Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

HAKEM, FUTBOLCU VE KENAR YÖNETİM İLİŞKİLERİMİZ

, kategorisinde, 13 Kas 2013 - 23:38 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Ülkemiz futboluna yakından baktığımızda maalesef kanayan yaralarından birisinin de ben maç esnasında devamlı olarak hakemlere karşı yapılan itirazlarla maçın havasını bozan davranışlarımız olduğunu düşünüyorum.
Bu durumu geçenlerde uzun yıllar futbol oynamış bir arkadaşımla tartışırken bana bu konuşmalardan asıl maksadın hakemleri etki altına alarak doğacak pozisyonlardan bir avantaj temin edilmesi yönünde taa eskilerden beri süre gelen bir amacın varlığını söylüyordu.
Kendisine, siz hakem olsanız böyle davranışlar karşısında kararlarınızı verirken etki altında kalacağınızı düşünür müydünüz sorusunu yönelttim.
Hayır, kalmam dedi arkadaşım. Peki, sizin inanmadığınız veya kabul etmediğiniz bir davranışı hakemlerimizden neden bekliyoruz diyerek ayrı bir soru daha sordum kendisine.
Cevabı ise net ve açıktı. Bizler, sanırım eskiden gelen alışkanlıklarımızı devam ettiriyoruz gibi bir durum var ortada ama dilerim bu işler artık böyle devam etmez, etmemeli de.
Maalesef arkadaşımın dediği gibi bu gün hangi amatör maça gidersek gidelim inanılmaz şekilde bir saha içi konuşma ve de tartışmalarına tanık oluyoruz. Hele hele son izlediğim maçlardan birisinde neredeyse hakemin tüm düdüklerine karşı sanki el birliği etmişçesine her iki takımdan da itiraz seslerinin yükselmekte olduğuna gördüm. Sadece itiraz edenler futbolcularımaydı? Elbette değil. İtiraz konvoyuna takımların kenar yönetimlerinin yanı sıra seyircilerimizi de küfürlerle beraber işin içine katarsak eğer itiraz koromuzun tamamlamış olacağını söylemek isterim.
Ve şimdi böyle çok hararetli bir ortamda bizler kendimizi çoğu genç olan hakemlerimizin yerine koyarak nasıl dikkatimizi dağıtmadan doğru düdükler çalabileceğimizi biraz düşünelim isterseniz. Bence çok zor diyorum.
Aslında hakemlik müessesemizin de tanıtılmaya ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. Özellikle karar verebilmek noktasında futbol kurallarının iyi bilinmesinin yanı sıra oyunun bütün yönleriyle yakından takip edilmesi ile anında hiç de gecikmeden bir kararın ortaya koyulması adına düdük çalma işinin o kadar kolay bir iş olmadığını hem alt yapılarda ve hem de üst seviyeli kulüplerde örnekleriyle adeta bir eğitim şeklinde anlatılmasının şart olduğunu görüyorum.
Unutmayalım ki hakemlerimiz saha sınırları içinde yer alan futbolcu ve yöneticilerle beraber yaklaşık 50 kişilik bir topluluğun 90 dakika için yöneticisi durumundadırlar. Ama bakıyoruz daha başlangıç düdüğü çalar çalmaz hakemlerimize karşı bir itiraz kampanyası açılmakta. Ve maalesef saha içinde hiç kimse yöneticiyi dinlemek istemiyor gibi bir fotoğraf çıkıyor karşımıza. Sus diyor, kimse susmuyor. Oyununa bak diyor hakem, kimse oyunuyla ilgilenmiyor adeta, gözü ve kulağı hakemlerde oyuncuların. Dakikalar geçtikçe bu kez kenar yönetimler başlıyor itirazlara. Bu itirazları gören oyuncular ise bu kez daha cesurca hakemlere itiraz etmeye başlıyorlar ve bakıyoruz ki işler çığırından çıkıyor maalesef.
Bakınız futbol kalitemizin yükselmemesindeki belki de en önemli nedenlerinden birinin ben amatör kümelerde futbol oynayan futbolcularımızın maçlar esnasında yeterinde rahat olamadıklarını düşünüyorum. Bu kadar ağır strese neden gerek duyulur bu ülkede inanınız cevap bulmak da güçlük çekiyorum. Nerden bakarsak bakalım işin nihayetinde bir futbol maçı var önümüzde. Sanki mağlup olmak bizim ülkemizde dünyanın sonu gibi bir algı yaratmış kafamızda. Yok yanlış bir algı asılında ama mutlaka bu algının kırılması gerekiyor artık.
. Aslında hakemlerimizde hata yapabilir ama bizler diğer pek çok sosyal olayda da olduğu gibi niyetten daha çok maksadın kötüye kullanılması yönündeki önyargıya alıştığımız için bu iyi niyetleri maalesef görmek istemiyoruz. Hele hele bir de mağlup durumdaysak, işler daha da kötüye gidebiliyor bizim maçlarımızda..
Tamam, bazen maç esnasında sinirler gerilebilir, yanlış hareketlerde de bulunabilir bir futbolcu ama tüm bunları uzatarak, diğer futbolculara yayarak, seyircileri gaza getirerek oyunu germenin ve dolayısıyla da hakemlerimizin işini zorlaştırarak maçların maçlıktan çıkıp bir itiş kakış mücadelesine dönüşünün artık ülkemize yakışmadığını biran önce hayata geçirmemiz gerekiyor.
Bakınız tüm bu işler sarı ve kırmızı kartlarla olmuş olsaydı bu güne kadar çoktan olurdu ama değil. Bu işler sürekli bir eğitimle, koordinelerle ilgili bir durum. Örneğin her sezon öncesi her takım için mahallerinde hakemlerimiz tarafından tüm futbolcuların katıldığı idmanlarda eğitimler planlanabilir mesela.
Bakınız futbol olarak her yıl hep gerilere giden bir görüntümüz var. Dahası alt yapılara giden gençlerimizin sayıları da her yıl biraz daha azalmakta. Unutmayalım ki bu kan kaybedişte velilerin futbol sahalarında gördükleri çeşitli olumsuzluklar nedeniyle çocuklarını futbol sahalarında uzakta tutma gayretlerinin de payı olduğunu söylememiz gerekiyor.
Aslında itirazlar konusunda hesaplayamadığımız bir önemli ayrıntı daha var. O’da oyun içinde hakem ve rakiplere kafasını takan oyuncuların oyuna dönük konsantrasyonlarının çok çabuk kaybolduğu ve oyundan kolayca düşerek takımlarını eksik bıraktıkları gibi sarı ve kırmızı kart olasılıkları nedeniyle de ayrı bir tehlikesi de var bu işin..
Ve yine yıllardır bildiğimiz bir konuda hakemlerin verdikleri kararlardan dönmedikleridir. O zaman neden boş yere itirazlar ederek hem kendimizin ve hem de hakemlerimizin enerji ve konsantrasyonunu boş yere bozuyoruz ki? Biliyoruz ki spor enerji ile oluyor Demem şu ki sahada kaldığımız süre içinde sahip olduğumuz enerjimizi en tasarruflu biçimde kullanabilmek adına başta itirazlar ve oyunda gereksiz tartışmalar olmak üzere tüm sportmenlik dışı hareketlerden sakınılmalı gerçeğini görmemiz gerekiyor.
Sonuç olarak futbol, içinde hakemlerin, oyuncuların, yöneticilerin ve de seyircilerin olduğu devasa bir takım oyunudur. Böyle büyük bir oyun içinde başarıyı arıyorsak eğer önce beslenme ve enerji birikimi ile kullanımını sonra konsantrasyon ve ardından da rakipler ve seyircileri karşısında stres yönetimi gibi futbolun bilimsel bir iş olduğunu bilmemiz ve de uygulamamız gerekiyor.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz