Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
sohbet odaları,mobil sohbet odaları sohbet odaları

"Her şey iyi olacak"

, kategorisinde, 29 Tem 2012 - 22:58 tarihinde yayınlandı

Bandırma ile ilgili pek çok gelecek öngörüsünün yanı sıra, kentin aktif yaşamında sahip olduğu pek çok sorun var. Bunların hepsine bir cevap bulmak için bölgenin en yetkili kişisinden Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan’dan Bandırma ve bölge halkının merak ettiklerini sormak için bir randevu talep ettik. Yoğun temposu arasında bu isteğimize olumlu yanıt veren Vali Yılmaz Arslan, bununla da kalmayıp Güney Marmara’yı ilgilendiren pek çok konuya samimi cevaplar verdi. İşte o röportajda Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan’a sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar.

Bandırma ve bölgemizde sanayi alanında bir değişimin yaşanacağını ilk dile getiren Balıkesir valisi Yılmaz Arslan’dı. Bir gezisinde Bandırma – Biga hattından bahsederek bu bölgenin yakın bir gelecekte çok önemli bir sanayi hattı olacağını söylemişti. Bunun nedeni ve nasıl gerçekleşeceği konusunda Vali Yılmaz Arslan şunları söyledi,

HEM BÖLGENİN HEM DE YATIRIMCILARIN BUNA İHTİYACI VAR

“Sermaye sahibi kesimler yatırım yapacakları zaman öncesinde bir araştırma içine girerler. Bu da çok doğaldır. Bir de artık dünya eskisi gibi değil. Küresel rekabet çok ilerlemiş durumda. Aynı malı sizin gibi pek çok yatırımcı üretiyor. Onlarda sizin gibi ihracat yapmak istiyor. Bu rekabette sizi ön plana çıkaracak olan ne? Tabii ki malınızın kalitesi ve fiyatıdır. Artık bu rekabet çok küçük fiyat marjlarıyla gerçekleşmekte. Dolayısıyla bir defa yatırımı uygun yerde yapmanız gerekir. Yani maliyetin en düşük olacağı yeri seçmeniz gerekiyor. Bu konuda arazi yatırımları yanında nakliye maliyetlerini de düşünmeniz gerekiyor. Bundan dolayı da yatırımcıların büyük kentlere yakın, limanı, karayolu, demiryolu hatta havayolu imkânları olan yerleri tercih etmesi kaçınılmaz oluyor. Tüm bunları göz önünde bulundurduğunuzda da Bandırma – Biga hattı Marmara bölgesinde yatırıma en elverişli alandır. Tabi bu bölgenin en büyük cazibesi denizi ve liman imkânının olmasıdır. Burada limandan kastım sadece Bandırma limanı değildir. Deniz varsa zaten bu büyük yatırımları yapan kişiler kendi limanlarını da yapacaklardır. Tabi Marmara Denizinin bir iç deniz olması da bu imkânı daha da kolaylaştırıyor. Hemen karşınızda 20 milyona yakın nüfusuyla İstanbul var. Yan tarafınızda hem nüfusu hem de sanayi gelişimiyle birlikte yer alan Bursa var. Yine hemen altınızda İzmir var. Türk ekonomisine baktığınızda nüfusuyla birlikte ekonominin büyük bir ağırlığının buralarda yer aldığını görürsünüz. Bu da Bandırma – Biga hattını cazip bir yatırım alanı haline getiriyor. Yatırımcı için bir başka önemli konuda enerjidir. Bu bölgede biz Çanakkale’den sonra en iyi enerji üretim imkânına sahip olan il’iz. Özellikle Rüzgâr enerji santralleri tarafından ülkemizde üretilen elektrik enerjisinin %26-27 si bu bölgede gerçekleşmekte. Bunlarda hep birbirini tamamlayan unsurlar. O yüzden ben yine aynı şeyleri söylüyorum. Göreceksiniz ki o bölge önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde önemli ve büyük yatırımlar alacaktır. Bununda istihdama ve ekonomiye önemli katkıları olacaktır. Birde burada asıl önemli olan konu Balıkesir’in Tarım ve Hayvancılığa dayalı olan ekonomik yapısını birazda sanayi yatırımlarıyla beslemesi gerekir.”

– Sizin Bandırma – Biga hattı öngörünüzden sonra bazı yatırımcılar buradan arazi almaya başladılar ama bu arazi alan kurumlardan birinin Demir çelik gibi ağır sanayi alanında üretim yapıyor olması kamuoyunda burada ağır sanayinin hakim olduğu bir yatırım atılımı mı başlayacak korkusu yarattı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

“Bakın burada yatırım yapmayı düşünen sanayicilerin hepsi bir veya birden çok defa bana geldi. Önce biz ne yapmak istediklerini bir anlamaya çalışıyoruz. Hani bize yardımcı olun diye geliyorlar ve tabii ki bizde bölgenin ekonomik anlamda kalkınması için yardımcı olmaya çalışıyoruz ama önce ne yapmak istediklerini anlamamız lazım. Mesela ben geldiklerinde hep yatırımla ilgili bir rapor önüme koymalarını isterim. Ben bu ilin valisi olarak ne yapılmak istendiğini doğru olarak bilmek ve anlamak durumundayım. Neden? İşte sizinde sorduğunuz gibi yapılacak yatırımın, bu bölgenin ağırlıklı sektörü olan Tarım ve Hayvancılığa, zeytinciliğe veya çevre sağlığına bir zararı olacak mı? Olacaksa ne kadar olacak? Bunu anlamak açısından, zaten şu anda yürürlükte bulunan Tarım ve çevre mevzuatları bunları en ince detayına kadar sorguluyor ama ben bilmeliyim ki beklide bu bölgenin kalkınmasına büyük katkıları olacak bir yatırıma da herhangi bir kurumda anlamsız bir zorluk çıkarılmasını da istemem. Çünkü çok ciddi rakamlarda yatırım yapmak isteyen insanlar geliyor.

Bu anlamda biraz önce bahsettiğiniz yatırımda Demir Çelik Sanayi olarak kastedilen nitelikli yüksek teknolojiyle üretilen ürünlerdir. Mesela Çolakoğlu’ndan bahsedeyim. Burada ne yapmak istiyorlar? Bu bölgede gemi ve yat yapmak istiyorlar. Türkiye’de çok kullanılan nitelikli tanker yapmak istiyorlar. Bu noktada önemli olan şudur. Eğer yapacakları yatırımın atığı temizlenip arıtılabiliyorsa ve bu teknik olarak raporlarla ispatlanabiliyorsa sorun yok. Mesela size bir örnek vereyim. Buraya boya kimya sanayinden merkeze yatırım yapmak için gelenler oldu. Biz izin vermedik. Çünkü bu sektör o kadar ağır bir sektör ki atıklarını arıtması çok zor ve pahalı. Tabi bunlarda çok önemlidir. Bakın ben geldikten sonra buradaki organize sanayiye 6 milyon lira harcama yaparak arıtma tesisi yaptık. Yine bir o kadar harcayarak sanayicinin elektriği daha hesaplı alması için yatırım yaptık. Devlete düşen budur. Yoksa olaya çevre kirlenir, arazimize zarar gelir, bu yüzden biz hiçbir sanayi kuruluşu istemiyoruz zihniyetiyle yaklaşmak doğru değildir. Böyle bir dünya olamaz. Marifet bunu dengeli bir şekilde götürebilmektir.

Mesela bir kurum Bandırma yakınlarında birinci sınıf tarın arazilerinden bir bölüm arazi satın almış. Sonra bana geldiler ve biz böyle bir yatırım yapmak istiyoruz. İnceledik ve hayır dedik. Ben size burada böyle bir yatırım için izin vermem dedim. Ama biz araziyi aldık dediler. Bunun bir şey fark ettirmeyeceğini ve bu yatırımın olamayacağını söyledik. İşte ben bu yüzden her toplantıda söylerim. Balıkesir’de yatırım yapmak isteyenler gelip bizimle bir konuşsun. Benimle konuşsunlar, tarımla konuşsunlar çevreyle yada ilgili müdürlüklerle konuşsunlar. Ben birinci sınıf tarım arazisine arazinin ortasında o araziyi bozdurup yatırım yaptırmam. Yapılmış yok mu? Var. Mesela önceden kurulmuş bir kurum yeni çevre yasalarının getirdiği ek hükümleri yerine getirmek ve arıtmalarını geliştirmek için bizde yardımcı olmamızı istedi ve bizde yanlarındaki araziye bu yönde bir yatırım yapmaları için izin verdik ama bu çevreye zararlı olabilecek bir durumu ortadan kaldırmak adınaydı. Birde bölgemizde tarıma dayalı sanayiyi geliştirmemiz gerekiyor ki üretimiz ürettiği ürünü en kolay ve karlı yoldan satabilsin. Gübre yem gibi hammaddelerini de en uygun şekilde yakından alabilsin. Bizim bu konuda bir sıkıntımız var. 1/100.000 lik bir planımız yok. Şu anda yapılıyor. Daha önce yapılmış ama uygun değildi. Uygun olamayan bir planı yürürlüğe koymanızda anlamsız olur. Çünkü İl’inizi önünü tıkarsınız.

Yeni hazırlanan planı yapan firmayla da ben devamlı iletişim halindeyim ve her kesle görüşmelerini sağlıyorum. Acele etmeyin. Ortaya çıkan plan saçma sapan bir şey olmasın. Balıkesir ilinin önünü açacak, onu her anlamda ileriye götürecek bir plan olsun diyorum. Bakın Balıkesir’in 300 km.ye yakın bir sahili var. Bunun 175 km.si Marmara’da, 115 Km.si Ege’de. Biz bu sahil şeridini yok göremeyiz. Ya da bu sahilleri sadece yazın insanların gidip yüzeceği alanlar olarak da göremeyiz. Bu kısır bir bakış açısı olur. Buralarda tabi limanda olacak sanayi tesisi de olacak. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Tabi bu sadece benim söylememle de olacak bir şey değil. Burada siyasilerimiz var. STK’larımız var. Toplumumuzda söz sahibi olan sivil örgütlerimiz var. Sonuçta ortak akılla bu dengeyi en iyi şekilde sağlamamız gerekir. Bu güne baktığımızda da ben iyi ve doğru yolda olduğumuzu görüyorum.”

– Her ne kadar kanunlarımız ve denetleme mekanizmalarımız da olsa çevre sağlığı konusunda geçmiş tecrübelerimizden bildiğimiz iyi başlayıp öyle gitmediğidir. Burada da böyle olacak mı?

“Bakın ben 45 yaşındayım. Yirmi dört yıldır da idarecilik yapıyorum. Bakanlıklar dâhil pek çok kademede görev yaptım. Maalesef Türkiye pek çok şeyi yeni yeni oturtturan bir ülke. Bu doğrultuda Avrupa Birliği sürecinin ben çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Mesela çevre dendiği zaman sizin önünüze bir paket koyuyorlar. Bizde çevre bu şekilde, sende böyle yapmalısın. Mevzuatını ayarla, kurumlarını oluştur ve bende gelip bakayım diyor. Ya da tarımla ilgili. Bunlara ihtiyacımız var.

Artık bunlar küresel boyutta bakılması ve çözülmesi gereken konular. Yoksa nasıl ihracat yapacaksınız? Dolayısıyla uluslar arası standartları kabul edip uygulamak zorundayız. Süreç içinde idareden, yerel yönetimden kaynaklanan kusurlar hatalar olabilir mi? Evet mümkün. Mesela Balıkesir ilinde turistik yerlerle ilgili gürültü sorunumuz var. Çok ciddi para cezaları olmasına ve bu cezaların uygulanmasına rağmen bu gürültüyü kesemiyoruz. Biraz insanımız da öğrenecek artık. Özellikle belirli sektörlerde iştigal eden insanlarımızın aynı mantaliteye bağlı kalması bazı sorunları çözmemizi zorlaştırıyor ama göreceksiniz o işle uğraşan insanlarda değişecektir. Bu yüzden ben böyle başlar ama öyle devam etmez düşüncesine katılmıyorum.

Türkiye artık dünyayla entegre olduğu için bu olayda değişecektir. Bunu deme şansınız yok. Çünkü sizi kabul etmezler. OSB’lere neden bu kadar önem veriyoruz. Çünkü son 30 yılda o kadar sağlıksız ve dağınık bir sanayileşme olmuş ki, bu sanayi yatırımlarına gidin kendinize 5 milyonluk bir arıtma tesisi yapın demenizin de bir anlamı yok. Bakın ben 60-70 fabrikanın arıtmasını 5 milyon liralık bir arıtma tesisiyle çözdüm. İşte Organize Sanayi Bölgesinin mantığı budur. Yani sanayi kuruluşlarının bir arada olmasından dolayı hem bu konularda maliyetler düşüyor hem de ortak çözümler üretiyorsunuz.”

Vali Yılmaz Arslan turizm konusunda da “İstediğiniz kadar doğanız ve kültürünüz güzel olsun. Gelecek ziyaretçilere kolay bir ulaşım ve konaklama imkanı sunamazsanız turizm açısından bu unsurların bir önemi kalmaz. Tüm Balıkesir’de satılabilir yatak sayısının sadece 25 bin olduğunu düşünürsek turizm konusunda nerede olduğumuzu çok net anlamış oluruz. Geçen sene Ayvalık’ta insanlar arabalarında yattılar” diye konuştu.

– Konu Turizmden açılmışken Özellikle Güney Marmara mevcut turizm potansiyelini yeterince değerlendiremeyen bir bölge. Siz bu konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz?

“Benim üç yıllık dönemimde bu konuları çok tartıştık. Raporları inceledik. Şimdi bir ilin belli bir dinamizm kazanması için dışarıdan belli bir göç alması lazım. Bu göçten kastım, dışarıdan veya çevre illerden, orada işsiz güçsüz kalmış insanların bölgemize gelmesi değil. Mesela Balıkesir yılda 30-35 bin civarında bir göç veriyor ve yine bu sayıya yakın da bir göç alıyor. Buradaki dikkat çekici ayrıntı. Verilen göçün tamamı genç olmasına karşın aldığımız göçün tamamı emekli.

Bu önemli bir olay. Gidin 100 haneli bir köye ilkokula giden 3 tane çocuk olduğunu görürsünüz. Tahminimce şu anda işlenebilir arazilerin %30’u boş. Neden çünkü nüfus yaşlandı. Balıkesir Türkiye’de Çanakkale’den sonra yaş ortalaması en yüksek ikinci il.

Türkiye’nin yaş ortalaması sanırım 27 civarında, bizimkisiyse 36. Şu anda Balıkesir’de yaklaşık 250 bin çalışan var. 550 binin üzerinde sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olarak maaş alan insan var. Bu verilerin bir anlamı var o da şudur, Balıkesir dışarıdan gelen insanları genelde emekli olup geri kalan yaşamlarını geçirmek istedikleri bir yer haline gelmiş. Mesela körfez bölgesinde 5-10 yıl öncesinde 130 bin yazlık diye nitelenen ikinci konut varken bu sayı 80 bine düşmüş. Konutlar mı yıkıldı? Hayır. Artık o ikinci konutlar sürekli ikamet edilen konuta dönüşmüş. İnsanlarımız zamanında buradan aldıkları yazlık konutlarda emekli olunca sürekli ikamet etmeye başlamışlar. Türkiye’nin bir kadersizliği de şudur, sahil kesimlerinde 40-50 yıldır yapılaşma denizin sıfırına kadar ölçüsüzce gerçekleştirilmiş. Bu pek çok yerde böyle. Yatırımcı geliyor.

Diyelim ki beş yıldızlı bir otel yapacak ama yer yok. Ya merkezin çok dışına gitmesi lazım o zamanda zeytin kanununa takılıyor ya da o bölgede bulunan yazlıkları çok büyük paralar harcayarak satın alıp yıkması lazım. Bu da fiilen mümkün değil. Çünkü Turizm yatırımcısı genelde yeri satın alarak yatırım yapmaz. Mesela Güre’de bu konuda önemli gelişmeler var. Güre Belediye Başkanı becerikli ve akıllı birisi. Belediyeden yer üretiyor. Bu yerleri yap işlet devret sistemiyle yatırımcıya veriyor. Biz bu konuda onlara çok yardımcı olduk. Bakın yer olursa tesis yapmak isteyen çok. Bu konuda bize çok gelen var.

Bizim Turizmimizin gelişmesinin ten ve ön şartı tesistir. Geçen yıl Ayvalık’ta insanlar arabalarının içinde yattı. Bizim il genelinde toplam olarak satılabilir yatağımız 25 bin civarındadır. Oysa Antalya’da sadece nitelikli yatak sayısı 500 bin. Onun için oturup Turizmle ilgili konuşacaksak ilk önce tesis konusunu halletmeliyiz. Burada da iş yerel yönetimlere düşüyor.

Bakın Balıkesir’in büyük şehir olma konusu var. Eminim onu da soracaksınız ama ısrarla bunun olmasını istememin en önemli sebeplerinden biri budur. Burada belki güçlü ve tek bir yerel yönetim olursa, diyelim körfez bölgesindeki bazı bölgeleri kamulaştırıp, belirli alanlar açıp özellikle uluslar arası büyük otel işletmecilerine gelin burada yatırım yapın denebilir. Antalya’nın Belek bölgesi bu şekildedir.

Antalya’nın merkezinde yer yok ama ne yapıyorlar sahil kesiminde büyük bir alanı Turizme açıyorlar ve yatırımcıya 49 yıllığına devlet veriyor. O 1500 kişilik tatil köyünde nereden baksanız 600 kişi çalışıyor. Bugün ortalama bir sanayi yatırımında 300 kişi çalışır. Mesele istihdamsa her bir beş yıldızlı otel bir sanayi kuruluşu kadar istihdam sağlar. Bizim Turizm konusunda gelişme sağlayabilmemiz için bu yönde alanlar üretip bunu Turizm yatırımcısına sunmamız gerekir. Bu konuda da en önemli görev yerel yönetimlere düşüyor. Çünkü onların elinde önemli imkânlar mevcut. İmar düzenleme yetkisi onlara ait, 18 madde uygulama yetkileri var ama bizde hep yazlık siteler mantığı vardır.

Hem ülkeleri ekonomik zora sokan hem de oralardan yazlık alanları batıran bir sistem. Bunda yavaşta olsa dönüşüm oluyor. Mesela bana tanıtım yapalım diye gelen çok oluyor. Yapıyoruz da nitekim ama ben yurt dışına tanıtıma gittiğimde ne söyleyeceğim. Oraya Uçak var mı? Kaç tane 5 yıldızlı tesisiniz var? Gibi soruları nasıl yanıtlayacaksınız? Ne yazık ki bu iş öyle beylik laflarla olmuyor. İstediğiniz kadar doğamız güzel deyin, kültürünüzü ön plana çıkarın bu işin can damarı ulaşım ve konaklama körfez bölgesinde bu konular çözülmeye başladı ama daha alınması gereken çok mesafe var.”

Vali Yılmaz Arslan “İhtiyaç olursa Bandırma askeri havaalanını sivil taşımacılığa açarız. Bunun için arz – talep dengesi önemli” dedi.

– Ulaşım olarak Güney Marmara her türlü kara ve deniz taşımacılığı imkânına sahip. Önümüzdeki dönem bu bölgede tek eksik olarak görülen sivil hava taşımacılığıyla ilgili bir proje var mı?

Aslında Bandırma’da havaalanı konusunda bir sorun yok. Zaten bizim burada da askeri havaalanı kullanılıyor. Burada önemli olan konu yeterli yolcu potansiyelinin bulunup bulunmadığıdır. Şimdi Balıkesir’de benden önce birkaç kez denenmiş ama yürümemiş. En son 2010 da ısrarlar üzerine bizde bu işe giriştik ve ben şunu söyledim. Ben firma seferlerine devam etsin diye bilet almam dedim. Çünkü ben şuna inanıyorum. Bu bir ticari faaliyettir. Arz talep dengesi yeterliyse bu iş yürür, yoksa olmaz.

Özetle eğer Bandırma’da herhangi bir şehre bir uçak şirketinin çalışmasına yetecek kadar yolcu profili olduğu anlaşılsın biz oradaki havaalanını sivil taşımacılığa açarız. Geçmişte de bu yapılmış zaten. Bakın 2010’un mayıs ayından beri buraya haftada üç gün uçak seferi var. Sefer yapan uçak 65 kişilik ve daha tam dolu olarak gelip gitmedi. Bir sefer bile bu olmadı. Sefer başına % 52 doluluk oranıyla çalışıyor.

Oysa sadece buradaki tren taşımacılığından yararlanan kişi sayısı yılda 275 bin. Balıkesir’den günde ortalama olarak 900 kişi trenle Ankara’ya gidiyor ama 65 kişilik uçak dolmuyor. Bu birazda alışkanlıklarla ilgisi olan bir konu. Mesela ben Balıkesir’den İstanbul’a uçak seferinin işlemeyeceğine inanıyorum. Çünkü arabamızla feribota binip İstanbul’da işimizi görüp yeniden arabamızla dönmeye alışmışız. Bu bir alışkanlık işi ve sırf uçak var diye olmuyor, biraz zaman istiyor.

– Belki de son zamanların en önemli konusu Balıkesir’in Büyük Şehir kapsamına alınması. Bandırmalı gerek yıllardır süren il olma hayalinden dolayı gerekse farklı sebeplerden bu konuya pek sıcak bakmıyor. Büyük Şehir olunca ne olacak ve sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Şu anda Türkiye’de 16 tane büyük şehir var. Buralara bir sorulsa ve dense ki şu ilin büyük şehir statüsünü kaldıralım diye, oralarda kıyamet kopar. Ben hiçbir büyük şehir kapsamında yer alan bölgedeki yaşayan insanların bu konudan şikâyetçi olduklarını görmedim. Burada bir durum tespiti yapmak lazım ve önünüzde bir örnek varsa buna bakmak lazım. Bu konuda da örneklerimiz mevcut. Konunun bir boyutu bu, diğer boyutu da yerel hizmetlerin vatandaşa en iyi şekilde sunulmasıdır. Şu an bu sistem nasıl işliyor. İşte özel idaremiz var. Yerel yönetimlerimiz var. Peki bu hizmeti sunma yönünde aksamalar var mı? Evet var.

Bakın ben size bir örnek vereyim. Mesela bizim körfez bandında 5-6 arıtmamız var. Beldelerin arıtması var, ilçelerin var. Bunlar ayrı ayrı çalıştırılmak için uğraşılıyor ama arıtmaların çoğu çalışmıyor. Çünkü belediye oranın elektrik parasını ödeyememiş. Şimdi insanlarımızın burada yanıldığı bir konu var. Büyük Şehir şu demek, genel olarak bu tip herkesin ayrı ayrı yapması gereken işlerin bir yerden yapılması demek. Yani büyük şehir şu demek değil.

Mesela büyük şehir kurulacak ve gelecek Bandırma Belediyesinin bütün işlerini onlar yapacak ya da Ayvalık belediyesinin. Hayır, öyle bir şey değil. Bu zaten çok saçma bir şey olurdu. Bu işi düşünenler bazı yerel hizmetleri bir elden yapalım, daha az maliyetli ve daha kaliteli olsun diye yapıyorlar. Mesela imar konusu, şu anda bir beldenin imar yetkisiyle Bandırma veya Balıkesir Belediyesinin imar yetkisi aynı. Dolayısıyla herkes kendi beldesini ve ya bölgesini düşünüyor ki bu da doğaldır ama biraz önce bahsettiğim bu sahillerde her tarafın perişan edilmiş olmasının ve buna benzer pek çok konunun ana sebebi budur.

İşte bu sistem bunun böyle olmayacağını söylüyor. Bir kere belde belediyelerini kaldıralım ki bu çok doğru bir düşüncedir. İlçelerin imar yetkileri yine olsun. Çünkü bina izni olacak farklı imar konuları olacak ama büyük ölçekte düzenlemelerin yapılacağı imar yetkisi Büyük Şehrin olsun. Peki, bu yetki kimin olacak? Balıkesir Büyük Şehir Belediyesinin Meclisinde olacak. Bu konuda çok mantıklı çözülmüş. Meclis her ilçenin seçmen sayısına göre oluşturulacak. Diyelim ki Bandırma’da şu kadar seçmen sayısı var. Buna göre Bandırma Belediye Meclisinden şu kadar kişi Büyük Şehir Belediye Meclis üyesi olacaktır. Büyük Şehrin Meclisi böyle olacak. Dolayısıyla hem kendi meclislerinde konuştuklarını, planladıklarını gelip burada aktaracaklar ve çözüm bulacaklar. Hem de o ilçeyi temsilen kişiler Büyük Şehir meclisinde Balıkesir’le ilgili kararlar alacaklar.

Yine büyük şehirlerin bütçeden aldıkları paylarla ilgili bir durum var. Benim emlideki rakamlara göre aldıkları pay % 95 oranında artıyor. Bir de şu açıdan bakalım. İlçe belediyelerinin yapmaları gereken büyük çaplı hizmetlerin yetkisi Büyük Şehir’e geçerken, gelirlerinde de bir artış olmamsı bu ilçe belediyelerinin sürdürmesi gereken hizmetlerini daha kolay ve genişleterek yapmalarını sağlıyor. Bakın göreceksiniz büyük şehir belediyelerinde böyledir.

İlçe belediyeleri Kültür Sanat, çevre, temizlik, park gibi sosyal hayatı güzelleştiren hizmetlere daha çok fırsat bulup zaman ayıracaklar. Çünkü çok para gerektiren kanalizasyon, içme suyu, arıtma gibi çok masraf gerektiren işleri Büyük Şehir yapacak. Şu anda öngörülen sistem bu ve benim görüşüme göre bu Balıkesir’e göre çok uygun. Gündemdeki büyük şehir mi, bütün şehir mi konusuna da açıklık getirmesi bakımından söyleyeyim. Bütün büyük şehirler aynı statüde olacak. Bandırma’nın il olma konusuna gelince Balıkesir’in büyük şehir olması bunu engellemez. Çünkü bunlar kanunla oluyor.

Siyasi iktidar ben burayı il yapacağım diyerek kanun çıkarttıktan sonra başka bir konunun bunu engelleme imkânı olur mu? Bakın Türkiye2de 81 il ve 900 küsur ilçe var. Bana sorarsanız ben Türkiye’de 50 il ve 500 den fazla da ilçe olmasın derim. Bu da benim düşüncem. Benim sisteme bakış şeklim bu. Artık çağ değişti. İletişim ve ulaşım kolaylaştı. Mesela ben uzun zamandır bankaya gitmedim. Bütün banka işlerimi bu bilgisayardan yapıyorum. Dolayısıyla artık küçük küçük yerleşim birimlerinde yeni mekanizmalar oluşturmaya çalışmanın bir anlamı yok. Artık daha çok birleşip daha büyük kütleler oluşturma dönemi. Tabi bu konunun tartışılması kötü bir şey değil. Ben buna çok saygı duyuyorum. Tabii fikirlerimizi söyleyeceğiz ki, bu sayede kamuoyu bilgilenecek hem de bir yanlış anlaşılma varsa bu da ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu çok doğaldır eğer kötü niyet yoksa. Bu konuda benim samimi görüşüm bu sistemin Balıkesir ilinde kamu hizmetlerine, özelliklede yerel hizmetlere ciddi katkısı olacağı ve sorunların çözümünde çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Vali Yılmaz Arslan “Balıkesir’in 300 km. sahil hattı var. Tabii ki bu sahil hattında sanayi yatırımları ve onların limanları da olacaktır. Sahil bandını sadece insanların denize girdiği bir yer olarak düşünemeyiz. Bu kısır bir bakış açısı olur” dedi.

– Sanayi yatırımlarıyla ilgili pek çok imkanı barındıran Güney Marmara’da özellikle Bandırma limanında bir serbest bölge oluşturulması gündeme gelebilir mi?

Bu konu hiç gündeme gelmedi ama düşünülebilirde tabi. Serbest Bölge 20 yıl önce falan çok cazip bir sistemdi ama son zamanlarda yeni kurulan bir serbest bölge hatırlamıyorum. Gündemimizde olmadığı içinde pek takip etmedim. Yine de bu konu üzerinde çalışmak lazım. Ben konuyla ilgili kalkınma Ajansına bir talimat vereyim ve bir çalışsınlar bakalım. Bu bölgelerin sağladığı imkânlarla, şu an yürürlükte bulunan teşvik sisteminin sağladığı imkânlar arasında ne gibi farklar var. Bunu bir görelim o zaman daha net konuşuruz.

– Bölgenin gelecekte iki önemli sorunu var gibi görünüyor. Bunlarda biri Deprem, diğeri de sanayileşme sonucu alınacak göç. Bu konularla ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Siz de biliyorsunuz 1999 depreminden sonra Türkiye bu konuda oturulup yeniden dizayn edildi. Bizi de il olarak bu dönemde birinci deprem bölgesine aldılar. Ben özellikle bu karar alındıktan sonra ilimiz genelinde yapılan yapılarla ilgili çok sorun olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda bütün belediyelerin hassasiyetle davrandığını düşünüyorum. Zaten aksi yönde de bir şeyle karşılaşmadık. 1999 öncesi yapılanlara gelince ne yazık ki ülkemizde bu işleri pratik bir şekilde çözme şansımız yok. Çünkü mülkiyet en zor alandır. Sonuçta kişiye ait bir maldır. Bunun içindir ki son dönemde kentsel dönüşümle ilgili bir sürü yeni kanun çıkarıldı. Pek çok kuruma yetkiler verildi ama bu çok yeni bir sistem. Diyelim ki sizin bir binanız var ve bu binayla ilgili tereddütler mevcut.

Yapılan tetkikler sonucu sizin binanızın oturulacak bir bina olmadığı ortaya çıktı. Yeni mevzuata göre size deniyor ki, bu binayı yık ya da bu binayı güçlendir. Eğer sizin bunu yapma imkânınız yoksa o zaman devlet size uzun vadeli kredi imkânı sunuyor. Siz bunu da yapmak istemediğiniz takdirde o zaman devlet binanızı sizden satın alıyor. Kabaca sistemin tarifi bu. Tabi bunun finansmanı ciddi bir sorun. Sanırım bu 2b arazilerinin satışından elde edilecek paranın çok büyük bir kısmı bu iş için kullanılacak. Sonuçta bir yerden başlamak gerekiyordu. Bu da tek başına bu işi Türkiye’de kısa sürede çözmez ama şimdi en azından bir yöntem çizildi.

Dolayısıyla kentler de dönüşümü artık bu mantıkla gerçekleştirmeyi deneyeceğiz. Uygulama sırasında Türkiye genelinde nasıl bir başarı elde edilecek onun için şimdiden bir şey söyleyemem. Bu konuda da zamana ihtiyaç var ama bu getirilen sistemin bu yönde bir ivme kazandıracağını düşünüyorum. Göç konusuna gelince Bandırma’nın ciddi bir göç alacağı kesin. Bunu öngörmek için öyle çok akıllı olmaya da gerek yok. Bu kadar yatırımdan bahsettik. Tabi burada pek çok insan çalışacak ve dolayısıyla barınma anlamında da bir ihtiyaç doğacak. Tabi bu ihtiyaç duyulan an geldiğinde de büyük şehrin ben burada faydası olacağını düşünüyorum. Bu Toki ya da ilgili yerel yönetimin çalışmalarıyla yapılabilir. Bu konuyla ilgili bizde farklı bir sıkıntı var. Ben geçmişte bir yıl İngiltere’de bulundum. Orada sistem çok farklı.

Diyelim ki nüfusun 5 yıla kadar 120 binden 150 bine çıkacağı düşünülüyor. Fazla ne kadar konuta ihtiyaç var. Tüm bunlar hesaplanarak bir bölge belirleniyor ve oranın alt yapısı düşünülen nüfusa ve projeye göre yapılıyor. Orada Toki yok. Orada özel şirketler var. Ya da kooperatifler diyelim. Mesela siz gazetecisiniz. Gazeteciler kooperatifi kuruyorsunuz. Geliyorsunuz yerel yönetime biz yüz dairelik bir inşaat yapacağız diyorsunuz. Yerel yönetim projenize bakıyor ve belirlenmiş şartlar dâhilinde size o bölgeden yer veriyor. Dolayısıyla ne gecekondu oluyor ne de başka bir sorun. Alt yapısı yapılmış ve her şeyi hazır bir alan imara açılmış oluyor.

İşte benim öneminden bahsettiğim 1/100 000 lik plan burada devreye girmiş oluyor. Mesela Bandırma bölgesinde nereler konut alanı olacak nereler tarım alanı olarak korunacak, ya da hangi bölgeler sanayi alanı olacak? İşte bu tür ihtiyaçlar ortaya çıktığında plan dâhilinde hepsi biliniyor olacak. Şu anda Toki yapısı bu şekilde devam ederse o da yapar ama ben arzu ederim ki Toki değil de benim dediğim yöntemle yerel yönetim bu alanı üretsin, alt yapısını yapsın. Yaptığı masrafı da para kazanma hesabı yapmadan metre kare olarak paylaştırsın. Versin oradaki kooperatiflere, o zaman oradaki mühendislerde müteahhitler de çalışanlarda herkes kazanır. İnsanlarda ev sahibi olur. Yani buna o yörenin idaresi çözüm bulacak. Bulmadığınızda ne olur? O zaman da birileri uygun olmayan yerlere gece kondu yapacak. Kamu olarak siz ipin ucunu bırakırsanız o alan boş kalmaz. İstanbul’da falan öyle olmadı mı? Mesela benim söylediğim Kayseri’de yıllardır yapılıyor. Belediye alan üretiyor, kat karşılığı ya da kooperatiflere veriyor. Tabi binanın şekline mimarisine boyanın şekline kadar kurallar koyuyor ki koymalı. Herkes öyle kafasına göre iş yapmamalı. Çünkü şehircilik açısından bu önemli. Şu nu söylemek gerekir ki bir yerde çarpık kentleşme varsa, bundan sorumlu olan iki kesim vardır. Birincisi oradaki yerel yönetim. İkincisi o bölgede bu sektörde iş yapan kesimlerdir. Bu ülkede en büyük rant arazi rantıdır. Bunu önleyecekte devlet ve özellikle yerel yönetimlerdir.

Vali Yılmaz Arslan “1999 depremi sonrası çıkan yasalar o dönemden sonra yapılan binalar konusunda gerekli şartları ve yaptırımları içeriyorlar. Bu konuda tüm belediyeler de olaya hassasiyetle yaklaşıyor. Deprem öncesi yapılar için de, kentsel dönüşüm planını ilk etapta konuya çözüm getirecek bir uygulama olarak görüyorum.” dedi.

Bakın yerel yönetim çok önemli bir iştir. Belediyecilik sadece vatandaşın çöpünü toplayıp, musluğundan su akıtmak değildir. Bir sürü imkânın var. Gidiyorsun hazine arazisini istiyorsun ve devlet bunu sana tahsis ediyor. İşte bunu yapacaksın. Gideceksin o arazileri alacaksın imara açacaksın. Mesela senin elinde 18. Madde gibi bir imkânın var.

Diyelim ki 5000 dönümlük bir araziyi aldın ve kullanıma açtın. Bu alanın % 35’ini ortak alan ve belediye alanı olarak hiçbir para ödemeden alma hakkın var. Yani yasa sana bu imkânları vermiş. Devlet yardımcı oluyor ama ilgili yerel yönetim bu imkânları kullanmıyorsa gereğini yapmıyor ve alanı boş bırakıyorsa gün gelir başkaları başka mekanizmalar düşünür ve sorunu onlarla çözmeye çalışırlar. Sonuçta aklın yolu bir. Biz yeni bir dünya keşfetmiyoruz. Bunların örnekleri mevcut. Gidip bakın gelişmiş ülkelerde bu nasıl yapılıyor. Sizde sizin toplumunuza uyan bir sistemi burada uygulayın. Bu zor bir şey değil. Yeter ki bu irade olsun.

– Ve Bandırmaspor. Bandırmaspor’a ne kadar önem verdiğinizi biliyoruz. Buradan Bandırmaspor’a ve taraftarına ne söylemek istersiniz?
Biz hakikaten geçen yıl hem Balıkesirspor hem de Bandırmaspor konusunda çok ümitliydik. Son haftalara kadar da bu ümidimizi taze tutacak bir efor sergilediler. Maalesef son haftalarda yaşananlardan dolayı hedeflediğimiz sona ulaşamadık. Bir önceki sezon özellikle Bandırmaspor son final maçında bir trajedi yaşadı.

Ben şöyle düşünüyorum. Her yıl girdiğiniz her spor alanında şampiyon olacaksınız diye bir durum yok. Tabi ki hedef bu olmalı ama bu imkansız. Önemli olan o spor faaliyetinde o yıl güzel bir atmosferin çıkması, insanların ilgisin o alana yoğunlaşması ve başarılı sayılabilecek bir dönem geçirilmesidir. Ben iki kulübü de bu anlamada başarılı olarak değerlendiriyorum. Şu anda tabi takip ediyorum, artı bu birazda hastalık derecesinde olduğundan iki takımda güzel takımlar kurdu. Tabi bizim açımızdan biraz başarı olması gerekiyor.

Mesela iki takımda ikinci lige çıktığında biz o moralle Ankara’ya gittiğimizde mesela bu statların iyileştirilmesiyle ilgili olarak bunu çok kullandık. İşime de yaradı. Mesela ben geçen sene Kalkınma Bakanlığından Bandırma’nın stadı için iki milyon lira aldım. Orada hep şunu söyledim. Bandırma kesin Bank Asya’ya çıkacak, bu stat standartlara uygun değil. Bandırma’ da çok büyük bir yer bunu mutlaka yapmamız lazım. Sonunda Kalkınma Bakanlığımızda ki arkadaşlardan da parayı aldık. Oranında bütün eksikliklerini tamamlayın Bandırma’ya yakışan bir stat haline getireceğiz inşallah.

Mesela bu iki takım veya hangisi olursa olsun biri Bank Asya’ya çıksaydı. Biz bu seferde gidip işte bu statları ışıklandırmamız lazım diyerek biraz daha elimizi güçlendirerek daha çok istediğimizi alabilirdik. Bu gibi konuşlar karşısında biraz başarı şart oluyor ama bizim durumumuz o kadar kötü değil. Bakın guruplarımıza bizden daha iyi olanlarda vardır ama guruplarda yer alan diğer takımlara göre bizim statlarımız ilk 6-7 içersine girer. Daha iyisi olamaz mı? Evet olur.

Ben bu sene gerçekten çok ümitliyim ve iki takımdan da ciddi bir başarı bekliyorum. Bu birazda tecrübeyle ilgili bir olay. Mesela Bandırma Sakarya final maçını bence Sakarya tecrübesiyle kazandı. Neden? Ben oraya gidip tribüne oturduğumda şunu gördüm. Seyircinin dörtte üçü Sakarya’dan gelmişti. Protokol’e baktım. Yine onlardan gelenler bizden gidenin en az beş misliydi. Milletvekillerinden Büyük Şehir Belediye Başkanına, onlardan hariç daha pek çok protokol mensubu insan gelmişti. Belli ki onlar daha çok inanmış ve daha çok bu işe kendilerini vermişlerdi. Mesela o maçla ilgili ilginç bir anım var. Biz maça Milletvekilimiz cemal Öztaylan’la beraber gitmiştik. Sanırım burdur civarında kırmızı ışıkta durduk. Yanımızda da Sakarya plakalı bir araç durdu. Bize el salladılar bende camı indirdim. Bana “Sayın Valim boşa gitme bu maçı biz alacağız” dediler. Bende bandırma’ya o kadar güveniyor ve maçı kazanacağına o kadar inanıyorum ki onlara “Şansınıza buraya kadar geldiniz, siz final oynadığınıza bile sevinin. Biz Bank Asya’ya gidiyoruz” dedim. Nitekim onların dediği gibi oldu. Gerçi o maçla ilgili söylenecek farklı şeylerde olabilir ama bizde çok iyi oynamadık. Kendimiz oyun olarak kabul ettiremedik.

– Son bölümde Balıkesir valisi olarak Bandırma ve Bölge halkına ne söylemek istersiniz?

Bandırma iyi insanların yaşadığı, potansiyeli yüksek olan, güzel ve huzurlu bir şehir.Hem ekonomik hem de sosyal anlamda canlı bir şehir. Mesela normalde bizim Balıkesir merkezde bile akşam saat sekizde çıksanız açık yer bulmakta zorlanırsınız ama geldiğimde Bandırma’da gece 11.00 12.00 ye kadar açık yerler görüyorum.

Bu bir hareketliliğin bir enerjinin göstergesidir. Bandırma’nın bizim Balıkesir’in diğer yörelerine göre daha fazla göç almasında da bunun çok büyük bir önemi var. Bu göçün belki sıkıntılı tarafları olabilir ama çok iyi yönleri de mevcut. Çünkü insanlar gemileri yakıp gelmişler, başarılı olmak zorundalar, çalışıp üretmek zorundalar. Bu da kente yansır. Mesela 20-25 sene öncesine baktığınızda Bursa ile Balıkesir arasında pek bir fark yokmuş. Oysa bir de şimdi bakın, gerçi onlar haddinden fazla göç aldılar ama Bursa’nın bu dışarıdan aldığı göçün şehre getirdiği dinamizm inkâr edilemez. Bandırma’nın böyle bir şansı hem şu an da hem de gelecekte var. İyi planlayabildikten sonra bu yönde bir sakınca görmemek lazım.

İşte Balıkesir Valisi Yılmaz Arslan’a yönelttiğimiz sorular ve aldığımız cevaplar bunlardı. Vali Yılmaz Arslan’a bize bu röportaj imkanını verdiği için İlkhaber ailesi olarak teşekkür ederiz.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz