Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Erdek ve Hamit Nural

kategorisinde, 10 Tem 2012 - 17:13 tarihinde yayınlandı

Geçtiğimiz hafta Erdek’te Belediye eski Başkanı Hamit Nural’la belde ve Kapıdağ, bölge,siyaset üzerine uzun uzadıya ama dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdik.
Biliyorsunuz, Nural, belediye başkanlığı dönemiyle ilgili talihsiz bir olaydan dolayı sevdiklerinden ve Erdek’ten uzak kalmak zorunda kaldı. Kendisine ve Ailesine bir kez daha geçmiş olsun diliyorum.
Nural, Erdek’te 10 yıl belediye başkanlığı yapmış, siyasal ve yönetici olarak bilgisi ve birikimiyle özellikle Erdek için önemli bir isim.
Ben, başkanlığı döneminde yazdığım makalelerde,Nural’ın özellikle yönetici olarak “kentsel pragmatizme” nasıl örnek olduğunu defalarca yazdım. Aynı süreç de Edincik Belediye Başkanlığı yapan Fevzi İpek de , bu konuda dikkat çeken isimlerin başında geliyordu.Günümüzde bu konuda üzerinde durulması ve incelenmesi gereken isimlerin başında ise belediye başkanı olarak Gönen Belediye Başkanı Hüseyin Yakar’ın geldiğini belirtmeliyim.
Evet,bu konu ayrı bir yazı konusu ve ben, Nural’la yaptığımız söyleşiye dönmek istiyorum.

Nural’a göre, Erdek “kötü” gidiyor ve bunun birden çok nedeni var. Öncelikli nedenlerinden birisi ise, Başkan Aysan ve ekibinin Mart 2009 yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla ilgili geliştirdikleri yerel yönetim politikasıyla ilgili.
2009 Mart yerel seçimleri öncesinde Aysan’ın başkan adaylığı çerçevesinde oluşmuş ittifakın ve verilen desteğin seçim sonrası unutulduğuna ve Başkan Aysan’ın kısa sürede statükodan beslenen kişiler tarafından kuşatıldığına inanıyor Nural.
Doğal olarak şu soruyu soruyor: “Sarı’nın yerel iktidarına ve egemenliğine karşı mücadele veren, emek veren, riske girmiş insanlar bir anda kaderleriyle başbaşa bırakıldı, dışlandı, unutuldu, dikkate alınmadı.Aysan, Erdek’te ittifakla yerel seçimleri zar zor kazandığını unuttu. kerameti kendisinde ve çevresindeki bir kaç kişide görür oldu.”

Adıyaman Escort

Aslında Başkan Aysan’a ve iktidarına yönelik bu eleştirel yaklaşım benim için yeni değil. Bunu bugüne kadar bir çok kişiden duydum ve hatta Aysan’la da bir çok kez paylaştım. Açıklaması hep şöyle oldu:
“ Erdek’teki siyasal ve toplumsal kutuplaşma bitmek zorunda ve biz buna talip olduk. Bu kutuplaşmanın temelinde başta rant beklentileri olmak üzere farklı beklentiler var. Erdek halkı, bu kutuplaşmanın kötü sonuçlar getirdiğini veya getireceğini gördüğü için bize oy ve destek verdi. İktidara geldik ve insanlar arasında sen necisin demeden herkesi kucaklamanın derdine düştük. Biz iktidar mücadelesi verirken, bu kadar emek harcadık,riske girdik, kazandık ve şimdi iktidarın nimetlerinden yararlanmak sırası bizde anlayışına giremezdik. O zaman, ne için mücadele ettik,diye kendimize sormak zorundayız. Herkese eşit mesafede durmaya çalışırken,herkesi kucaklamaya çalışırken eksiğimiz,yanlışlarımız olmuş olabilir. Burada niyet ve doğru ne ise, o önemli.”

Başkan Aysan, bu konuda hep bu sözlerin altını çiziyor ama Erdek de, özellikle ahd-ı vefa konusunda, seçimlerin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına karşın, insanlarda hala kaygı ve kuşkuların derin ve güçlü olmasının düşündürücü olduğuna inanıyorum.

Tam bu nokta da üzerinde önemle durulması gereken ‘şey’ şu.
Her iktidar mücadesi aynı zamanda farklı beklenti ve taleplerin, çıkarların bileşkesidir.Bu doğal olmakla birlikte, iktidar mücadelesi veren siyasal öncü gücün şunu gözetmesi gerekir: İktidar mücadelesi toplumsal beklenti ve taleplere,çıkarlara mı tekabül edecek ya da söylem bazında toplumdan ya da genelden söz edilirken, bireylerin beklenti ve talepleri,çıkarları mı gözetilecek?
Ulusal, bölgesel,kentsel, toplumsal rantı mı gözeteceğiz belli toplumsal kesitlerin ya da sınıfların, ötesinde bireylerin rantını mı?

Erdek’in yıllanmış en büyük siyasal paradoksu budur!

Keza, hukuk devletinde yönetim erkinin demokratik bir anlayışla ve yasalar gözetilerek, hukukun üstünlüğü çerçevesinde biçimlenmesi diye bir sorunu daha var.

Bu da, Erdek’in yıllanmış karmaşık sorunlarının başında gelmektedir.

Bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun, görmeyenler görsün ama kimse Türkiye’nin Erdek’in de yıllardır oynanan “üç maymunu” oynamasın!
Erdek de hukuk mu vardı?
Erdek de, demokrasi mi vardı?
Hoş, Erdek’te hukuk ve demokrasi işlevsizdi ve yoktu da Türkiye’de var mıydı da denilebilinir. Ancak, biz zaten en azından asgari yönden hukuk ve demokrasinin gözetilmesinden ve işlevli kılınmasından söz ediyoruz.
Tam tersi, yönetim erk’ni alavere dalavereyle bir şekilde ele geçirenlerin, etrafına topladığı üç beş yövmiyeli adamla ördüğü “korku imparatorluğu”, üç-beş kişiye sağladığı ekonomik ayrıcalıkla, fütürsuzca kendisini üretmeye çalışıyordu.Hem de her türlü olanağı tepe tepe kullanarak.

Türkiye, hiç kimsenin tapulu malı değildir.
Hiçbir kent de, kimsenin tapulu malı falan değildir.

Eğer, ülke ya da kentlerde bir mülkiyet ilişkisi aranacaksa, mülkiyetin sahibi Millet yani halkın ta kendisidir. Egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olması,kabul edilmesi esprisi de bu gerçeklik de aranmalıdır.Bu mülkiyet ilişkisinin çerçevesini çizen ve işlevli kılan da hukuğun ta kendisi ve yasalardır.

Sevgili Nural’a bunlar yabancı değil ve hemen ekliyor: “ Erdek, ne Kapıdağ’da ne bölgede yaşanan gelişmelerin tam olarak farkında değil. Büyük bir rant davası sürece damgasını vuruyor ama bizler farkında değiliz.(Erdek Körfezi’nin Edincik’ten Biga’ya uzanan kıyılarını gösteriyor) Bu bölgeye bir çok sanayici gelmiş,yerlerini almış, yatırım yapmak için bekliyorlar.Bu yatırımcılar özellikle İstanbul’dan buralara akıyor. Yarın yatırımlarını yaptıklarında İstanbul’a git-gel yapmak , bu zahmete katlanmak yerine konaklayacakları daha ekonomik ve daha uygun yerler arıyacaklar. Erdek, kapıdağ onlar için biçilmiş kaftan.Ama biz ne Erdek’in ne de Kapıdağ’ın önemini bir türlü anlamıyoruz. Örneğin, Kapıdağ, kendi başına bir çekim merkezi. Bandırma tarafındaki nem ile Erdek tarafındaki nem aynı değil. Oksijen oranları farklı,nemi düşük. Kaya yapısı granit ve 20-25 cins geniş yapraklı ağaçların oluşturduğu ormanlık alanlara sahibiz.Su kaynakları bol. Erdek siyasetinin ve yerel yöneticilerinin ufkunun geniş,vizyon sahibi olmaları, ileriyi görmeleri ve bugünden ne zgerekiyorsa yapmaları gerekli.”

Nural’ın bu ifadeleri ve değerlendirmeleri, Erdek için son yılların en güncel ve en önemli tartışma ve sorgulanma konusudur ve gerçekten önemsenmelidir.
Bu konular üzerinde de zaman zaman Başkan Aysan’la karşılıklı söyleşmek ve tartışmak imkanımız oldu. Sözün kısası, Başkan Aysan, bunların büyük ölçüde farkında.

Öncelikle bizim bir toplumsal zafiyetimiz var. O da insan ilişkilerinde karşımızdaki insana asgari anlamda bile güvene dayalı ilişki kurmakta güçlük çekiyoruz ya da kendi subjektif gerçeğimizin karşımızdaki insan tarafından da peşinen kabulünü istiyoruz. Oysa ki, yaşamın içersinde böylesi bir çağdaş ve demokratik bir ilişki örgüsü yok.
Ne alaka denebilir?
Bu hep dillendirdiğimiz ve dikkat çektiğimiz, demokrasinin bir yaşam biçimi ve kültür olarak egemen olması ve yaşamlarımızla içselleşmesi olayı ile ilgilidir.
Günlük hatta an’lık yaşamı, insan ilişkilerini, en basitinden en karmaşığına demokratize edemiyorsanız, keyfiyetin ve hukuksuzluğun,saygısızlık ve sevgisizliğin, erdemsizliğin,zorbalığın önünü açıyorsunuz demektir.
Demokrasinin tüm kuram ve kurallarıyla günlük yaşamımızın bir parçası ve egemen olması kolay bir şey değildir.Bu doğrudan demokrasi kültürüyle öncelikle bireylerin ve sonrasında toplumun içselleşmesini içerir.
Ülke genelinde demokrasinin egemen olması ile kentsel demokrasinin gelişmesi bu nokta da önemlidir.
Erdek, kentsel demokrasinin kadük geliştiği, farklı çıkarlar için kadük geliştirildiği, işler kılındığı bir beldedir. Eksiği ve yanlışı,yamuk olanı düzeltmek bu nedenle zordur ve bu işe siyasal ve toplumsal açıdan soyunanların en büyük güvencesi, sivil insiyatifin arttırılması ve sivil toplum örgütlerinin etkin ve aktif kılınmasıdır.
Erdek, yıllardır bunu becerememektedir.O nedenle de belde halkı ile belde yönetenleri arasında örülmüş bulunan duvarlar bir türlü aşılamamaktadır. Bundan bir şekilde şu veya bu şekilde yarar umanlar, zaman içersinde bizzat zarar görmekte, siyasal sonuçlarına katlanmaktadır.
Yeniden konumuza ve Nural’ın söylediklerine dönmek gerekirse…

Erdek’te; Kapıdağ ve Adalar, Edincik ve Bandırma gerçekliğine uygun bir şekilde bölgesel bir konsept ve projeksiyon geliştirme konusunda sıkıntı var. Bu tek başına Erdek Belediye Başkanınının yada Belediye Meclisi’nin veya yerel iktidar partisinin altından kalkabileceği bir sorun değil.
Zaten, Erdek’te başından beri AK Parti teşkilatlanması sorunlu ve sıkıntılı.Partiye ilçe başkanı dayanmıyor. Parti yönetimine seçilenler de gerçekten beldeyi ve yerel yönetimi bir adım ötesine taşıyabilecek politik bilgi ve deneyimden genellikle yoksun.
Erdek Ak Parti de böyle de diğer partilerde farklı mı!?
Hayır…!Belki,daha beter..
CHP, Sarı dükalığı altında…MHP ise var mı yok mu, belli değil…DP, kepenk kapatmış durumda…
Erdek’te meslek odaları ve dernekler ise, Allah’a emanet..Bir tek Erdek ADD ve Durak’ın Erdek marmara Birlik Kooperatifi yönetimine gelmesiyle , iki kuruluş dikkat çekiyor. Erdek Ticaret Odası, yaşanan bu sürecin kıyısında bile değil.

Şimdi, Erdek’te herkes kendisine şu soruyu sormalı: Peki, Erdek’in bugününü ve geleceğini belirlemek açısından ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, sportif hatta ahlaki politikalar nerede,nasıl ve hangi zeminde,kimler tarafından geliştirilip,üretilecek?
Erdek’te bir küskünler,kırgınlar ordusu var.Beklentilerine ve taleplerine yanıt bulamayanların oluşturduğu bu ordu, bulunduğu ortamlarda sürekli günlük ve gelecekle ilgili umut değil, karamsar düşünceler üretiyor.
Bu, Erdek için bir felakettir. Çünkü, şu veya bu şekilde,değişik ortamlarda yitip giden insani bir enerjiden söz ediyoruz ve bu enerjiyi geri alabilmek mümkün değil.
Erdek,büyük ölçüde negatif bu enerjiyi pozitif hale dönüştürmenin ortamını ve olanaklarını yaratmalı. Çünkü,bu enerji kendi evlatlarının ürettiği bir enerji. Bu da yine kentsel demokrasinin teşvik edilmesi ve geliştirilmesiyle ilişkili.
Erdek,siyasal ve sosyal yaşamıyla kişilerin hükümranlığından sıyrılmalı. Hala Sarı’cımısın yoksa Aysan’cımısın eksenli bir toplumsal kategorilendirmenin paydaşı olarak Erdek yürüyemez, kötürüm olur.
Aysan,bu gerçeği görüyor. Sarı ise, her fırsatta iktidar amaçlı hesaplaşmanın fırsatı kolluyor. Erdek, fırsatçılarından bir an önce kurtulabilmeli, siyasal ve sosyal yaşamından bu fırsatçıları tasfiye edebilmeli.
Çünkü, Doğu’nun bir yerleşim yerinden değil, Erdek’ten söz ediyoruz. Aşiretcilik, ağacılık ,yanaşmacılık oynamıyoruz.Köleci bir toplumsal yapıdan ya da feodaliteden söz etmiyoruz.
Geçtiğimiz hafta Erdek’e geldiğimde motorsikletlilerle karşılaştım. Onlarca motorsiklet, belde merkezinden gösteri yaparak, geçti.

Utandım, üzüldüm.

Erdek’in Kapıdağ’ı anlamama ve görmeme yönündeki yıllanmış çabasının bir göstergesi bu..!
Kapıdağ,yaban hayatın korunmaya çalışıldığı bir ormanlık ve yeşil alan. Bu motorları hangi akla hizmet, Kapıdağ içlerine sokuyorsanız, yazıktır, günahtır. Üç tas fazla yemek satacağız, iki üç oda kiraya vereceğiz diye bir belde kendi özelliklerinden ve zenginliklerinden ancak böyle vazgeçebilir.
Vazgeçtik yerel yönetimden, Erdek Kaymakamı böylesi bir rezalete nasıl izin verebildi,bilemiyorum.Keza, Bandırma Yaban Hayatı Koruma Müdüresi Ferah Hanım, yaşanan sorumsuzluğa ortak olduğu, görmezden bilmezden geldiği için ACİLEN bulunduğu görevden alınmalı. Bunu bir gazeteci ve yazar olarak değil, aynı zamanda GÜMÇED Temsilcisi, BAÇEP kurucusu ve Yöneticisi,BANDAK üyesi olduğum için ama hepsinden öte bir yurttaş olduğumdan dolayı talep ediyorum.

Aynı sıkıntıları biz Bandırma’da yıllardır çektik. Kentin kimliği ve geleceği ile ilgili yıllardır herkes birbirini yedi. Yaşam, abuk sabuk tartışmaları da siyasi öngörüleri de kabul etmez. Biz tartışıp,konuşurken Bandırma, bir sanayi ve ticaret kenti olarak gelişimini sürdürdü ve bu kimliği hepimize kabul ettirdi.
Erdek ise, bu süreci yeni yaşıyor ve bu tür olaylar bundan kaynaklanıyor.Bir anlamda, Erdek ne yapacağını,yüzünü ne tarafa döneceğini, kendisini nasıl tanımlayacağını bilemiyor. Bilemediği ve anlayamadığı içindir ki, genel anlayış, biraz ondan biraz bundan anlayışına uygun olarak gelişiyor.

Bu konuyla ilgili bir düşün penceresi daha açalım.
Geçmiş yıllarda Erdek, hep belde merkezli, abartıya kaçan belde politikaları ve refleksler üretti. Bu dönem uzun bir dönem ve özellikle Hüseyin Aysan’ın başkanlığıyla bitti. Bugün için Erdek’i ne Kapıdağ’dan ne de Bandırma’dan ayrı düşünebilmek mümkün değil. O nedenle, Bandırma, dün olduğu gibi bugün de fazla farkında olamasa da, bölgede belde merkezli politikaların diğer beldelerle eşgüdüm içersinde geliştirilmesi zorunlu.bu kapsamda özellikle Bandırma’nın önemi ve rolü yadsınamazsa da, Bandırma’da yerel yönetimin ve siyasetçilerin genel olarak bunu algılayabilme kıapasiteleri, ne yazık ki, yok!
Kim ne derse desin, bu konuda bölgesel çekim ve ilgi merkezi,kısmi bir gerileme yaşasa da, Bandırma Ticaret Odası Başkanı Osman Kocaman ile Borsa Başkanı Halit Sezgin’dir. Bu işin siyasal ayağı ise, yine kim ne derse desin, girişimciliği ve ataklığı ile belediye başkanları içersinde Gönen Belediye Başkanı Hüseyin Yakar ile Milletvekili Cemal Öztaylan’dır.İşte bu yapı, kendi içersinde koordine edilerek, yeni isimlerle çeşitlenebilmelidir.
Bandırma’da değil, bölgesel bir “akil insanlar” topluluğu biçimlendirilebilmelidir.

Ve sn.Nural da Fevzi İpek gibi bölgesel “akil insanlar” topluluğunun önemli bir ferdidir.

Nural’la söyleşimiz üzerine bu hafta yazacaklarım bu kadar ama devamı var.Sn.Nural’a bana düşünsel sörf olanağı verdiği için teşekkür ediyorum.

Esen kalın…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz