UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,53 / Satış: 3,54
€ EURO → Alış: 4,06 / Satış: 4,07

İKTİDAR VE ÖMER GÖRENER…

İKTİDAR VE ÖMER GÖRENER…
  • 13.03.2017

 

Süleyman Seba, Beşiktaş’ı suları akmayan idmanlarda denize kaçan topların kaybolmaması için denizde kayıkların beklediği, toz, toprak içindeki şeref stadından bu günlere taşıyan adam. Belki de Beşiktaş’tan başka hayatına hiçbir şey sokmayan özel bir adam.

Beşiktaş’la başlayan hayatını Beşiktaş’la sonlandıran efsane bir kişilik.

Süleyman Seba Aristokrat sayılabilecek bir ailenin İstanbul’a eğitim için yolladığı bir gençken Beşiktaş’la tanıştı ve bu birliktelik 80 yıla yakın bir zaman aralıksız devam etti.

Öyle tutkulu bir sevdalıydı ki onun için Beşiktaş’tan başka bir sevgi, tutkulu sevdasına ihanetti onun için.

Futbolculukla başlayan Genel Kaptanlık ardından 16 yıl sürecek olan Kulüp Başkanlığıyla devam eden Beşiktaş aşkı dramatik ve onun hiç hakketmediği bir şekilde son buldu.

Oysa Beşiktaş duruşunu O yaratmıştı. Uzun döneminde şampiyonluklar kazanılmış, bugün bile birçok dünya takımında olmayan tesisler kazandırılmış, BEŞİKTAŞ dünya çapında bir MARKA olma yolunda dev adımlar atmıştı.

Bu İstanbul beyefendisi, bu dik ve prensiplerinden asla taviz vermeyen adam, belki de yaşamı boyunca tek bir hata yaptı. Uzun yıllar süren Başkanlığını zamanında bırakmayı bir türlü göze alamadı. Yaşlanıyordu ve işler eskisi gibi iyi gitmiyordu. Seba’nın futbolun kahpe yanını görmesini muhtemelen iktidar denilen o zehir engelliyordu. Sonuçta tribünler bu efsane adama -Ahmet Dursun, Seba Gitsin- sloganı ile isyan etmeye başladı. Aslında o sloganı duyduğu an Süleyman Seba manen ölmüştü, ömrünün diğer kalanını fiziksel yaşamdan öte bir şey değildi. Ve başkanlığı bıraktı. Ama hem Beşiktaş’a hem de hayata küstü. Her ne kadar ardından gelen bir sürü Başkan Seba efsanesinin yanına bile yaklaşamamış olsa ve her kesim Seba’nın başkanlık dönemini defalarca destansı bir şekilde dile getirmiş bile olsa bütün iade-i itibar çabaları Seba’nın mutsuzluğunu dindiremedi.

*************************

Doğru, dürüst oynayamadığım futbolu bıraktıktan sonra yaklaşık 10 yıl Akaretlerde karşılıklı evlerde oturduk. Onun en görkemli yıllarıydı. Zaman zaman karşılaşıyor ve laflıyorduk. Hep aynı centilmenlik hap aynı mütevazı karakter hiç değişmemişti. Aradan yıllar geçti Seba ölmeden 2 yıl önce Erdek’te Kalafat’ın dükkanının önünde oturuyoruz. Kandil akşamı. Söz Seba’dan açıldı. Kalafat kalktı, evinin telefonunu getirdi ve ‘’ Aç bir kandilini kutla ‘’ dedi. Telefonu çevirdim ‘’ Ben Bandırma’dan Süleyman Takunyacıoğlu’’ demeye kalmadı gülmeye başladı. İlk lafı ‘’Sen neredesin lan serseri?’’ oldu. Çok sevindi, sitem etti. ‘’ Artık sadece gerçek dostlar arıyor’’ dedi. 85 yaşında yaşlı ve yorgundu. O gece kendisiyle konuşmamızda şundan kesinlikle emin oldum. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen Seba’nın kulaklarında hala aynı slogan çınlıyordu. –Ahmet Dursun, Seba Gitsin- Tek aşkı ölene dek kabusa dönüşmüştü.

*************************

 

Aziz Yıldırım, belki Seba gibi Rol Model bir karakter değildi ama hayatını Fenerbahçe’ye adamıştı. Takımıyla öyle içselleşmişti ki kulübü kendi mülkiyeti gibi görmeye başlamıştı. Onun ki de büyük ama hastalıklı bir aşktı.

Sağlığını, hayatını hiçe sayarak büyük riskler aldı. Hapis yattı. Üzerine oyunlar oynandı. Büyük bedeller ödedi. Doğru ya da yanlış ama gerçek şuydu, korkmuyor ve düşündüğünü söylüyordu. Fenerbahçe’ye çok şey kazandırdı. Ama iktidar zehiri onunda tüm ruhunu tutsak etmişti. 20 yıl gecesini gündüzüne kattığı kulübünün taraftarı artık gitmesini istiyordu ve gitmemek için direniyordu. Efsane olacakken istenmeyen insan olmasına dönüşen olaylar bile AZİZ Yıldırım’ı görevini bırakmaya ikna etmiyordu. Sesler daha yükselecek ve Yıldırım bırakmak zorunda kalacaktı. Gitmek varken kibarca kovulmayı bile göze alabiliyordu.

*********************

Kurt Cobain Nirvana’nın unutulmaz solisti. Yaptığı şarkılar dünyayı sarstı. Genç yaşta büyük servet ve şöhrete kavuşmuştu. Gençlik Cobain efsanesi ile yatıp kalkıyordu. Ama o da yazdıkça çaldıkça söyledikçe tükeniyordu. Bir zaman sonra şiir yazamaz, şarkı besteleyemez hale geldi. Var oluş nedenini tükendiği hissine kapılıyordu. O görkemli şöhretinin yok olacağını unutulacağının vehmine kapıldı. Şöhret denilen o iktidarın başka bir tanımı Ahtapot gibi har yanını sarmıştı. Ve intihar etti. Öldüğünde 27 yaşındaydı. Belki de tükenmemişti sadece biraz durup soluklanması gerekiyordu. Ama bu hiç aklıma gelmedi.

Cobain ’in intiharı, insanlığın önüne binlerce yıllık ve sonsuz dek sürecek paradoksunu bir kez daha attı. İKTİDAR MI? HAYAT MI?

İktidar, Doğanın insanlığa dayattığı en vahşi ve acımasız zehriydi. Üstelik Cobain gibi aniden değil yavaş yavaş insan ruhunu çürütüyordu. İnsanı insan olmaktan çıkarıp mahlukata dönüştürüyordu. Ve hayatın her yanına öylesine güçlü yayılmıştı ki sadece siyaset değil, mülkiyet, şöhret, servet, sıfat, unvan her şeyi iktidar kendisine dönüştürüyor ve insan bu dönüşümle aslında yaşarken ölüyor, gözler kör oluyor görmüyor, kulaklar sağır oluyor duymuyordu. İKTİDAR insanoğlunun en tehlikeli düşmanıydı.

*******************

Bunları yazmak nerden aklıma geldi biliyor musunuz? BANVİT kurulduğu günden beri sayısız başarılar kazanmış ve kentimizi gururlandırarak temsil etmişti. Bu yılların başarısını en son Türkiye kupasını muhteşem bir oyunla taçlandırdı. Şampiyonluğun ertesinde gazetelerde çarşaf çarşaf BANVİT fotoğrafları yer alıyordu. Fotoğraflarda çalışanından teknik danışmanına oyuncusundan başkanına.. Sadece bir kişi yoktu. BANVİT’i yaratan adam , ÖMER GÖRENER.

Ben fotoğraflara bakarken sadece ÖMER GÖRENER’i gördüm. İktidar yerine Hayatı seçmiş ÖMER GÖRENER’i…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ