikişer yabancıyla oynanıyor. Biz sezonun ortasında Gilbert Brown’ı gönderme kararı aldık. A Takım’dan Tufan Önen gelince ve de o pozisyonda Talat Alp Altunbey olunca yabancı oyuncuya şans vermenin bizim politikamıza ters düştüğünü gördük. Biz, kendi basketbolcularımız oynasın diye kurulmuş bir pilot takımız. Öncelikle hedef genç Türk oyuncuların belli dakikaları ve sorumlulukları alıp iyi oyuncu olmalarını sağlamak… İkinci Lig’de Türk oyuncuların oynadığı basketbolu ve takım halinde oynanan basketbolu geliştirebildiğimizi söyleyemem. Heyecan, çekişme, kan ve gözyaşı müthiş; kimsenin sonucunu tahmin edemediği maçların oynandığı, kimin çıkacağını tahmin edemeyeceğiniz bir ligin oynandığı aşikar.

Bu sezon ilk kez uygulamaya konulan iki yabancı olayı nasıl etki etti? Özellikle bazı takımları bu yabancı oyuncular sırtlıyor gibi duruyor.
Eğer yerel oyuncularla kalite farkı yaratamıyorsanız yabancıların seviyelerini ortaya koyduğu bir gerçek. BBL’de de bu böyle, Fransa ve Yunanistan’da da … Milli takıma daha çok oyuncu üretmenin yolu o ülkenin seviyesini geliştirmek. İkinci Lig’de daha iyi oyuncular üretemiyoruz. Altyapıdan gelenlerin daha fazla yer almasını sağlayamıyoruz. Şans bulanlar da kendilerini geliştiremiyorlar. Türk oyuncuların çok fark koyamadığı ortamda getirdiğiniz yabancılar çok katkı verirse, çok kaliteliyse, fark yaratacak oyuncularsa kendinizi beklemediğiniz bir yerde bulabiliyorsunuz. Örneğin Yeşilgiresun Belediye lige çok geç katılma şansı buldu. Tanıdıkları ve iş yapacak yabancı oyuncuları aldılar. Türk kadrolarını ise 11. haftadan sonra oturtabildiler. Dolayısıyla Yücel Platin’in yaptığı akıllı hamlelerle geldikleri yer aşikar.

Genel olarak takımlar tercihlerini ABD’li oyunculardan yana kullanıyorlar. Genç ve potansiyeli yüksek Avrupalı oyuncu arayışı lig genelinde yok gibi… Böyle bir mantığı siz nasıl bakıyorsunuz?
Kulübümüzün böyle bir çalışması var. Kişisel olarak birkaç antrenörün kafayı takması ve kulübün buna destek olması önemli etkenler. Biz her sene ilerde A Takım’da oynama potansiyeli olacak oyuncuları pilot takıma getirmeye çalışıyoruz. İki yabancının seçimi de bu manada yapıldı. Yoksa biz de oyuncularımızın gelişmesini ya da yabancıları böyle seçmeyi kafaya takmış olmasaydık her maç 30 sayı atan iki yabancıyla ligde bambaşka bir yerde olabilirdik. Bizim kulvarımız farklı… Bizim takımda 22 yaşına geldiğinizde ağabey oluyorsunuz. Önümüzdeki sene takıma 4-5 tane 1997 doğumlu oyuncu monte edeceğiz. Bir tane de bize yardımcı olacak, önümüzdeki senelere yatırım yapabileceğimiz bir Avrupalı almayı talep edeceğiz. Biz pilot takım olduğumuz izin bunları yapıyoruz. Diğer takımlar hemen iş yapacak oyuncu arıyorlar. Dediğiniz çok ideal bir şey, keşke o tarz bir formüle gidebilseydik. Yani takımlardaki yabancıların biri Avrupalı biri de kıta dışı olabilirdi. TB2L şu anda bir aşamadan geçiyor, kulüpler kendilerini yeniliyorlar. Belki ilerde yayın gelirimiz olacak. En azından bir yola çıkıldı. İkinci Lig eski halinde çok farklı bir değer haline geldi. Bu ivmeyi devam ettirirsek Türk basketboluna katkısı büyük olacak.

Basketbola yatırım yapmak isteyen kulüpler Banvit’i örnek alıyor. Royal Halı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi gibi… Banvit organizasyonundan biraz bahseder misiniz?
Çok kalabalık bir kulüp değiliz. Antrenör ve idareci sayısı düşük… Dolayısıyla herkes her şeye el veriyor. İnsanlar sadece kendi görev tanımlarına sıkışmış değil. Orhun Ene sadece A Takım’la meşgul olmuyor. Özellikle bizim takımla yakından ilgileniyor. Keza ben sadece Bandırma Kırmızı’nın antrenörü değil aynı zamanda altyapı teknik koordinatörüyüm. Bizim amacımız üretebildiğimiz kadar çok oyuncu üretmek. Önümüze konan görev bu… Banvit’in en azından yerli kadrosunun bizim altyapımızdan yetişmiş olması gibi bir hedefimiz var. Hem iyi bir derece için hem de A Takım’a doğru servis için zorluyoruz. Geldiğimiz yer tatmin edici. Elimizdeki oyuncuları da bir şekilde kadroda yer alsınlar diye üretmiyoruz. A Milli Takım seviyesine gidebilecek kapasitede oyuncu üretmek gibi bir hedefimiz var. Oraya Şafak ve İzzet’le bir giriş yaptık. Bizim takımda her sene 4-5 tane altyapıdan yetişen oyuncu var. Şu anda hala görevimizin belli noktalarındayız.

Basketbol gibi belli başlı branşlar dışında, ülke olarak oldukça potansiyelli olmamıza karşın çok büyük başarılar elde edemiyoruz. Bu kadar potansiyele karşın sorun nerede yatıyor?
Ben bunların aslında eğitimden dolayı olduğunu düşünüyorum. Eğitim kalitemiz Türkiye genelinde her geçen sene düşüyor. Bu da oyuncuya verdiğiniz bilgiyi kendi hayatının içinde ya da basketbol sahasında kullanmayı engelliyor. Öğrendiği şeyi eylem haline getirecek olguda başarısızlar. En belirgin örnek; yıldız ve gençler seviyesinde başarılar alırken ümitler seviyesinde dökülüyoruz. Hamleyi yapacakları sırada hem aldıkları dakika hem verilen rol hem de üniversite öğrenciliğine geçişte eğitimleri geri kalıyor. İstikrarlı, yarışmacı karakter gösteremeyen bir millet haline geliyoruz. Sonra bahane üretiyoruz ki en tehlikelisi bu… Önce iyi ve eğitimli insan daha sonra sporcu yetiştirmek gerekiyor. Bizim yaptığımız denizde bir damla. İnandığımız şeyin peşinde koşuyoruz, kulüp de bize destek veriyor.

Milli takımlardan bahsetmişken; Ömer Uğurata’nın çalıştırdığı Yıldız Milli Takım Avrupa şampiyonu oldu. Bu başarı hakkında neler söylersiniz?
Ömer Uğurata basketbolda gördüğüm en çalışkan ve enerjik antrenörlerden biri. Kendini geliştirmeyi zevk haline getirmiş, araştıran ve yetenekli bir antrenör. Ömer’in tutuğunu kopartması onu tanıyanlar için sürpriz değil. Küçük bir başarı değil bu, sadece kafaya takmakla alamazsın. Gurur duyduğumuz Türk basketbol tarihine geçmiş bir başarı bu… Ömer’i diğer altyapı basketbol antrenörlerinden ayrı bir yere koyuyorum çünkü o, derece almak için basketbolun doğrularından sapan bir antrenör değil. Elbette bu başarı bir jenerasyon işi… Elinde kaliteli bir jenerasyon olması da önemliydi. Basketbolun oyuncuların oyunu olduğunu kabul etmek gerek. İyi bir antrenör olmanın ilk kuralı da bu…

Çin Milli Takımı’yla çalışma fırsatı yakaladınız. Yine böyle bir fırsat çıkarsa yurt dışında çalışma gibi bir hedefiniz var mı?
Benim her zaman böyle bir düşüncem var. Yurtdışında çalışmayı seviyorum ve kıymetli buluyorum. Sonuca varacak ortak şartlar oluşmadı. Çin’le olan kontratımız Olimpiyat Oyunları’ndan sonra bitti. Aynı başantrenörle devam etmiyorlar. Dolayısıyla onlar şu anda bir antrenör tayin etme aşamasındalar. Bildiğim kadarıyla Neven Spajhia ile Kestutis Kemzura arasındaydı. Benim için çok şey öğrendiğim bir deneyim oldu. Farklı bir basketbol ortamı, çok gelişen ve pahalı bir basketbol ortamı olduğu için benim için orada olmak önemliydi. Kulübün bana izin verdiği için gidebildim. Bu da onlar vizyonunu açıkçası biraz açıklıyor. İnsana yatırım yapmak bizim firmamız için çok önemli. Bu projede de onlar destek verdiler ben de kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum.

Son olarak, A Milli Takım’ın başantrenörlük koltuğu için yerli ve yabancı antrenörlerin isimleri geçiyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Milli takımımız oyuncu potansiyeli olarak çok kaliteli bir gruba sahip. Bu grubun içinde dönüşüm yaşanıyor. Bazılarının son milli takım turnuvası, aşağıdan gelen kaliteli gençler var. Güzel bir karışım var elde. Federasyonun en doğru kararı vereceğini ve Türk oyuncunun yapısını en iyi anlayacak ve onlardan en iyi performansı çıkartacak antrenöre karar vermesini diliyorum. Bir Türk olarak gönlüm Türk çalıştırıcıda. Bundan ziyade turnuvalarda başarılı olup boynuna madalya takması en büyük dileğim. Olay zaten bu, gerisi ise teferruat…

Röportaj:Ufuk Tanışan/TBF Medya
Fotoğraf: Ahmet Tokyay/TBF Medya

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz