Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

“HASTALAR MÜŞTERİYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ!”

kategorisinde, 16 Nis 2013 - 18:47 tarihinde yayınlandı
sakarya escort
sakarya escort
webmaster forum
sakarya escort
nevşehir escort
kayseri escort
kayseri escort
konya escort
denizli escort

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

99.1 Radyo İlkhaber’de Necdet Mancılık’ın hazırlayıp sunduğu Günün Konukları programında dün Sağlık Emekçileri Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Erdinç Karapınar, Sağlık Emekçileri Sendikası Bandırma Şube Başkanı Enver Sönmez ve Sağlık Emekçileri Sendikası Bandırma Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İpek Çetinkuş sağlıkta dönüşüm adı altında uygulanmaya başlayan yapısal değişiklikler ve özelleştirmelerle ilgili bilgi verdiler. Usta gazeteci Sayim Alkazak da soru ve yorumlarıyla programa destek verdi.

Sağlık sektöründeki özelleştirmenin toplum sağlığını çok ciddi bir riske attığını, koruyucu sağlık hizmetlerinin arka plana atılarak gıda ve kanalizasyon denetimleri, aşılamalar gibi uygulamaların aksatıldığını, bu şekilde yaratılacak hastalık patlamasıyla hastanelerin kar elde eden özel şirketlere dönüştürülmeye çalışıldığını iddia eden Karapınar, Sönmez ve Çetinkuş, halkı bu uygulamalara karşı bilinçli ve tepkili ol-maya çağırdı.

Necdet Mancılık: Toplum sağlığının kalitesini etkileyen, bir toplumdaki genel sağlık seviyesini belirleyen faktörler nelerdir? Türkiye bu açıdan hangi seviyede? Sağlıkta dönüşümün toplum sağlığına etkileri ne olacak? Öncelikle bu sorular üzerinde konuşalım istiyorum, katılımlarınız için teşekkür ederek sözü Sağlık Emekçileri Sendikası Bandırma Şube Başkanı sayın Enver Sönmez’e veriyorum.

Enver Sönmez: Sağlığı etkileyen faktörlerin başında göç gelmektedir. Mevsimlik tarım işçilerinin göçleri, altyapı eksiklikleri, barınma sorunları sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bir başka faktör gelirdir. Ülkemizde çalışanların büyük kısmı asgari ücrete tabi, bir çok kişi açlık sınırı altında. İş güvenceleri ellerinden alınmak istenmekte çalışan kesimin. Ülke asgari ücret cenneti olmuş, asgari ücretli iş bulan şükreder hale gelmiştir. Tüm bunlar ülke sağlığını etkileyen faktörler. İyi bir işiniz yoksa, iyi bir konutta oturmuyorsanız sağlık kalitenizi düzeltemezsiniz. Sağlık bakanlığı binlerce hastanenin işletmecisi haline gelmiştir. İnsan sağlığı parayla ölçülemez.

Sağlıkta dönüşümün temel hedefi piyasalaşmadır, sermayenin beklentilerini karşılamaktır. Teknik altyapı gerçekleştirilmemiş, yatırımlar aksamış, hoşnutsuzluk yaratılmış, ilaç kuyrukları oluşturulmuştur ki vatandaş isyan etsin, özelleştirmeye bahane olsun. SSK hastanelerinde ilaç kuyrukları oluşturuldu, ilaçlar dağıtılırken tek görevli vardı, insanlar isyan ediyordu, bunu çözmek çok mu zordu, değildi ama yapılmadı. Birinci basamak sağlık hizmetleri özelleştirildi, aile hekimliği bunun adımlarından biri oldu. Taşeron çalışan sayısı 140 binlere dayanmıştır. Genel sağlık sigortası uygulanmaya başladı. Sevk zinciri kaldırıldı, hizmetlere ulaşım kolaylaştırıldı bu açıdan ama hizmetler paralı hale getirildi hem de yoğunluk arttı, sağlık ocağında çözülecek sorunlar tıp fakültelerine kaydı, fakülte eğitim veremez hale geldi.

Gereksiz ameliyatlar, gereksiz mr, tomografi gibi uygulamalarla özel sektöre kaynak yaratıldı. Deniz bitmek üzereydi, şimdi özel sektöre yeni kaynaklar yaratılıyor, üniversite hastaneleri yeni kaynak oldu örneğin şimdilerde, tüm hastanelerde de hasta sayısı ve ameliyat sayısı arttırılmaya çalışılıyor.

Necdet Mancılık: Buradan şu sonuç mu çıkıyor: karlılıkla ilgili, sağlık çalışanları üzerinde yöneticiler tarafından bir baskı mı var?

Erdinç Karapınar: Hastanelerin kar amaçlı işletmelere dönüştürülmesiyle birlikte ameliyat, laboratuar tetkiki, görüntüleme tetkikleri gibi işlemlerde çoğalma oldu. Bir çok hastanede idareciler “Daha fazla hasta yatıracağız, daha çok para kazanacağız” demeye başladı.

Necdet Mancılık: Param varsa otel açabileceğim gibi özel hastane açabiliyorum yani bugün, sağlık sermayeye açıldı tamamen.

Erdinç Karapınar: Sadece AKP ile de ilgili değil, her hükümet üzerinde durdu, bu özelleşme süreci 80 darbesiyle başladı. İnsanlarda kasten rahatsızlık yaratıldı özelleştirmeye bahane için. Bu tamamen İMF, Dünya Bankası gibi uluslararası sermaye kurumlarının dayatması. Son 10 yılda daha da hızlı yaşamaya başladık bunu. Çeşitli meslek örgütleri ve derneklerle eylemler yaptık bu eylemler olmasa belki daha da erken hızlanacaktı, mücadelemizle ertelettik bugüne dek, mücadelemize devam da edeceğiz.

Necdet Mancılık: Siz mücadelenizi sadece kendi işiniz için değil öncelikle halkın ücretsiz, daha iyi sağlık hizmeti alması için yapıyorsunuz.

Erdinç Karapınar: Sağlık hakkı meclislerinin de amacı bu. Biz sağlık emekçileri halkla omuz omuza ücretsiz ve iyi sağlık hizmeti için mücadele ediyoruz. Sadece sağlıkçılar olarak direndik bugüne dek ama bu uygulamaları geri püskürtmek için halkı da katmalıyız mücadeleye. Halk bugüne dek sadece Sağlık Bakanlığı reklamlarını izledi, farkında değiller yapılan değişimlerin, hak kayıplarının.

Necdet Mancılık: İpek Hanıma dönmek istiyorum, sizin söylemek istedikleriniz nelerdir?

İpek Çetinkuş: Genel Sağlık Sigortası yasası kapsamında miletvekilleri ücret ödemiyor, zorunlu sigorta ödemesi kapsamında değiller. Soru işaretleri var, bölgemiz milletvekillerimizin açıklaması lazım bize neden bu ücreti ödemediklerine dair. Öyle komik ayrıntılar var ki milletvekillerimiz hala eski usül reçeteyle ilaçlarını alıyorlar. Bizim bilgi sistemimiz, e-reçetelerimiz internette yüklü, milletvekillerinin bilgilerine biz ulaşamıyoruz, mecliste otomasyon sistemi mi yok e-reçete için? Neden onların bilgileri kayıtlı değil?

Sayim Alkazak: Acaba özel hayata müdahale olmasın diye mi vekillerin reçete bilgileri gizli? Ama bizim bilgiler açıkta, şifresi olan herkes görebiliyor tüm ülkeden.

İpek Çetinkuş: Daha önce kız çocukları evlenene dek anne baba sigortasından faydalanabiliyordu. 1 Ekim 2008 tarihinden beri bu değişti, 18 yaşına dek limit getirildi, 18 yaşında eğer okumuyorsa ya da çalışmıyorsa direkt GSS primi ödeme durumunda kalıyor, aile geliri kişi başına bölünüp ödeneyeceği prim bulunuyor. Diyelim ki 300 TL gelir çıktı çocuğun payına, ayda 39 TL sigorta prim borcu yazılıyor ve farkında değiller, hastaneye işleri düştüğünde anlıyorlar. SGK’nın yerini sordular dün iki hasta, borcumuz varmış ödeyeceğiz dediler, muayeneye gelmişler borçları çıkınca muayene olamamışlar, yenibaştan şehre döndüler SGK’ya gittiler. GSS’ye borçları olduğu için hastaneye para vererek bile muayene olamadılar.

Mesela yarım gün çalışan gençler var, onlar için de GSS mükellefiyeti başlıyor, işi bırakıp okula geçtikleri an o çalıştıkları dönemin sigorta borcu çıkıyor karşılarına yine.

Enver Sönmez: Hastaneye gidiyorsunuz, reçeteye gerek görülmüyor örneğin tavsiyelerle ayrılıyorsunuz, bu iki üç sefer oluyor, sonra bir diğer gidişinizde reçete yazıldı, eczaneye gittiniz, orada önceki muayenelerinizden kalan borç çıkabilir karşınıza. Geniş yetkilerle donatılan Kamu Hastane Birlikleri ile birlikte hastalar müşteri oldu, sağlık çalışanlarının gelir ve sosyal haklarından kısarak, hastalardan daha fazla para alarak hastaneler kar elde edilen kurumlar haline getiriliyor. Daha çok hasta, daha çok muayene, daha çok ameliyat dayatılıyor sağlık çalışanlarına.

Necdet Mancılık: Toplumsal bir hastalık patlaması yaşıyoruz yani.

Erdinç Karapınar: Bu sürecin en önemli ayağı aile hekimliğiydi. Koruyucu sağlık hizmetleri aksatıldı, küçültüldü. İşyeri denetimleri, su, gıda denetimleri, kanalizasyon incelemeleri gibi hizmetler aksatılıyor, toplum sağlığıyla ilgili bu hizmetler bir kenara bırakıldı. Şimdi iki kişinin çalıştığı toplum sağlığı merkezleriyle çevre sağlığı mı, hasta muayenesi mi, aşılama mı ne yapılacak, nereye yetecek?

Necdet Mancılık: Ataması yapılmamış binlerce doktor var, bir yandan sağlık çalışanı yetersizliği var, bu doğru mu?

Erdinç Karapınar: Doktordan ziyade sağlık çalışanı eksikliği var. Eksikliği zorunlu hizmetle, rotasyonla değil yeni personel alarak gidermeliler. Zamanında insanların aşısını yapmazsanız, çevre sağlığına dikkat etmezseniz şirketleşen hastanelerin karlılığı artacak, sanki bu çevre sağlığı ihmal edilip insanlar daha çok hasta edilmeye çalışılıyor. Bunları kabul etmeye içimiz elvermiyor ama tablo ortada.

Sayim Alkazak: Hastaneler artık otel gibi yatak satıyorlar! Devlet hastanelerinde yatak sayısı azaltılıp özel hastanelere yönlendiriliyor hastalar. Sektörün yabancılara da açılacağı yönünde duyumlarımız var.

Enver Sönmez: Eşitsiz ve ayrımcı bir model var şu an. Prim ödeyenler – ödeyemeyenler diye ikiye ayrıldı insanlar.

A sınıfı hastanelerde komple her türlü sağlık uygulaması yanı sıra alışveriş merkezleri, cafeler olacakken, avm gibi, beş yıldızlı otel gibi olacakken, D ve E sınıfı hastaneler ise fakir fukaranın hastaneleri olacak.

Necdet Mancılık: Kimler gidebiliyor mesela A sınıfına?

İpek Çetinkuş: Paranız varsa gidersiniz. 5 yıldızlı otele tatile giden kim varsa hastaneye de o gidecek. En iyisi hasta olmayın.

Necdet Mancılık: Turizm otelcilik okudum, istesem hastaneye yönetici olabileceğim bu gidişle, tıp bilgim olmadığı halde.

İpek Çetinkuş: SGK kredi kartı ödemelerinin de peşinde. Harcamalarınız takipte. SGK bu kadar kart harcaması yapmışsın, o zaman bana da şu kadar prim ödemelisin diye dayatabiliyor size. Bunları gözden kaçırmamak gerek.

Erdinç Karapınar: Biz sağlık hakkı meclisleriyle, sağlığın tüm insanlar için doğuştan bir hak olduğuna inanıyoruz. Bugün acil servis hizmetleri bile paralı hale getirildi neredeyse. Kamu hastane birlikleriyle hastaneler CEO’lar atandı, hastaneler şirketleşti, birden bugüne dek hiç olmamış bir şekilde kadrolaşma yaşandı, bütün personeller değişti. Bugün hastanelerin birçoğunda yandaş sendikanın insanları yönetici oldu, sorumlu oldu, biryerlere getirildi. Sağlıkta dönüşüm aynı zamanda iktidar yanlısı kadrolaşma getirdi. Birçok arkadaşımız görevden alındı, yerlerine bilgisiz, yetersiz başka insanlar atandı.

Sayim Alkazak: Sizin bu eylemlerinizi tam anlatamıyor muyuz halka yoksa kasten mi baltalanıyorsunuz?

Erdinç Karapınar: Biz Bandırma’nın tüm işyerlerinde etkili olan bir sendikaydık, yandaş sendika kayırıldı iktidar tarafından, üye sayımıza fazla yansımasa da. Biryerlere gelmek istiyorsanız önce gidip yandaş sendikaya üye olmanız gerekiyor ne yazık ki. Yine de üyelerimiz onurlu bir dik duruş sergiliyor.

Sayim Alkazak: Hastalar kendilerini size emanet ediyorlar ameliyatta, muayenede, güveniyorlar. Peki bu uygulamaları, özelleştirmeyi, haksızlıkları anlattığınızda neden ikna olmuyorlar?

İpek Çetinkuş: Muhalefet olarak görüyorlar bizi, iktidara karşı tamamen politik bir tavır takındığımızı düşünüyorlar. Adeta bir korku cumhuriyeti var şu an, hasta içten içe bize hak verse de iktidara karşı ses çıkarmıyor. Magazin programları izlemek daha cazip geliyor maalesef halka.

Enver Sönmez: Kamu özel ortaklığı yasasının en önemli noktalarından biri: sağlık işletmeleri yüklenici firmalara veriliyor, meclisten geçen yasayla bu yasalaşmış oldu. Alacakları kredilere tam hazine garantisi veriliyor, orman alanlarına inşaat izni veriliyor, özel hastane yapacaklara. Bu ihalelerin iptali için Tabipler Birliği dava açtı. Davadan sonra ihalelerin içerikleriyle ilgili bu bilgilere ulaşabildik. Mevcut hastanelerin kapatılması kaydıyla da ihale izni veriliyor, kapatılan hastane taşınmazları da şirketlere veriliyor. %70 doluluk oranı şartı var, bu oran sağlanmazsa aradaki farkı devlet ödüyor şirkete.

Devlet bu %70 doluluğu garanti ettiğinde tabii şaibe doğuyor, o farkı para olarak ödememek için hasta sayısı çoğaltılmaya çalışılacak.

Şehirlerde hiç bir devlet hastanesi kalmayacak, bütün hastaneler özel şirketlerin olacak.

Devlet sağlık alanından %100 tamamen çekilmiş olacak bu yasa uygulamaya geçtiğinde.

Erdinç Karapınar: TC harfleri çok konuşuluyor bugünlerde. TC ibaresi ilk önce sağlık merkezlerinden kaldırıldı, neden önce sağlık? Bunu konuşmak gerek. Burada milliyetçi bir vurgudan çok bir insan hakkının elimizden alınması durumu var, o TC’nin ordan kalkması demek bizim sağlığa para ödeyeceğimiz anlamına geliyor.

Enver Sönmez: Kamu sağlık harcamalarında özel hastanelerin payı giderek artıyor, 2004 yılı ile 2009 yılı arasında çok önemli artış var, 2009 sonrası veriler de ortaya çıktığında artışın hızla devam ettiği görülecek. İnsanlar daha da çok hastalanmaya devam edecek, vatandaşlarımız kendilerine kurulan bu tuzağın farkına varmalı. Ne yapacağız? diye sorarsak şöyle özetleyelim: Halkla birlikte olacağız, biz sağlık çalışanları halk olmadan başaramayız, tüm halkla omuz omuza örgütlü mücadeleye devam edeceğiz.

Erdinç Karapınar: Yarın (17.04.2013) tüm Türkiye çapında bir günlük eylemimiz var sağlıkta şiddet karşı. Sağlık çalışanları giderek artan şiddet olaylarına tepki olarak 17 Nisan’da iş bırakacak. Dr. Ersin Arslan’ın Gaziantep’te bir hasta yakını tarafından öldürülmesini anacağız, Dr. Ersin Arslan’ın ölüm yıl dönümü olan 17 Nisan’da sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Dr. Ersin Arslan bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak katledildi. Aradan bir yıl geçti, ancak sağlık çalışanları her gün ülkenin dört bir yanında dayak yemeğe devam ediyor. Ortada sağlık çalışanları ve hastaları, hasta yakınlarını karşı karşıya getiren akıl dışı bir sağlık sistemi var. Sağlık sisteminde ‘düzelme’ denecek hiçbir adım atılmadığı gibi atılma niyeti de yok. Bu şartlarda iyi hekimlik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, teknisyenlik yapamıyoruz. Nitelikli sağlık hizmeti veremiyoruz. Eğitimimiz sürecinden başlayarak çok çalıştığımız, zor şartlarda hizmet vermeye gayret ettiğimiz hastalarımızdan, hasta yakınlarından şiddet görmeyi kabul edemiyoruz. Yarın (17.04.2013) Dr. Ersin Arslan’ı anıp Türkiye’de sağlık alanındaki şiddeti, nedenlerini ve çözüm önerilerini tartışacağız. Dolayısıyla acil hastalar, kanser hastaları, diyaliz hastaları ve yatan hastalar dışında sağlık hizmeti sunamayacağız.

Taleplerimizi dile getirmek için Bandırma Devlet Hastanesi’nde buluşacağız, sağlıkta şiddetin sebebi sağlıkta dönüşüm denen yıkım programıdır. Bütün halkımızı eyleme, bize destek olmaya davet ediyoruz.

İpek Çetinkuş: 24 saat nöbet tutuyoruz, asker bile bu kadar tutmuyor, bu insandan ne kadar güleryüz beklersiniz? Performansımız çok zorlanıyor. Bir hemşirenin en fazla çalışması gereken saat 11 saattir dünya istatistiklerinde. Benim çocuklarım büyüdü ama küçük çocuğu olan hekimlerimiz var, çocuğunu yatağında hasta bırakıp işe gidiyor koşturarak, biraz empati kurmalıyız sağlık çalışanlarıyla.

Necdet Mancılık: Karşılıklı anlayış herşeyin başı. Hasta ve hasta yakınlarının kesinlikle size daha anlayışlı yaklaşması gerek, size hak veriyorum.

Erdinç Karapınar: Sağlık çalışanlarını hedef gösteren bir anlayış bugün iktidarda, hekimleri hastaları söğüşleyen, güvenilmez insanlar olarak gösteren bir anlayış. Biraz eskiden yaşadığımız muayenehaneci sistemin de payı var bunda. Biz de hasta ve hasta yakınlarına bu anlayışa maruz kaldıkları için hak veriyoruz bir açıdan. Toplumsal bir bilinç gerekli. Tek amacımız hasta ve yakınlarına hizmet etmek. Yarın (17.04.2013) halkımızı muayene olmaya değil bize destek vermeye eyleme çağırıyoruz.

Necdet Mancılık: İpek hanım sizin eklemek istediğiniz son sözleriniz var mı?

İpek Çetinkuş: Son olarak şunu da hatırlatalım, halkımız Genel Sağlık Sigortası ile ilgili ödeyecekleri prim hesaplanırken verdikleri gelir bilgilerini mümkün olduğunca düşük göstermeyi unutmasınlar. Haftada kaç kez et yedikleri dahi soruluyor, bu rakamları yüksek verip fazla prim ödemesinler. Genel Sağlık Sigortası ile ilgili iyice bilgi edinip bilinçli davransınlar, hesaplamadan adım atmasınlar ve karşılarına çıkan haksızlıklarda, yanlışlıklarda mutlaka şikayetlerini dile getirsinler.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

escort sakarya
adapazarı eskort
escort sakarya
escort sakarya bayan
escort sakarya
escort sakarya bayan
escort sakarya
escort sakarya bayan
escort sakarya
serdivan eskort bayan
izmit eskort
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz