Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

İki köşe yazısı ve bir ‘Kıssadan Hisse’ Ne anladığımız da bize bağlı!

kategorisinde, 06 Mar 2013 - 21:25 tarihinde yayınlandı

YENİ anayasada egemenliği kullanma yetkisine sahip yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki ilişkiler, kuvvetler ayrılığı ilkesi esas alınarak yeniden belirlenmelidir.” diyen Sayın Başbakanımız, “HEDEF 2023” adlı seçim beyannamesinde bunları belirtiyor…

Halka yapılmış çok güzel bir taahhüttü ve de çok güzeldi…

Bu kuvvetler ayrılığını da çıkartana kadar.

 

* * *

CUMHURBAŞKANININ yetkilerinin “parlamenter sistem esas alınarak” yeniden düzenleneceğini belirten Başbakanımız, Cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılacağını söylüyordu.

Çok güzel ve halka verilen bir taahhüttü bu açıklaması…

Nedense birden bire üçyüzaltmış derece dönüldü!

Yok! Olmaz Başkanlık Sistemi daha iyi” demeye başladı Başbakanımız.

Anayasa Komisyonu’na sunulan önceki taslağı unutuverdik!

Şimdi ise muhaliflerle de değil, libarelerle de “otoriterleşme” kaygısını körükleyen taslağı benimsiyor Başbakanımız.

Başbakanımız, yani, ne İsa’ya, ne Musa’ya ve de halkımıza yaranamıyor!

 

*

Dersimiz Alevilik: Soru da yanlış, cevap da”

 

BUNLARI yazan da Ahmet Hakan…

Bakalım bu konuda da Ahmet Hakan, hangi konulara dikkati çekmiş!

Soruyu soran AK Parti Milletvekili Haluk Özdalga…

Cevabı veren Başbakan Tayyip Erdoğan…

Soru da yanlış, cevap da…”

SORU: “Köyden kente göçen Alevilerin sorunları var. Bunlar farklı grupların kontrolüne girebiliyorlar.

Onların İslam’dan kopuş riski var. Bunun önüne geçmek için cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması gerekmez mi?”

CEVAP:

Cemevleri kültürel mekanlardır. İslam’da mescit camidir. Siz hiç Hıristiyanlıkta bir ibadet yeri duydunuz mu?

Alevi kardeşlerimiz de bizim gibi Müslümandır ve İslam’ın farklı bir yorumunu yapmaktadır.”

SORU DAKİ YANLIŞ:

Haluk Özdalga meseleyi ‘hak ve özgürlükler’ çerçevesinde görmüyor.

Alevilerin hakkıdır, hakları tanınmalıdır’ demiyor. Bunun yerine ‘Haklarını tanımazsakbaşkalarının kontrolüne girerler’ diyor…

Yani? ‘Başkalarının kontrolünü girme’ olduğu için haklarının tanınmasını talep ediyor…

Böyle bir tehlike olmasa, herhangi bir sorunun söz konusu olamayacağını düşünüyor…

Sorudaki yanlış burada…

CEVAPTAKİ YANLIŞ:

Cevaptaki yanlış, konuya yaklaşımdan başlıyor…

Başbakan kendisini ‘ibadet yeri belirleme’ makamında görüyor…

Başkalarının inançlarını tanımlıyor ve o tanım doğrultusunda çerçeve çiziyor…

Üstelik bunu yaparken Hıristiyanlıktan hiç de uygun düşmeyen bir örnek veriyor…

Hıristiyanlıkta birbirinden öyle farlı kiliseler vardır ki, o farklılıklar ‘cami’ ile ‘cemevi’ arasındaki farkları bile sollar…

Kaldı ki Hıristiyanlıkta tek bir kilise olsa ne olacak?

Onlarda yok ama bizde var’ denirse Başbakan ne yanıt verecek?

 

Osmanlı’da mahallenin en yetkilisi İmamdı!

 

OSMANLI mahallelerinin her bakımdan başında bulunan yöneticisi mahalle imamıdır.

Resmi görevi olmamasına rağmen Osmanlı’da, mahalle devlet tarafından sanki imamın

yönetimine bırakılmış gibiydi.

İmamların böyle bir özerkliği vardı…

Özellikle imamların ilim erbabı olmaları, dini hüviyetleri, halkın üzerinde nüfuzu olması dolayısıyla halk tarafından sevilen kişilerin başında olması, halkın huzur içinde yaşaması için kurulmuş olan devletin, imamın bu özelliklerinden yararlanmasını gerektirirmiş ve devlet de bundan yararlanmıştı.

Böylelikle, imam sadece ‘namaz kıldırma memuru’ değil, halkın derdiyle ilgilenen ve derdini çözün bir kişi konumundaydı…

Mahalle sakinlerinin sicillerini tutmak; doğum, ölüm, evlenme, boşanma gibi olayları takip etmek, mahallenin huzurunu bozanlarla mücadele etmek imamın grevleri arasındaydı…

Bunun yanında mahalle imamı, mahalle halkının örnek alacağı bir kişi olmak durumundaydı…

Dargınları barıştırmak, eğitim-öğretim işlerini düzenlemek, gelenek ve göreneklere eşlik etmek, bunların korunması ve bozulmamasını sağlamak, her yaş ve meslekten insana rehber olmak gerekiyordu…

Evet, iki yazı ve bir Kıssa’dan Hisse’den ne anladığımız bize bağlı…

 

Sağlıkla, saygıyla kalın…

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz