Gönen 30 Mayıs’a kitlendi

Gönen 30 Mayıs’a kitlendi

Çömez’e İngiliz Parlamentosundan ödül

Çömez’e İngiliz Parlamentosundan ödül

Patrik kaçak ayin mi yaptı ?

Patrik kaçak ayin mi yaptı ?

Albayraklar’a kötü haber

Albayraklar’a kötü haber

Defalarca yazıldı ama

Defalarca yazıldı ama

DİN ÖZE DAVETTİR
  • HalimMETİN
    • Halim METİN
    • halim@gmail.com
    • 8 Mart 2018 - 15:00:26

Din Yüce Allah’ın yeryüzünde insana kurtuluş reçetesi olarak gönderdiği kurallar bütünüdür. İlk insan ve aynı zamanda ilk peygamber Hz.Âdem’le birlikte Rabbimiz insanlığı başıboş bırakmadan ilahi buyruklarını bildirmiştir.

Allah’ın varlığına inanan birisi, peygamberlerine ve elbette Allah’ın bir din gönderebileceğine de inanır. Yani Allah vardır ve birdir ama Allah insana bir din ve peygamber göndermez, yeryüzüne müdahale etmez, emirleri yasakları yoktur demek akıl mantık işi değildir. Bütün bu kâinatı yoktan var eden Rabbimiz herhalde amaçsız ve boş bir sebeple bu düzeni kurmamıştır.

İnsan ne için yaratıldığını zaman zaman unutmuş, hiç de şanına yakışır bir hayat sürmemiştir. Onurunu hiçe sayan müptezelliklerin, aşağılıkların içine düşebilmiş, kendi değerini yerlerde süründürmüştür. Bu noktada insana kendini, hakikatini ve geleceğini Allahü Teâlâ hatırlatmıştır. Kitap ve peygamberler vasıtasıyla bunu yapmıştır. İnsana fani olarak bulunduğu dünya misafirhanesinde nasıl yaşayacağını göstermiştir.
Din duygusu aslında insanın fıtratında var olan bir duygudur. Bozulmamış bir kalp, zihin ve akıl Allah’ın varlığını kabule yakındır. Âlemlerin Rabbi, bu hakikati şöyle açıklar: ”Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun…”(Rum,30) diyerek insanı özüne davet ediyor. Dine davet yaratılışa davet demektir. Dini yaşamak ilahi programlamaya göre yaşamak demektir.

Peygamberimiz(sav) de:” Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra onu anne babası ya Yahudi ya Hıristiyan ya da Mecûsî yapar.” buyurarak aslında insanın tevhid üzere doğduğunu; ancak onun çevresel faktörlerle doğru yoldan saptığını haber vermektedir.

İçine doğduğu dünya değiştirmemiş, aldığı eğitim vb. sebeplerle özünü kaybetmemiş her insan, İslâm’ı yaşamaya uygun bir vasıftadır. Ve din insana zorluk yükleyen bir kurallar manzumesi değil, bilakis bu hayatta yaşamını kolaylaştıran bir olgudur.
Din insana kaldıramayacağı yükümlülükler yüklemez. Namaz kılmaya kişinin gücü nasıl yeterse öyle kılabilmesi, hasta ve yolculara oruç tutmama ruhsatı, teyemmüm abdesti vs. hep dindeki kolaylıklara örnek verilebilecek hususlardır. Din insanın hayatını çekilmez hale getiren değil, dünya ve ahiret huzuru vaat eden ilahi mesajlar bütünüdür.

Kâinat bir amaç uğruna yaratılmıştır. Bu amaç Allah’ı tanımak, O’na iman etmek ve itaat etmektir. Bu amacı Yüce Allah: “Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat,56) buyurur. Yine “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk,2) ayetiyle bu dünyanın imtihan sahası olduğunu beyan buyurur.

Evrende hiçbir varlık görevini ihmal etmezken, bütün varlıkların emrine ve hizmetine sunulduğu insanın sadece nefsi ve süfli duygularını tatmin etmeye yönelik bir hayat yaşaması ne kadar hazindir. Bir insanın idaresi kendisine verilen dünyayı ve içindekileri putlaştırması; adeta dünyaya tapması ne kadar akıllıcadır. İşte din, bütün geçici varlıklara ve arzulara karşı, insanı özgürleştiren ve insanı gerçek konumuna eriştiren bir hak yoludur.

Ne mutlu Hak ve hakikat yolunda olanlara.

Halim METİN

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz