Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

EGSOZ GAZI, SERA GAZI VE ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ

, kategorisinde, 30 May 2013 - 10:17 tarihinde yayınlandı

erhan gocmen (2)Son günlerde İstanbul Boğazına yapımı planlanan üçüncü köprüsü nedeniyle gerek köprünün yapılacağı alanlarda gerekse körü çevre yolları için orman ağaçlarının kesileceği endişesiyle dile getirilen söylemeleri görüyoruz.
Mesele aslında çok teknik ve de bir çok araştırmaya muhtaç bir konu görünümünde olan bir mesele. Elbette ormanlık alanların boş yere yok edilmesini kimse istemez ama eğer ortada yol yapma gibi bir zorunluluk varsa ve de çözüm adına başka bir yol da bulunamıyorsa eğer bence mecburiyetlerin oluşmuş olduğunu düşünüyorum. Maalesef bu tarz benzer çalışmaları sadece bizim ülkemizde değil en gelişmiş ülkelerden en fakir ülkelere kadar hemen hemen bütün dünya ülkelerinde görmek mümkündür sanırım.
Örneğin yıllar önce yapılan Bursa- Eskişehir, Manisa -İzmir arasındaki ormanlık alanlar arasından geçirilen yollarda olduğu gibi ağaçların kesilmesi maalesef çok istenen bir şey olmasa da kesilmek durumunda kalınmıştır.
Ama İstanbul söz konusu olunca bu kez daha başka sorunları da görmemiz gerekiyor. Her yıl artan nüfusun yanı sıra her yıl trafiğe katılan araç sayılarına baktığımızda yaklaşık 4 milyon araç sayısının olduğu bir kentten konuşmaktayız aslında. Maalesef bir asır boyunca üzerinde çok konuşulup ama en küçük bir tedbirin alınamadığı yaklaşık 20 milyonluk devasa bir şehir var önümüzde. Örneğin geçtiğimiz günlerde Taksim’e giderken gişeler sonrası yaklaşık 2,5 saatlik bir dur -kalk ile ancak varabildiğimiz ikinci köprü girişine kadar yavaş yavaş gidebildiğimiz yolda acaba kaç bin araç vardı bunları da hep hesaplamamız gerekecek. Yani tüm şeritlerin dolu olduğu bu bölgede araçlardan yayılan egsoz gazının sebep olabileceği hava kirliliğinin yanı sıra sera gazı konusunda bir araştırma yapılsa diyorum acaba bu egsoz gazı tesirlerini azaltmak için kaç bin ağaçlık bir orman alanına ihtiyacımız olacak bunu da düşünmemiz gerekiyor.
Yine İstanbul’a sık sık giden bir arkadaşımdan Ataşehir – köprü arasındaki yolun neredeyse devamlı olarak trafiği yavaşlattığını söylerken buna biran önce çözüm bulunmasını istiyordu.
Elbette bu gün dünyamızda planlanan her girişimde bahse konu işin doğa ile uyum sağlaması yönünde çalışmalar ve de bu yönde önermeler olduğunu iyi biliyoruz ancak gelişmiş ülkelerin bu tarz işlerini taa 1900’lü yıllarda tamamladıklarını, sanayilerini kurduklarını, refah düzeylerinin yüksek olduğunu ve artık var güçleriyle daha uzun nasıl yaşanır bunun hesabı içinde oldukları da benim gibi bir çoğumuzun da iyi bildiğini düşünüyorum.
Demem o ki bizler bu işlere daha yeni yeni başlıyoruz gibi bir durumumuz var ortada.. Bakınız büyük kentlerimizdeki kent içi metro çalışmalarımızın bile geçmişlerine baktığımızda 10 yıllık mazileri daha henüz dolmadı bile. Dahası Yüce Atamızın başlattığı ama sonra unutulan ve aradan yarım asrı aşan bir gecikmeden sonra tekrar başlattığımız demiryolu hamlesine baktığımızda bu tarz çalışmaların gelişmiş ülkelerde tamamlandığını ve üzerinden de onlarca yıl geçtiğini iyi biliyoruz. .
Aynı şeyleri otoyollarımız içinde söyleyebiliriz. Bu gün bir taraftan trafikteki araç sayımızın 25 milyonu aştığını ifade ederken diğer yandan da yakın, orta ve uzun vadede trafikten doğabilecek sorunlar için hazırlıkları da yapabilmeliyiz artık. Dolayısıyla ya araç sayılarının dondurulması gibi uçuk önerilerimiz olacak ya da yeni otoyollar ve de köprüler yapmak zarureti ilr karşılaşacağız. Hangisi yapılabilir gözüyor acaba? Bakınız bu gün 125 bin nüfuslu Bandırma’nın, 25 bin nüfuslu Erdek’mizin bile trafik sorunlarını çözmekte nasıl zorlandığımızı, sokaklarımızda araç koyacak yer bulamadığımızı da iyi biliyoruz ama çözümler konusunda hep geçici ve de taksit taksit sadece günleri kurtarabilme gayretleri var hep önümüzde.
Sonuç da Türkiye olarak yeni bir sürecin içindeyiz. Bir çok yönden eksikliklerimizin çok fazla olduğunu da iyi biliyoruz. Ama nasıl bir sorun olursa olsun meselelere siyaseten bakarak değil hem toplumsal bir ihtiyaç ve hem de yapılanların kısa süreler için değil önümüzdeki on yılları kaldıracak büyüklükte ve de öncelikler de olup olmadığının iyi değerlendirmesi gerekiyor. Dolayısıyla her gecikmenin bir maliyetinin olabileceği ve bunun da halkın cebinden çıkacağı asla unutulmamalıdır..

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz