Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Büyük Şehir Yasası Üzerine !..

, kategorisinde, 14 Şub 2013 - 13:17 tarihinde yayınlandı

ERHAN GOCMENBuyük Şehir yasası olarak bilinen 6360 nolu yasa hakkında çok konuşuldu ve de hala konuşmaya devam ediyoruz. Mesele aslında siyasete kurban edilemeyecek kadar önemlidir. Özellikle Bandırma olarak baktığımızda itirazların temelinde dünden bu güne Balıkesir-Bandırma arasında var olduğu iddaa edilen çeşitli görüşler, düşünceler, planlar, proje ve uygulamalar hakkında kamuoyu tarafından yapılmakta olan  eleştirileri görüyoruz.

Aslında belediye çalışmaları olarak baktığımızda Bandırma ve Balıkesir belediyeleri olarak bu gün her iki belediyemizin de birbirlerinden ayrı ve de bağımsız çalıştıklarını iyi biliyoruz. Örneğin Balıkesir Belediyesi bugün çalışırken Bandırma’nın alt yapısını hiç düşünmez yani Bandırma’nın yolu ve suyu ile ilgilenmez sadece kendi işine bakacaktır ama yarın asla böyle olmayacaktır.

Dolayısıyla İl genel meclisi yerine kurulacak olan Büyük Şehir Belediye Meclisi sadece Balıkesir’in eski düzende olduğu gibi sadece şehir sınırlarını çevreleyen sınırlardan değil artık tüm Balıkesir sınırlarını kapsayan bölgenin tümünden sorumlu olacaktır. Yani Altınoluk’tan da sorumlu olacaklar Erdek’ten, Edincik’ten de.

Unutmayalım ki dünyamız büyük bir değişim yaşıyor. Bu değişimleri yakalamak da ancak ve ancak çalışmakla, üretmekle ve de kaynak yaratmalarla olabiliyor. Yani slogan üreterek, laflarla gemiler yürütümüyor artık, bunu anlatmaya çalışıyorum. Bakınız maalesef bu gün mevcut köy ve beldelerimizden büyük bir çoğunluğunun hala 100 yıllık fotoğraflarını değiştirememiş olduklarını görüyoruz. Hala günlük, haftalık çöpü toplanmayan köylerimiz var. Köy içi sosyal donatım alanlarımız da hala yok veya çok çok yetersiz. Bakınız kaç tane köyümüzde küçükte olsa bir modern spor alanımız bulunmakta? Yolları bile düzgün değil. Köy kent arası taşımaları bile sıklaştıramadık mesala .

Tamam, bu gün Ocaklar beldemiz gibi sorunlarını büyük ölçülerde çözmüş modern beldelerimizin yanı sıra Doğanlar köyü gibi köyünü hızla geleceğe hazırlayan köylerimizde oldu. Ama tüm bunları çok geniş yelpazeye yayarak değişime karşı çıkmayı çok da anlamlı bulmayanlardanım. Bakınız yine yaptığı siyasi ve sosyal çalışmaları ile gönüllerde taht kuran il genel meclisi üyesi İsmail Koçyiğit gibi büyük bir özveri ile çalışan meclis üyelerimizde oldu, elbette bu tarz çalışmaları minnet ve şükranla karşılıyoruz ama görevlerinin de bu çıkan yasalarla bitmeyeceğini de kendilerine buradan hatırlatmak istiyorum.

Elbette ilk aylarda değişimin getirdiği sancılar olacaktır ama yavaş yavaş ilgi alanları artar, plan ve projeler oluşturulmaya başlarsa, hele hele uygulamaları görebilirsek eğer her şeyin dünden daha iyi olabileceğini düşünüyorum.

Ama şunu da görelim artık. Bu gün ülkemizin sanayi ve bayındır olarak öne çıkan ve kaynakları yönünden büyük bütçeleri olan belediyelerimiz de çoğalmakta. Ama bakıyoruz kaynak olarak daha az imkanlar içinde boğuşan belediyelerimiz de çok var. Demem o ki bu yörelerdeki vatandaşlarımızın da modern tesislere ihtiyacı vardır, olacaktır da zaten.

Sonuç olarak bu günün dünyasında çözümlerin kalıcı ve de istikrarlı olabilmesi için tek yolun ben küçük fotoğraflara bakarak değil olabildiğince geniş pencerelerden bakarak konuları değerlendirmek gereğine inananlardanım. Bunları yaparken de çalışma grupları için öngörüsü yüksek, donanımlı, üretken insanlara ihtiyacımız olduğunu da iyi bilmemiz gerekiyor.

 

*****                                                   *******

İzin verirseniz yaklaşık 4 yıl önce yazdığım ‘ Sadece köylerden sorumlu kaymakamlıklar kurulmalı’ konulu yazımı vaktiniz varsa eğer bir kez daha, hiç değiştirmeden yazıyorum.

            Sadece Köylerden Sorumlu  Kaymakamlık

Biliyoruz ki son yıllarda başta büyük kentlerde olmak üzere il ve ilçelerimizde şehircilik adına önemli değişimler yaşanıyor. Özellikle şu son beş yıl içinde hem alt yapı hem çevre ve doğa olarak kentlerimize ait fotoğraflar hızla değişmekte. Bu bağlamda yerel yönetimlere soyunan ve soyunacaklar olanlar bundan böyle çok daha araştırıcı, çok daha üretici ve de yönettiği kenti çok daha toparlayıcı olmak zorunluluğunda kalacaklar.

İl ve ilçelerimizi anlıyorum ama bakıyoruz maalesef belde ve köylerimizde aynı iyileşme trentlerini göremiyoruz. Yani köyler ve beldeler 10 yıl hatta 20-30 yıl önce nasıllar ise aşağı yukarı yine aynı fotoğrafları gördüğümüzü söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz bayram öncesi İzmir’e trenle giderken yol boyu görebildiğim değişmeyen köy fotoğraflarına bakınca nerede eksiklikler var diyerek epey düşünmüştüm açıkçası. Ve aklıma yine geçtiğimiz günlerde Erdek’te dolaşırken karşılaştığım Kapıdağ  köy muhtarlarından ‘biraz da bizim köylere gelip bizim eksiklerimizi de yazın’ serzenişlerini hatırladım yolculuğum esnasında.

Gerçekten bu gün köylerimizde başta tarım ve hayvancılık olmak üzere çevre olsun, köylerimizin yeniden planlamaları veya köylerimizin sosyo kültürel çalışmaları olsun eksikliklerimizin oldukça büyük olduğunu düşünüyorum. Örneğin bu konuda her zaman için çalışmalarını büyük bir taktirle izlediğim CHP il genel meclisi üyemiz İsmet Koçyiğit’e bu konuyu açınca , köylere götürülen hizmetler konusunda oldukça sıkıntılı olduğunu gördüm. Büyük bir bölümü personel giderlerinden oluşan 56 milyon lira gibi bir yetersiz bütçesi ile ilimiz sınırları içinde mevcut 892 köyümüze nasıl ve ne derece hizmet götürebiliriz diye hep kara kara düşündüğünü aktardı bana.

Yine kendisinden aldığım bir başka bilgiye göre de Balıkesir ili içinde yaşayan  1150000 kişilik nüfusun yaklaşık % 42’sinin  nüfusu 10.000’den az yerlerde oturmakta olduğunu öğrendiğimde  konusunu ettiğim köylerimize dönük KAYMAKAMLIK müessesesinin çok daha önem arz ettiğini düşünüyorum.

Baktığımız zaman Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan bu güne kadar geçen onlarca yıl içinde köy ve küçük kasabalarımıza dönük çözümlerin yeterli olamadıklarını görüyorum. Bunda her gün biraz daha artan nüfusları ve bu paralelde ortaya çıkan kentsel ihtiyaçlar ve bürokratik çalışmalar gereği kaymakamlarımızın da işlerinin de az olmadığını düşünüyorum. Gerçekten bu gün çevresinde 18-20 köyü olan bir kaymakamlığın mesul olduğu bu köylerine uğrama ve yerinde inceleme adına gelim-gidim sıklığının ne olduğunu çok merak ediyorum doğrusu.

Örneğin köylerin yolu, köyün suyu veya ne bileyim tarım ve hayvancılık ihtiyaçları gibi, kültürel çalışmaları gibi sadece şikayetlere ve isteklere bağlı bir çalışmaları değil yerinde görerek birebir incelemelere dayalı bir güncel yönetimsel faaliyetlerden söz ediyorum. Ve bu bağlamda da hali hazır ilçe kaymakamlılarına bağlı olan ilçe tarım ve orman müdürlüklerinin bu yeni köyler kaymakamlıklarına bağlanması ile yerinde bir yönetimin çok daha verimli olabileceğini iddaa ediyorum.

Örnek olarak bu gün Kapıdağ bölgemizde Erdek’e bağlı yaklaşık 18 köyümüz bulunmakta. Bandırma’da ise çok daha fazla köyümüz var. Şimdi bu köylerimizi adı kaymakamlık olmasa bile bir KÖYLER BAŞKANLIĞI gibi bulunabilecek   yeni isimler altında ilçe kaymakamlıklarına bağlanmasının ben değişen Türkiye için gerekli bir adım olabileceğini düşünüyorum.

Gerçekten bu gün başta çevre olmak üzere köylerimizle ilgili gündeme gelen sorunlara baktığımızda modern bir Türkiye için çok daha çabuk, çok daha etkin ve çok daha kalıcı çözümler üretebilen mekanizmalara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum..

Sonuç olarak köylerini tanıyan, köylerinde sık sık incelemelerini yapan, doğayı ve çevreyi yakinen takip eden, muhtarlarıyla her gün konuşan, tartışan eğitimli bürokratlarımızla ben köy çalışmalarımızın daha kolay ve daha isabetli olabileceğini düşünüyorum.

Esen kalınız.

 

( Bu yazının bir kopyasının Meclis Başkanlığımıza ve Başbakanlığımıza da gönderileceğini bilgilerinize sunarım)

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz