Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

Elde var gençlik

kategorisinde, 21 Oca 2014 - 19:51 tarihinde yayınlandı

NECDET MANCILIK

Nedense herkes çok şaşkın.

Bu ülkede neler oluyor? Biz nereye gidiyoruz? Soruları yüzlerdeki şaşkınlık ifadelerinin gölgesinde ağızdan ağza yankılanıyor.

Neden şaşırıyoruz ki?

Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belli değil miydi?

Yıllar önce PKK terör örgütüyken, Uğur Mumcu söylemişti. Amerika güneydoğumuzda bir Kürt Devleti kurmaya çalışıyor diye.

Öldürüldü…

O zamanlar ciddiye alınmayan bu söylemi yıllar sonra bu ülkenin Başbakanı “Kürdistan” diyerek doğruladı…

Necip Hablemitoğlu uzun zaman önce “Köstebek” isimli kitabında bir cemaatin polisi, adliyeyi ve devletin önemli bazı kurumlarını ele geçirmeye çalıştığını yazmıştı.

Öldürüldü…

Birkaç kişi dışında onun yazdıklarını kimse önemsemedi ama yıllar sonra yine Başbakan, adliyeyi, polisi onlara verdik diyerek paralel devlet söylemiyle Hablemitoğlu’nu doğruladı.

Kısacası o günler Çarşambaydı. Şimdiyse Perşembeyi yaşıyoruz. Yani bugünlerin geleceği belliydi aslında ve bu insanlar gibi gerçek aydınlar bizi uyardı.

Önemsemedik…

Sadece bu kadar mı? Muhammer Aksoy’u ya da Bahriye Üçok’u hatırlarız ama söylediklerini ya da neleri söyledikten sonra öldürüldüklerini çoktan unuttuk. Daha niceleri kendi alanlarında ileriyi gördüler ve adeta haykırdılar.

Aydınları andık ölüm yıldönümlerinde ama onların ölümü göze alarak söylediği gerçekleri unuttuk sahte gündemlerin gölgesinde ve o sahte gündemlere gömdük başımızı bir deve kuşu misali. Kayıkçı kavgalarını seyrettik Hacivat ile Karagöz seyredercesine. Bize dikte edilenlere o kadar dalmıştık ki gerçekleri göremedik. Oysa o gerçekler Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu, Aziz Nesin gibilerindeydi. Onlarla birlikte gerçeklerimizi de kaybettik. Sadece gerçekleri değil, aslında bu insanların AYDIN’lattığı yolumuzu da. Çünkü onlar bir bir söndükçe o günlerin geleceği olan bugünler karanlığa gömüldü.

Bugün Perşembe bayanlar baylar, ardından Cuma gelecek ve o zamanın nasıl olacağına ne yazık ki biz karar veremeyeceğiz. Şimdi gerçekleri görmenin zamanı ve artık buna GENÇLER karar verecek. Çünkü bunları görmediğimiz için bizden sonraki kuşağa sadece böyle bir ülkeyi miras bırakmıyoruz. Aynı zamanda ülkeyi bu durumdan aydınlığa çıkarma sorumluluğunu da bırakıyoruz fark etmeden.

Hesapta ne yaptıysak gelecek nesiller için yaptık. Çok merak ediyorum o gelecek nesiller ülkenin şu durumunda, gelecekleri için ne düşünüyorlar acaba? Peki ya bizler için?

Böyle yazdığım için karamsar olduğumu düşünmeyin. Biz ve bizden önceki kuşaklardan ümidimi kestim. Görünüşe göre aynı tas aynı hamam devam edecek gibi duruyor ama bizden sonraki kuşaklar bir başka. İnanmıyor musunuz? Şöyle bir bakın etrafınıza, belki kötü örnekler var (ki onlarında sorumlusu bizleriz) ama iyi örnekler çoğunlukta ve ben onlara sonuna kadar güveniyorum…

Şimdi onlara inanma zamanı ve gelin hep birlikte gençler için hazırlayalım dünyayı. Tıpkı Nazım’ın söylediği gibi…

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler…

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz