Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Dilimizi Muhafaza Edelim

kategorisinde, 13 Ağu 2012 - 11:42 tarihinde yayınlandı

Ramazan oruç ayıdır. Oruç imsak demektir. Oruç bedenin aç, susuz ve cinsel ilişkiden ayrı kalmasıyla beraber İslam dininin en güzel ilkelerine bürünmesi demektir. Bu sebeple her şey gibi orucun da iki boyutu vardır. Bunlar maddi ve manevi boyutudur. Bedenin aç, susuz ve cinsel ilişkiden ayrı kalması maddi boyutu, İslam dininin en güzel ilkelerini hayata aktarmak ise orucun manevi boyutunu oluşturmaktadır. Nasıl ki, beden ve ruh birbirini tamamlayan iki unsur ise ve nasıl ki, ruhsuz beden bir ceset ise, manevi boyutu olmayan bir oruçta öylece cesettir. İşte madde ve manaya oruç tutturmakla gerçek anlamda “imsak” kavramını hayatımıza aktarmış olacağız.

Bu hususa biz şu hadisten varıyoruz. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.”Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”

Hadis-i şerif açık bir şekilde dile getiriyor ki, dile sahip çıkılmadan oruç ancak aç ve susuz kalmaktan ibarettir. Bu sebeple dilimize sahip çıkmanın ne kadar gerekli olduğunu anlamaya ve anlatmaya gayret göstereceğiz.

– Hz. Peygamber bir gün yanında ashabı olduğu halde devesine binip bir yolculuğa çıktılar. Sahabilerden hiç birisi onun önüne geçmiyor; sağında, solunda ya da arkasında gidiyorlardı. Birara Muaz b. Cebel

“Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’tan dileğim bizim günümüzün (ölümümüzün) seninkinden önce olmasıdır. .Allah bizlere bunu göstermesin, ama eğer bizden önce vefat edecek olursanız bize senden sonra hangi amelleri işlememizi tavsiye edersiniz?” diye sordu. Hz. Peygamber

“Allah yolunda cihat etmeye devam ediniz” dediler. Bunun üzerine Sa’d

“Anam-babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Hz. Peygamber sözlerini şöyle sürdürdüler:

“Allah yolunda cihat çok güzel birşeydir! Fakat halk için bundan daha derleyici bir şey vardır”. O zaman Muaz b. Cebel

“Kastettiğiniz oruç ve sadaka olmasın?” diye sordu. Hz. Peygamber

“Oruç ve sadaka da çok güzel birşeydir. Fakat halk için bu ikisinden de daha derleyici bir şey vardır” buyurdular.

Böylece Muaz bildiği bütün iyi ve güzel amelleri saydı. Ama Hz. Peygamber hepsinde de

“Halk için bundan daha derleyici bir şey vardır” dediler. Sonunda Muaz

“Ey Allah’ın Rasûlü! Halk için bunlardan daha derleyici olan şey nedir?” diye sordu. Hz. Peygamber mübarek ağızlarını işaret ederek

“Bununla hayırdan başka bir şey söylememek, aksi takdirde ise susmak” buyurdular. Muaz’ın

“Ey Allah’ın Rasûlü! Bizler dillerimizin konuştuklarından da sorumlu tutulacak mıyız?” demesi üzerine de onun dizlerine vurarak şunları söylediler:

“Annen senin matemini tutsun. İnsanları yüzüstü cehenneme düşüren şey dillerinin söylediklerinden başka ne olabilir? Kim Allah’a ve son güne (âhiret gününe) iman ederse ya hayır söylesin ya da sussun. Siz hayır söyleyiniz ki karşılığında hayırlara nail olasınız. Diğer taraftan dillerinizi kötü ve şer olan şeylerden de koruyunuz ki güvenlikte kalabilesiniz”

Ramazan bize birçok şeyler öğretiyor. Bu bağlamda da çok değerlidir. Az önce ifade ettiğimiz hadisi şerifleri Ramazanda ve Ramazan sonrasında uygulamaya koyabilirsek ve bunu ahlak haline getirebilirsek yıl içerisinde de bizden kötü sözler, yanlış davranışlar zuhur etmeyecektir. Yalan söylemek, gıybet etmek, kötü sözler (küfür) söylemek fıkıh açısından orucu bozmaz. Ancak orucun sevabını giderir. Bu sebeple orucumuz sadece aç kalmak olmamalıdır. Çünkü ahlaki güzelliklere bürünmedikçe tutmuş olduğumuz oruç aç kalmaktan ibarettir. Bizler ramazanda oruç ibadetimizin sevabını tam elde etmek için çaba göstermeliyiz.

Madde ve manaya dikkat ederek oruç tutmamızın bize ne gibi getirisi vardır? Bu sorunun cevabını Efendimiz (s.a.s)’den dinleyelim.”Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.”

Orucun böyle bir uhrevi getirisini öğrendikten sonra orucu kâmil şekilde tutmanın değerini daha iyi anlamış bulunmaktayız. Tutmuş olduğumuz oruç ile cehennemden azat olmak ne değerldir. Cennet kapılarından biri olan Reyyan kapısından cennete girmek ne değerlidir. Efendimizin bu husustaki şu hadisini de yeniden hatırlayalım.

“Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.” Müslim, Sıyam 66

Ramazan ayı fırsat ayı. Bu fırsattan istifade edebilme yollarını aramaya gayret göstermeliyiz. Bizde bu ramazanda özellikle bu fırsatları siz kıymetli okurlarımıza aktarmaya çaba gösteriyoruz. Ramazanın fırsatlarından biride dilimizi muhafaza etmeyi başarmada bizlere güzellikler sunmasıdır. Bu sebeple dilimizi muhafaza edelim. Gıybet, dedikodu, suizan, yalan, iftira, küfürlü veya kötü söz, bela okumak vb. birçok yanlış tutumdan kendimizi alı koymak için çaba gösterelim. Sevgili Peygamberimizin şu uyarısına kulak verelim..

“Kul, Allah’ın hoşnut olduğu bir sözü önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onun derecesini yüceltir. Yine bir kul Allah’ın gazabını gerektiren bir sözü hiç önemsemeksizin söyleyiverir de Allah onu bu sözü sebebiyle cehennemin dibine atar.”

Günlük yaşanılan olaylardan ders alalım. Her gün üzülerek ve istemeyerek de olsa kötü sonuçlar doğuran hadiseleri okuyor veya izliyoruz. İki çocuğun birbirine kötü söz söylemesi ve dalaşması neticesinde ailelerin karıştığı ve ölümlü sonuçlanan olaylar olmakta, trafikte birbirlerine sabredemeyen ve bu sebeple birbirlerine kötü söz söyleyenlerin karıştığı kavgalar ve neticesinde cinayetler işlenmekte. Aileler arasına kötü sözler sebebiyle düşmanlıklar girmekte, komşuluk ilişkileri kötü sözlerle bozulmakta. Bu ramazanda biraz sekteye uğrattığımız değerlerimize yeniden dönmemiz gerekmektedir. Bu bireysel, ailevi ve toplumsal faydamız içindir.

Neticede hedefimiz dünya ve ahiret huzuru ve mutluluğu. Bu huzur ve mutluluk İslam dininin ilkelerinde saklı. Ne eksik ne fazla. Bu sebeple Yüce Rabbimiz ve Âlemlere rahmet Efendimiz (s.a.s.) dilimizi muhafaza etmeyi emretmiş ise bu bizim lehimize. Bizde bu emre uymalı ve gücümüzün yettiği kadar dilden ortaya çıkan afetlerden korunmaya çalışmalıyız.Yüce Rabbimiz gıybetten, yalandan, dedikodudan, iftira atmaktan, kötü ve küfürlü söz söylemekten hepimizi korusun. Doğru sözlülerden olmayı, özümüz ve sözümüz bir olmayı bizlere nasip etsin.Allah’a emanet olun. Geceniz ve gündüzünüz hayırla dolsun.Hasan TÜFEK

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz