UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,61 / Satış: 3,62
€ EURO → Alış: 3,79 / Satış: 3,81

"Herkes İçin Adalet"

"Herkes İçin Adalet"
  • 02.03.2014

MERHABA

İhsan Kuruoğlu yazdı… şubat 2014

İlkhaber Gazetesinin Kurucusu İhsan Kuruoğlu, 28 Ekim 2009 tarihinde yapılan operasyon sonrası gelişen yargı süreci ve inanılmaz hatalı kararlarla muhatap olduğu ağır cezaları İlkhaber’e yazdı.

Kuruoğlu; İnsanlar şu bilindik Balyoz, Ergenekon, Şike v.s. dosyalar dışındaki tüm yargılamalar ADİL yapıldı sanıyorlar. Oysa bu mahkemelerin zulmü ile yıllardan bu yana binlerce insan cezaevlerinde adeta ESİR tutuluyor.

Kuruoğlu; “Bu davalara bakan ve operasyonları yapanları kim nerede nasıl besledi ve eğittiyse, insanlara ve insanlığa karşı böylesine KİN ve NEFRET ile ŞARJ ettiyse, bunların önümüzdeki dönem tek tek YARGI önüne çıkartılması benim Devletimden beklentimdir.” dedi…

Malumunuz son 2 aydır ülke bir paralel yapının varlığından ve bu yapının uzantısı olan emniyet ve YARGI mensuplarının HUKUK adına değil de belli amaçlar adına hareket ediyor olduğu iddiaları ile en birinci ağızlardan olmak üzere ÇALKALANIYOR..

Televizyonlarda hukukçu profosörler vs ısrarla savunuyorlar ki BALYOZ,ERGENEKON,ŞİKE,CASUSLUK,ODA TV Karargah davaları bu yapıya paralel mahkemelerde HUKUK dışı deliller ve yöntemler ile görüldü-görülüyor.. Olan biteni medya aracılığıyla ile izleyen vatandaşlar ise bu bahsi geçen Özel Yetkili mahkemelerde görülen diğer davaların Hakka ve HUKUKA uygun yürütüldüğü , Adil yargılamalar yapılıp Kararlar verildiğini sanıyorlar.. Zira kimse bu dört beş bilindik davaların dışında, adı geçen mahkemelerin zulmü ile ilgili, yıllardan bu yana Esir tutulan on binlerce insandan, binlerce davadan bahis etmiyor..

Ben buradan, sabreder okursanız eğer, bu mahkemelerde Hukukun ve ADALETİN nasıl katledildiğini bire bir yaşayan kişi olarak özetle anlatmak ve aynı haksızlığa uğramış binlerce insanın hislerine tercüman olmak istiyorum.. Bu davalara bakan Savcı ve Yargıçları kim nerede nasıl besledi ve eğittiyse insanlara ve insanlığa karşı böylesine KİN ve NEFRET ile şarj ettiyse bunların önümüzdeki dönem tek tek bulunup YARGI önüne çıkartılması dileğimdir..

Bandırma ve bölge halkının hatırlayacağı gibi 28 Ekim 2009 tarihinde “Cumhuriyet tarihinin en büyük Yolsuzluk operasyonu ” hezeyanları ile sabaha karşı kardeşim ve oğlum ile birlikte 17 kişi daha evlerimizden alındık..

Sipariş üzerine, dosyada çok net izlerine ulaşabileceğimiz gibi Organize bir ekibe havale edildik..
Nöbetçi mahkemeye çıktığımızda derdimizi anlatmaya çalışıyorduk; Hakimin telefonu çaldı.. herkes duydu ki ” Tamam geliyorum” dedi…Acelesi vardı.. Mevzuyu toparladı 7 kişi tutuklandık.. Yine malumunuz ben cezaevindeyken 18 Aralık 2009 tarihinde biri gitti Cihan Hayırsevener’i ayaklarından vurdu.. Başına polis diktiler ,kimse yanına yaklaşamadı ve vurulduktan 30 dakika sonra 300 metre ötedeki hastaneye intikal ettiğinde kan kaybından öldü..

S.K isimli bir kadının ifadesini aldılar.. Diyor ki “Cihan’ı vuran kişi 2005 yılından bu yana aynı silahı taşır.. Bu silahı ona İhsan Kuruoğlu hediye etmiş..” 16 Mayıs 2010 da Muhammed Said-i Çetin isimli Savcı beni cezaevinden aldırdı ve “silahı veren kişi olarak tutuklanmasına “diyerek mahkemeye sevk eti.. Bir de ondan tutuklandık mı! “Sen Azmettirdin..! NASIL? Cevabı yok.. HALA YOK…

Detaylara girsem roman olur..Girmeyeceğim..28 Ekim 2009 tarihinde Örgüt ve ihaleye Fesat karıştırma iddiasıyla yapılan soruşturma bitmiş iddianamesi yazılmış.. M. Said Çetin dedi ki “bu Cihan olayı ihale olayının Cebir ve tehdit unsurudur..” Bu dava İstanbul Özel Yetkili Mahkemede görülmelidir.. Hoop gözümüzün içine baka baka hile ile dosyayı İstanbul’a devşirdiler mi…!

Çıktıkmı tutuklandıktan 10 ay sonra İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Tarih 31 Ağustos 2010..12 Eylül 2010 Referandumunun malum sonuçları henüz tam olarak pratiğe yansımamış.. Heyet dosyayı belli ki adamakıllı incelemiş..45 gün sonraya 15 Ekim 2010 tarihine gün verdi.. Kararını açıkladı..

“KARAR ; Sanıkların üzerlerine atılı bulunan ihaleye fesat karıştırma ve Örgüt kurma ,örgüt üyeliği suçlarından Cebir ve tehdit kullanıldığına ve bu suretle Örgüt faaliyeti yaptığına dair DELİL bulunmadığından ,ayrıca bu öldürme olayının sanıklar arasındaki var olduğu iddia edilen çekişme nedeniyle gerçekleştirildiğinin iddia edildiği ANCAK iddia edilen öldürme olayının İHALEYE FESAT İDDİANAMESİNDE atılı bulunan SUÇLAR ile BİR İLGİSİNİN BULUNMADIĞI… Bu nedenlerle Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve Mercii tayini için dosyanın Yargıtay 5. Ceza dairesine GÖNDERİLMESİNE”…

Dosya gitti mi Ankara’ya … Ne dedi Ankara… Yarım sayfa… “İddianamenin yazılış biçimine göre İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Görevsizlik kararının kaldırılmasına” … Ne demekse yazılış biçimi? Esas yönünden bakmıyor… İddianameyi yazan size göre yazmış diyor… Dosya tekrar Özel Yetkili 10. Ağır Cezaya… Yıl 2011… 10. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Mayıs 2011 tarihine gün verdi… Tutuklandıktan 20 ay sonra hayırlısıyla… 1. Celseye çıktık… Derdimizi meramımızı anlatacağız…

Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesinin heyeti komple değişmiş… Balyoz davası da buraya pas edilmiş… Mahkeme Başkanı ÖMER DİKEN… Şöhretli Balyoz Hakimi… Savcı Kasım İlimoğlu… Kasım İlimoğlu’nu bir duruşma gördük… Hoop aldılar… Dosyaları incelemiyormuş… HSYK’nın tespiti bu idi… Gazetelerde okuduk… İçim içimi yiyiyor… Yerimde duramıyorum. 20 ay sonra savunma yapacağım… Yalan bu dosya diyeceğim… Örgüt v.s. fesat mesat yok diyeceğim… Belgeleri göstereceğim… Yazılan iddianamenin tamamı Yalan Polis Fezlekesinden kopyala yapıştır yapıldığını anlatacak iddianamenin satır satır belgeleriyle birlikte düzmece olduğunu mahkemenin önüne koyacağım…

Söz istedim… El kaldırdım… Savunma yapmak istiyorum dedim… Ömer Diken dedi ki “Yok biz öyle her gün savunma almıyoruz…” Şakamı bu? 20 aydır bugünü bekliyorum… “Otur yerine…” Bismillah… Sayın Savcı dedi ki, İhsan Kuruoğlu’na ait şu şu mallara konan tedbir kararının devamına, tutukluluğunda devamına.. Bu arada benimle birlikte şirketin sigortalı çalışanı şoförüm K. Yılmaz’da tutuklu.. Sebep. .Cihan’ı vuran ile olaydan 40 dakika öncesine kadar telefonları aynı bölgede sinyal veriyormuş.. Başka ..Onun için olayı birlikte yapmış beraber kaçmışlar.. İyide K. Yılmaz’ın telefonu olayın olduğu sırada 8 km ötede işyerinde sinyal veriyor.. Sonrasında evinde.. Kim görmüş K. Yılmaz’ı.. Kimse…
Savcı devam etti…”olaydan sonra fail Serkan ile beraber kaçtıkları için K. Yılmaz’ında tutukluluğunun devamına.. Kerem otomatik refleks verdi “ben olay yerinde yoktum ve kimseyle birlikte kaçmadım.” Ömer Diken gürledi.. “Atın bunu dışarı..! ”

İtiraz ettik 11.Ağır cezaya Orası da Özel Yetkili …! Dedik ki, kimse bize tutukluluğumuzun mantıklı bir gerekçesini söylemiyor.. Ayrıca Savcının bahsinin ettiği tedbirli araç vs. bana ait değil oğlum İ. Kuruoğlu’na ait.. Dosyada sabit.. Bu durumda düzeltilsin… Yarım sayfa itirazımıza cevap geldi.. “İhsan Kuruoğlu ve İ. Kuruoğlu’nun tutukluluğunun devamına” Hoppala.. İlbey tutuklu değilki..15 Ekim 2010 tarihli duruşmada Tahliye edilmişti..

Anladım ki biz tam bir gayya kuyusuna atıldık.. Önümüz zifiri karanlık.. Burada insanları yargılamıyorlar.. YargılarMIŞ gibi yapıyorlar.. Tam bir tiyatro.. Beşiktaş mahkemelerinde nezarethaneler 10 m2 içeride 30 kişi.. Eller kelepçeli.. Kandıra 2,5 saat 1m2 odalarda 6 kişilik iki ayrı göz cezaevi araçları.. Eller kelepçeli..! Dön baba dönelim..

Mahkeme attı mı 6 ay.. 18 Ekim 2011..2.Celseye aynı model geldik yine.. Çıktık huzura. .Kararlıyım konuşacağım.. Yırtacağım hançeremi.. Yine kimlik tespiti vs. usul tamamlandı.. El kaldırdım..” Ne var?” Söz istiyorum” Ne anlatacaksın ki?” Hadi konuş bakalım.. Girdim söze bir cümle iki cümle… “Bir dakika bir dakika sen delil tahlili yapıyorsun “.. Başka ne yapabilirim ki… bu deliller YALAN, düzmece.. Siz beni bu delillerin doğru olduğu varsayımından haraketle tutsak ediyorsunuz..! Yaz kızım “Delil tahlilinin mütalaadan sonra yapılacağı, bu sebepten sözü kesildi, dilekçesi alındı dosyaya kondu.”

Duruşma tutanakları orada.. Birde bir güzel yazdı mı tutanağa.. Devamında “Yakalama tutanakları Atılı suçun cinsi, CMK 100 katalog suç oluşu ,tanık anlatımları, Adli raporlar, Telefon dinleme kayıtlarına göre tutukluluğunun devamına…La havle..

Ben yakalanmadım.. Kaçmadım ki yakalanayım…Gelip evden aldınız.. Benimle ilgili tek tanık ifadesi yok ki, Tel dinleme kayıtlarının tamamını kabul ediyorum.. Suçsuzluğumuzun yegane delili bu tapelerdir irdeleyelim diyorum.. Adli rapor ne ise. .Alkol yok raporu var benimle ilgili başkada rapor yok.. Olsun.. DEVAMINA..! 5 ay sonra görüşürüz..28 şubat 2012 ye bırakılmasına.. NEYİN? Duruşmanın… Hımmm..
Bu arada Talip Yıldız 2009 da Bandırma Kaymakamı olan Salih Keser’i tanık olarak çağırmış.. O geldi 2. Celse .. Köylere hizmet götürme birliği Mazot almış.. Çetin Sever bir lira 90 kuruş fiyat vermiş.. Aramışlar Çetin Mirap’ı demişler Çetin Sever şunu teklif etti sen bir lira seksen kuruşa düzelt teklifini senden alalım..vs.. ihaleye fesat karışmış..

Beni buradan yargılıyorlar birde.. Talip diyor ki bana Kaymakam Salih bey talimat verdi ben öyle aradım SUÇSUZUM Hakim Bey…

Dedim ki hazır yakalamışken soralım” Salih bey Bandırma’da benim liderliğimde bir İHALE ÖRGÜTÜ Varmış ..Bu konuda bilginiz duyumunuz var mı” “Benim böyle bir bilgim yoktur” dedi..

Neyse .. Çıktık mı 28 Şubat 2012 de..3. Celse ..Savcı değişik.. Adem Özcan..

Kim bu Adem Özcan..? Bugünlerde iddia ediliyor ki hayali örgüt isimleri üzerinden 7000 kişiyi dinlemişler… Siyasetçi, Sanatçı, İşadamı… Bu savcının imzasıyla yapılmış bu işler… Savcı hayali örgüt üzerinden bu işleri yapar da, bu mahkemenin Yargıcı, hayali isimler üzerinden hayali suçlamalar ile onlarca yıl cezalar vermez mi..? Verdi… Birazdan değineceğim… Neyse… Heyet de değişik.. 20 dakikada bitti duruşma.. Hani Cihan olayında kullanılan silahı olaydan 4 yıl önce (2005) Faile İhsan Kuruoğlu vermiş diyen S.K vardı ya.. Bu ifadesinden sebep Cihan mevzunda da tutuklanmıştım. .İşte bu S.K.nın mahkemede dinlenilmesine karar verildi. Bir de ihaleye fesat karıştırıldığı iddia edilen 5 ayrı suçlamanın irdelenmesi ve fesat var mı, yok mu anlaşılması için. Dosyanın Bilirkişiye tevdii… Edilmesi… Şükürler olsun ilk kez hayra alamet bir karar… S.K. ifadesi önemli… Bilirkişinin dosyayı incelemesi çok daha önemli… Zira ben biliyorumki, dosyada kanun ve yönetmeliklere aykırı tek eylem yok… Ama bunu mahkeme bilmiyor… Sebep? Dosyayı incelemiyor… Savunma yapmamıza izin vermiyor, soru sormuyor, anlamaya çalışmıyor… Neyse… Tutukluluğun devamına… 3 ay sonra görüşürüz…

4. Celse 22 Mayıs 2012 … Heyette yine değişik isimler var. Başkan aynı… Ömer Diken… Savcı aynı… Adem Özcan… S.K.’nın ifadesi gelmiş… Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinde ifade vermiş… Diyor ki “ Ben silahı İhsan Kuruoğlu vermiş diye bir beyanda bulunmadım. O gün beni başka suçlarımdan dolayı ifadelerim, yakalamalarım varmış, saatlerce emniyette tuttular. Bir an önce çıkmak için baskı altında okumadan ifademi imzaladım.”

Ne olacak şimdi..? Bu kadının “Silahı İhsan Kuruoğlu olaydan 4 yıl önce vermiş” ifadesi üzerine Cihan olayından tutuklanan ben, şimdi dönüp bu mahkemeye ne demeliydim? Söz istedim… “ Sahte tanıklar, uydurma delillerle 28 aydır tutukluyum… Duruşmalar boyunca sözlü savunma yaptırmıyorsunuz, belli olay ve olguları anlamak adına tek soru dahi yöneltmiyorsunuz. Çareyi ekli belgeleriyle birlikte yazılı savunma vermekte arıyor, yüzlerce sayfa doküman veriyoruz, ancak öyle anlaşılıyor ki, okumuyor, incelemiyorsunuz”

Başkan Ömer Diken tepeden şöyle bir baktı… Gözlerini açtı ve dedi ki “ Biz soru sormayız, okumayız… Karar veririz…!!!” Okumaz, sormaz, anlamaz bir adalet anlayışından çıkan ve dosya ile zerre alakasız KEYFİ kararlara birazdan değineceğim…Ancak bir Mahkeme Başkanının bu lafları sarfetmesi inanılır gibi değildi.

“Bu söyleminizi tutanaklara geçin”… Otur yerine..! La havle, Saygı… Mahkemeye Saygı… Pekala… Sabır… ya sabır… “Başkan bu söylemini tutanağa geçmediyse biz nereden bilelim böyle söylediğini”… Öncelikle duruşmaya katılan diğer sanıklar ve sanık avukatları şahit… Daha önemlisi ben bu diyaloğu bizim gazetede yazılmasını TÜRK ADALETİ adına utandığım için istemedim… Ama maktul Cihan’ın gazetesi YAŞAM bu içler acısı kahredici tutum ve davranışı, hakimin bu söylemini gazetelerinde sırf beni küçük düşürmek adına yazdı… İnternet sitesine koydu… Çıktıları elimde meraklısına gösterebilirim..!

Neyse… Tutukluluğun devamına… 3 ay sonra görüşürüz.

5. Celse… Tarih 28Ağustos 2012… Heyet yine değişik…Başkan İbrahim Balık… Savcı değişmiş, Mustafa Çavuşoğlu…
Kim bu Mustafa Çavuşoğlu… Hani 2011 genel seçimleri öncesi başta MHP’liler olmak üzere milletin yatak odalarına kameralar koymuşlar, istifalara yol açmışlardı… Bu işlerin alt yapısı olduğu değerlendirilen dinleme kararlarını veren Savcı… İhsan Barutçu, v.s. kararlar onun elinden çıkmış…

Bilirkişi Raporu gelmiş… 24 sayfa…Mahkemenin atadığı uzman kişiler… Ceza ve Ceza Muhakemesi Uzmanı Dr. Murat Volkan Dülger, E. SAYIŞTAY DENETÇİSİ Mehmet MUSTAFA KESKİNKILIÇ ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ERDİNÇ TAMTÜRK…

Bilirkişi tüm suçlamaları ayrı ayrı ele almış… Telefon tapelerine varıncaya kadar, hangi tapenin, hangi ihale ile ilgili olabileceğine kadar detaylandırmış… Bu rapor sanırım İlkhaber’in web sitesinde var… Nihai olarak söylediği şu…

“İlgili ihalelere dair dava dosyası kapsamında sanıkların ilgili suçları işlediklerini kanıtlamaya yarayan DELİLİN olmadığı iletişim tespit tutanaklarının ise tek başına ESAS hakkında HÜKÜM vermeye değer bir nitelik taşımadığı, AYRICA ilgili iletişim tutanaklarında “SUÇ” teşkil edecek ibarelerin bulunmadığı, ihale dosyalarında herhangi bir usulsüzlüğün ve Kamu Zararının OLUŞMADIĞI TESPİT EDİLMİŞ olup İhaleye Fesat Karıştırma suçunun EYLEM unsurunun ve İHALELERDE USULSÜZLÜĞÜN BULUNMADIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR…”

Yüzümüz güldü tabii… Birileri dosyayı inceledimi çıkan sonuç bu… Hatırlayın… 15 Ekim 2010 da bu referandum öncesi mevcut heyette incelemiş (Aynı 10. Ağır Ceza Mahkemesi) onlar da, bu dosyada ÖRGÜT v.s. yok… mış ile miş ile iddianame yazılmaz demiş, dosyayı reddetmişti. Dosya dökülüyor… Yalan tanıklar, düzmece fezlekeler objektif ve HUKUKA saygılı Savcılar, Hakimlerin, Bilirkişilerin incelemeleri sonucunda mahkemenin önüne bir bir geliyor… Geliyor da, ne oluyor… Farklı bir ekip 10. Ağır Cezaya çökmüş…

Bu gelişmeler ışığında söz istiyorum… Başkan şöyle bir bakıyor… “ Ne diyeceksin?”… Rapor hakkında söz istiyorum… “Rapora katılır veya katılmayız, mahkemenin takdiridir… SÖZ VERMİYORUM” Sayın Başkan söz istiyorum… “ Jandarma atın sanığı DIŞARI”

Bu arada ben atılmadan önce GİZLİ TANIK dinlendi… Ekrandan konuşuyor… Ses var görüntü yok… Cihan Hayırsevener olayını yakınen görmüş, an itibarıyla neler olmuş bilgi sahibi… Avukatlarım sordu… Fail maktule ne kadar yakındı..? Cevap: 50 cm… Silahı ile nereyi hedefledi?.. Cevap: Silahı sol elinden, sağ eline aldı ve AYAK bölgesine 3 el ateş etti… Peki başka bölgelerine ateş etmesine engel bir hal varmıydı..? Cevap: Yoktu… İsteseydi kafasına, göğsüne ateş edebilirdi… Eylemini kendiliğinden mi sonlandırdı..? Cevap: Evet… Diğer Sanıklar yanındamıydı? (Gizli tanık ekrandan bizi görüyor… Kerem Yılmaz ve beni soruyorlar.) … Cevap: Hayır… Yalnızdı…

Şimdi bu sorular önemli… Hukukçular bilir… Kastı Yaralamakmıydı, öldürmekmiydi… Bunu öğrenmeye çalışıyorlar… Bu cevaplar ışığında YÜZLERCE YARGITAY kararı var… Anlaşılıyor ki KASIT ÖLDÜRMEK değil… “Kastın Aşılması Suretiyle adam öldürme” deniyor… Cezası 12 yıl… Kasıt öldürmek ise MÜEBBET…

Bu arada 1. Celsede, Cihan’ı vuran, Serkan el kaldırdı, söz istedi… Ne var? Efendim ben olay hakkında konuşmak, ifade vermek istiyorum… Ömer Diken dedi ki; Ne anlatacaksın, poliste konuşmamışsın, Savcıda konuşmamışsın, şimdi burada ne anlatacaksın, otur yerine… Haydaaa… Şakamı bu… Adamın olayla ilgili dosyada ifadesi yok… Bu adam Cihan’ı neden vurdu?

Ben dahil kimse bilmiyor… Adam mahkemeye diyor ki “ Konuşacağım, Anlatacağım, ifade vereceğim… Bu şahıs, benim azmettirmem sonucu tasarlayarak Cihan’ı öldürmek iddiası ile Ağırlaştırılmış Müebbet hapis istemiyle yargılanıyor… Dolayısıyla bende öyle… Tasarlanmış bir cinayetse eğer bu daha polis aşamasında tasarlanmış bir ifade olmalı değil mi? Dünyadaki benzer milyonlarca vakada bu böyle… Adam kendi teslim olmuş… Ama yok… Fail olaydan 20 küsur ay sonra Mahkemede diyor ki “ Olayı anlatacağım” ….

Bu diyalogda Yaşamcıların 27 Mayıs 2011 tarihli gazete ve internet sayfalarında ve ayrıca BİANET internet sayfasında 26 Mayıs 2011’de aynen yayınlandı.
Neyse… Tutukluluğun devamına 3 ay sonra görüşürüz…

6. Celse 22 Kasım 2012 … Başkan Ömer Diken Balyoz ile meşgul… Heyet yine farklı isimler… Savcı yine değişti… BİLAL BAYRAKTAR… Hani şu MİT Müsteşarı Hakan Fidan soruşturması çarşaflayınca o işlere bakan Savcı…Sayın Başbakan bugünlerde CASUS diyor bunlar için…

Kendi duruşmada ama aklı ve fikri sanırım iktidarda… Telefonu ile oynuyor… Kalkıyor dışarı çıkıyor… Tekrar giriyor, boş boş salona bakıyor… Uzaylı gibi… Benim burada ne işim var der gibi… Geçelim…
Avukatım Erkut Gürsoy dedi ki… Bu Cihan Hayırsevener’i vuran fail 6 celse geçti daha bu mahkemede sorgulanmadı… Birkaç soru yöneltmek istiyorum… Olurdu, olmazdı, kanun, kitap, usul, hukuk v.s. başladı sormaya… -Sen Cihan Hayırsevener’i tanıyormusun? Aranızda ne gibi bir husumet vardı da bu olay cereyan etti… Cevap: Benimle ilgili daha başkaca haklı olduğum iki olayda beni aşağılayan, “ Şehir Eşkiyası” gibi başlıklarla haberler yaptılar. Gazetenin muhabiri Tarık Köse imzalı haberlerdi… Tarık Köse’yi bir gün çevirdim… Niye bunu yapıyorsunuz dediğimde beni Cihan Hayırsevener yönlendirdi… Biz haberi yapar veririz, başlıkları o atar dedi…

Sonra?.. Sonrası bende Cihan ile Arastada ve Cumhuriyet Meydanında iki kez karşılaştım… Tartıştık… Esnaf bizi ayırdı… Olay günüde bana laf attı… Alkollüydüm… Öldürme kastım olmaksızın 3 el ateş ettim..! Mahkeme Başkanı sordu… Niye bunları daha önce anlatmadın? Bismillah… Cevap verdi, ANLATTIRMADINIZ Kİ… Bu arada failin Avukatı dedi ki, “ Sanık ile maktul arasındaki kavgalara şahit olan esnaflar var… Dinlenmesini istiyoruz…

Bu adam doğrumu söylüyor..? Bu gazete haberleri var mı..? Yapılmış mı..? Baktırdık tabii… Evet aynen doğruydu… Aldık dosyaya sunduk… Peki Tarık Köse ne diyor..? Mahkemeye Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine verdiği ifade geldi…Aynen doğruluyor… Beni tehdit etti, üzerime yürüdü, diyor… Ne kaldı geriye… Avukatın Serkan Erakkuş- Cihan Hayırsevener çekişmesine şahit olan esnafların dinlenmesi talebi…

Karar… Tutukluluğun devamına, tanık dinleme talebinin reddine, duruşmanın 26 Şubat 2013 tarihine ertelenmesine… Afedersiniz Savcı Bey sizin görüşünüzü almadık… Mütalaanız.. – Devamına, Devamına!!! Pardon neyin devamına… Tutukluluğun..!!! Hmmm…

7.Celse 26 Şubat 2013 Başkan Ömer Diken .. Savcı yine değişmiş.. Başımız döndü.. Hüseyin Kaplan.. Balyoz mütalaası veren savcı.. Konularla hiç alakası yok… Sıkılıyor belli… Ara ara uyuyor… Sırtını salona dönüyor, bazen tavana gözlerini dikiyor… Mahkemeler Beşiktaş’tan taşındı… ÇAĞLAYAN da yapılan “SARAY” da görülüyor duruşmalar. Nezarethaneler sıfır kotundan 7 kat yerin dibinde… KIŞ… Saat beş gibi çağrıldık … çıktık yukarı… bekliyoruz merdivenlerde … Dar havasız.. Ayrı bir yol nezarethaneler ile duruşma salonu .. Binanın diğer bölümlerinden tecrit edilmiş.. Bekliyoruz.. Ayakta… Eller kelepçeli tam iki buçuk saat bekledik.. Bizi çağırttı ama unuttular… İçerdeki davamı uzadı.. Kek partisimi bilemiyoruz..

Bu neyin işkencesi..?

Saat sekize doğru nihayet girdik.. Onca gelişme olmuş.. Tanık ifadeleri var.. Bilirkişi Raporu gelmiş 40 aydır tutukluyum. Olumlu bir gelişme, karar çıkar mı..? Umutla girdik… Girer girmez Başkan Ömer Diken dedi ki…” Arkadaşlar fazla uzun tarihe atmayacağım malum geç kaldık… Hemen toparlayalım…”
Diken Başkan duruşmayı bitirmiş haberimiz yok… Avukatlardan biri neden tahliye kararı verilmesi gerektiğinin hukuksal sebeblerini anlatmaya başladı ki… Başkan sözünü kesti… “Arkadaşlar hepimizin çoluğu çocuğu var …lütfen …bakın saat kaç oldu…”

Bunu dedi.. Dedi.. Çoluğu çocuğu varmış.. Geç kalmış.. insanın diyesi geliyor ki.. Nefes nefese…Haykıra haykıra… Çığlık Çığlığa …” Ulan bizim çoluğumuz çocuğumuz yok mu.. 40 aydır dosyanın kapağını kaldırmıyorsun ,bin iki yüz gündür mahkumuz, elinde rehiniz.. Sizde Allah ,kitap, vicdan yok mu..? !”

Demedim … Karşımda hala Devlet var umuyorum… Saygı diyorum..

KARAR; Esas hakkında mütalaa için dosyanın Savcılığa tevdiine… Yakalama tutanakları ve tanık anlatımlarına göre tutukluluğun devamına…

Ben yakalanmadım ki..! Tanıklar beni işaret etmiyor ki… Tanık dinletme taleplerini kabul etmiyorsunki..!

Duruşmanın 30 Nisan 2013 tarihine ertelenmesine…

8. Celse… 30 nisan 2013… Sinyal baz kayıtlarında Fail Serkan ile son görüşen (bir kaç kez) S. Şıvgın isimli kişinin dinlenmesini talep etmiştik.. Adam diyor ki..” Serkan ile bir meseleden ötürü buluştuk beni arabasına aldı Yalnızdı.. Aniden durdu beni arabasından atarcasına indirdi… Birkaç dakika sonra 3 el silah sesi duydum.” Vay senmisin diyen… İfade Başkan’ın işine gelmedi… Gürledi… “Doğru söyle…” Salona göz gezdirdi… Yüksek sesle devam etti… “Salonda Polis var mı?!” Duruşmaya ara veriyorum… ŞOK… Herkes şaşkın… Tutuklayacak tanığı… Adam korkudan doğru bildiğini de inkar edecek… Girdik tekrar yarım saat sonra salona… Tanık tekrar çağrıldı kürsüye… Konuş… Çocuk dedi ki, “Ne dediysem doğrudur… İfadem budur.”

Bu tanık, fail Serkan ile telefonda olay öncesi defalarca konuşan son kişi… Yani ifadesini destekleyen sinyal bilgileri var… Sonuç… Gerekçeli kararda bu ifadeye tek satır değinilmedi.

Bu ifade önemlimi.. önemli… K. Yılmaz’ın olaydan 40 dakika önce aynı bölgede Sinyal kayıtları var diye 3 yıldır tutuklu yargılıyorlar.. Beni de “işte İhsan’ın şoförü” iddiasıyla olaya bağlıyorlar.. Tanık diyor ki Serkan yalnızdı.. Sinyal bilgileri olay anı ve sonrası K.Yılmaz olay yerinde değil… .işyerinde, evinde vs…

Yok biz olay anı ve olaydan sonrasına bakmayız.. Eee..Neye bakarsınız..? Olaydan önce sinyalleri örtüşüyor.. Aracı K. Yılmaz kullandı.. Beraber kaçtılar.. Gören duyan var mı? Yok biz öyle tahmin ediyoruz ! İhsan’da azmettirdi.. La havle … Nasıl azmettirdi.. Avukatıyla haber göndermiş..Kim diyor.. Sinyal bilgisi var.. İçeriği bellimi? Değil..

Bu sinyal bilgisi olaydan kaç dakika önce var? 60 dakika.. neredeymiş Fail Serkan .. Gönen’de.. Kaç km..50… 60 dakikada Gönen’den gelmiş Cihan’ı yol ortasında bulmuş ve vurmuş ! Bumudur..Budur .. !!… Kerem’de almış Serkan’ı kaçırmış…! Ama Resmi belgeler, kayıtlar, tanıklar öyle demiyor..Teşhiş yok…Olsun…

Azmettirdiğim iddia ettikleri kişiyi benimle irtibatlandırmak için 6 ay dinlemişler… Yetmedi Cezaevini “Kamuya açık alan” olarak değerlendirmiş ve kaldığımız odalarda ses ve görüntü kaydı almışlar.. Yetmedi teknik takip yapmışlar, Yetmedi fiziki takip kararları almış, aylarca izlemişler..! Sonuç .. Tek irtibatımı bulamamış dosyaya sunamamışlar…

Bundan güçlü delil olur mu.. Olur..! Düzmece tanık beyanı ile “Sıkı irtibatları var” iddiasını gerekçeli karara kadar taşımışlar..! Ki dayanak, tanığın polis ifadesi… Huzurda dahi dinleme cesaretini ortaya koyamadılar…

Bu dahi C.M.K 217-210 maddelerine Aykırı..

Bu cezaevinde yaptıkları ses ve görüntü kayıtları işlerine gelmeyince tutanak tutmuşlar, “Kayıtlarda parazit var”… Yalan… Sen 1 ay dinleme yap, her gün kayıtları gözden geçir… İşine gelmeyince kayıtların üzerine parazit bindir… Zira kayıtlar dosyaya girse dava düşecek…

Bu arada yeni Savcımız Hüseyin Kaplan, Esas hakkında MÜTALAASINI verdi.. Evlere şenlik..5 yaşında çocuğa ver.. yaz çocuğum mütalaayı de.. Utanır.. arına dokunur.. Böyle mütalaa vermez…
Ne yapmış dersiniz.. Hani şu Polis fezlekesinden kopyala yapıştır yapılan iddianame vardı ya…”Yapılan Soruşturma Sonucunda” diye başlayıp, alt alta sıralanan ve duruşmalar boyunca verdiğimiz yazılı savunma ve belgeler ile yüzde yüz çürüyen Yalan ve Düzmece tefrikayı alıyor Sn. Savcı.. Tek bir kelimesini değiştiriyor… “Yapılan YARGILAMA sonucunda “diye başlık açıyor.. Aynen kopyalayıp MÜTALAA başlığı altına yapıştırıyor…

Ayıptır.. Yıllardır hapiste tuttuğun bu insanların senin meşrebinde zerre kıymeti yok.. Bunu anladık.. Yahu Mesleğine saygın yok mu?… 15 Ekim 2010 da bu mahkemenin yargıçları mütalaaya uygun oy birliğiyle “ÖRGÜT yoktur.. Örgütlü Suç yoktur” demediler mi?.. Bilirkişi Raporu orada duruyor.. Onca tanık ifadeleri var..v.s… Umurunda değil.. Boş gözlerle salona bakıyor.. Burnunu siliyor.. Genel olarak oturduğu sandalyenin ayaklarına bakıyor..

KARAR ; Tutukluluğun devamına.. Neye göre.. Yakalama tutanaklarına göre.. Ama ben yakalanmadım ki..! Otur yerine.. İyi… Duruşma 25 Haziran 2013 tarihine…

9. Celse…25 Haziran 2013…Savunma yapacağız ya…Delilleri değerlendireceğiz güya.. Hatırlayın 2. Celsede öyle demişti ya..Geçelim… İddia makamına soruldu…” Geçen celse sunmuş olduğum mütalaa doğrultusunda karar verilmesi kamu adına mütalaa olunur…” Duyan da hakikaten bir şeyler sundu sanacak… Polis fezlekesini noktalama işaretleri dahil kopyaladın yapıştırdın .. Yalnız istenen cezalar Polis fezlekesinde olmadığı için iddianameden alması icap ediyor.. Çok iş… Karıştırmış.. İddianamede adama isteniyor 5 yıl bu istemiş 55 yıl… İddianamede adama Örgüt üyeliği suçlaması yok.. Bu istemiş Örgüt üyeliği…Mütalaanın başında falanca suçtan istemiş Beraat, mütalaanın sonunda aynı olaydan istemiş 15 yıl ceza..

KARAR ; Tutukluluğun devamına.. Duruşmanın 1 ağustos 2013 tarihine ertelenmesine..Eee hani delilleri değerlendirecektik.. Bırak delil değerlendirmeyi bu mütalaanın neresini düzeltelim “Savcı Bey ne diyorsunuz”.. Devamına diyorum.. !!

10. Celse … 1 Ağustos 2013… Şimdi bu süreçleri yaşarken Avukatlar ile görüşüyoruz … Bu adam kafasına koymuş.. Ceza verecek.. verecek ama bu dosyada somut tek olay Cihan’ın ayaklarından vurulması..Faili belli…Adam ben yaptım şu sebepten yaptım diyor.. Heyet dosyayı incelemediği için Eğer ceza verirse verdiği HÜKME,GEREKÇE yazması imkansız…Zira ihaleye Fesat suçlamaları bakımından, örgüt bakımından veya Azmettirme açısından Suçun yasal unsurları oluşmuyor.

Mahkemeler Soyut ve uydurma ithamlar ile GEREKÇE oluşturamaz ,suçlamalarla ilgili hiç bir somut Delil dosyada yok..Suçlamaların aksini gösteren mahkemenin 15 Ekim 2010 tarihli kendi kararı var, tanık anlatımları var, bilirkişi raporları var, usul yasaları var… Bütün Avukatların görüşü bu yönde… Bakalım Ömer Diken ne yapacak…

Yaptı iyimi… !

Bu aşamadan sonra kesin ve net olarak anlıyoruz ki amaç Hukuku ve Adaleti temsilen Adil kararlar vermek değil.. Seçilmiş mensupları tarafından her türlü alçaklığın mubah görüldüğü yöntemlerle hazırladıkları fezlekeleri yine seçilmiş Said-i Savcılar eliyle bu Özel Yetkili yargı mensuplarının önüne koymak…

Kanun, Hukuk, Usul, Yasa yüzde yüz bu kişilerce katledilecek ve hile ile insafsızca, insani tüm değerleri dağlanmış neferleri eliyle masum insanlar onlarca Yıl hapse mahkum edilecek.

Bunu öğretmişler.. Hakkı ve hukuku değil.. Suçu nasıl yoktan var ederim.. Büyük bir hazla ve keyifle.. Başarının ölçütü bu ..Kriteri bu..

Kararı açıklamadan öncede enteresan bir uyarı geldi… Kimden… Mahkeme Başkanı Ömer Diken’den… Diyor ki; “ Lehte kararlar var, aleyhte kararlar var… Sakince dinleyin ve bu dosyanın tekrar bize geleceğini göz ardı etmeyin…” Tehdit… Verdiği karara kendiside inanmıyor… Diğer duruşmalardan duyuyoruz, bu kararlar karşısında sanıklar kürsülerin üzerine atlıyor, Mahkeme Heyetine hamle yapıyor… Sayın Başkan önlem alıyor… Neyse…

Önce işlenmemiş ve yasal koşulları ile eylem unsurları oluşmayan 3 ayrı ihaleye Fesat suçlamasından yüzde yüz hatalı varsayımlar ile 2 şer yıldan toplam 6 yıl ceza..

Sonra bu cezaları mesnet tutarak ÖRGÜT olgusu yaratmak suretiyle ÖRGÜT LİDERLİĞİ suçlamasıyla 4 yıl ceza.. Sonra T.C.K 220/5 maddesinde bahsi geçen “Örgüt lider ve yöneticileri, örgüt üyelerinin işlediği tüm suçlardan sorumludur” maddesi dayanak yapılarak Cihan’ı vuran silahtan bir yıl 8 ay ceza ve nihayet yine 220/5 maddesi dayanak yapılarak Cihan olayından önce Müebbet, sonra tahrik indirimi 17 yıl ceza.. Toplam 28,5 yıl …

Örgüt Cezaları 4/3 yatılıyor.. Yani bana diyor ki…21 tam yıl sen cezaevinde kal.. Türkçesi “ÖL” diyor bana.. Hayatıma kastediyor.. Gözünü kırpmadan.. Buyurun bunu nasıl başardığını kısaca ve ayrı ayrı ele alalım..

1-) S. Tunç Karalar’a ait Bandırma icra müdürlüğünde satışı yapılan gayrimenkul ihalesine Fesat karıştırıldığı savıyla 2 yıl mahkumiyet hükmü.. T.C.K 235/2-C

Maddenin açılımı şu :” Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlerle katılmalarını engellemek”

Yaptırımı ; Bu madde 5 yıldan 12 yıla kadardı.. Yasa 2012 de değişti.. eğer cebir tehdit varsa en az 5 yıl.. Yoksa ve Kamu zararı oluşmadıysa 1 yıl ila 3 yıl arası.. ( Yeni eklenen 3.b-3a)

İDDİA ; 11 Ocak 2010 tarihli iddianamede ,esasen içerikleri “SUÇ” olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan olağan telefon konuşmaları uzun uzun aktarıldıktan sonra “Şüphelilerin ihaleye katılma yeterliliğine ve koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye katılmalarını Cebir ve tehdit suretiyle ENGELLEMEYE ÇALIŞTIKLARI ve bu şekilde ihaleye fesat karıştırdıkları ANLAŞILMIŞTIR” Sevk maddesi T.C.K 235/2-c

Şimdi bu cezalar 01 Ağustos 2013 karar duruşmasında kısa karar olarak açıklandı ya.. Tüm Avukatlar merakta ..Bu mahkumiyetlerin GEREKÇESİNE neler YAZILACAK.. 4 ay sonra Aralık 20 gibi gerekçeler geldi.. Ama önce İDDİA ile ilgili savunma ve Bilirkişi ne diyor ona bakalım…

a-) 15 Ekim 2010 tarihinde aynı 10. Ağır Mahkemesi ne demişti…”Dosya kapsamında cebir ve tehdit YOKTUR”… ÖRGÜT YOKTUR…

b-)Kendilerine Cebir ve tehdit uygulandığı iddia edilen… H. Tunç, oğlu H. Tunç ve T. Şahin’in ifadeleri var. “Bizi kimse engellemedi, zorlamadı… İhaleye girdik ve aldık…”

c-) Bilirkişi raporu var.. Kapı gibi.. hukuk dersi olabilir içeriği var.. Ne diyor bu ihale ile ilgili bölümünde ”
“Sanıklar isnat edilen suçun oluşması için ilgili suçun seçimlik hareketlerinden Cebir veya şiddet unsurlarının gerçekleşmesi gerekmekte olup ilgili dava dosyası incelendiğinde bu hususa dair bir DELİL MEVCUT DEĞİLDİR…Bununla beraber suçun tamamlanması açısından cebir ve tehdit hareketlerinin yöneltildiği kişilerin ilgili ihaleye girmelerinin ENGELLENMELERİ gerekmektedir..
Cebir ve Şiddet eylemleri gerçekleşmiş olsa dahi kişilerin ihaleye katılması durumunda ise suç TAMAMLANMAYIP teşebbüs aşamasında kalmaktadır.. Lakin bu kişiler söz konusu ihaleye katılmış olup girdikleri ihaleyi kazanmışlardır..”

Sanıkların üzerine atılı eylemlere ilişkin hiç bir somut delilin dava dosyasında YER ALMAMASI , şiddet ve cebir eylemlerinin yöneltildiği iddia edilen kişilerin dava kapsamında sanıklar LEHİNDE beyanlarda bulunması ,dava dosyasında yer alan iletişim kayıtlarının tek başına delil kabul edilememesi ,AYRICA ilgili konuşmalarda ihaleye katılımın engellenmesine yönelik veya Cebir-i tehdit unsurlarının YER ALMADIĞI tespit edilmiş olup, İHALEYE Fesat Karıştırma suçunun EYLEM UNSURUNUN ve ihalede USULSÜZLÜĞÜN BULUNMADIĞI, dolayısıyla cebir ve tehdit suretiyle İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA SUÇU GERÇEKLEŞMEMİŞTİR…”Hmmm..

Fotoğraf bu.. Şimdi ben dahil 4 kişi daha bu suçlamayla ilgili polis fezlekesinden başlayarak iddianame ve mütalaa dahil olmak üzere, S.Tunç Karalar’a ait icra satış ihalesinde , katılımcılar H.Tunç, H.Tunç ve T Şahin’in cebir ve tehdit yoluyla ihaleye katılımının engellendiği SAVIYLA YARGILANDIK …Dosyada başka ne isim ne olay olgu tek kelime geçmiyor..!

Gerekçe yazılacak ya.. Bizlerinde tahmin ettiği gibi yumurta kapıda.. Sıkıntı var.. Buyurun gerekçe.. “Sezer ve Selman isimli kişiler hukuka aykırı diğer davranışlarla ihaleye girmesi engellenmiş ve suç bu şekilde tamamlanmıştır..!” Hoppalaa..!

Şimdi iddia yüzde yüz çürüdü ya.. suç İCAT etme faslındayız.. Kimdir Sezer ve Selman ..? Bu kişilerin ihaleye girmelerinin engellendiği nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği yargılama konusu yapılmadı ki.. Bu konuda savunmalarımız alınmadı.. Şahıslar huzura çağrılıp dinlenmedi, böyle bir olgunun varlığı veya yokluğu ,doğruluğu ve yanlışlığı irdelenmedi ki..! Dahası dosyanın hiç bir aşamasında böyle bir iddia YOK.. Bu kişilere karşı eylem veya fiilden sebep soruşturma yok.. Ayrıca C.M.K 217. ve 225. maddeleride orada duruyor.. Böylesi bir keyfiyet…Hiç bir suretle Hükme ve gerekçeye dayanarak oluşturamaz..

Soruşturma ve Kovuşturma aşamalarında tek kelime zikredilmeden gerekçeye dayanak tutularak HÜKÜM KURULAMAZ..

Polis orada satış mahallinde …Fiziki takip tutanağı dosyada.. Bu isimler o tutanakta yoklar.. İfadeleri yok… Fiziki takip tutanağında bu kişilerle herhangi bir şekilde temas edildiğine veya bu kişilerin satış mahallinde olduklarına dair tek emare ,tespit yok.. Hayali iki isim gerekçe yapılarak CEZA TAYİNİ YAPILAMAZ.. Doğruluğu İSPATLANMAMIŞ DELİL (ki delilse eğer ) Hükme esas alınamaz..

ASLINDA NE OLDU.. Bu olay karşımızda art niyetli sözde Devlet memurları olmasa normalde, helal süt emmiş, orta zeka seviyeli bir savcının tarafları dinleyip giriş-gelişme-sonuç analiziyle 10 dakikada TAKİPSİZLİK kararı vereceği bir vaka..

S. Tunç Karalar’ın babası rahmetli ile eskiye dayalı hukukumuz var.. Bu kız bir gün beni arıyor.. Diyor ki “Abi, Amcalarım benim binama icra satışına girmek istiyor..Sen onları da tanıyorsun.. Rica etsek.. Bıraksalar da benim Temmuz gibi param gelecek girip kendim alayım..” İnsani, masumane bir talep.. Pratikte her gün hayatın olağan akışı içerisinde binlercesi yaşanan bir diyalog…

İhaleye iki gün var.. İnsanız ya..kardeşim, Osman’ın çocukluk arkadaşı S. Altınok var.. Petrolcü.. Biliyorum ki S. Tunç Karalar’dan 2007 tarihi itibarıyla 150 milyar fuel oil alacağı var.. Hayali değil … Mahkemeye sunuldu. .Olaydan 2 yıl önce protesto yemiş senetler var..

Ona diyorum ki git Amcasından ricacı ol… Hem alacağına sahip çık.. Bu vesile gidiyor.. Amca nezdinde rica kabul görmüyor.. Kişiler satışa giriyor Binayı alıyor.. Bir ara Altınok beni satış mahallinden arıyor..”Sezer ve Selman ile konuştum girmeye niyetli değiller ama amca binayı alıyor..” Hayırlı olsun diyorum.. Olay bu.. Sezer ile Selman’ı günlerce aradık.. Binlerce tapenin içinden araya sıkışmış tek cümle.. Esasta var mı bu kişiler, yoksa Altınok şirinlik mi yapıyor hala bilemiyorum.. Dolayısıyla Mahkeme hiç bilmiyor..

Hayali iki isim.. Maharet bu ya.. Ne demiştik.. Nasıl SUÇ İCAT EDERİM… Kriter bu..ölçü bu..! Kastın yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılıyor.. Teşditen 2 yıl T.C.K 61 e görede hiç indirim yok.. Dümdüz.. Erteleme yok..vs.. KASTIN YOĞUNLUĞU.!!! HANGİ KASTIN?! İnsanların hayatlarını çalıyorsunuz.. Ayıptır..

Bu olaydan 5 kişi ,birazdan değineceğim diğer suçlamalardan dosya kapsamında toplamda 15 kişi ceza aldı.. Yüzde sekseni üniversite mezunu, sabıkasız, duruşmalarda saygılı.. Herkese istisnasız tüm suçlamalar açısından üst sınırdan ceza, indirim yok ,iyi hal yok..

Bu arada iddianamede iki ayrı suçlama daha vardı.. Benimle zerre alakasız.. Meğer bunlar Sehven suçlama yapılmış…İhale yasasına tabii değilmiş.. Maazallah tabii olsa alacağız cezayı.. Düştü bu suçlamalar..

2-) Bandırma Belediye Başkanlığınca yapılan Kanalizasyon ,Yağmur suyu hatları ve terfi hattının yapımı ihalesine fesat karıştırıldığı savıyla iki yıl mahkumiyet hükmü; T.C.K 235/2-b,3-b maddeleri uyarınca…
Maddenin açılımı şu: “Tekliflerle ilgili olupta ihale mevzuatına veya şartnamelere göre gizli tutulması gereken bilgilere başkalarının ulaşmasını sağlamak..”

YAPTIRIM ; Yine bu yasa maddesi 2012 den önce 5 ila 12 yıl arası cezayı öngörüyordu.. Sonra 6459 sayılı yasayla değişik 3-a ve 3-b maddeleri ile kanun maddesi değişti..

Çözüm sürecine katkı… Malum KCK, PKK Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde ihalelere dadandılar… Bandırma dahil… Bir o kadar da haklarında soruşturma… Beyin takımının, Büyük rant kapısı… Onları saldılar…Değişikliğe göre kamu zararı yoksa eğer 3-b maddesi ceza 1 yıldan 3 yıla düşürüldü..

İDDİA NEYDİ ; Bu suçlama ile ilgili olarak 11 ocak 2010 tarihli iddianamede şirket bünyesinde saha sorumlusu olarak görevli O. Kuruoğlu’nun şirketin yapımını üstlendiği diğer işlerde kontrol mühendisi olan U. Tokbay ile teknik konularda yapmış olduğu bir kaç telefon tapesi alt alta yazıldıktan sonra nihai olarak şu suçlama yapılıyor..

“O. Kuruoğlu’nun ihalenin yaklaşık bedelini diğer şüpheli S. Çetkin’den öğrendiği, yaklaşık bedelin ihale süresince mutlaka gizli kalması gerektiği, şüphelilerin bu şekilden yaklaşık bedeli öğrenmek suretiyle İHALEYE FESAT KARIŞTIRDIKLARI ihale yaklaşık bedelinin de örgüt üyesi olan ve ihale komisyonunda görevli U. Tokbay ve Ö. Şenocak tarafından şüphelilere aktarılmış OLABİLECEĞİ”
“Olabileceği” olduğu değil.. Tahmin ediyor yani… Varsayımsal tutuklama.. Tarafımıza yapılan suçlama ve nihayetinde kurulan HÜKÜM ile ilgili öylesine HUKUKSAL hatalar var ki neresinden tutsan elinde kalıyor.. ART NİYET bas bas bağırıyor..

Sırayla izah edeyim ..Aslında çok kısa ifadelerle hukukçuların anlayabileceği gibi anlatmak mümkün.. Ancak her vatandaşın kavrayabileceği gibi özetin özetini yapacağım ..

a-) Maddenin ( 235/2-b) açılımına baktığımızda anlıyoruz ki bu suç ancak ihale süresinde görevli kamu görevlileri tarafından işlenebilir bir suç.. Yani bizim açımızdan İŞLENEMEZ SUÇ.. Yani öncelikle hüküm kanunda karşılığı olmayan suçlama dayanak yapılarak kuruluyor.. Anayasa 38. Maddeye ayrıca aykırı !
Bakın bu konuda Yüksek mahkeme kararları ne diyor..

“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun dairemizce benimsenen kararlarında vurgulandığı gibi ,madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde T.C.K 235/2-b bentlerinde sayılan hallerde ihale sürecinde görev alan İLGİLİ GÖREVLİLERİN SUÇUN FAİLİ OLABİLECEĞİ dolayısıyla suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce İŞLENEBİLECEĞİNDE bir TEREDDÜT bulunmadığının kabulü gerektiği..” (Yargıtay 5, Ceza Dairesi 2012/3588 ESAS )

Demek ki öncelikle sen bana O. Kuruoğlu’na bu madde gereği suçlama getiremez ,ceza veremezsin.. Kaldı ki bu suçun kamu görevlileri tarafından işlendiğine dair dosyada en ufak delil bulunmadığı gibi, bilgi kırıntısı dahi yok..

Öte yandan gizli bilginin kamu görevlisi tarafından açıklanması için azmettirildiği veya yardım aldığından iddianamede bahsedilmediği gibi bu olgularda duruşmalar boyunca tek kelime tartışılmamış.. Ayrıca bu yönde de dosyada tek delil bulunmuyor.. Yani 235/2-b ye göre hüküm kurulması Usule, kanuna, Esasa, Anayasaya külliyen Aykırı..!

b-) İddianamede yaklaşık maliyetin öğrenildiği belirtilen S. Çetkin Belediyede görevli veya Belediye ile anlaşmalı danışmanlık hizmeti veren bir kişi değil ki.. Serbest çalışan yaklaşık maliyet ve sair konularda ücret karşılığı danışmanlık hizmeti veren ve bu iştigal mevzuu ile ilgili şirketi olan inşaat mühendisi bir şahıs.. Böyle olduğu içinde zaten bu suçlamadan sebep BERAAT etti.. O. Kuruoğlu’nun gizli bilgiyi aldığını iddia ettiğin kişi beraat ediyor.. Bana ceza.. Nasıl mı? Komedi.. Bakacağız..

Bakalım bu konuda Bilirkişi Raporu ne diyor…

” İhaleye katılacak kişilerin ihale bedeline dair bir takım ön araştırmalar yapıp ilgili maliyet bedeline ilişkin ÖZEL firmalardan DANIŞMANLIK hizmeti alması hayatın olağan akışına uygundur..”
Tabi burada yapılması gereken asıl can alıcı saptama, madem Belediye çalışanları U. Tokbay ve Ö. Şenocak örgüt üyesi (ki bu suçlamadan sebep bu çocuklara da ne yazık ki ceza verdiler ) O. Kuruoğlu örgüt üyeleri dururken NEDEN ücret karşılığı danışmanlık hizmeti alıyor yaklaşık maliyetin hesaplanabilmesi hususunda..( S.Çetkin ile O.Kuruoğlu telefon tapesi var ) … Aslında helal süt emmiş bir yargı görevlisinin sırf bu gerçekten hareketle bu suçlamayı derhal düşürmesi Hukuk, Akıl ve Vicdan gereğidir..!!

Bu fiili gerçek ve tapelerin objektif ve doğru yorumlanması dahi ortada bir ÖRGÜTÜN olmadığının yapılan iş ve işlemlerin faaliyet alanları ile ilgili OLAĞAN, RUTİN işler olduğunun APAÇIK göstergesi değilmidir?

Bu konuda Bilirkişi uzmanların değerlendirmesi bakın ne diyor..
“İletişim kayıtlarını dikkate aldığımızda dahi sanıkların ihaleye dair yaklaşık maliyeti veya gizli kalması gereken diğer bilgileri ihale komisyonu görevlilerinden öğrenme ve ihale komisyonu görevinde bulunan sanıkların ise bir GİZLİ kalması gereken bilgileri İFŞA ettiğini gösteren herhangi bir DELİL BULUNMAMAKTADIR…

Bu iddia YALNIZCA KOLLUĞUN DEĞERLENDİRMESİNE DAYANMAKTADIR..

ANCAK Ceza muhakemesinde İSPAT ,tahmin yada VARSAYIMLA değil SOMUT deliller ve bu delillere dayalı YÜZDE YÜZ vicdani kanıta dayandırılmalıdır.. Dolayısıyla sanıkları suçun EYLEM UNSURU gerçekleştirdiklerini gösterecek bir delil DOSYA kapsamında bulunmamaktadır..!”

c-) Peki ne olmuş bu ihale süresince …Bahsi geçen bu ihale bir milyon altıyüz yetmiş iki bin lira bedeller ihaleye çıkmış.. 16 firma dosya satın almış ,7 firma teklif atmış ve ciddi bir rekabet ortamında ihale 550 bin TL. teklif atan İMTEK BETON BORU ve PREFABRİK YAPI ELEMANLARI LTD.ŞTİ. uhdesinde kalmış.. Belediye bir milyon yüz yirmi bin (% 70) TL FAYDA SAĞLAMIŞ..

Yani ihale bizde kalmıyor ..Şirket ilgili görevlisi S. Özsu hayırlı olsun deyip çıkıyor.. Hatırlayın o günlerdeki yaygarayı..20 trilyon yolsuzluk..vs..

d-) Diyeceksiniz ki bu ceza bu şartlarda nasıl sokuşturuldu.. Hukuku yedeğe alıp cellatlığa soyunursan karanlığın kapılarına giden yola taşlar bakınız pervasızca nasıl döşeniyor..
İddianamede öne sürülen suçlamanın UYDURUK ve DÜZMECE olduğu anlaşılınca Hükme Esas

GEREKÇE NASIL YAZILACAK..BUYRUN GEREKÇE…

“Diğer tekliflerle ilgili U. Tokbay ve Ö. Şenocak’tan bilgi aldıkları..! Hmmm. Diğer teklifler.. Bizler yaklaşık maliyeti öğrendiğimiz bahisle SÖZDE yargılandık.. Ama Kazan doğurdu.. İddia şekil değiştirdi. “Kim kaç para teklif atacak” bize bu bilgi sızdırıldı.. Dayanağı ne olabilir sizce…Zira bu teklifler yasa gereği tüm katlılmcıların huzurunda kapalı mühürlü zarflar açıldığında görülebiliyor.. Hem velev ki öğrendik niye ihalede 1. olmadık..3. olduk.. Cevabı yok.. Peki Sn. Mahkeme sen bu kanaata nasıl vardın? Telefon tapesi var..Hmmm..

Nedir o tape.. İhaleye Şahinler adına katılan şirketin ihale dosyalarını hazırlayan , tekliflerini komisyona veren yetkilisi var.. S. Özsu.. Şirketin sigortalı çalışanı.. Kız şirket adına ihaleye giriyor.. Dosyalar diğer katılımcı 7 firma huzurunda açılıyor.. Kim ne teklif vermiş isteklilere ihale komisyonunca açıklanıyor..
Sonrasında S. Özsu dışarı çıkıp O. Kuruoğlu’nu arıyor.. En düşük teklif atanı kaç TL atıldığını.. Bizim ise üçüncü teklif olduğumuzu izah ediyor.. İşte böylesine olağan ve rutin bu görüşme… ÇARESİZ kalan mahkeme tarafından Hükme ESAS GEREKÇE yapılıyor insanların hayatı karartılıyor.. Suç mu bu..? Ben özelim tutukluluğun devamına.. Türk Milleti adına 2 yıl Ceza..! Hadi oradan..!

3-) Bandırma Belediye Başkanlığınca yapılan MUHTELİF İSTİNAT DUVARI ihalesine FESAT KARIŞTIRILDIĞI SAVIYLA verilen 2 yıl MAHKUMİYET HÜKMÜ..T.C.K 235/2-B-D maddelerince HÜKÜM KURULDU..

MADDENİN AÇILIMI ŞU..235/2-b yine bu yaklaşık maliyetin kamu görevlilerince bizim çocuklara açıklandığı iddiası.. 235/2-d ise “Katılımcıların ihale şartlarını ve özellikle fiatı etkilemek için aralarında gizli-açık anlaşma yaptıkları..”

Bu 2-d maddesi iddianamede falan yok… Yukarıda izah ettiğim gibi bu 2-b den hüküm kuramayacağını anlayınca 2-d maddesini sokuşturmuş.. Hukukta kanun da yok böyle bir şey.. Ek iddianame ek Savunma vs. şartları var.. Yani bu konuda yargılanmadık biz.. Savunma yapmadık.. Sorgulanmadık.. Bu maddeyi mesnet tutarak cezaya hükmetmesi USUL VE YASALARA AYKIRI.. Aykırı olduğu gibi 2-d maddesine atıf yaparak yarattığı suçlamada esasen HAYALİ ..Öyle bir eylem fiil yok.. Esas bakımından da Külliyen uydurma ..”Ben yaptım oldu” mantığı.. Bakalım ne kadar olmuş..

İDDİA ; İddianamede T.CK 235/2-b maddesi dayanak tutularak Nihai suçlama şu şekilde yazılıyor..( 2-d yok )

“Şüpheliler ihaleden önce Belediyede görevli U.T, Ö.Ş ve M.A aracılığıyla ihaleye girecek firmaları öğrendikleri. şüphelilerden Ö.Ş yi bürolarına davet ederek ihale ile ilgili bilgi aldıkları ve toplantı yaptıkları yapılan bu toplantıda “MUHTEMELEN” ihale mevzuatı ve şartnamelere göre gizli kalması gereken bilgilerin İFŞA edildiği, şüphelilerin istinat duvarı ihalesine bu şekilde FESAT karıştırdıkları.”
“MUHTEMELEN”.. Adam katil olur.. İnsan aklıyla dalga geçiyorlar.. Hayatımızla oynuyorlar.. “MUHTEMELEN” miş..Öyle tahmin ediyor yani.. Bizim Osman bu insanlarla 30 senedir tanışıyor.. Tapeye takılmış.. Gel sana kuru fasulye ısmarlayayım diyor..

Kaldı ki taş duvar imalatında 6-7 kalemden oluşan yaklaşık maliyet tablosu, poz numaraları verilmek suretiyle ihale dosyasında katılımcılara veriliyor.. Dosyaya da evrak sunuldu.. Bu poz numaraları o yıla ait Bayındırlık birim fiyatları ile çarpıldığında yaklaşık maliyet kuruşu kuruşuna hesaplanıyor.. Bu hesaplamayı orta zeka seviyeli her kişi yapabilir.. Bayındırlık birim fiyatları her sene kamuya açık olarak ilan ediliyor. Yani bahse konu bu dosya ile alakalı yaklaşık maliyetin öğrenilmesi gibi bir İHTİYAÇ söz konusu DEĞİL..

a) Dolayısıyla Anayasa 38. madde ile T.C.K 235/2-b maddesi amaç ruhuna aykırı bir değerlendirme ile C.M.K 217 ve 225. maddeleri de ihlal edilerek mahkumiyet hükmü kuruldu… Ayrıca bu suçun kamu görevlileri tarafından işlendiğine dair hiçbir DELİL dosyada yok. Benim “Suçsuzluğumuzun yegane kanıtı ilgili telefon kayıtlarıdır” diye ısrarla belirttiğim bir kaç telefon tutanağı alt alta YANLIŞ ve KEYFİ yorumlar ile yazılarak MUHTEMELEN suçun işlenmiş olabileceği iddia edilmiş olmasına karşın yargılama aşamasında bu MUHTEMELEN savını subute erdirecek bilgi kırıntısı dahi dosyaya yansımadığı gibi 10 celse boyunca tek cümle tartışılmadı…!
Aslında müsaade etse anlatsam “belki” bu kadar basit hatalarla, bir stajyer hakimin dahi yapmayacağı keyfiyetle bu Gerekçeleri yazmazdı…

b) Ne diyordu iddia… İhaleye katılacak firmaların isimlerini öğrenmişiz… Detaya girmeyeceğim. Bu gizli bilgi falan değil… Sorarsın söylemek zorundadırlar… Tam tersi Rekabet ortamı oluşsun diye kendileri açıklar idarelerin… Geçelim.

Bilirkişi raporunda bu ihale ile ilgili de geniş anlatım ve açıklamalar var. Sıkıldım gari yazmaktan… Sonuç bölümünü vereyim

“İletişim tapelerinde de suç teşkil edecek ibarelerin bulunmaması, sanıkların kendilerine isnat edilen eylemi gerçekleştirmedikleri, ihale dosyalarında herhangi bir usulsüzlük ve KAMU zararının oluşmadığı tespit edilmiş olup takdiri Sn. Mahkemeye ait olmak üzere ihaleye fesat karıştırma suçunun EYLEM unsurunun ve ihalelerde usulsüzlüğün bulunmadığı tespit edilmiştir.”

Kendi atadığı bilirkişinin Hukuk fakültelerinde Ders olarak okutulduğu şekliyle ve objektif değerlendirmeleri için “Bilirkişiler adeta sanıkların beraatlerini istediklerinden dikkate alınmamıştır diyor…”

Bilirkişiler suç unsuru bulunmayan dosyaları zoraki yorumlamalarla Suç DOSYASINA devşirip birilerinin gönlünü alma makamı değildir…

Madem itibar etmiyorsun niye 2. bir bilirkişi raporu istemedin… Hiç bir aşamada Rapora karşı bir tartışma getirmiyor, Taa ki Gerekçe yazarken “işime gelmedi” diyor…

Mahkemeler ve Yargıçlar Kafalarının arkasında Sinsi kararlar kurup yargılama yapamazlar….

c) Suçlamaya konu bu ihaleye de 8 firma teklif vermiş ve ciddi rekabet ortamında % 24.67 kırım yapan AK-İL Mühendislik firması ihaleyi kazanmış. Bir milyon iki yüz seksen bin TL. üzerinden ihale edilen iş 330 bin TL belediye yararına sonuçlanmış…(Dosya kapsamındaki suçlamalar içinde bizim çocuklarda kalan tek ihale bu)

d) 235/2-b yani iddianamede atılı suçun oluşmadığını gören Sn. Başkan Ömer Diken bu noktada da gözünü karartıyor 2-d maddesini icat edip buradan HÜKÜM kuruyor. NASIL mı?
GEREKÇE; O. Kuruoğlu’nun AK-İL ve Şahinler firmalarının her ikisinda çalıştığı, iki firmanın rekabet halindeymiş gibi ihaleye teklif sundukları ve bu suretle T.C.K 235/2-d bendinde yer alan “ihaleye katılmak isteyen veya katılan kişilerin ihale şartlarını ve özellikle fiyatı etkilemek için aralarında gizli açık anlaşma yapmaları” hükmünü ihlal ederek İHALEYE FESAT KARIŞTIRILDIĞI…!
Yanlış nitelendirme ile yanlış gerekçe oluşturuyor. Aynı hüküm içerisinde 4 ayrı yanlış yapılıyor. Esas yönünden de uyduruyor.

1) Ceza Genel Kurulu 14.12.1992 9/325-339 kararında Aynen “Mahkemeler iddianamede gösterilen fiil ile sınırlı olarak yargılama yapmak zorundadır. İddianamede gösterilmeyen bir fiilden dolayı sanığın sorguya çekilmesi veya iddianamede gösterilen fiil dışına çıkılarak hüküm kurulması YASAYA AYKIRIDIR” derken,

Yine 2012/4397 Esas no’lu Yargıtay 5. Ceza Dairesi diyor ki…”İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan Bağımsız olarak AÇIKLANIP belirtilmesi gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa NEDEN OLACAĞI…

Bu kararların yüzlerce örneği var… Biz bu uyduruk iddiaya karşı sorgulanmadık ki… Yargılanmadık, savunma yapmadık ki…?! Kaldı ki Osman Kuruoğlu’nun böyle bir eylemi, fiili yok ki… Yani O. Kuruoğlu her iki firma adına herhangi bir ihalede teklif sunmamış ki…

2) Velev ki O. Kuruoğlu her iki firmada birden sigortalı bordrolu çalışan… Varsayalım bu sabit… Mahkeme oturdu araştırdı soruşturdu, yargılama aşamasında bizleri sorguladı bu savını ete kemiğe büründürdü… O. Kuruoğlu’nun her iki firma ile organik bağının olması ve bu iki firmanın alternatif teklif olarak ayrı ayrı ihalede teklif dosyası vermesi SUÇ DEĞİL Kİ..! Bütün Dünyada en büyük ihaleler dahil uygulanan bir yöntem. Bunun içindir ki;
T.C.K madde 235’te birden fazla teklif vermek fiilinin cezai yaptırımı yok… Kamu ihale kanunu ise bir kişinin birden fazla dosyaya Asaleten veya vekaleten teklif vermesini men ediyor… Yani O. Kuruoğlu her iki firmanın dosyasını koltuk altına alacak ve iki firma adına da teklif sunacak… Yasak olan bu… O. Kuruoğlu ihale yerinde bile değil ki..!

Bu durum Kamu İhale Kanunu (K.İ.K) madde 17 Yasak fiil ve davranışlar başlığı (d) bendinde aynen “Alternatif teklif verebilme halleri dışında bir kişinin iki ayrı dosyaya asaleten veya vekaleten teklif vermesi durumunda K.İ.K kanununun 4. bölümünde belirtilen hükümler uygulanır” deniyor…
Yani öyle de olmuyor böyle de olmuyor. Mızrak çuvala sığmıyor… SUÇ UYDURMA gayretleri ete kemiğe hiç bir şekilde bürünmüyor… Karar USUL ve ESAS bakımından YÜZDE YÜZ HATALIDIR…
Son derece olağan koşullar içinde gerçekleşen ihale ÖZEL gayretle SUÇA ve CEZAYA DEVŞİRİLMİŞTİR… Geçelim.

Görüldüğü gibi mahkumiyet hükmü kurulan her üç ihalede de suça konu eylem ve HAKSIZ KAZANÇ söz konusu değildir. Her şartta kamu kazanmıştır. Esasen bu değerlendirmeye Mahkemede 6459 sayılı kanunla değişik 235/3-b maddesi göndermesiyle katılmıştır.

O halde örgüt yönünden verilen mahkumiyetlerin de HÜKMÜ kalmamıştır… Ortada çıkar amaçlı ÖRGÜT yoktur…

Peki cebir, tehdit, örgüt, ihaleye fesat suçlamaları bakımından Dosya içeriğinde bu suçların OLUŞMADIĞI yönünde.

a) 15 Ekim 2010 tarihli 10. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma savcısının mütalaası

b) Aynı tarihli mahkemenin kendi kararı

c) İfadesi alınan tanık beyanları

d) Eski ve Yeni Belediye Başkanlarının beyanları

e) Belediyede görevli diğer mühendislerin beyanları

f) Meclis üyelerinin beyanları

g) BİLİRKİŞİ RAPORU

h) C.M.K USUL HÜKÜMLERİ

ı) T.C.K 235/2-b maddesi AMAÇ RUHU

j) Sanık beyanları

k) Telefon dinleme tutanakları

l) Anayasanın 38. maddesi

m) Tüm dosya kapsamı

Atılı suçların subuta ermediğini, yasal unsurlarının oluşmadığını, bizlere adeta ÇIĞLIK atarcasına haykırdığına göre bu CEZALAR NİYE VERİLMİŞTİR…

İşte bu 3 ayrı ihaleye fesat hükümleri UYDURUK gerekçelerle Esasa, usül ve yasalara aykırı olarak SALT ÖRGÜT olgusu yaratmak için PEYDAH EDİLMİŞTİR…

Suç yok suç… Ortada işini yapan insanlar var. O dönem Erdek’te yapılan aynı imalatların altıda bir fiyatına yapılan işler var…

Peki nedir bu ÖRGÜT unsurunun kerameti… Gayet basit… Hala Anayasa mahkemesine yapılan itirazlar yoluyla kaldırılması beklenen T.C.K 220/5 maddesindeki garabet….

Ne diyor T.C.K 220/5; “Örgüt yöneticileri örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca FAİL olarak cezalandırılır.”

Ne yaptık biz… Yukarıda bahsi geçen 3 ayrı ihalede FESAT yaptık… Bu da örgütsel faaliyet oldu… Akabinde sanıkların neredeyse tamamını üye, İhsan Kuruoğlu da ÖRGÜT LİDERİ.

Yukarıdaki ihalelerde Fesat olduğunu ve ÖRGÜT hiyerarşisi içerisinde belli bir disiplinle ÖRGÜTSEL faaliyet olduğunu hangi VİCDAN kabul edebilir… Ettiler… Bir de hayatımda görmediğim, tanımadığım bir kişiyi 7.65 arızalı bir silahla alıp bu dosyaya sokuşturmuşlar… Ona da üye cezası 2 yıl 8 ay… Bundan sebeple olduk mu silahlı örgüt… Bana da 4 yıl… Üstüne bir de teşdit…

Maksat hasıl oldu mu… Oldu… Sonrası kolay… Cihan’ı vuran şahsın kullandığı silahtan da örgüt lideri sorumlu… 1 yıl 8 ay… Başka…

Dosyada senin Cihan Hayırsevener’in vurulmasını azmettirdiğine dair delil yok ama… Fail Serkan’ı da bu örgüte üye yaptım. Dolayısıyla sana da bu suçtan kelli MÜEBBET… Bakın nasıl kolay geliyor ihale suçlamalarında insafsızca ve vicdansızca kanun, kitap yok sayılarak sokuşturulan mahkumiyetlerden sağlanan 220/5 maddesinin ART niyetli sonuçları…

O günkü şartlarda Cihan’ın silahla vurulmasını isteyecek son kişi benim… Şemsi Tebriz-i başlıklı bir yazı yazmıştım… Cihan olayından 3 gün önce…

“Yaptıkları onca hakaret ve iftiralar karşısında ben bugün bunlara höt desem kamuda çöreklenmiş işbirlikçileri eliyle sıradan dünyalı insanların anlamakta zorlanacakları cezalar hakkımda istenecektir…”
Bunun bilincinde olan adam 2 gün sonra ve hem de iddia edildiği gibi “Sıkı irtibatı olan kişi” vasıtasıyla, işin içine Avukatını, Şöförünü dahil ederek… Silahlı eylem yaptıracak. Bu insan Aklıyla alay etmektir…

Neyse, toprağı bol olsun rahmetlinin ölüsü üzerinden rant devşirip Ailesine bir günde çırak çıkararak ortaklık payını GASP edenler, hatırlayın o günlerde Cihan’ı Uğur Mumcu tadında bir gazeteci olarak sunmuşlardı… Ne yazık bu tezgaha Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve bazı Gazeteci örgütleri düştüler…

Oysa Cihan Hayırsevener’in gazeteci olmadığı, Gazeteciliği belden aşağı ŞANTAJ aracı olarak kullandığı, Bandırma’daki tüm siyasi partilerin Gazetelere verdiği KINAMA bildirileriyle SABİT değil mi? Diğer tüm gazetelerin ortak deklarasyon ile “BİZDEN DEĞİL” çıkışları ARŞİVLERDE duruyor…

Meşrebi her ne olursa olsun bir kişinin vücut bütünlüğüne kast etmek elbette meşru kabul edilemez. Ben kamuoyuna o tarihlerde dayatılan “İLLÜZYON”dan bahsediyorum…

Önce bu Cihan’ı kullanıp bana ve Aileme hakaret ve iftira ettiler. Savcılığa durdurun bu yayınları dedik… Umurlarında olmadı. Sonra bu küfürleri benim azmettirici olma ihtimalime dayanak yaptılar..!!

Esasen bu Cihan olayından verilen hükümde tam bir hukuksal fecaat…

Bakınız Yargıtay Ceza Genel Kurulu yerleşik içtihatları benzer olayların Kasten öldürmemi, yaralamamı olduğunun yargıçlar tarafından belirlenebilmesinin ÖLÇÜTLERİNİ NASIL KOYMUŞ…

1) Fail tabancasında mermi olmasına rağmen atışa devam etmiş mi, eylemi kendiliğinden sonlandırmış mı?

2) Kast ettiği eylemi gerçekleştirmesine mani herhangi bir etken var mı?

3) Atış mesafesi kast edilen eylemi yapmaya elverişli mi… Hedefte sapma söz konusu mu?

4) Kendisi teslim olmuş mu?

5) Atış ve Darbe adedi

Bunların hepsini birlikte değerlendireceksin diyor… Gizli tanığın 5. celse verdiği ifadeye bakalım… Sonrasında ise karara bakalım.

“Talimat üzerine (Talimat verildiğine dair zerre delil yok) sanık Serkan maktulün ayağına doğru ateş ettiği, dört el isabet sonucu femorel arter ve ven yaralanmasında Cihan Hayırsevener’in kan kaybından öldüğü olayda, Fail Serkan’ın hedef olarak ayak bölgesini seçmesinden sebep örgüt liderinin kastının yaralama olduğu, ancak Sanık Serkan’ın bir el ateş ile yetinebileceği yerde 4 el ateş etmek suretiyle kastını öldürmeye dönüştürdüğü, (!)

Başlangıçta öldürme kastı olmadığından dolayı tasarlamadan söz edilemeyeceği, Sanık Serkan’ın kasten öldürme suçunu işlediği, örgüt lideri İhsan Kuruoğlu’nun da örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen bu suçtan T.C.K 220/5 maddesi gereğince sorumlu olduğu anlaşılmakla, Serkan’ın müebbet hapsine, İhsan Kuruoğlu’nun da eylemine uyan T.C.K 220/5 maddesi aracılığıyla T.C.K 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis ile CEZALANDIRILMASINA

Ancak İhsan Kuruoğlu’nun etki ve tepkiyle büyüyen ve tahrik teşkil eden yazıların etkisi altında suçu işlediğinden takdiren ve TEŞDiDEN 17 yıl HAPİS cezası ile cezalandırılmasına…” Hmmm

Yine olayla zerre alakası olmayan K. Yılmaz’a 12 yıl, Avukata 9 yıl ceza verdiler… Suç işledikleri yönünde dosyada Kıymık delil yok… Tape yok… Hikaye yazdı… MUHTEMELEN..! GEREKÇE? Tek kelime yok… 37 saniyelik ve içeriği bilinmemesine karşın belge ve Yasal kanıtlar ile içeriğine açıklık getirilen “Sinyal” bilgisi mesnet tutularak “AZMETTİRME” varsayımı üzerine hüküm kuruluyor…

Buraya nasıl geldik… Uyduruk 3 ihale hükmü ile kurulan ÖRGÜT payandasından… Zira Yasa gereği tek başına Cihan olayından örgüt olmuyor… Süreklilik arz eden hiyerarşik yapıda suçlar olması gerekiyor… Kanun böyle…

Salt beni cezaya boğmak için Cihan’ın failini de müebbete bağladı mı… O karar da SAKAT… Kanun diyor ki, Tek başına darbe adedi kastın belirlenmesine kanıt olamaz… Yüzlerce İÇTİHAT kararları var… Kaldı ki atış adedi 4 değil 3. sanık, gizli tanık, 3 ayrı Tanık 3 el silah sesi duyduk diyor… Bulunan boş kovan 3… Bu dahi sağlıklı irdelenmiyor…
Bakınız Yüzlerce örnekten biri… Ceza Genel Kurulu (06.04.1987, E. 1986/1-567, K. 1987/171) Karar metni UYAP 8.1

“Sanığın tabancayla etkili mesafeden mağdurun BAŞ, GÖĞÜS, KARIN gibi hayati öneme haiz bölgelerini hedef alması mümkün iken hiç bir mani sebep olmaksızın böyle yapmayarak 4 kurşunu da ayak, bacak bölgesine ateş ederek yaralaması, öldürme kastıyla hareket ETMEDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR…”
Bir başka karar (1. CD, 15.12.2005, 1054 – 4183)
“Failin 7 el bacak, 1 el EL nahiyesini hedef seçmesi Yaralama kastını gösterir”…!
Dönüp bakınız 5. celsede Gizli tanık ne ifade vermişti…

Bu noktada mahkeme kanırtıyor… Kast yaralama dese yine işine gelmiyor… Cezası 12- 16… De ki 14 yıl verdi… Tahrikten kaçamıyor… Bana vereceği ceza 10. yıla düşüyor… Hmmm…. Kurtarmıyor… O cezayı yatırdı zaten bana… Beni içeride tutamıyor…

Tutuyor Cihan’ın faili Serkan’a insanların kafasını, kolunu, bacağını kesip bavullara istif eden Ruh Hastası Caniler ile eşdeğer MÜEBBET Hapis veriyor… Hukukta ÖLÇÜLÜLÜK diye bir kavram var… Anayasal temel aynı zamanda…

O kendi yasasını uyguluyor. Basıyor cezayı ki İhsan Kuruoğlu’nu 220/5’e göre attaaa müebbet… Ki benim bu suçu işlediğime dair varsayımdan öte delil yokken…!

Hasımlığın bile bir asaleti olmalı… Karşımda benim canıma kast eden bir güç var… Devletin adını kullanarak binlerce insana zulüm ediyor.

“Atıfet maddesi olmadığından T.C.K 61.62 maddesi (taktiri indirim)e yer olmadığına” istisnasız bütün sanıklara… Tecavüzcü sanıklara indirim var… Ama bize yok…

Atıfet nedir baktım. Türk Dil Kurumu “Karşılıksız sevgi” diyor…. Bizler senden Sevgi değil Akla, vicdana ve HUKUKA saygı bekliyoruz..!

Ben Yeniden ve Adil Yargılama demeyim de kim desin…! Yoruldunuz değil mi… Müslüman Müslüman’a bunu yapar mı..!!

Diken başkan Avukatlardan birine demiş ki… “Bak nasıl ceza veriliyormuş”… Kafaya bak… iddiaya girmişler demek ki…

Demem odur ki Yalnız Ergenekon Balyoz değil herkes için ADALET…

Bakınız ÖRGÜT HÜKMÜNÜN GEREKÇESİ NE..!

“Sanığın ihalelere doğrudan müdahil olarak kontrol altına alındığı, oğlu ve kardeşi olan sanıklar ve diğer sanıklara doğrudan talimatlar verdiği, sanığın emir ve talimatlarının tartışılmaz bir şekilde yerine getirildiği tüm dosya kapsamında anlaşıldığından örgüt yöneticiliği suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir…”

Karara talimatın ne olduğunu yazamıyor zaten… Yalan söylüyor.

Dosyalar dolusu Tape var… Tek talimatım yok… Yukarıda hüküm kurulan 3 ayrı ihaleyi irdeledik… Allah aşkına ihaleleri kontrol altına alan örgüt lideri veya ÖRGÜT olgusunu bu suçlamalar ve delillerden sebep hangi akıl ve vicdan yaratabilir… Hangi ihaleler kontrol altına alınmış…? Cevabı yok… Oğlum ve kardeşime talimat veriyormuşum. Suça bak… Yüzlerce sayfa tape var… Konusu suç teşkil eden tek bir talimatım yok…

GEREKÇEde Hükme Esas alınan “İHALELERİ KONTROL ALTINA ALAN” bu sözde örgüt ve İHSAN KURUOĞLU, soruşturmanın başladığı MART 2009 tarihinden operasyonun yapıldığı 28 Ekim 2009 tarihleri arasında ne gibi örgütsel faaliyette bulunmuşlar…

Bu iddia ve Hükme Esas GEREKÇEye karşın Şahinler Mühendislik Firması 8 aylık bu dilimde yalnız Bir Adet Dosya almış… Hangi dosya? Bandırma Belediyesi Yağmur Suyu Kanalizasyon İHALESİ..! Sonucu ne? İhale başka bir firmada kalmış ve kamu %70 fayda sağlamış… BAŞKA? Bu..! Hepsi Bu..!
AKİL İNŞAAT ise yine tamamı BİR adet dosya almış… Uzmanlık alanı olan taş duvar ihalesi… 8 firma katılmış… % 24.67 kırım yapan AK-İL anasının ak sütü gibi helal bu ihaleyi kazanmış… İşini zamanında ve eksiksiz tertemiz yapmış bitirmiş… Belediye 330 bin TL. fayda sağlamış… Metre küpü 50 TL.ya yapılmış 2008’de ise aynı duvarlar bizlere çamur atan ve bu operasyonun Adeta Savcısı konumundaki şahıs ve şurekası tarafından m3’ü 285 TL.ya yapılmış…

Bu fiili gerçek ile Hükme Esas Gerekçede bahsi geçen “ihaleleri KONTROL altına alan örgüt” İFTİRASI ÖRTÜŞÜYOR MU? Bu durumu hangi AKIL ve VİCDAN kabul edebilir… Bana neredeyse 5 yıldır bu iftiranın zulmünü yaşatanları Allah’a havale ediyorum..!

Yine Aynı zaman diliminde Bandırma ve Bölgede Üç Bin Beş Yüzün üzerinde İCRA ihaleleri yapılmış… Bu örgüt nerede? S. Tunç Karalar’ın insani talebine HUKUK içinde el uzatmanın dışında BU ÖRGÜT NEREDE? AYIPTIR… GÜNAHTIR… Bunu görmeyen gözler, acaba başlarını nasıl yastığa koyuyorlar, çocuklarının yüzüne nasıl bakıyorlar?

Esasen ben dosyanın hiç bir yerinde yokum… Yalnız şu S. Tunç Karalar icra ihale mevzuunda bir kaç tape… Orada yine konusu suç teşkil eden talimat vs. kesin yok…

Mesela oğlum… İlbey 2 yıl 8 ay örgüt üyeliği 2 yıl Taş duvar ihalesinden Ceza verdiler… Dosyanın hiç bir yerinde yok… Tel tapesi yok… Ayıptır, Günahtır…

Beni oğlum, kardeşim, şoförüm, avukatım, Gazetemin yayın yönetmeni, tanımadığım 2 şahıs ile örgüt yaptılar ya… Hadi kendimden geçtim… Bu insanların ocaklarına niye ateş düşürüyorsunuz… Oğullarımın hayallerini çaldılar… Evime ocağıma acı ve hasret hediye ettiler… Sebep olanlar belli mi… Belli…
Hani şu son zaman cezaevinden çıkanların moda tabiri var ya “Kimseye kin gütmeyeceğim”… Yok arkadaş… Bu zulümde her kimin zerre kadar vebali varsa ben ömrümün sonuna kadar kin güdeceğim.

Frenlerim tutmasa Bin sayfa yazacağım. Derdimi anlatabildim mi acaba? Bu soruyu kendime sorduğumda bir sayfa daha, bir sayfa daha…

Bu absürt dosya Yargıtay aşamasında… Bu ülkede helal süt emmiş Onurlu ve Hukuka Saygılı Vicdanlı Hakim ve Savcılarımızın var olduğu ümidimi koruyor ve bu inançla Ayakta duruyorum…

Ne demiştik… Burada F tipinde bu Özel Yetkililerden onlarca yıl Ceza alan bir dünya insan var…

Bakıyorum… Dosyalarını inceliyorum… İnsanlar Avrupa’da bu iddialarla suçlandıklarından sebep on dakika nezarethanede kalsa inanın milyonlarca Avro tazminat açarlar… Bir gün nezarethanede kalınmayı dahi gerektirmeyen yalan dolan suçlamalarla 40 yıl, 50 yıl, 20 yıl…. İnsanlara bu cezalar veriliyor… Verildi…

F tipimi T tipimi ben bilmem. Bu tertip kişilerin ADALET kavramının tam göbeğine çöreklenmiş olması ÜLKE ADINA büyük Risk oluşturuyor… Taşlar salınsın, Köpekler bağlansın… Benim Devletimden beklentim budur!

Onun için diyorum ki Herkes için Adalet… Adil ve Yeniden yargılama. Belli davalara değil, bu zulmü sessizce hücre ve zindanlarında yaşayan bütün yurttaşlara Yeniden Yargılama.

Bugün 4 yıl 3 ay 15 gün oldu…Umarım kısa zamanda görüşeceğiz. Herkese selamlarımla. Esen kalın.

04.02.2014

KURUOĞLU ARTIK ÖZGÜR  01-08 -2016

Akbey Kuruoğlu yazdı….
29 Ekim 2009 tarihinde şimdilerde tutuklu olan Feto’nun polis, savcı ve hâkimleri tarafından tutuklanan ihsan Kuruoğlu Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi’nin ara kararı ile tahliye edildi.
Tarih, 29 Ekim 2009, Bandırma’da feto tipi, sonraları Yargıtay tarafından da kumpas olduğu tescil edilen çakma bir ihaleye fesat karıştırma ve organize suç örgütü operasyonu gerçekleştirildi. İçinde belediye personelinin de bulunduğu 17 kişinin evlerine Feto tipi eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ancak 1. Hedef gazetemiz kurucusu Ihsan Kuruoğlu idi. Sonuçta 7 kişi tutuklandı 5 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Bandırma’da dönemin adli personeli (Şimdinin FETO silahlı terör örgütü üyeleri) dosyayı İstanbul’daki kapatılan Feto’nun ÖYM’lerine göndermek için her yolu denediler. Cabalar sonuç vermedi.
Sonuç olarak yine ayni karanlık eller tarafından fişeklenen Yaşam Gazetesi ve gazetenin genel Yayın yönetmeni Cihan Hayırsevener bu kumpasa bir şekilde iştirak ettirilerek Bandırma’da iki yayın kurulusu arasında yayın yolu ile bir savaş teşvik edildi.
Ve 18 Aralık 2009 günü Hayırsevener uğradığı silahlı saldırı sonucu bacaklarından yaralanarak hayatını kaybetti. Her şey hazırdı. İhsan Kuruoğlu dosyaya cinayetin azmettiricisi olarak monte edilerek tek bir somut delilin dahi olmadığı bir ortamda alelacele tutuklandı. Dosyalar birleştirildi ve o meşhur Feto’nun sonradan kapatılan ve Balyoz davasının da görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Dosya Özel Yetkili Mahkemeye geldi. Tabi o dönem görevde olan heyet Paralelci değil… 2 tahliye alındı ve heyet ‘bu işin bizimle alakası yok, bu dosyada ihaleye fesat yok, azmettirme yok silahlı örgüt yok’ diyerek dosyayı Yargıtay 5. Ceza dairesi görevsizlik mahkemesine gönderdi.
8 ay dosyanın akıbeti beklendi. Tam 1.5 yıl oldu yargılama başlayamadı. 8 ay sonra dosya Bandırma Cumhuriyet Savcısı MUHAMMED SAİT ÇETİN’İN (ŞU ANDA FETÖ MENSUBU OLDUĞU İÇİN HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI VAR, KAÇAK) hazırladığı fezlekeye ve Cumhuriyet Savcısı TALİP DEMİREZEN’İN ( FETO MENSUBU KAÇAK) hazırladığı iddianameyi İstanbul 10. Özel Yetkili Mahkemesine gönderen Ogünün Ağırceza Başkanı Oktay Dayı (Cezaevinde).
Tekrar döndük başa, ÖYM Savcısı HÜSEYİN AYAR (ŞU ANDA FETÖ MENSUBU OLDUĞU GEREKÇESİYLE TUTUKLANDI. CEZAEVİNDE) yeni bir iddianame hazırladı. Hazırladığı İddianame Bandırma Savcısı MUHAMMED SAİT ÇETİN’İN ( Feto mensubu, kaçak) FEZLEKESİYLE aynı…
Sadece başlıklar değiştirilmiş. Yani kopyala-yapıştır. Noktası ve virgülüne kadar aynı… Başlıklar derken birinde FEZLEKE yazıyor, diğerinde İDDİANAME!!!
Tam 2 yıl oldu yargılamayı beklerken… Neyse yargılama başladı…
Bağımsız Mahkeme Başkanı sonraların CHP Milletvekili adayı Zafer Başkurt sürgün edilerek yerine Feto’nun yargı içerisindeki bas celladı Ömer Diken başkanlığa atandı.
İstanbul 10. Özel Yetkili Mahkeme Heyetinin Başkanı ÖMER DİKEN (FETÖ MENSUBU CEZAEVİNDE), ve üyeler;  Ali Efendi Peksak ,Davut Bedir Aytekin ozanlı,Savaş Çelik,Abdullah Öztürk,Vedat Dalda,Ali Alçık, (FETÖ MENSUBU CEZAEVİNDE), Murat Üründü (FETÖ MENSUBU CEZAEVİNDE), Savcılar Hüseyin Kaplan , Hüseyin Ayar, Bilal Bayraktar,Adam Özcan,Mustafa Çavuşoğlu,Zafer Koç (FETÖ MENSUBU CEZAEVİNDE), olmak üzere yargılamaya başlandı. Yargılama yıllarca sürdü. Önce duruşma tarihi aralıkları 6 ay idi. Daha sonra 3 aya indi. Ama gelin görün ki, ne savunmalar alındı, ne deliller değerlendirildi. Nasıl bir yargılamaysa, 4 yılı toplasanız, belki tüm duruşmaların toplam süresi 1 saate yakındır. Bu da çok iyi niyetli bir tahmin, emin olun.

Heyetin tek elle tutulur kararı Bilirkişi Raporu istemesiydi. Bilirkişi Raporu tamamen lehte bir rapor olarak geldi. Bilirkişiler dosya da ihaleye fesat iddiaları ile ilgili zerre kamu zararı olmadığı, örgütlü bir suç olmadığı, tüm ihalelerin kamu ihale kurumu mevzuatına uygun bir şekilde gerçekleştiği yönünde rapor sundu. Ama mahkeme bu raporu zerre değerlendirmedi, değerlendirilmesine de müsaade etmediği gibi ikinci bir rapor dahi istemedi. Hesap sorma sansınız yok, savunma yapmak istediğiniz de sizi direk duruşmadan atan karar vericiler karsın, Siz karşınızda Devlet görme arzusuyla  Ya sabır çekmekten başka bir şansınız yok. Her duruşma sonrası büyük bir hayal kırıklığı…
1 Ağustos 2013 karar günü, cezalar bir bir geliyor. Hükümlerde parmağı olan tüm hâkim ve savcılar simdi ya cezaevinde ya da kacak olarak aranıyor. Başlıyor Yargıtay süreci, ne kadar sürer belli değil…
Nihayet sona geldik, Yargıtay kumpası bozuyor. Bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi ortada bir örgütün varlığının olmadığı, ihalelere fesat karıştırılmadığı ve kamunun zarara uğramadığı yönünde dosyayı bozuyor.
Gitti bizim 7 sene, milyonlarca liralık mal varlığı ve bir de can..
Yargıtay Bozma kararına karşılık, mahkemeler Bandırmada yeniden görülmeye başlandı. Yeniden Bilirkişi Raporu istendi… Raporun gelmesi uzun süreceğinden dolayı, duruşma tarihi 4 ay sonraya attı. Neticeyi bekleyip göreceğiz derken.. ;
Tarih 29 Temmuz 2016; Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi’nin aylık olağan ara karar günü.
Kuruoğlu’nun muhteşem avukatı Burcu hanim da heyet huzurunda hazır. Geciken adaletin pesinde koşarken ona, yine doğduğumuz topraklar da Bandırma’da ve Feto’nun değil Türkiye Cumhuriyeti’nin hâkimleri karsısında kavuşuyoruz.
Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi 29 Temmuz’da verdiği ara kararla Ihsan Kuruoğlu’nu geç te olsa hak ettiği özgürlüğüne kavuşturuyor.
Ancak aramıza katılması biraz sürecek bir kaç günlük bir prosedür var.
Peki, bu günlere neden ve nasıl gelindi, Kuruoğlu neden Feto’nun hedefindeydi;
Bandırmada görülen ilk mahkemedeki, İhsan Kuruoğlu’nun yaptığı savunmasında bazı başlıklar enteresan.
Tarih 22 HAZİRAN 2016 (İhsan Kuruoğlu’nun mahkemeye sunduğu savunmadan alıntılar)
“Bu olay bu kadar hassastı da neden dosya Bandırmada henüz 25 yaşında bir gence Muhammed Said Çetin’e (kacak savcı) havale edildi. Bunu hangi el yaptı? Avukatım Erkut Gürsoy şahittir. Olayla ilgili ifade için cezaevinden alındım. Bu genç savcının odasındayız. O ara ağzından kaçırdı…”Ben seni üniversite yıllarımdan beri takip ediyorum…”
Ne alaka… Bandırmalı olsan belki anlarım. Yıllar boyu kafama takıldı..! Ne alaka…? Ta ki 2013den bu yana CEMAATIN yöntemleri ve örgütlenme yapısıyla ilgili detaylar ortaya çıktığında parçalar birleşti. Meğer beni ona yazmışlar!”
”PKK’nın ve Türk Devleti KARŞITI her türlü oluşumun hamisi Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) ve Fethullahçı uzantılarının gönlü olsun diye masum insanlara ceza verilemez. Hukuka bağlı kalmak, bağımsız yargının, mesleki, vicdani ve ahlaki sorumluluğudur.”

“Bu dosya neden bu hale geldi? Nasıl “Hassas” bir dosya olduğu algısı akıllara empoze edildi? Biraz gerilere gitmeliyiz. Katledilen rahmetli Necip Hablemitoğlu ile dostluğa dayalı bir ilişkimiz vardı. Hablemitoğlu, Fethullah Gülen’in CİA ajanı bir işbirlikçi olduğunu ilk kez Bandırma’da Radyo İlk Haber’de canlı yayında apaçık dile getirdi. Aynı yayında yine ilk kez Sivas Katliamı sanıklarının Türkiye’den Alman BND ajanlarınca kaçırıldığını ifşa etti. Tarih 10 Aralık 2002… Ve sekiz gün sonra Ankara’da evinin önünde kalleşçe öldürüldü. Tarih 18 Aralık 2002..! Necip Hablemitoğlu cinayeti.. ! ”
Tarih yine 18 Aralık, sene 2009 Cihan Hayırsevener Bandırma’da ayaklarından yaralanmak sureti ile hayatını kaybetti, vaziyet Kuruoğlu’na ihale edildi.
İlk Haber gazetesi ve kurucusu İhsan Kuruoğlu yakın dostu Hablemitoğlu cinayetinin pesini hiç bırakmadı.
Kuruoğlu 90’li yıllardan beri gerçek örgütün ve Türkiye’de islenen faili meçhul cinayetlerin adresini hep bir şekilde gösterdi. Bunlar tüm arşiv kayıtlarında da mevcuttur. Sonuçta hedef olması kaçınılmazdı.Kuru oğlu en son ve birkez daha soruşturma izni alma aşamasınından iddianame,kovuşturma,mütalaa,hüküm aşamalarında kesintisiz yaklaşık 23 savcı ve hakimin elinin dağdiği (tamamı ya tutuklandı ya firar) sahte dosyada ilk kez Cumhuriyetin savcısı ve Yargıcının incelemesi ile 22 haziran tarihli savunmasından 25 gün sonra….
15 TEMMUZ 2016, darbe girişiminin olduğu gün…
Habertürk’un haberi;

“FETÖ ana dosyasında gündemi sarsacak suçlamalar
Örgütün, ‘ABD emrinde olduğunun ve CIA tarafından kullanıldığının’ belirtildiği iddianamede “Danıştay saldırısı ve Necip Hablemitoğlu cinayeti FETÖ’nün işi” denildi
‘CEMAATE KARŞIYDI’
HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ: Necip Hablemitoğlu cinayeti soruşturmasını o yıllarda emniyet içerisindeki terör ve istihbarat birimlerine egemen Cemaat yapılanması yürütmüştür. Soruşturma gereği gibi yapılmamıştır. Fethullah Gülen Cemaati’nin emniyet istihbarattaki kadrolarının o tarihlerde bu cinayetten habersiz olması imkânsızdır. Cemaatin istihbarat görevlileri cinayetin işleneceğinden haberdar olmalarına rağmen en azından önlememişlerdir. Cinayetten sonra delil toplamada olayı çözmeye yönelik çalışma yapılmamış, tersine cinayet çözümsüz bırakılmaya ve karartılmaya çalışılmıştır.
Hablemitoğlu Cemaate karşı açıktan mücadele vermiş bir kişi idi ve adeta baş düşman bellemişti. Cemaat üzerine yapılan araştırmaların en ayrıntılısını yapmıştı. Cemaat üzerine bir kitap çalışmasını bitirmişti. Bu kitabın giriş kısmı ‘Köstebek’ adı altında yayınlanmıştır. Fethullahçılar bu suikastı Ergenekon’un işi gibi göstermek için de çok çabalamış, davada yalancı tanık kullanmışlardır. Ancak bu cinayetin bütün sonuçlarından Gülen Cemaati yararlanmıştır. Bergama’daki altın madenleri, Cemaat’ in elindeki Koza İpek grubunun eline geçerek işletilmeye başlanmıştır.”
Aslında İhsan Kuruoğlu 7 yıldır bas bas bağırmış, bağırmaya da devam ediyor.
Bizler Allah’ın adaletinin Cumhuriyet’imizin yargıçları ile geç de olsa tecelli edeceğine hep inandık. Ama 7 ama 17 yıl sonra…
Akbey Kuruoğlu

 

 

‘’ENKAZ’’  NİHAYET !
Bandırma’da 2001 yılında Halil Ünlü’nün Belediye Başkanı olduğu dönemde yapımına başlanan sonrasında ise yer sahibi ve işi alan müteahhit ile...
TACİZE ‘’GÖBEK’’ Lİ SAVUNMA…!
Hilal Züccaciye sahibi Erdoğan Akdağ’ın yargılandığı taciz davasında ilk duruşma sonuçlandı. Sanık Akdağ verdiği ifadesinde tüm iddiaları yalanlarken, ” Çocuğun...
HAKSIZ REKABET!
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yaptığı yeni düzenleme ile Balıkesir – Bandırma arası belediye otobüs seferlerine başladı. Buna göre Balıkesir Bandırma arası...
GÜNÜÇ, “ACELE ETMEYİN”
Türkiye Emekliler Derneği Bandırma Şubesi Başkanı Mithat Günüç emeklilerin promosyonları ile ilgili İlk Haber Gazetesine açıklamalarda bulundu. Günüç” Devletin promosyon...
BANDIRMA’DA 8 MART…
Bandırma Kent Konseyi Kadın Danışma Merkezi Başkanı Ömür Yüce 8 Mart Kadınlar Günü Etkinliklerini İlk Haber Gazetesi’ne açıklamalar da bulundu....
Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz?
Bandırma Demokratik Değişim İnisiyatifi Barış Manço Kültür merkezinde “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz “konu başlıklı panel düzenledi. Panel’ in moderatörlüğünü Mesut...
“Cezaevlerinin Kötü Koşullarını İyileştirin”
Son dönemlerde cezaevlerinden gelen şikayetleri gündeme taşıyan CHP Balıkesir Milletvekili Av. Namık Havutça, konuyu Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu. Cezaevlerinde...
“Ayvalık Tabiat Parkı’nı Yedirmeyiz”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, Ayvalık Tabiat Parkı’nın büyük bir bölümünü imara açmayı planlayan projesi üzerine açıklamada bulunan Mehmet Tüm Ayvalık...
İŞİTME ENGELLİLER DERNEĞİNDEN ZİYARET
İşitme Engelliler Derneği Başkanı Tuncay Ağaçonaran ve Yönetim Kurulu Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza’yı makamında ziyaret ettiler. İşitme Engellilerin sıkıntılarına...
KAFAOĞLU “SİZLER BİZİM İÇİN ÖNEMLİSİNİZ”
Altıeylül Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu Türkiye Emekliler Derneği Balıkesir Şubesi Başkanı Kenan Siyer ve üyeler ile biraraya geldi. Başkan Zekai...
TARİHİN SATIR ARALARINDA KALAN HİKÂYELER
Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen “Gençlerle Hasbihal” etkinliği kapsamında “Tarihin Satır Araları” programı Balıkesir’de düzenlendi. Gençlik ve Spor Bakanlığı,...
Erdoğan Akdağ Davası Başladı
Kasım ayında ortaya çıkan ve Bandırma’da kamu vicdanını derinden yaralayan küçük yaşta bir erkek çoçuğuna taciz olayının sanığı Hilal Züccaciye...
Yusuf Balat ve Yakup Ataş Tutuklandı
Dün sabah saatlerinde Bandırma CumhuriyetBaşsavcılığı talimatıyla FETÖ/PDY kapsamında BANİAD yönetim kurulunda bulunan iş adamlarına yapılan operasyonlarda 22 kişi göz altına...
BİR TAŞTA İKİ SUÇ
Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yapılan  çalışma neticesinde İvrindi’de 35 koyun çalan hırsızlar yakalandı.   İvrindi  Kıpıklar Mahallesinde  A.A’...
2. EL OTO PAZARI KRİZ YARATTI
Galericiler sitesinde kurulan 2. El Oto Pazarının 19 Şubat tarihi itibariyle Yeni Kapalı Pazar yerine taşınması galerici esnafı tarafından tepkiyle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Bayram Gürbüz dedi ki:

    İhsan Babam Yüreğine Eline Agzına Saglık Ben İnanıyorumki En Kısa Zamanda Aramızda Olacaksın Anneme Ve Abilerime Sabır Diliyorum 🙁

  2. Alihan Gezer dedi ki:

    Yazıyı sonuna kadar okudum ihsan abi çok haklısın bu kokuşmuş yargı düzeni içerisinde yaşanan rezilliği çok güzel anlatmışsın mahkeme salonlarında sanıkların karşısında sigara içen hakimler var bu memlekette kendine saygısı olmayan bu yaratıkların o mevkilere nasıl gelipde yargılama yaptıkları memleketi ne hale soktukları ortada ümidim şu ki sizler gibi onurlu ve şerefli insanların biran önce özgürlüklerine kavuşup bu haksızlıklara karşı durmaları mücadele etmeleri , sevdiklerine biran önce kavuşman dileğiyle allaha emanet ol abi.

  3. Orhan Eltan dedi ki:

    İhsan baba yazınının tamamına yakınını okudum ve özelliklede 8.celsede dahil olmak üzere bir kaç celse mahkeme salonunda o güzel yüzünü görmek nasip oldu.Kelimeler bulamıyorum ki ne diyeyim Allahım Sen büyüksün anladın beni Ya Rabbimm.AMİN

  4. zorbey dedi ki:

    Taşlar salındı köpekler bağlandı..!

YORUM YAZ