Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Çocukluğumdan kalan "Ramazan" günlüğüm…

, kategorisinde, 08 Tem 2013 - 22:02 tarihinde yayınlandı

sayim alkazakBUGÜN evde bir acayiplik var…

Herkes kahvaltıdan önce sessizce işine, okuluna gidiyor…

Önce diyet yaptıklarını sanımıştım, akşama doğru hepsi sessizleşiyor, sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.

Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni…

Niye böyle yapıyorlar?

Ablama sordum; “Büyüyünce anlarsın.”

Anneme sordum; “Ramazan” dedi…

Babama sordum; “Oruç” dedi…

 

* * *

BU“Ramazan” ve “Oruç” isimli iki kişi, bizimkilere yeme içme yasağı koymuş demek!

Bir gece karışık sesler duydum, babama hırsızı haber vermeye koştum, yatağında yok!

Çaresiz, uykusuz ablamın odasına koştum, o da yok!

Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını…

Bizimkiler yemek yiyorlar!

“Vay uyanıklar vay” gündüz “Oruç” ve “Ramazan”dan korkup gece yiyorlar.

 

* * *

GÜNLER birbirini kovalıyor, kafama taktım bir kere…

“Oruç” ile “Ramazan”ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.

Baktım, babam ile annem de artık tartışmıyorlar…

Belli ki “Oruç” ve “Ramazan”, iyi kalpli iki iyi amca.

Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor, oturup birlikte kitap okuyorlar…

Eskisi gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan konuşmuyorlar, üstelik ellerini açıp herkese dua ediyorlar!

 

* * *

ARALARINDA konuşuyorlar; “Bugün onbeşinci gün”, herşey aynen devam ediyor tabi, televizyon bile uslu uslu konuşuyor, hepsi akşam ezan vaktini veriyor.

Geçen gün Ayşe teyzem annemle konuşuyorlardı; “Şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?” Yok böyle olursa “Oruç kaçar mı?”

Demek ki “Oruç”, çok duygulu birisi, insanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor, kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.

Artık iyice merak ediyorum…

Bugünlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor. Şimdiye kadar gecesi olan bir adam görmedim!

Bu Kadir de kim?

İftarları ben de çok sevdim, akşam yemek yemeğe iftar diyorlar…

Gece yemek yemenin adı da Sahur‘muş…!

 

* * *

AĞABEYİM uzakta okuyor, “Ağabeyim ne zaman gelir?” diye anneme sordum.

“Bayram gelsin, o da gelecek” diyor…

“Oruç”, “Ramazan”, gecesiyle gelen “Kadir”den sonra şimdi de “Bayram!”

Bari onu da alsın gelsin tanışalım diyorum içimden…

 

* * *

GEÇEN yıl kurban kestiğimiz zaman; “Arife geliyor, daha temizliği bitirmedik.” diyordu annem…

Demek ki Arife teyze çok titiz…

Bir Arife diyorlardı bir Bayram…

Anneme sordum; “Neden beraber gelmiyorlar da ayrı ayrı geliyorlar, demek ki bunlar evli değil!”

 

* * *

BAYRAM günü, ağabeyim gece gelmiş…

Sevinçten uçuyordum, bütün bu olan bitenleri ona bir güzel anlattım…

Kimseye anlatmayacaktı.

O anlatmadı ama, ben işte yazıyorum, “Ramazan Günlüğümü…”

 

* * *

RAMAZAN FIKRALARINDAN BİR DEMET:

 

Anladık Ramazan başlamış!

Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:

– Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!..

*

Bir gün fazla tutmuş

Adama sormuşlar :

-Kaç gün oruç tuttun?

-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! demiş.

Aynı soru, orada bulunan Bektaşi’ye sorulunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş :

-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!

Bir eşek bir öküz

İki softa, ramazanda bedava yiyip içeriz diye bir Bektaşi köyüne misafir olurlar. Hoşbeşten sonra, içlerinden biri tuvalete gider. Bektaşi, bu softaları kontrol etmek için odada kalana sorar:

– Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?”

O da kendini üstün göstermek için

-Bırak şunu, eşeğin tekidir”, cevabını verir.

Biraz sonra öteki softaya da aynı soruyu sorar:

Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?

Bu softa da öteki gibi

“Bırak şunu, öküzden farkı yoktur”, cevabını verir.

Akşam olunca iftar sofrası kurulur. Fakat tepsinin üzerinde arpa ile samandan başka bir şey göremeyen softalar hayretle sorarlar:

Bunlar ne erenler?

Bektaşi gülerek cevap verir:

Biriniz eşek, ötekiniz öküz. Sizin için bunlardan daha iyi azık olur mu?”

*

Bizi de yedirirsin!

Eskiden toplu ramazan yemeklerinde, iftar ziyaretlerinden artan yemekleri, yemek masasına hizmet eden çocuklar yermiş.. Yani artan yemekler onların hakkı imiş.

Bir iftar yemeğinde çorba içildikten sonra hoca cemaata:

– Çorbayı arttırmayın israf haramdır. Yemeği bitirmek sünnettir, der.

Böylece çorba tamamen biter.

Sıra sebze yemeğine gelir, hoca yine :

-Arttırmayın sünnettir” der yemek biter.

Sıra pilava gelir, tatlıya gelir.

Hoca:

-Sünnettir, diyerek, her şeyi cemaata yedirir ve hizmet yapan çocuklar aç kalırlar.

Yemekten sonra hocanın ellerini yıkaması için su döken çocuklarla hoca şakalaşmak ister:

-Balam sizin adınız ne, der.

Çocuklar:

– Farz hoca efendi, derler.

Hoca:

-Balam hiç farzdan ad olur mu?” der.

Çocuklar da:

-Olur ya, sünnet diyelim de bizi de cemaata yediresin öylemi ?” derler…

*

Bizim eve de buyursun!

Bir zat Ramazan’da hiç evine gelmez, boyuna davetli davetsiz iftarlara gidermiş. Bir akşam birisi evine gelerek:

-Bu akşam sizin efendiyi filan yerde iftara davet ediyoruz, buyursunlar,deyince,

Evin hanımı:

-Ramazan neredeyse bitecek, efendiyi gören yok. Siz görebilirseniz söyleyin. Bir gece de kendi evinde iftara buyursun!

*

Borcun var mı?

Bir ramazan günü III. Mustafa’nın veziri Koca Ragıp Paşa’nın konağında yapılan sohbet esnasında Ragıp Paşa Şair Haşmet’e hitaben:

– ‘Senin de borcun var mı Haşmet?’ diye sorar ve ondan sonra şu cevabı alır:

– Evet efendim, mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş…

Ragıp Paşa sorusunun anlaşılmadığını düşünerek şu açıklamayla birlikte tekrarladı sorusunu:

– ‘Ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı?’

Şair Haşmet bu soruyu şöyle cevaplamış:

– Paşam, oruç borcunu Allah sorar; sizin soracağınız kul borcudur.

 

HAYIRLI RAMAZANLAR.

Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın…

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz