İFTAR VE YEMEĞİNİ PAYLAŞMAK « ilkhaber

SON DAKİKA

ilkhaber
egazete

İFTAR VE YEMEĞİNİ PAYLAŞMAK

Bu haber 04 Haziran 2018 - 17:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.
İFTAR VE YEMEĞİNİ PAYLAŞMAK

İftar, “orucu açmak, oruçluya orucu açtırmak, başlanmış bulunan orucu bozmak veya hiç oruç tutmamak” gibi mânalara gelir. İftar, “oruçlu kimsenin vakti gelince usulüne uygun biçimde orucunu açması” demektir.
İftar akşam ezanın okunmaya başlanmasıyla yapılır. Oruçlu kimse güneşin battığından emin olmadan iftar vaktinden çok önce iftar etse bu orucunu kazâ etmesi gerekir. Fakat ezanın yanlışlıkla bir iki dakika erken okunması durumunda kaza gerekmez.
Peygamberimiz vakti girdikten sonra oruçlunun iftarda acele etmesini tavsiye etmiştir. Bu konuda: “İnsanlar vakti girince iftar etmekte acele ettikleri sürece hayır üzere olurlar.” “İftarda acele edeni Allah sever.” buyurmuştur.
Yine Peygamberimiz orucun hurma veya tatlı bir şeyle yahut su ile açılmasını tavsiye etmiştir.
Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir. “Her oruçlunun iftarını açtığında reddedilmeyen bir duası vardır.” buyuran peygamberimizden bize ulaşan dua örnekleri şu şekildedir:
“Allahım! Senin rızân için oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”
“Allahım! Senin rızân için oruç tuttuk, senin verdiğin rızıkla orucumuzu açtık, bizden kabul buyur; çünkü sen her şeyi işiten ve bilensin.”
Ancak her mümin kendi sıkıntısı ve özel duası ne ise onları iftar vaktinde samimi bir kalple, kendi dilinde Yüce Allah’a arz edebilir.
İftar vakti azad olabilme vaktidir. “Şüphesiz her iftar vaktinde Allah tarafından azad edilenler vardır. Bu(Ramazan boyunca) her gece olur.” müjdesi vermiştir Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav). Buna göre oruçluların cehennemden, azaptan azad olma fırsatı iftar vaktinde doğmaktadır.
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftarı anındaki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu anki sevincidir.” Rabbimiz her gün birinci sevinci yaşattığı gibi kendisine ve rızasına kavuşma sevincini lütfetsin.
İftar sofraları, çoluk çocuğuyla bütün aile fertlerinin bir araya geldiği, Ramazan sevincini yaşadıkları bir sevince dönüşür. Hatta bu iftar sevinçlerine komşular ve akrabalar da dâhil olur ki, bu sayede Ramazan’ın rahmet iklimi topyekûn herkesi sarmalar.
Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)’e bir grup sahabe efendimiz geldiler ve dediler ki:
Ya Rasûlellah, yemek yediğimiz zaman bir türlü doyamıyoruz.
Peygamberimiz sordu onlara: Yemeği ayrı ayrı mı yiyorsunuz?
Sahabeler: Evet ya Rasûlellah ayrı ayrı yiyoruz.
Onların cevabı üzerine Peygamberimiz: “Yemeği birlikte yerseniz bereketlenir. Zira iki kişilik yemek dört kişiye, dört kişilik yemek de sekiz kişiye yeter.” buyurarak birlikte yemek yemenin bereketini böyle açıklamıştı.
Peygamberimiz hem evinde misafir ağırlar, hem de misafirliğe giderlerdi. Ashâb-ı Kiram içerisinden hiçbir ayrım yapmaksızın evine davet edenleri geri çevirmezdi. Sahabe efendilerimiz Peygamberimize evlerinde ağırlayarak haneleri şereflensin isterlerdi. Evlerinde fazla bir yiyecek de olmazdı. Böyle durumlarda peygamberimiz yine bütün nezaketiyle ev sahibini rahatlatır, onların gönüllerini alacak şekilde sofraya övgüler dizerdi.
Peygamberimiz ev hanımlarına komşularından gelecek ufacık bir ikramı bile hor görmemelerini tavsiye ederdi.
Yarım hurma ile de olsa hayır işleyin buyuran ve çorba pişirdiğiniz zaman suyunu fazla koyun da komşularınıza da ikram edin diyen Peygamberimiz, hayır işlemeye davet ederken büyük servetlere ihtiyaç olmadığını; esasen gönülden yapılacak küçücük ikramın nice güzelliklere vesile olacağını öğretmişti.
Peygamberimiz: ”Sofranızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de size dua etsin.” buyurdu.
Efendimiz(sav) oruçlulara yemek yedirilmesini teşvik etmişti. Bir yudum su veya bir lokma yiyecekle bile olsa oruçluya iftar ettirmenin faziletini anlatırken: ”Kim bir oruçluya iftar ettirirse, oruçlu olan misafirin sevabının aynısından ev sahibine de Allah lütfeder. Oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez.” buyurmuştu.
İftarlarda tabi ki dostluk ve komşuluk icabı herkes çağrılabilir. Ve Ramazan ayı, bu kaynaşmalara vesile olan manevi bir iklim. Ancak iftar davetlerinde özellikle fakir, unutulmuş, kendisini yalnız hisseden Müslümanları daha çok gözetmek lazımdır herhalde.
Allahü Teâlâ helâl yollardan rızıklanmayı nasip etsin.
Halim METİN

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA