Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
.

ÇAL–DİY–AL–KAR

kategorisinde, 23 Eki 2013 - 20:35 tarihinde yayınlandı

1.qxd

ROZETLİK
Her zaman ve her yerde, Hak Yolu’ndan giderim,
Bayramınızı kutlar, Mutluluklar dilerim.
Kutlu olsun Bayramlar, kabul olsun Kurbanlar,
Bunları okuyana, EDİNCİK’ten selâmlar.

ÇAL–DİY–AL–KAR

Galiba yeni bir çığır açtık. Kendi kendine açılan bir çığır. Herkesin ilgisini çekmiş olacak ki, Bayram ziyaretime gelenler söyledi. “Yeni bir başlık atma çığırı mı?” dediler. Önce, bayram ziyaretimize gelenler, sonra da beni Bandırma’da görenler: “Hayrola. Ne bu şifreli başlık? İnanın ki, yazını merakla okumayan arkadaşlar bile sormaya başladı: “ Abdurrahman Öz, bundan sonra yazısının başlıklarını böyle şifreli mi atacak?” diye. Ben de hayret ettim, ama anladım ki bir önceki yazımın başlığı KOL-KAP-YAR birçok kişinin dikkatini çekmiş. “Yeni bir başlık atma çığırı mı?” Diye sordular. Baktım ilgi çekici olmuş. Bu yazımın başlığını da ÇAL-DİY-AL-KAR olarak atmayı yeğledim. Yani “Çalıştım diyenin alnını karışlarım’ dır” açıklaması. Özden beyin söylediklerini buyurun okuyunuz. Ben aracıyım.
2013 yılının ilk aylarında, belki de Mart ayında başlamıştım bu yazı konusuna. Aşağı – yukarı 8 aya yaklaştı. Herkesin bir görüşü vardı. Ben de buna uyarak önüme gelene, yanına gittiğime ya da gözüme kestirdiğime, en önemlisi çekinmeden yanıt vereceğine inandıklarıma soruyordum. Onlardan aldığım yanıtları da “Neden yıktırıldı, niçin bırakıldı?” ana başlığıyla yayımlıyorduk. Verilen yanıtların, ileride yapılacaklara gösterge olacağı inancını sürdürüyorum. Elimizden geleni, halkoyuna sunmanın en iyisi olacağı umuduyla yazdıklarımı okuyorsanız, ya da yetkililer isteklerini not ediyorsa neden TEŞEKKÜR etmeyeyim? Bu minval üzere bu kez de konuşmaktan çekinmeyen, Bandırma’nın mülki taksimde büyük mahallelerinden İhsaniye Muhtarı Sayın Özden Türker’in kapısını çaldım. Kapısını çaldım sözü burada klasik anlamında kullanıldı. Herkes öyle demez mi? “Falancanın kapısını çaldım” diye. Oysa ben kapısını falan çalmadım. Büyük pencerelerinden içeride olduğu ayan – beyan beliren Muhtar beyin kapısını açarak içeri daldım.

SANKİ POSTANENİN İKİNCİ ŞUBESİ

İçeri daldım ama o arada şaşa kaldım demem çok yerinde olacak. Zira kapısının önünde, üzerinde PTT yazan bir motosikleti görünce, ‘Hah’ dedim. ‘Yine PTT dağıtıcısı var. Herhalde yerine ulaştıramadığı gönderileri muhtara devrediyor. Zaten her gidişimde PTT dağıtıcısının orada olduğunu, elindeki (yerine ulaştıramadığı, sahiplerini bulamadığı gönderileri) muhtarın imzasına teslim ediyor’ Dediğim gibi, içeride PTT dağıtıcısı çantasından çıkardığı birçok gönderiyi Muhtar Sayın Özden Türker’in masasına koymuş, sayıyordu. Muhtar Türker de pür dikkat onları alıyordu. Postacıyı daha önceden gördüğüm için tanıyordum. Bandırma PTT’sinde yıllardan beri dağıtım işlerine bakan, kendisine verilen mahalleleri karış karış dolaşan, Dağıtıcı Sayın Mehmet Ali Aşık ile Sayın Özden Bey’i bir kare içine almak farz olduğundan deklanşöre basıverdim. (F:1) İkisi de teşekkürlerini sunduktan, dağıtıcı da gittikten sonra, esasa geçtik.

BULAMADIKLARINI BİZE BIRAKIRLAR

PTT’ cinin bırakıp, Muhtarın da imzasını aldıktan sonra gitmesiyle Muhtar Özden Bey (F:2) “PTT Dağıtıcıları PTT’den çantalarına doldurdukları gönderileri adreslerine değin götürür, sahiplerine teslim etmeye çalışırlar. Ancak sahiplerini bulamadıkları özellikle imza karşılığında teslim etmeleri gerekenleri yine imza karşılığında bize bırakırlar. Biz bunları sahiplerine ulaştırmaya çalışırız, Postacı, adi gönderileri kapıya bırakır. Bize teslim ettikleri kayıtlı gelenlerdir. Özellikle de bunların sahiplerine ulaştırılması gerekir. Kaybından sorumluluk vardır. Biz de dağıtıcıdan zimmetli alırız. İmza ve mührümüzle aldığımızı kanıtlarız.” diyen Muhtar Türker (F:3) bana dönerek: “Buyur Sayın Abdurrahman Ağabey, sor bakalım sorularını. Bildiklerimi yanıtlamaya çalışayım. Sen buraya boşuna gelmezsin.” diyerek beni tetiklemeye çalıştı.

NEDEN YIKTIRILDI, NİÇİN BIRAKILDI

Artık klasikleşen ve epeyce Bandırmalıların da dilinde olan Tekel eski binasıyla ilgili sorumu “Neden yıktırıldı, niçin bırakıldı?” diye dile getirdim. Ancak muhtar daha yanıtı için ağzını açmadan bir bey içeri girdi. Baktım bizim sorunun yanıtı biraz gecikecek. Ben de bir nefesleneyim dercesine sorumun arkasına sığındım ve muhtarın gelen beyle ekranda araştırmaya başlamasına dikkat kesildim. Zira ikisi de eğildiler, ekranı tarıyorlardı. Ben ne yapacaktım şimdi. Aklıma cebime el atmak geldi. Ve (F:4) dördüncü kare oluşuverdi. İyi de oldu. Bazıları “Atıyorsun, falanca da geldi, filanca da işinin ivedi görülmesini istedi” diyorsun ama bunları kadraja alıp, gösteremiyorsun?” dememeleri için çok iyi oluyor. Ben de ‘çok iyiyi’ yapmak için Canon’un butonuna parmak basıyorum.

MECLİSTEN BİR ANISINI DİLLENDİRDİ

Gelen Beyin işini bitirdikten sonra Muhtar Özden Türker (F:5) Bana dönerek anlatmaya başladı: “Meclisteki bir toplantıda, Belediye Başkan Yardımcısı Dursun Mirza bir slayt gösterdi. “Yıktırılan Tekel eski binası için “İş Merkezi” olacak” dedi. Ancak Milletvekili Mehmet Cemal Öztaylan ilgili Bakanlığa şikâyet etmiş. İlerlemeyi durdurmuş. Yeni Pazar yerini de Vakıflar Genel Müdürlüğüne şikâyet etti. Engellemek için elinden ne geldiyse yaptı.” dedi.

ALT KATINA PAZAR YERİ ÜSTÜNE DE

Bir taraftan bana bildiklerini iletirken, bir taraftan da gelen seçmeninin işini görmeye çalışan İhsaniye Mahallesi Muhtarı Özden Türker, bir kişinin istediğini araştırmak için bilgisayara yöneldi. Aradığını ekrandan (F:6) bulmak için Birkaç dakikasını benden ayırdı. Bulunca da işin bitiminde bana dönerek kaldığı yerden konuşmasını sürdürerek: “Pazar yeri için alt katına otopark, üzerine Pazar Yeri yapacaklarını Sayın Dursun Mirza söyledi.” dedi. Bu arada muhtarlık merkezi sürekli gelen ve bir işinin olması için muhtardan istekte bulunanların arasından bana da vakit ayıran İhsaniye Mahallesi Muhtarı Türker Beye “Sizce yıktırılan Tekel binasının yerine neler yapılmalı?” sorumu yineliyorum. O ise daha önceden bir isteklinin işini bitirdikten sonra bana dönerek anlatmayı sürdürüyor.

BÜTÜN RESMİ DAİRELER ORAYA TOPLANSIN

“Bandırma büyümekte olan, (gerçi geçti ama yine de gönlümdekini söylemeliyim.) Bandırma büyümekte olan ve il adayı bir kent. Bazı resmi dairelere halkımızın ulaşması çok güçleşti. Eski hastaneye bir takım daireler getirildi. Ancak yeterli değil. Bizde bütün düzenlemeler nedense hep sağlam insanlara göre tanzim ediliyor. Özürlüleri, hastaları ve de yaşlıları düşünen yok. Hastanenin üçüncü katına çıkmak için merdivenlere tırmanmaya çalışan yaşlıları gördükten sonra içi sızlamayanı göstermek çok zor. Orada işi olan gelmiş. Aradığının üst katlarda olduğunu öğrenince “Ben şimdi oraya nasıl çıkacağım?” diye kara kara düşünmeye başladığını söylersem, “Neden böyle bir yer daha ayakaltına yapılmaz?” demek artık size düşer. Zaten asansörleri de çalışmıyor” diyerek biraz soluklanan sonra da daha bir atılımla yapılacakları dile getiren Muhtar Özden Türker, (F:7) bana dönerek;

VATANDAŞA ZORLUK DEĞİL KOLAYLIK ÇIKARILSIN

“Yukarıda da değindiğim gibi bazı daireler Hastaneye taşındı. Pertevniyal Bandırma Devlet Hastanesi terk edildikten sonra başıboş kalınca, istenmeyen kişiler tarafından işgal edilmeye başlandı. Oysa hastane binamız daha uzun yıllar hizmet edecek bir yapıydı. Yeni Hastane yapılınca terk edilen eski binayı biraz daha sağlamların işinin görülmesi için kullanılması iyi olacaktı. Ancak, özürlülerin durumu düşünülmeden, ihtiyarların çekecekleri göz önüne alınmadan bazı resmi kuruluşları oraya taşımak bence yersizdir.” diye konuştu.

ALTINA OTOPARK, ÜSTÜNE PAZARYERİ

Gelen – gidenin işlerini gördükten sonra yeniden bana dönen Muhtar Türker (F:8) “Ağabey, pazar yerine yapılacakları söylerken sanıyorum gelen – gidenin çokluğu yüzünden bir konuyu gözden kaçırmış ve söylemeyi unutmuşum. Oraya şunları yapmak gerekir: 1- Alt katına otopark, 2- Üzerine Pazar yeri ve 3- Üzerine de Düğün Salonu yapılmalıdır. Bunu da böyle açıklamış olalım. Şimdi gelelim az önce sorduğun Tekel eski binasının yerine yapılacaklara. Benim görüşüme göre Adnan Menderes Meydanında yıktırılan Tekel eski binasının yerine yapılacaklara. Oraya öyle bir bina yapılmalı ki Bandırma’daki bütün resmi dairelerin hepsi oraya yerleştirilsin.

ÖZÜRLÜLER, YAŞLILAR – HASTALAR

“Özürlüler, yaşlılar ve hastalar düşünülerek birinci kata, ya da şöyle söyleyelim, zemin kata saydıklarımın rahatça girebilecekleri ve gidebilecekleri daireler yerleştirilsin. İnsanlara zorluk değil, kolaylık sağlansın. Bandırma’da yolların inişli çıkışlı olması, yürüyenleri yeteri kadar yoruyor. Bir de resmi dairelerde işi olanlara daireler arasında dolaşırken işkence çektirmeyelim. Zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım. Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu unutmayalım.” diye benden 5 dakika izin isteyen Muhtar Özden Türker (F:9) bey, biraz soluklandı, bir bardak su içtikten sonra konuşmasının sonuna geldiğini belirtircesine “Senden şunu da yazmanı istiyorum Abdurrahman Ağabey, beni sayarak geliyorsun. Sen de Bandırma’nın iniş – çıkışını benden iyi biliyorsun. Söylediklerimde bir hata var mı? Amacımız insanlara hizmet değil mi? Öyleyse neden vatandaşlara zorluk çıkaralım? Her zaman kolaylıkla hizmet etmemiz gerekmez mi? Aşağı – yukarı bir saatten beri buradasın. Ben gelenleri bekletiyor muyum? Konuşmamızı keserek, önce onların işini bitiriyorum. Sonra da konuşmamızı sürdürüyorum. Vatandaşı bekletmek olmaz”!

“ÇALIŞTIM” DİYENİN ALNINI KARIŞLARIM

Bu konuşmamı yapmak için makamına gittiğim İhsaniye Mahallesi Muhtarı Sayın Özden Türker Bey (F:10) sorularımın yanıtlarını bitirdikten sonra yine bana dönerek “Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim. Ama mutlaka yazmanı istiyorum. Yazacağını da biliyorum. 63 yaşındayım. Babamızın zamanını bilmiyorum. Günümüze göre konuşursam bizim zamanımızda gerek Belediye Meclis Üyeleri, gerekse Başkanlarımız “Ben Bandırma için çalıştım” demeye kalkarsa onların alını karışlarım. Gerek meclis üyeleri gerekse başkanlarımız sorumludur Bandırma’nın bugünkü durumundan.” Benden bu kadar. Anlayana sözlerim yeter de artar bile.” Diyerek bir saatini bana ayıran Bandırma’nın büyük mahallelerinden İhsaniye’nin Muhtarı Sayın Özden Türker (F:11) Beye verdiği bilgiden, gösterdiği ilgiden ötürü teşekkür ediyorum. İnsanlara hizmeti kutsal bir görev saymasından, muhtarlık binasında işini bitirene değin oturmasından ötürü kutluyorum.

KONUŞMAKTAN ÇEKİNMEM

İşimi bitirip, gerekli notlarımı alıp çıkarken Muhtar Türker, “Unutma, ben konuşmaktan çekinmem. Gerçekleri dile getirmekten korkmam. Kim bu kent için çalışırsa onu tepemde taşırım. Eğer “Çalışacağım” diye bir makama gelip de, yorgunu yokuşa sürenlere de eleştiri oklarımı yöneltmekten çekinmem. Bana kadar zahmet ederek geldiğin için Abdurrahman Ağabey, bu yaşına kadar işini severek yaptığın için sana da benden yana teşekkür ve tebrikler sonsuzdur. Ancak bir zaman yaptığın bir röportaj için eski Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Balyalı (F:12) gibi “Söylediklerimin hepsini yazacak mısın?” demekten çekinmem. Balyalı’dan ilham aldığım, bunu yazılarında okuduğum için söyledim. Ben de sana başarılar dilerim Abdurrahman Ağabey.”

İKİNCİ ADRESİM

İhsaniye Muhtarı Özden Türker (F:13) 17.00’de işini bitirip, ofisini kapatınca, Kaşifacar Caddesi’nde, burada oturup, bir kahve içiyor. “Burası benim 2. adresim. Mesaiden sonra burada dinleniyorum. Ofisime gelemeyenler, burada dertlerini söylüyorlar. Randevu veriyorum. Ertesi günü işlerini görüyorum.” diyerek, ikinci adresinin de ihtiyaç sahiplerince bilindiğini söyledi.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz