Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Değer Bilmek Üzerine!..

, , kategorisinde, 21 Oca 2013 - 11:58 tarihinde yayınlandı

ERHAN GOCMENHangi açıdan bakarsak bakalım bu günün toplumsal yaşamını içinde bir birinden çok farklı onlarca, yüzlerce sosyal kompartımanı olan bir yaşam trenine benzetiyorum. Bireylerin mesleğine, alışkanlıklarına, dünya görüşlerine göre veya ne bileyim yeteneklerine göre kim nerede olmak istiyorsa o kompartıman içinde yaşantısını idame ettirme telaşında olduğunu görüyoruz .
Ve yine iyi biliyoruz ki bu trenlerin raylardaki sağlıklı çalışabilmeleri; önce o ülkenin kendisinin koyduğu yasal kurallarını iyi çalıştırması ve ardından o ülkenin sivil toplum örgütlerinin bir demokrasi şemsiyesi altında toplumun güncel yaşam dinamiklerini denetleme ve değerlendirmesi ile çok yakından ilgili olduğudur.
Gelişmiş ülkeler bağlamında baktığımızda güncel yaşam dinamiklerinin nasıl kontrol altında olduğunu sanırım hem medyadan hem de o ülkeleri bilenlerin ağzından iyi biliyoruz. Ama bizim gibi özellikle hem nüfusumuzun fazlalığı ve hem de az gelişmişliğimizle sağlık, sanat ve kültür çalışmaları, spor çeşitliliği, çevre ve doğa, eğitim, yardımlaşma, işçi hakları, medya sorunları, okullara dönük sorunlar, trafik gibi güncel yaşam dinamiklerine baktığımızda yaşanan ve bilinen onca sıkıntılara rağmen hala yerimizde saymakta olduğumuzu söyleyen büyük bir çoğunluğa sahip olduğumuzda bir gerçek.
Aslında bizim de diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi eğitim kurumlarımız var. Bizim de içerde veya dışarıda çeşitli alanlarda eğitimlerini tamamlamış, işinin başında ve de başarılı olmuş aydın ve akademisyenlerimiz de çok. Ve diğer tarafta tahsilleri olmasa da kendi yetenekleri ile bir yerlere gelmiş, toplumsal çalışmalarda başarılı olan çok değerli örnek vatandaşlarımızın sayıları da az değil..
Peki o zaman neden sorunlarımızı çözme de zorlanıyoruz acaba? Neden yıllardır hep yerimizde patinaj yapmaya devam ediyoruz? Ve ülkemiz bazında sorunlarını çözmede mesafe alan yerleşim alanlarımıza baktığımızda maalesef 5-10’u geçmeyecek kadar az olduğunu da söylersek eğer çok da hatalı konuşmamış olacağımızı düşünüyorum.
Elbette bu tarz tartışmaları yaparken değişik öneriler getirmek mümkündür ama benim gerek 25 yıllık memurluk görevim gerekse emekli olduktan sonra yaklaşık 20 yıllık sosyal olaylar içindeki yaşamım bana iki konu üzerinde daha henüz çağdaş bir hareket tarzı olan başarıyı alkışlama ve değer bilme üzerine toplumsal bir hareket tarzını daha henüz yaşamımıza geçiremediğimizi işaret ediyor.
Öncelikle başarıları alkışlamada çevremize örnek teşkil edebilecek davranışlarımızdan adeta bir kaçınma söz konusu. İkincisi ise istikrarlı çalışmaları ile çevresine iyi örnekler verdiğini iyi bildiklerimizi her ne dense kamuoyu önünde bu arkadaşlarımızı deklere etmekten kaçar bir halimiz var.
Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz bir arkadaşımız için mezarlıktan dönerken araç içinde bulunan hemen hemen herkesten rahmetli arkadaşımızın iyi bir insan olduğunun yanı sıra ne kadar üretken ve de çalışkan olduğu yönünde bir övgü anlatımı olmuştu. Ve araç içindeki bir arkadaşımızın ‘keşke sağken bu övgüleri kendisine yapsaydık da hem o mutlu olurdu hem de bizler daha iyi örneklerle tanışabilme fırsatını da yakalayabilirdik’ dediğini iyi hatırlıyorum.
Gerçekten bu tarz örneklerin toplumuzda epey fazla olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım ki bir ülkenin modernleşmesi sadece devletin sunduğu imkanlarla olamıyor. Toplumunda iç dinamiklerinin harekete geçerek katkılar yapması gerekiyor. Demem o ki, evrensel doğrular üzerinde kabul gören fikir ve davranışlarını istikrarlı bir biçimde sergileyen her kim olursa olsun bu ister farklı, isterse aynı görüşlerden veya ister sevdiğimiz isterse kızdığımız birileri olsun mutlaka toplumsal bir değer olarak takdir görebilmelidir artık.
Çok sıkça ifade etmeye çalıştığım gibi kıskançlık ve çekememezliklerimizi törpüleyerek başarıları alkışlamak yerine yermekle ve de aramızdaki değerleri bulduğumuz uç örneklerle yükseltmek yerine küçültmeye çalışmakla toplum olarak asla sıradanlıktan kurtulamayacağımız gibi çağdaşlık yolunda da mesafe alamayacağımız açıktır. Bakınız daha da önemlisi, aramızdaki gerçek değerleri ıskalamayı sürdürdüğümüz sürece bilelim ki etrafımızda hep sahteleri olacaktır. İşte bunun içinde yaşadığımız kentlerde yaşanan onlarca sosyal arızalara baktığımızda hep bu sahte değerli adamların izleri vardır haberimiz olsun.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz