Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
sohbet odaları,mobil sohbet odaları sohbet odaları

Futbolda Bilimsel Alt Yapı Oluşmalı

, kategorisinde, 29 Ağu 2012 - 10:56 tarihinde yayınlandı

Futbol bu gün biliyoruz ki dünyamızda en çok izlenen ve üzerinde gerçekten çok büyük paralar dönen bir spor dalı. Büyük organizasyonların yanı sıra çok büyük reklam kampanyalarının yer aldığı adeta bir şov görünümünde olan bir oyun türü aynı zamanda.
İyi de bu denli çok geniş bir satha yayılmış devasa bir organizasyon içinde bizim ülke olarak geçmişten bu güne harcadığımız yıllara rağmen kazanımlarımız veya bu spor içinde başarılarımız nedir acaba?
Aslında çok da uzaklara gitmeye gerek yok sanırım. Gerek milli takımlar düzeyinde olan Avrupa ve dünya şampiyonalarına gerekse kulüplerimizin Avrupa kupası maçlarına baktığımız da çok cılız sonuçlar dışında istikrarlı bir başarıdan söz etmemiz maalesef çok zor. Ve futbol olarak kendi ligimize baktığımızda hemen hemen birinci lig ve süper lig de yer alan tüm takımlarımızın yabancı futbolcu transferleriyle başarıyı kovalamakta olduklarını görüyoruz. Hadi başarıları geçtik de daha 3-5 pası üst üste yapamayan takımlarımızla neyi amaçlıyor olabiliriz acaba? Yani işin kolayına kaçarak hazır, yetişmiş futbolcu arayışları ile yıllarımızı tüketirken öte yanda Türk futbolunun geleceğinden, plan ve programlarından söz edenlerin hiç dikkate alınmadığını görüyoruz.
Ve yıllardan devam edip gelen bu tarz anlayışlar sonucu liglerimize baktığımızda genel olarak topu iyi kullanan, iyi top yapan ve pozisyonları iyi takip eden futbolcuların büyük çoğunlunu yabancı kökenli futbolcular olduğunu görüyoruz. Yine baktığımızda milli takımımızın ilk onbirinin büyük çoğunluğunun hep Avrupa’da futbol öğrenmiş gençlerimizden oluştuğunu da iyi biliyoruz.
Dolayısıyla böylesine ortak tespitlerin yapılabildiği ülkemiz futbolunda gerçekten bir eğitim eksikliğinin söz konusu olduğunu söylemek çok da iddalı bir söz olmaz sanırım.. Özellikle alt yapı olarak bir değerlendirme yaparsak eğer ben futbol topunun nasıl oynanacağı yönünde gençlerimize iyi bir eğitim veremediğimizi düşünüyorum. Örneğin bu konuda geçen yıllarda konuştuğum iki yabancı eğitmenden aldığım bilgilere göre alt yapılarımızdaki eğitimlerimizde futbol topundan daha çok güce dayalı idmanların yapılması nedeniyle gençlerin toptan uzaklaşmakta olduklarını dinlemiştim. Topla alanlara girme veya topsuz olarak alanları kullanma adına çabuk düşünme ve uygulama adına epey eksiklerimizden söz edilmişti. Yine kendilerinden aldığım notlarım arasında Türk topçusunun maç içinde neden dikkatlerinin rakip oyuncu yerine çoğunlukla topun üzerinde olduğu da önemli bir eleştiri konusuydu. Ve gerek yan toplarda gerekse kolay yenilen gollerde hep bu yanlış anlayışın varlığından söz edilmekteydi.
İşte tüm bu ve benzeri noksanlıklarımızın iyi yetişmiş, bilgili hocalarımızın bilimsel çalışmalarıyla ta küçük yaşlarda yani alt yapı çalışmalarıyla ancak kazanılabilecek değerler olarak artık görmemiz gerekiyor.
Demem o ki futbola yatkın olabilirsiniz, yeteneğiniz de olabilir ama iyi bir takım oyunu için de eğitilmediğiniz sürece yani kumaşınız iyi olsa da bunu iyi bir elbise dikimine çeviremediğimiz sürece bu kumaşın bir değeri pek olmaz, bunu söylemeye çalışıyorum.
Bakınız Messi bu gün İspanya’da fırtınalara yaratırken kendi ülkesi takımı Arjantin’de o kadar başarısı yok. Mesele, yeteneğin varlığı ile takım arkadaşlarının kendi aralarındaki uyumu olarak kendisini gösteriyor. Yani iyi bir futbol için sadece yetenekli oyuncu gerekmiyor, futbol bilgisi ile donatılmış takım oyunu gerekiyor bunu söylemeye çalışıyorum.
İşte bunun içinde mutlaka bir futbol eğitimi gerekiyor. Bir ders gerekiyor. Topu önüne bakmadan sürmekten(yıllar önce Abdullah Gegiç Esk.Spor’u çalıştırırken idmanlarda futbolcularının boynuna futbol gravatı denilen önündeki topu göstermeyen engeller takardı) tutunuz alanları kullanma, kademe anlayışları, adam paylaşımları, aralara top atmalar, ortalar gibi daha küçük yaşlarda kazanılması gereken futbol bilgilerinin yanısıra futbolcunun maç içindeki fiziksel ve düşünsel açıdan kendisini yönetme kabiliyetine kavuşması, fair play anlayışlarının yerleştirilmesi gibi devasa bir eğitim gerekiyor.
Sonuç olarak ülkemizde genellikle bir futbol takımı kurulurken yöneticiler olarak ilk sırada hep yetenekli sporcuların aranması, bulunması kararı alınır. Ne kadar geçerlidir bilemem ama ben hep topun peşinde olan, topun nasıl oynanacağını öğreten, takım oyununa değer veren, daha doğrusu bilimsel çalışan hocalarımıza öncelik tanınmalı derim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz