UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,51
€ EURO → Alış: 3,91 / Satış: 3,92

HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA! HODRİ MEYDAN!

HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA! HODRİ MEYDAN!
  • 25.09.2016

Emekli Albay Hasan Atilla Uğur,15 Temmuz darbe kalkışması ve sonrası yaşanan süreçle ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu ve Kasım ayında gerçekleştirilmesi muhtemel 2.darbe girişimi konusunda devleti, siyasal iktidarı ve toplumu uyardı.
Pekiyi, Albay Atilla Uğur kim?
1957 Ankara doğumlu. 1971 yılında girdiği Kuleli Askeri Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. Aynı yıl Kara Harp Okulu’na girdi. 1979 yılında Jandarma Teğmen rütbesiyle mezun oldu. Piyade ve Jandarma okullarını bitirdikten sonra Foça’da komando eğitim aldı. 1981 yılından itibaren başta Doğu ve Güney Anadolu Bölgesi olmak üzere birçok bölgede Jandarma Birlik Komutanlığı görevinde bulundu. 1998 yılında Antalya’ya inen teröristlerin etkisiz hale getirilmesini sağlayan birliğin komutanıydı. 1999 yılında Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda sorgusunu yaptı.
2000-2001 yıllarında Hizbullah’a karşı yapılan operasyonlarda önemli görevler aldı. 2002-2004 yılları arası Jandarma Teknik İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde bulundu. 2004-2005 yılları arası Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevinde bulundu. 2005-2007 yılları arası Çanakkale Eğitim Alay Komutanlığı görevinde bulundu. 2007 yılında bu görevde Albay rütbesindeyken kendi isteğiyle emekli oldu ve Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 tarihinde gözaltına alındı. Savcı tarafından mahkemeye sevk edilerek tutuklandı. Toplamda 29 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde Cumhuriyet Güç Birliği’nden Antalya milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Tutukluyken Abdullah Öcalan’ın sorgusunda yaşanan şeyleri kitap haline getirdi.
2.DARBE KALKIŞMASI VE İŞGAL ÇABALARINA HAZIR OLUN!
Albay Uğur, 15 Temmuz darbe kalkışmasını gün öncesinden devlete ve devletin üst düzey yöneticilerine ilk haber veren isim ve şöyle uyarıyor: İkinci kalkışmaya hazır olun. Ve çok yakın bir zamanda. Çok net bilgi olarak söylüyorum: İkincisi daha kanlı olacak. Bugün bir zafer sarhoşluğu içindeyiz. Ben sizin aracılığınızla Türkiye’yi uyarıyorum. Kimse ‘Tamam bu iş bitti, Türkiye rayına oturdu, artık Amerika başka bir şey yapamayacak, FETÖ başka bir şey yapmayacak, PKK başka bir şey yapamaz, biz belini kırdık bu örgütlerin’ falan demesin. Bu bizi, hazırlanmakta olan kalkışmada tamamen başarısızlığa götürür. Paramparça oluruz.”
Peki, Albay Uğur’un söylediği gibi, 15 Temmuz sonrası Türkiye, gerçekten bir zafer sarhoşluğu içinde mi ya da ‘denediler ve beceremediler, bu iş bitti’ anlayışı devlet, siyasal iktidar, siyaset ve toplum yaşamımızda baskın bir düşünce mi?15 Temmuz sonrası ABD’yi darbe başarısızlığı nedeniyle küçümsüyor ve FETÖ ile PKK’nın bundan sonrası için bir şey yapamayacaklarına mı inanıyoruz?
Albay Uğur’un uyarıları ve yukarıda sorduğumuz tüm bu sorular, ülkenin ve milletin geleceğiyle doğrudan ilgili uyarılar ve sorular olarak görülmeli ve yanıtı aranmalı ve üzerinde ciddi olarak düşünülüp, sorgulanmalı.
15 TEMMUZ İLE TÜRKİYE’DE MİLLİ VE YERLİ GÜÇLER ZAMAN KAZANDI!
Şunu devleti yönetenler de, toplumun en uyanık ve dinamik kesimleri de çok iyi biliyor: 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılmış olmasıyla önemli bir şey başarıldı ama 2.bir darbe tehlikesi asla bitmedi! Elde edilmiş tarihsel, siyasal ve toplumsal başarı bize altın bir fırsat sundu ve derlenip toparlanmak, güçlerimizi yenilemek ve devleti milli kaygılarla yeniden yapılandırabilmek açısından ZAMAN KAZANDIK!
Peki, devlet ve devlet yönetimi, siyasal iktidar, TBMM’ndeki siyasal partiler, STÖ’ler 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılması sonrası 2.si kuvvetle muhtemel bir darbe kalkışmasının önlenmesi ya da etkisinin kırılması açısından bu ZAMANI, milli birliğimiz ve dirliğimiz yanı sıra demokrasi açısından gerektiği gibi kullanabildiler mi?
Ne yazık ki, HAYIR!
TÜRKİYE,DARBECİLERE VE İŞGALCİLERE KARŞI ULUSAL CEPHE KURABİLMELİ!
Kendimizi hiç kandırıp, anlamsız şekilde avutmayalım.15 Temmuz darbe kalkışmasının dirençle ve ölümüne bir direnişle karşılanmasında devlet ve siyasal iktidar nezdinde en belirleyici isim cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti olmuştur. Direnişin başından beri siyasi omurgasını oluşturan, güçlendiren, 10 Ağustos’a kadar 81 vilayet ve yüzlerce ilçede diri tutup, milyonları organize eden tek siyasal güç AK Parti olmuştur.
AK Parti’nin kuruluşundan ve iktidar olduğu günden o güne askeri darbeler ve demokrasi konusundaki siyasal duruşuna 15 Temmuz akşamı darbe girişimine karşı geliştirdiği siyasal refleks, TBMM ve muhalefet partilerini de tepeden tırnağa silkelemiş, darbe karşısında tavır almaya zorlamış ve HDP dışında siyasal bir cephe oluşturulmuştur. Bu nokta da, özellikle MHP’nin ve MHP lideri Bahçeli’nin siyasal duruşunun ve gösterdiği siyasal refleksin ayrı yorumlanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü, sn.Bahçeli, kalkışmanın başladığı ilk bir saat sonunda darbe karşıtlığını dile getirirken, sn.Kılıçdaroğlu 3 saat sonra darbe karşıtlığını dile getirebildi.
AYAK SÜRÇMESİYLE BAĞIMSIZLIĞA VE DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKILMAZ!
İşte,15 Temmuz darbe kalkışmasına karşı daha olayın sıcak anlarındaki bu siyasi tereddüt, CHP’li vekillerin ve parti örgütleri, yöneticilerinin darbe vakasına ilk anlarından günler sonrasına taşınan tepkileri, sosyal paylaşımları gün gün saat saat ortada!
Örneğin, Bandırma’da CHP’li milletvekilleri dahil partililerin sosyal medyadaki paylaşımları ve darbe kalkışmasına ‘senaryo, tiyatro, böyle darbe mi olur, Erdoğan uydurması’ yorumları biliniyor. Keza, Bandırma Belediye Başkanı 11 gün sonra ‘Demokrasi Nöbetleri’ katılmak için makamından ayrılabildi. Erdek de bu da yaşanamadı! Bunların hepsi biliniyor. İnsanlar tarafından görüldü, yaşandı, izlendi…
Şunu söyleyebilmek mümkün: 15 Temmuz sonrası Erdoğan ve başbakan Yıldırım, AK Parti’nin ama en önemlisi milletin zorlamalarıyla HDP dışında oluşturulmuş siyasal birlik ve beraberlik tablosu, aslında MHP dışında tutulmak kaydıyla, hep sancılı ve sorunlu, samimiyetten uzak bir birliktelikti ama gerekli ve önemliydi!
MANDACILAR VE MUHİPLERLE SAVAŞMAK BOYNUMUZUN BORCU OLMALI!
Bu arada sorunun tek başına CHP olmadığını da önemle vurgulayalım. Çünkü, mandacılık ve muhiplik kavramları üzerinde yeniden durmak, sorgulamak gerekiyor.
Manda; I. Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir.
Muhip ise; siyasi diplomasi ya da uluslararası ilişkiler de,az gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülkenin toplumu içinde sömürgeci bir ülkeye muhabbetli, sevgisi olan, seven. dost, yâr, tutkun olan onun yararı için gönüllü ya da farklı menfaatler için çalışan demektir.
Mandacılık ve muhiplik, Osmanlı döneminde de, kurtuluş savaşı yıllarında da, Cumhuriyet Devletinin kuruluş yıllarında da bu toprakların ve milletin başındaki en büyük bela olmuştur. Mandacılık ve muhiplik, ulusal bağımsızlığımız ve ulusal güvenliğimiz için en büyük tehdittir.
MANDACILIK VE MUHİPLİK, VATAN HAİNLİĞİDİR!
‘Haçlılar gelsin!Haçlılar namusumuza, ırzımıza dokunmaz’ diyen FETO da, ABD ve bilumum emperyal ülkenin beslemesi HDP/PKK da, ABD bayrağından medet uman YPG/PYD’de mandacı ve muhiptir! 27 Mayıs 12 Mart,12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz darbeleri ve kalkışmalarını yapan asker üniformalı teröristler de, mandacı ve muhiptirler! Onlarca yıl darbeleri yapan ve organize edenleri alkışlayanlar, himaye edenler de mandacı ve muhiptirler!
Doğal olarak siyasal ve sosyal yaşamımızda bu vakanın uzantıları AK Parti içinde de vardır, bulunmaktadır. Medyamızda, meslek odaları ve sendikalar ile dernekler de, vakıflarda bir çok mandacı ve muhip bir başka ülke veya ülkeler, istihbarat örgütleri adına faaliyet yürütmekte.
İNGİLİZ ALTINLARI VE ABD DOLARLARI HAVADA UÇUŞUYOR!
Albay Uğur, tam da bu nokta da yaşamsal bir soruna dikkatimizi çekiyor ve şöyle diyor:
“Aldığım bilgiye göre, İngilizler 2.5 aydır Güneydoğu’daki bütün aşiretlerin ayağına gidiyor. Özellikle Hakkari, Van, Çatak, Silopi, Mardin bölgesinde etkin aşiretlere… Bunlarla pazarlıklar yapıyorlar. Toprak ağası olarak varlığını sürdüren bu aşiretlerin bankalara olan birikmiş trilyonlarca liralık borçlarını ödediler. Aşiretlerin bütün kredi borçları ödendi. İngiltere ödedi bunları. Konsolosun aşiretler içinde ne işi var? PKK yol kontrolü yaparken bunların araçlarını ‘buyurun’ diyor bırakıyor, diğer araçlara kimlik kontrolü yapılıyor. Neden?”
Bu beyanları okuyunca içim acıyor ama hiç şaşırmıyorum. Yaparlar ve bize kıyarlar mı, evet, yaparlar, bize kıyarlar! İngiliz ajanı Lawrence’in yaptıkları, anıları, İngiliz altınları hala aklımızda!
15 Temmuz darbe kalkışması sonrası İngiltere’nin yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan Daily Express’te İngiliz’lerin FETOCU darbe koşullarında Türkiye’yi işgal planından söz etmiş. Bunu Bandırma ve Balıkesir de , ilk yazan ve yorumlayan benim.
Peki, en geç Kasım sonuna varmadan gerçekleşecek 2,olası darbe nasıl yapılacak? Yine Albay Uğur, şöyle diyor:
“15 Temmuz’da beceremedikleri, erken düğmeye bastıkları için yapamadıkları bu. İç savaş durumunda Amerika diyecek ki, ‘Benim Türkiye’de vatandaşlarım var. Zaten Türkiye de benden yardım istedi’, diyerek gelip oturacak. İngiltere de aynı şekilde hazırlıklı zaten. Peki ne olacak o zaman Türkiye? Allah korusun. Kimin kimi vurduğu belli olmayacak. Komşu komşuyu vuracak, yağma başlayacak. Aklınıza ne geliyorsa, her şeyi uygulayacaklar, 100 sene önce yapamadıklarını şimdi yapacaklar. 40 yıldır FETÖ’yü, PKK’yı bunun için yetiştiriyorlar. Amerika, İngilizlerle beraber bu işin arkasında olacak. Öcalan’ı ben sorguladım. 8 ay boyunca orada kaldım. Bana bir lafı var: ‘Dünyada bugüne kadar her şeyi İngilizler planlar, Amerikalıları oynatır’.”
ŞİMDİ MALAZGİRT, ÇANAKKALE, SAKARYA OLMAK ZAMANI!
Başta ABD/CIA ve NATO, geçmiş yıllarda zemini hazırlar, TSK’nde emir komuta zinciri içinde mandacı ve muhipleri eliyle, darbesine yapar, işimize bakardı. Görünen o ki, bu da yetmiyor! Şimdi askeri darbe yanı sıra açık işgali de öngörüyorlar.
Bir halk deyişimiz vardır: Halep oradaysa arşın burada!
Onlarca yıldır sömürgecilerin, Haçlıların, emperyalist ülkelerin, Siyonistlerin uşakları ile yani mandacı ve muhipleri ile uğraşmaktan, bıktık, usandık. Efendileri ile hesaplaşmak bu milletin onur tacı olacaktır!
YA ÖZGÜR VATAN YA DA ÖLÜM!
Esen kalın…

 

ieau32_8542-1 detail_17-7-2016-id-25939

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.