EGAZETE

Category: Spor

Banvit Maçının ardından

lukic-horz (Small)ULEB Avrupa Kupası’nda,Sırbistan’ın Partizan NIS takımını uzatmada 90-85 yenen Banvit’te , başantrenör Zoran Lukic, kazandıkları için mutlu olduğunu söyledi.Lukic, maçın ardından yaptığı açıklamada, çok zor bir maç olduğunu belirtti.Partizan NIS’in oyun karakteri olarak vazgeçmeyen bir takım olduğunu ifade eden Lukic, “İhtiyacı olduğunda, ihtiyaç duyduğu galibiyeti alabilen genç bir takım. Bandırma’ya kazanmaya ve sonuna kadar mücadele etmeye geldiler” dedi. Bu sezon ki en iyi hücum organizasyonunu gerçekleştirdiklerini bildiren Lukic, şöyle konuştu: “İkinci devrede savunmayı istediğimiz düzeye çektik ama çok atış kaçırdık. Kazandığımız için mutluyum. Kazanmayı hak ettiğimizi düşünüyorum. Daha ileriye gitmek ve başarılı olmak için basit hataları düzeltmemiz gerekiyor. Beklediğim gibi zor maç oldu. Bu takım tesadüfen şampiyon olmuyor. Sistem içinde hiçbir zaman pes etmiyor, kaybetmeyi kabul etmiyor. Çok iyi mücadele ettiler.
“-Partizan NIS cephesi-
Partizan NIS Başantrenörü Dusko Vujosevic ise konuşmasına, Banvit Kulübü’ne ev sahipliği ve gösterdikleri yakın ilgiden dolayı teşekkür ederek başladı.Bandırma’ya dostça geldiklerini belirten Vujosevic, “Yaşanan talihsiz olayın ardından yükselen tansiyonu düşürmek, buna uygun davranmak için arkadaş ve dostça geldik. Buraya geldiğimizde gördük ki buradaki insanlar da bizimle aynı üzüntüyü paylaşıyor. Sırp vatandaşın ölmesi, buradaki insanları da bizim kadar etkilemiş” dedi.Banvit’in kaliteli bir takım olduğunu söyleyen Vujosevic, şunları kaydetti: “Banvit’in diğer Türk takımlarından farklı bir şey yaptığını düşünüyorum ve saygı duyuyorum. Uzun süre aynı oyuncularla ve antrenörlerle çalışmak gibi. İki maçı da izleyen varsa iki farklı Partizan takımı olduğunu söyleyebilir. Gelişen bir Partizan takımı var. Genel olarak oynanan oyundan memnunum ama sonuç beni mutlu etmedi. Banvit, iyi bir takım. Sahamızdaki maçta da burada da hakemlere ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.”-“Herkes evinin önünü temizlesin”-Vujosevic, bir basın mensubunun “Konakladığınız otelden niye çıkmadınız” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Dün akşam geç geldik, yemek yedik. Bugün antrenman yaptık, yemek yedik, oyuncular dinlendi, toplantı derken dışarı çıkma vakti kalmadı. Kimsenin dışarıya çıkma gibi endişesi yoktu. Kimse Türkiye’ye gelirken bir endişe ya da korkuyla gelmedi, sadece zaman yetmedi dışarı çıkmamıza. Yaşanan kötü hadise İstanbul’da gerçekleşti bir daha böyle bir hadisenin yaşanmayacağını düşünüyorum. Herkes önce kendi evinin önünü temizlemesi gerekir.” -

Çapanoğlu, “En büyük hayalim Beşiktaş’ta oynamaktı”

mustafa çapanoğlu (Small)Bandırmaspor’un teknik direktörü Mustafa Çapanoğlu, en büyük hayalinin Beşiktaş’ta oynamak olduğunu ancak bu hayalini gerçekleştiremediğini belirterek, “Benim bu hayalimi bugün 13 yaş altı takımını çalıştıran ve yıllarca bu takımda oynayan kardeşim Hikmet Çapanoğlu gerçekleştirdi” dedi.
Çapanoğlu, yaptığı açıklamada, Kayseri’nin Yıldız köyünde doğduğunu, fakir bir ailenin çocuğu olduğunu kaydetti.
Babasının boyacılıkla uğraştığını dile getiren Çapanoğlu, “Babamın işi gereği İstanbul Beşiktaş’ta Valideçeşme Mahallesine taşındık. Gençliğimde aynı mahallede ikamet eden ve Beşiktaş Kulübünde oynayan Yusuf Tunaoğlu’nu kendime örnek alır, Şeref Stadyumunda Beşiktaş’ın tüm maç ve idmanlarını takip ederdim. Onun gibi bir futbolcu olmak istiyordum” diye konuştu.
Çorumspor’a ilk transferini yaparak futbolcu olma hayalinin ilk adımını attığını anlatan Çapanoğlu, şöyle devam etti: “Zaman içerisinde çok takımda oynadım. Kocaelispor’da oynarken Miliç’in teknik direktörü olduğu dönemde Beşiktaş’a transferim gündeme geldi ancak kulüp yönetimi şartların yeterli olmadığını gerekçe göstererek Beşiktaş’ a transferime onay vermedi. En büyük hayalim Beşiktaş’ta oynamaktı ancak bu hayalimi gerçekleştiremedim. Benim bu hayalimi bugün 13 yaş altı takımını çalıştıran ve yıllarca bu takımda oynayan kardeşim Hikmet Çapanoğlu gerçekleştirdi.”
“Futbolcu olduk ancak Beşiktaş’ta oynayan bir futbolcu olamadık”
Kardeşinin Beşiktaş’ta yıllarca oynadığını ve şimdi 13 yaş altı takımı çalıştırdığını kaydeden Çapanoğlu, “Ailemden birinin hayalimi gerçekleştirmesiyle teselli buluyorum. Ailecek fanatik Beşiktaşlıyım. Bunu o takımda oynayarak taçlandırmak istiyordum ancak olmadı. Futbolcu olduk ancak Beşiktaş’ta oynayan bir futbolcu olamadık” dedi. Dönemlerinde imkansızlıklardan dolayı futbolcu olabilmenin zorluklarına değinen Çapanoğlu, şunları söyledi: “Şimdi takımlarda tüm imkanlar var. Arda Turan haricinde uluslararası arenada marka olmuş bir futbolcumuz yok. Bunun sebebi futbol kültürü eksikliğidir. Anadolu’nun bakir topraklarından gelip eline birkaç grup geçen bir sporcu eğer futbol kültürü yoksa kısa sürede ne kadar yetenekli olursa olsun bu camiadan kısa sürede siliniyor. Önce futbol kültürünü oyuncularımıza öğretmemiz gerekiyor. Bunu yapmamanız halinde elde edilecek başarılar kısa süreli oluyor. Futbolda önemli olan günlük değil uzun süreli başarılardır.”

Banvit Marko Ivkovic’i Unutmadı

banvit-marko-ivkovic-i-unutmadi-6726456_x_4715_400Eurocup maçında Bandırma’da Sırp ekibi Partizan’ı ağırlayan Banvit’in konuk ekibe gösterdiği misafirperverlik büyük beğeni topladı.
Geçen hafta oynanan Galatasaray Liv Hospital – Kızılyıldız maçı öncesinde yaşanan olaylar ve Marko Ivkovic isimli genç taraftarın bıçaklanarak hayatını kaybetmesi sonrası gerilen sinirleri Banvit’in yaptığı jestler yumuşattı. Partizan’ı İstanbul’a indiğinde çiçeklerle karşılayan Türkiye Basketbol Federasyonu yetkililerinin bu güzel davranışlarını Banvit kulübü de devam ettirdi.

Partizan’ın maç öncesi antrenmanına baklava ve meyve gönderen ev sahibi ekip, maç öncesinde tribünlerde açılan pankartlarla da yapıcı mesajlar verildi. Banvit’in efsane kaptanı Miroslav Radosevic’e olan saygının gösterildiği Banvit tribünlerinde hayatını kaybeden Marko Ivkovic için de bir mesaj verildi. Banvit takımı da takımların tanıtılmasının ardından Mark Ivkovic için üzüntü içerisinde olduklarını belirten bir pankartla sahaya çıktılar.

Sırp takımına baklava ikramı

partizan Band¦-rmaBanvit-Partizan Eurocup mücadelesi öncesi Türkiye’de bulunan Sırbistan’ın Partizan takımı sabah Kara Ali Acar Spor Salonu’nda son antrenmanını yaparak maç saatini beklemeye başladı. Partizan Başantrenörü Dusko Vujosevic, Banvit yetkililerinin gösterdikleri ilgiye teşekkür etti. Vujosevic, burada kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini ifade etti.

Geçen hafta Galatasaray – Kızılyıldız maçı öncesinde bir Sırp taraftarın ölümüyle sonuçlanan gelişmeler üzerine Türkiye’ye gelişleri ve güvenlikleri konusunda soru işaretleri bulunan Partizan, kendilerine Türkiye’ye girişlerinden itibaren gösterilen ilgiden son derece memnun kaldıklarını bildirdi. Türkiye’ye girişlerinde İstanbul Atatürk Havalimanında TBF yetkilileri tarafından karşılanan Sırbistan ekibi, Banvit BK’nın kendilerine tahsis ettiği otobüs ile dün akşam saatlerinde Bandırma’ya ulaştı. Yalova’da gemiden inişlerinde Banvit BK Takım Menajeri Turgay Zeytingöz ve Banvit yetkilileri tarafından çiçek ve ikramlarla karşılanan Partizan takımını bu sabah gerçekleştirdikleri antrenman sonrasında ise Banvit BK Başkanı Özkan Kılıç ziyaret etti.

Yanında bulunan Banvit BK eski kaptanı ve aynı zamanda Sırbistan vatandaşı Miroslav Radosevic ve Genel Menajer Turgay Çataloluk ile beraber antrenman sonrasında Partizan Coach’u Dusko Vujosevic ile görüşen ve ‘hoş geldiniz’ diyen Başkan Özkan Kılıç konuşmasında, İki ülkenin ve ülke takımlarının dost ve arkadaş olduğunu, bundan sonrasında da bu dostluğun artarak süreceğine olan inancını yineledi. Kılıç ayrıca, Banvit ailesi olarak bundan önce misafirleri olan tüm takımlara olduğu gibi Partizan takımının da Bandırma’da bulundukları sürece rahat etmeleri için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini ifade etti.

Banvit Partizan’ı uzatmalarda geçti

banvit_partizani_uzatmada_devirdi_1417030726_4254Basketbolda, ULEB Avrupa Kupası E Grubu’nda, Banvit, Sırbistan’ın Partizan NIS takımını, normal süresi 83-83 biten maçın uzatma bölümünde 90-85 yendi.
Salonu dolduran taraftarın desteğiyle maça iyi başlayan Banvit’te, Dragicevic 2 dakikada 7 sayı bulurken, Partizan NIS takımında Muric ve Milutinov ise pota altında etkili oldu. 3. dakikayı 10-8 üstünlükle geride bırakan Banvit karşısında Tepic ve Muric ile sayılar bulan konuk ekip, 5. dakikayı 15-14 önde geçti. Dragicevic ile boyalı alanı iyi kullanan Bandırma ekibi, bu periyotta son üç dakikaya 19-17 önde girdi. Partizan NIS takımında, Bogdonovic ve Muric, skora katkı yapınca konuk ekip, ilk periyodu 25-24 önde tamamladı.

Banvit, ikinci periyoda Veremeenko’nun basketiyle başladı. Karşılıklı sayıların atıldığı 12. dakika 29-29 geride kaldı. Ev sahibi takımda Rowland, Davis, Partizan NIS’de ise Tepic ve Bogdanovic skora katkı yapan isimler oldu. Banvit, 15. dakikayı 4 sayı farkla 38-34 önde geçti. Genç Tolga’nın getirdiği toplar, Majia, Şafak, Dragicevic üçlüsü ile potada fileyle buluşunca, Banvit 18. dakikaya 48-40 önde girdi. Skor üstünlüğünü koruyan Banvit, soyunma odasına 49-42 önde gitti. Ev sahibi ekip 3. periyoda da hızlı başladı. Veremeenko ve Mejia ikilisiyle sayılar bulan Banvit, 22. dakikayı 55-48 önde geçti. Partizan NIS, sert savunması ve Andric’in dış atışlardan kazandırdığı sayılarla 23. dakikada farkı bir sayıya indirerek, skoru 55-54 yaptı. Sırp ekibinin boş toplarını Veremeenko, Simmons ve Rowland ile cezalandıran Banvit, 26. dakikada skoru 62-56’ya taşıdı. Ev sahibi ekipte, Dragicevic, Davis ve Rowland skora katkı yapınca, 29. dakika Banvit’in 69-62 üstünlüğüyle geçildi. Skoru koruyan Banvit, bu çeyreği 69-65 önde tamamladı.

Son periyot çok çekişmeli geçti. Son saniyelere kadar başa baş giden bu periyodun 33. dakikasını 75-72 Banvit önde geçti. Türk ekibinin top kayıplarını Tepic ve Bogdanovic ile değerlendiren Partizan NIS takımı, son 6 dakikaya girilirken, 77-77 eşitliği yakaladı. Maçın son dakikasına 83-83 eşitlikle girildi. İki takım oyuncuları da sert savunmalarla birbirlerine sayı şansı vermedi. Maçın normal süresi 83-83 eşitlikle sonuçlandı. Uzatma dakikalarına iki takım da top kayıplarıyla başladı. Kazanılan faul atışını kullanan Veremeenko’nun tek sayısıyla Banvit 41. dakikayı 84-83 önde geçti. Banvit, sert savunma karşısında yakaladığı pozisyonları değerlendiremeyince, Partizan NIS, 43. dakika içinde 85-84 öne geçti. Son dakikaya Dragicevic’in attığı basketle 86-85 önde giren Banvit, Rowland’ın bulduğu sayıyla son saniyelerde 88-85’lik skor avantajını yakaladı. Banvit, zorlu maçtan 90-85 galip ayrılmasını bildi.
Karşılaşmayı, Balıkesir Valisi Mustafa Yaman, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, İl Emniyet Müdürü Feridun Boz ile Sırbistan’ın Ankara Büyükelçiliğinden bazı yetkililer de izledi.

Çapanoğlu: Sarıyer maçını kazanmak istiyoruz

Bandırmaspor”un Teknik Direktörü Mustafa Çapanoğlu, “Sarıyer maçını da kazanarak çıkışımızı sürdürmek istiyoruz” dedi.
Çapanoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, 30 Kasım”da iç sahada karşılaşacakları Sarıyer”in, grupta şimdiye kadar birer galibiyet ve mağlubiyet ile 8 beraberlik elde ettiğini bildirdi.
Sarıyer maçından galibiyetle ayrılmayı hedeflediklerini vurgulayan Çapanoğlu, “Bu maçı da kazanırsak ilk yarının bitmesine iki hafta kala çok büyük avantaj yakalayacağız. Sarıyer, deneyimli oyunculardan kurulu bir takım. Zor bir maç olacak. Sarıyer maçını da kazanarak çıkışımızı sürdürmek istiyoruz” diye konuştu.
Çapanoğlu, taraftarlara, stada gelip takımı destekleme çağrısında bulundu.

 

Banvitli basketbolcular engelleri aştı

Banvit Basketbol Kulübü okullara yönelik ziyaretler çerçevesinde Murat Boz Özel Mesleki Eğitim Merkezini ziyaret etti. Coach Zoran Lukiç, Kulüp Menajeri Turgay Çataloluk, takım menajeri Turgay Zeytingöz, kulüp idari koordinatörü Oktay Ulaş, oyuncular Mejia, Davis, Simmons ve Cevher bu ziyarette hazır bulundular.
Okul müdürü Eyüp Tezcan Köse,yoğun maç trafiğine rağmen zaman ayırarak Banvit’in okullarını ziyaret etmelerinden mutluluk duyduklarını ifade ederek “ buraya gelerek bizi ziyaret etmeniz bize onur verdi. Çocuklarımız sizinle bir araya gelmekten çok mutlu oldular. Çarşamba günü bizde Partizan maçına gelerek sizi destekleyeceğiz. Banvit ailesine desteklerinden dolayı teşekkür ederiz.” dedi. Kulüp menajeri Turgay Çataloluk “ Zamanımız kısıtlı da olsa buradaki özel çocuklarımızla birlikte olmaktan çok memnunuz. Bu bizim kulüp olarak da misyonumuzdur. Sizlerin de maçlara gelip bize destek olduğunuz için teşekkür ederiz.”şeklinde konuştu.
Basketbolcu olmasaydılar ne olacaklardı?
Daha sonra Banvit Basketbol Kulübü Başantrenörü Zoran Lukic, Chuck Davis, Sammy Mejia,Keith Simmons ve Cevher Özden öğrencilerin basketbolcu olmasaydınız hangi mesleği yaparsınız şeklindeki sorularını yanıtladılar. Banvit Başantrenörü Zoran Lukic “Ben aslında pilot olacaktım.Ancak ülkemde yaşam çıkınca tercihlerim değişti. Boyun uzayınca ailemin de yönlendirmesiyle basketçi oldum.Pişman değilim” Cevher Özden “ Polis ya da doktor olmak istiyordum. Ancak boyumun fazla uzaması nedeniyle basketbola yönelmek zorunda kaldım. Basketbol hayalimdeki meslek değil ancak severek yaptığım bir iş. Basket oynamaktan dolayı çok mutluyum” Chuck Davis “Ben küçükken hayvanları çok sevdiğim için veteriner ya da bilim adamı olmak istiyordum.Ancak basketbolcu oldum” Keith Simmons “ Küçükken mimar olmayı istiyordum. Ancak matematik dersine bir türlü ısınamadığım için mimar olmaktan vazgeçtim. Bir de baktım ki basketbolcu olmuşum.” Sammmy Mejia “ Hayalim şarkıcı olmaktı. Ama sonuç da basketbolcu oldum.” Ziyaret sonrasında okul müdürü Eyüp Tezcan Köse öğrenciler tarafından yapılan tabloyu Banvit Takım Genel Menajeri Turgay Çataloluk’a hediye etti. Çataloluk’ta öğrencilere basketbolcuların imzalı Banvit forması hediye etti. Çekilen toplu fotoğrafın ardından ziyaret sona erdi.

 

Balıkesirspor’da Teknik Direktör İsmail Ertekin İstifa Etti

ismailErtekin_balikesir_idmanBalıkesirspor Teknik Direktörü İsmail Ertekin, görevinden istifa etti. Ertekin’in istifası, Spor Toto Süper Lig’in 10. haftasında 3 – 1’lik Sivasspor mağlubiyetinin ardından geldi.

Teknik Direktör Ertekin’in istifası, kulübün resmi internet sitesinden yapılan yazılı açıklamayla duyuruldu. Kırmızı – beyazlı yönetimin açıklaması şöyle:
“24.11.2014 tarihinde Balıkesir Atatürk Stadyumu’nda oynanan ve 3-1 kaybettiğimiz Sivasspor maçı sonrasında 12.11.2012 tarihinden bu yana teknik direktörlük görevini sürdürmekte olan İsmail Ertekin, önümüzde dönemde faydalı olamayacağı kanaatiyle yönetim kuruluna istifasını sunmuştur. Yönetim kurulumuz maç sonrası yaptığı toplantıda istifayı değerlendirerek kabul etmiştir.

39 yıl sonra takımımızı süper lige çıkartan teknik heyete Balıkesir halkı adına yönetim kurulu olarak teşekkür ederiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

BURSASPOR GALİBİYETİ KAÇIRDI

erhan gocmen (3)Haftanın son Süper Lig maçında karşı karşıya gelen Bursaspor ve Fenerbahçe takımları oynadıkları futbolla haftanın gerçekten en çekişmeli maçlarından birisini ortaya koydular. Bursaspor oyun olarak orta alandan pas yaparak çıkarken Fenerbahçe ise orta alandaki zaafları nedeniyle uzun toplarla Emenike’yi arayarak kısa yoldan gole gitmek düşüncesindeydiler..
Öncelikle Bursasporun bu maça hem güç olarak hem de taktik olarak maça iyi hazırlanmış olduğunu görüyoruz. Topu ilerde karşılayan, rakibe hemen pres yaparak topu dolaştırmasına izin vermeyen bir anlayışla Fenerbahçe’nin oyun kurmasına izin vermeyen görüntüsü ile maçın ilk devresinde kazandığı tek golle soyunma odasına önde girmeyi başaran Bursaspor ilk yarının daha iyi görünen takımıydı bence.
Bu gün maça baktığımızda ilk yarıya ağırlığını koyan futbolcular arasında Fernandau’ya ayrı bir parentez açmamız gerekiyor. Gerek ilerde gerekse geride aldığı pozisyonlarla arkadaşlarına çok yardımcı olan bir oyuncu olarak adeta iki kişilik bir oyun oynadığını söyleyebiliriz.
Fenerbahçe’de ise bu yarıda bir orta alan sorunu olduğunu görüyoruz. Alper Potuk’un oyunda zaman zaman ortaya çıktığını, genellikle pasif pozisyonlarda kaldığını ama topa kendisini gösterdiğinde hücumda pek ala etkili olabileceğini de biliyoruz.
İkinci yarıda sahada yine her haliyle etik bir Bursaspor vardı. Özellikle Bursasporun sol taraftan yaptığı ve epey gol pozisyonu yakaladığı maçta gerek kaleci Volkan’ın yerinde müdahaleleri gerekse şansızlığı nedeniyle skoru değiştiremeyince bir puana razı olan takım oldu.
Fenerbahçe bu gün biri tesadüfi gol olmak üzere ancak iki tehlikeli atak üretebildiği maçta çok fazla gol pozisyonuna giremedi. Burada Diego’nun sakatlanarak oyundan alınmasıyla Emenike’nin yalnız kalışının etkili olduğunu söyleyebiliriz.
Ve bu haftaya baktığımızda haftanın en iyi iki takımı olan Bursaspor ve Trabzon’un da lige ağırlığını koyduklarını, bundan böyle Başakşehir, Akhisar ve Kasımpaşa ile beraber lige çok farklı bir havanın geleceğini söyleyebiliriz.
Bu maçla ilgili olarak son sözüm Caner Erkin’le ilgili olacak. Oyuna dahil olmak kadar oyundan çıkmanın da futbolda olağan olabileceğini Caner gibi bir oyuncumuz hala anlayamadıysa çok yazık. El kol işaretleriyle oyundan doğruca soyunma odasına gitmenin futbolumuz adına kötü bir örnek olduğunu düşünüyorum. Umarım bizler yanlış görmüş oluruz diyorum.

HAKEMLERE YARDIMCI OLMAZSAK ASLA OLMAAAAAZ…

erhan gocmen (3)Profesyonel liglerimize bakıyoruz itirazlar had safhada. Amatör liglerimize bakıyoruz itirazlar yine had safhada. Dün izlediğim Erdekspor Soma Sotes maçında da itirazlar konusunda bir değişim yok ve belki de daha da artışın olduğunu söylemek istiyorum.
Gerçekten bugün hangi maçımıza gidersek gidelim çalınan her düdük sonrası hakemlere karşın bir itiraz koşuşturması yaşanıyor sahalarımızda.
Peki neden acaba?
Nedenlerin başında ben öncelikle son yıllarda yaşanan siyasi yargı ve polisiye olaylar karşısında kurallara karşı bir itibarsızlaştırma kampanyalarının varlığından söz etmemiz gerekiyor. Maalesef diğer pek çok sosyal olayda olacağı gibi bu konuda da toplum olarak gelecek yıllarda çözerken çok yorulacağımız sorunlar bizleri bekliyor.
Bir diğer önemli noktanın da ben çok sayıdaki televizyon kanalları arasında artan rekabetten dolayı hakemler konusunun en büyük zararı aldığını düşünüyorum. Kızdıkları hakemlere en ağır suçlamaları yapmaktan kaçınmayan yorumcuların hakemler üzerinde yarattıkları olumsuzlukların ülkemizde oynanmakta olan tüm maçların üzerinde maalesef bir kabus gibi dolaşmakta olduğunu görüyoruz.
Ve spor kültürü üzerine epey noksanlıklarımızı olduğunu, özellikle sadece futbolda değil diğer bütün spor dalları üzerine bir fair play anlayışını oturtabilecek organizasyonlarımızın hala hayata geçirilemediğini de bu manada söylemek istiyorum. Örneğin yapılan tüm spor organizasyonlarında kazanma derken sadece skorel kazanmanın peşinde değil dostluk, arkadaşlık ve toplumsal kazanımların peşinde olmanın daha çağdaş bir anlayış olduğunun ortaya konulması gibi. Ve hatta skorların geçici yani tekrar edilebilir olduğunu ama fair play fotoğraflarının ise insanlık adına kalıcı ve mutluluk dağıtan fotoğraflar olduğunun paylaşılması gibi.
Aslında çok fazla da konuşmaya gerek yok. Örneğin dün akşam Beşiktaş Kasımpaşa maçındaki pozisyonlar konuşulurken televizyonlarda onlarca defa çevrilmesine rağmen bir karar verilemeyen tartışmalara bakınca insan hakemlerimizin ne kadar zor şartlarda görev yapmaya çalıştıklarını anlıyoruz. Ama ne yazık ki bu özellikleri her maçın başında unutuveriyoruz.
Ve her hangi bir maça baktığımızda bir taraftan seyirci tazyiki, diğer tarafta sahadaki futbolcuların çalınan belki de her düdük sonrası hakemlere koşmaları, abartılı hareketler, hocam hocam diyerek kendilerini yere atmalar, kenar yönetimlerin 4. Hakemler vasıtasıyla hakemleri sıkıştırmaları gibi 90 dakika içinde rahat olması gereken bir hakemin ne kadar rahatsız edilmekte olduğunu hala fark edemiyorsak eğer ben inanıyorum ki bundan böyle de fark edemeyeceğiz galiba. Yani oyun esnasında aklı futbolcuda olan bir hakemin topu nasıl takip edebileceğini veya pozisyonları nasıl süzebileceğini göremediğimiz gibi her düdüğü de bizim lehimize çalmasını ister bir görüntü veriyoruz ortaya.
Bakınız bu hakem tartışmaları nedeniyle futbolumuz çok gerilere gitmekte artık. Yapılan kasıtlı sertlikler nedeniyle yetenekliler bu sahalarda kendilerini göstermedikleri gibi iyi oyun oynanması da mümkün olamıyor. Futbolcu resmen korkuyor sahada. Hiç tanımadığı, hayatta görmediği bir arkadaşı tarafından sakatlanmak kuşkusu ile kendisini oyuna veremiyor diyorum. Sonuçta ne izleyen keyif alabiliyor ne de oynayanlar kendilerini gösterebiliyorlar. Bunun çözümleri var mı?
Bence var ama zor. Öncelikle hakemlerimizin kartlarını göstermekte çekindiklerini görüyorum. KULLANACAKLAR. Nasıl bir maç olursa olsun önce maçın başında da olsa sarıysa sarı, kırmızı ise kırmızı çekeceksin kardeşim. Bu işlerin çözümü başka türlü olmaz. Olmayacak da. Maçlarda sakinlik olursa hakemlerimizin daha hatasız maçlar yönetebileceğini artık mutlaka görmemiz gerekiyor.
Unutmayalım ki hakemlerimiz gibi karar verici mercilere saygılı olmayı başarırsak eğer ben inanıyorum ki daha saygın ve daha doğruya yakın kararlar görebileceğimizi düşünüyorum.