Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Genelevde ‘Bakire’ aramıyoruz ki!

kategorisinde, 12 Şub 2013 - 20:51 tarihinde yayınlandı

YAZI yazmak, yazılanı okumak çok ayrı şeylerdir…

Birisi emek ister, araştırma ister, zaman ister ötekisi dakikalık iştir!

Bakarsın, beğenirsen okursun, beğenmezsen argo terimiyle ‘yallah!’

Okuduğundan da seni ilgilendireni bulup çıkartıp översin, beğenmezsen de söversin ona da ‘eyvallah!’

Yazılarımın beğenilip okunması da hoşuma gider.

Genelevde Bakire’ aramayacağımız gibi, benim yazdıklarımı da beğenmeye bilirsiniz…

O da makbulüm!

Beni daha iyiye yöneltir…

 

* * *

Alışkanlık haline gelmiş ‘Ulusal Basın’ demek…

Ben, yaygın ve boyalı basın diyorum, buna da itirazınız da olabilir…

Ulusal Basın?”

Bence yereldekilerdir!

Sizce nedir onu bilemem!

Yaygındakiler ve yereldekiler bana göre…

O halde buyurun dostlar sofrasına…

 

* * *

Emin Çölaşan…

Onun gibi yazmak istemişimdir…

Her çizginin bir doğru olmadığını hatırlattığı…

Çemberin; on binlerce… milyonlarca… noktadan meydana geldiğini bilmemi sağladığı…

Tarafsız olunamayacağını, ancak ‘Bağımsız’ yaşanacağını öğrettiği için!

Cüneyt Arcayürek…

Ankara’daki günlerimde O’nu örnek alırdım nedense?

Düşüncemde bir sapma yok!

Yine benim için kocaman yürekli bir ‘Arcayürek’ O!

Bekir Coşkun’u severim, yıllara dayanan bir dostluğumuz var..

Günaydın’da, Hürriyet’te yazdıklarını pek okudum diyemem.

Ancak Cumhuriyet’teki yazılarını soluksuz okurum…

Ahmet Altan’ı hiç okumadım dersem yalan olur da, arada sırada…

Yılmaz Özdilhayranıyım” kimse bana kızmasın!

Ahmet Hakan favorilerimden…

Zaman zaman yazılarımda da bulursunuz ondan birer ‘Kuble!’

Çetin Altan ağabeyimi yıllardır izler ve yazılarını da severek okurum, hepsi bu…

Mümtaz’er Türköne’yi de okurum, ufkum açılsın diye(!) nasıl açılacaksa?

 

* * *

YİNE bir favorim de Mustafa Armağan’dır

Atatürk’ün kız kardeşini CHP dışlamış, DP sahip çıkmış” gibi absuruk şeyler yazdığı, Türkiye’de bu kadar ‘Atatürk’ ü seven (!) bir haini tanımadığım için!

Can Dündar’ın yazılarını severek, içime sindirerek bir solukta bitiririm, kitapları gibi…

Sedat Ergin eski dosttur Başkentten, yazıları da dostanedir onun için okurum…

Daha başkaları da var okuduklarım arasında…

Ben kendimce öne çıkarttıklarımı yazdım sadece…

 

* * *

ANLATMAYA çalışmak istediğimi yeterince açıklayabildim mi?

İster beğenirsiniz ister beğenmezsiniz…

Bu işi meslek edinmiş ve Türkiye’nin saygın birer kişileri olarak gereken yerlerde yerlerini almış köşe yazarlarımız biz beğenmiyoruz diye yazmayacaklar mı?

Ya da “Bak adam çok güzel yazmış” dediğimiz için mi yazacaklar?

Başta da belirttiğim gibi, “Genelevde bakire” aranmayacağı gibi, yazarların içerisinde de hangisi doğru yazıyor diyemiyorum!

Beğendiğinizi okursunuz, beğenmediğinizi okumazsınız!

Bendeniz de bu kategorinin içerisindeyim!

 

* * *

YEREL MEDYADA yazı yazmaya çalışan; kimimize göre vasat, kimimize göre başarılı kimimize göre de ‘yalaka’, “yandaş” olarak adlandırılanlarımız yok değil!

Kimin hangi kategoriye girdiği de benim derdim olamaz!

Bildiğim doğruların arkasında olduğumu, yanlış buldukların da neden yanlış olduklarını yazıyorum, yazmaya da devam edeceğim gücümün yettiğince!

 

* * *

BANDIRMA’DA yerelde yazan arkadaşlarıma gelince…

Abdurrahman Öz ağabeyimin 80’e merdiven dayamasına rağmen emekle ortaya çıkardığı, bir bakıma ‘Belgesel’ nitelikteki yazılarını, (sayfa demek en doğrusu) okumuyorsanız bir yanınız eksik demektir..!

Çok sık yazmadığı için pek yorum yapamayacağım Genç Bayrak’ta Cüneyt Çabuk kardeşim..

Genç Kalem’ diye isim taktığım, yine Genç Bayrak’taki (en azından benden küçük olduğunu biliyorum) Aybike Can..

Yine aynı gazeteden, (kendisi de hangi kategoriye girdiğini bilmiyor ya) İbrahim Aldemir…

Bandırma Gerçek’ten kadim dostum, kardeşim Muharrem Şen, ya da diğer adıyla ‘AksakKarga’..

Bir koltukta kaç karpuz taşıyacak merak ettiğim, Mehmet Leventoğlu..

Meslekte ilk yıllarından beri tanıdığım, saygıda kusur etmeyen sevgili kardeşim Önder Balıkçı..

Spor araştırmacılığında bir numara Ahmet Pesen arkadaşım.,.

Yazı yazmaya severek ve tutkuyla bağlılığından hiç şüphem olmayan Erhan Göçmen ..

Genç kalemlerin ‘idolü’ olmasını istediğim sevgili kardeşim Aynur Çalışkan..

Alp Görgün, Doğukan Sözer, Mert Arıcan da takipçisi olduklarım!

Ve de, isterseniz yazıları uzun oluyor diye eleştireceğiniz Engin Arıcan dostum..

Recai Çevik üstadımı unuttum sanmayın!

Bu işi hem seviyor hem de iyi yazıyor Allah için…

Arada bir yazsa da Necdet Mancılık…

Kendi yazılarıma gelince…

Belgin Günay kızım, Zeki Gacal ve Necdet Mancılık’la cebelleşinceye kadar en az üç…

sonsozsayimalkazak.blogspot.com’ sayfama aktardığımdaki okumayı da sayarsak hatırı sayılır oranda…

Gazetede yayınlanınca okuduğumu, gazetenin internet sayfasındakini, altta yazılan yorumlara cevaplamaları da işin içine katarsak en az iki saat!

Aç-kapaları”da (yazarken kontrol anlamında) çetele tutmak lazım!

Ben” demeyi sevmesem de, “Ben” diyorum yine!

Bencilmiyim ne?

Bu kadar kusur ‘Kadı kızında’ da bulunurmuş elbet!

 

* * *

Kitap yazmanın ne denli zor olduğu günümüzde eserlerini okuyabildiğim değerleri de es geçecek değilim!

Ellerinden öpüyorum sevgili hocam İncila Çalışkan

Şu sıralar aramıza katılmayan Nesrin Aydoğmuş hocamı, kardeşimi de unutamam!

 

* * *

Sizlerden ricam; “Genelevde bakire” aramamanız!

Yerel gazetelere ve yerel yazarlarımıza değer verip onları okumanız..

Beğenip beğenmemek de sizin tercihiniz!

Sağlıkla, sevgiyle kalın…

– – – – – –

 

GÜNÜN SÖZÜ

 

Yazar için gerçek; terzinin elindeki kumaş gibidir.

(Arthur Miller)

 

GÜNÜN FIKRASI

 

YAZARLIK VE HEKİMLİK!

 

Yazarlığa çok meraklı olan bir adam hiçbir gazetede iş bulamadığı için, nihayet meslek değiştirmekten başka çare bulamamış ve hekimlik etmeye başlamış.

İbni Sina bir gün Mutabbib denilen bu sahte hekime rastlayınca dayanamamış, şöyle paylamış:

“Sen artık bundan sonra yazarlıkla falan uğraşma. Artık istediğini yapabilirsin, elinde sahte yazarlık gibi tıp denen bir kuvvet var!” 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz