Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Genç Kuşak Gazete Kağıdına Dokunmayı Unutacak mı?

kategorisinde, 14 Şub 2013 - 21:30 tarihinde yayınlandı

BİZLER ve bizden öncekiler, mürekkep ve gazete kağıdının o eşine doyum olmayan kokularını yeterince tattık.

Ya şimdiki ve gelecekte olanlar?

Ne yazık ki bu zevkten mahrum olacaklar…

 

* * *

VUSLAT Doğan Sabancı’yı basın ile ilişkisi olan herkes tanır.

Hürriyet Medya Towers’da bir film gösterisi düzenlemişti.

Yankı uyandırmıştı.

Sayın Vuslat Doğan’ın filmi tabiri yerindeyse hedefi tam 12’den vurmuştu.

izleme şansımız olmadığı için filmin etkilerini gazetelerden öğrenebildik.

Bu konuyla ilgili olarak Ömür Gedik ise kısa cümlelerle ve özünü ele aldığı gazeteciliğin geleceğine dair yazmış.

Ancak yazısını gazetesinde okumakla yetinebildim.

 

* * *

“HÜRRİYET reklam, pazarlama ve yazı işleri olarak Çetin Emeç Salonu’nda nefeslerimizi tutarak izledik medyanın bugününü, geleceği hakkında fikirler veren, Page One: Inside the New York Times belgeselini.

Ne yalan söyleyeyim film bitiminde hepimizi bir endişe kapladı.

Tabletlerden, bilgisayar ekranlarından, hareket eden görüntülerden kendilerini alamayan genç kuşak gazete kağıdına dokunmayı unutacak mıydı?

Yazılı basın ölüyor muydu?

Bu endişeyi lehimize çevirmek bize kalmıştı.

Bu filmle birlikte değişen sisteme ayak uydurmamız gerektiğini bir kez daha anladık.”

 

* * *

BELLİ ki Ömür Gedik bu filmden çok etkilenmiş.

Belgesel 2009 yılındaki New York Times’in durumunu anlatıyormuş.

Geçmişinden bugüne kadar olanı…

Yazısının sonunda da New York Times’ı medya sektöründe çalışan herkese tavsiye ediyor.

Benim anladığım da, kendisinin dediği gibi genç kuşağın gazete kağıdına dokunmayı unutacağı endişesi..

 

* * *

EVET, uzağa gitmemize gerek yok.

Bizler mürekkep kokusu, kağıtların soluksuz renkleri içerisinde rutubetli ortamlarda mesleğimizi sürdürdük.

Şimdiki gibi ne sanal medyamız ne de internet gazeteciliği denen bu akıl almaz teknolojimiz vardı.

Emeklerimizle gazetelerimizi yaşatabilme savaşını veriyorduk.

Gelecekteki nesil bizlerin o zamanki duyduğu hazzı ve rekabeti hiçbir zaman yaşayamayacak.

Hani, “Delikli demir icad edildi, mertlik bozuldu”atasözü var ya tam bu yazının ortasına “Cuk”diye oturuyor..!

 

* * *

30 yıl önce “Sayim Alkazak bilgisayarla aran nasıl” deselerdi güler geçer, “Ben kim bilgisayar kim” derdim!

Ama şimdi adeta onun esiri oldum. Günümün yaklaşık 6-7 saati onun başında geçiyor.

Gazeteye girecek konuları onda yazıyor, fotoğrafları internetten buluyor oradan da sihirli kutuya aktardım mı işlem tamam…

Yazılar ve fotoğraflar tek bir tuşla önünde…

İstediğin gibi sayfayı şekillendir artık o senin hünerine kalmış.

Bu kadar seçeneği bir kutu nasıl oluyor da belleğinde tutuyor diye de düşünmeden edemiyorsun!

Gelecek genç nesil, Gedik’in de belirttiği gibi elini gazete kağıdının büyülü kokusuna dokunamayacak!

Teknoloji güzel de…

Gazetelerimiz?

..ve bizlerin geçmişi ne olacak?

 

Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın…

 

GÜNÜN SÖZÜ

“Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle meydana gelir.

(J.J. Rousseau)

 

GÜNÜN FIKRASI

 

UYKUDA GEÇİRDİĞİM ANLAR

 

Sultan İkinci Abdülhamit 1864’te vefat eden eşi Müşfika Kadın Efendi, İsmail Hami Danışment’e anlatmış, o da eserinde anlatıyor.

Padişah, bir gün Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa ile sohbet ederken sorar:

“Senin hayatının en mesut anları hangileridir Paşa”

Kahraman Paşa şöyle cevap verir:

“Hayatımda en mesut anlarım geceleri uykuda geçirdiğim anlardır, efendimiz”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz