Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

ELEŞTİRİLERİN KİN VE DÜŞMANLIKLA İLİŞKİSİ

, kategorisinde, 23 Ara 2013 - 17:52 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Maalesef toplum olarak en başta siyaset olmak üzere spor ve diğer toplumsal çalışma kompartımanlardaki faaliyetlerimize baktığımızda hemen hemen tüm alanlarımızda çatışmacı bir kültür anlayışıyla yolumuza devam etmeye çalıştığımızı görüyoruz. Yaklaşık 12 yıl boyunca iktidarı tek başına yürüten bir siyasi anlayışla yapılmakta olan siyasal yarışmada ortaya çıkan veya 12 yıldır biriken sorunlarla beraber olumlu, olumsuz bir çok konuya bağlı olarak tartışma zeminlerinin her geçen gün biraz daha genişlemekte olduğuna tanık oluyoruz. Ve sanıyorum iktidar partisi yoluna iktidar olarak devam ettiği sürece de bu işler bu şekilde artarak devam sürecektir, emin olunuz.
Örneğin yıllardır hala devam eden darbe davaları ve bunlarla beraber yaşanan Gezi olayları, Suriye ve Mısır gibi uluslar arası sorunlar derken her geçen gün geçmişten günümüze gündeme taşımakta olduğumuz onlarca sorunu konuşmak ve de tekrar tekrar tartışmak zorunda kalıyoruz, kalacağız da.
Örneğin önümüzde seçimler var biliyorsunuz. Haklı olarak herkes bir şeyler söylüyor veya dili döndüğü kadar, bildikleri kadar kendi düşüncelerini açıklamaya çalışmakta. Ama ilginçtir bizim toplumumuzda, özellikle şu son dönemlerde daha önceleri az da olsa var olan şu hoş görü denen kavramın neredeyse tamamen ortadan kalkmış olduğunu görüyoruz.. Ve bu yüzden de toplumun büyük bir bölümü bu durumu fark ederek tartışmalara katılmak ve görüşlerini beyan etmekten kaçınmakta olduğunu anlıyoruz.
Neden?
Çünkü, maalesef dilimize kumanda edemiyoruz. Ne acıdır ki, artık kırk yıllık arkadaşlarımıza, dostlarımıza bile siyaset söz konusu olduğunda en küçük bir saygıyı çok görüyoruz. Hakaretler diz boyu. Bakınız daha iki gün önce dinlenmek üzere oturduğum bir çay bahçesinde çay içerken yan masaya gelip oturanların daha iki laf etmeden aralarında yaptıkları tartışmayı sertleştirmelerini ve daha çaylarını içmeden masadakilerden iki arkadaşın izin isteyip masadan kalktıklarına şahit oldum. Ve gerçekte çok düşündürücü bir tabloydu doğrusu
Aslında her şey ortada diyor eski bir siyasetçi arkadaşım. Ve ilave ediyor, tepedekilerin tepişmesinden bizler aşağıdakiler olarak daha fazla zarar gördüğümüzü maalesef toplum olarak bir türlü fark edemiyoruz derken herkesin kendine göre mutlaka bir referansı olduğunu, her zaman olduğu gibi değerlendirmelerini de bu referans ve kendi hesaplarına göre yapmasının onun en tabii, en demokratik ve de en önemli özgürlük alanı olduğunu görmek yerine düşüncelerin küçümsenmesi veya aşağılanması hiç de günümüz çağdaş dünyası ile uyum göstermeyen bir davranış şekli olduğunu ne zaman kabul edeceğiz acaba?
Ben de bu tesbide içtenlikle katıldığımı söylerken bir şeyin de altını çizmek isterim. Unutmayalım ki değişimler kolay olmuyor. Özellikle bizim gibi algıların çok güçlü olduğu gelişmekte olan bir ülkede toplumsal değişimleri hemen olmalı diyerek beklemek çok daha zor. Dahası mesleki bilgileri dışında okumak ve araştırmak konusunda yetersizliklerin diz boyu olduğu bir toplumda tartışabileceğimiz konularında çok sınırlı olduğunu bilmemiz gerekiyor artık. Ve en önemlisi ise dinlemeyi değil kendi bildiklerimizi sıralamak amaçlı konuşmaları daha çok seven toplum bireyleri olarak bir birimizi anlayabilmenin gerçekten imkan dahilin de olmadığı günleri yaşıyoruz. Ne yazık ki tüm bunların gerçek olduğunu düşünüyorum.
Sonuç olarak son dönemlerde düşünce ve eleştirilerin yavaş yavaş kin ve düşmanlık gibi hiç olmayacak kavramlara dönüştürülmek istenmesi ile bireysel olarak gelecekte çok pişmanlıklar duyacağımız günleri yaşayacağımızı düşünüyorum. Özellikle yaklaşan seçimler nedeniyle diline hakim olamayarak kırılan kalplerdeki izlerin mutlaka kalacağını düşünerek sadece bu günleri değil geleceğimizi de düşünmemiz gerektiğini söylemek isterim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz