Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Bunu hangi aptal yapar ki? "Rüşvet aldım ihaleye girmiyorum"

, kategorisinde, 04 Tem 2013 - 19:48 tarihinde yayınlandı

sayim alkazakDİLEKÇEMDİR.

…….Vergi Dairesi.

KONU : İhaleye girmemem hakkında.

AÇIKLAMA:“….falan inşaat ihalesine girmeyeceğim. Bunun karşılığı olarak da karşı firma….’dan 500 bin lira aldığımın beyanıdır.”

CEZASI:“5 ila 12 yıl arası hapis.”

Bu meblağın “Arızi kazanç” olarak tarafıma yazılmasını talep ederim.

Tarih ve imza…

 

* * *

NE böyle bir dilekçeyi sunacak salak, ne de bunu kabul edecek bir merci olacağını tahmin bile edemiyorum…

Yeni Gelr Vergisi tasarısında yer alan, çok hem de çok ilginç bir düzenlemede;

“İhale arttırma, eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen kazançlar” bölümüyle ilgili…

Zirai, arızi ticari muamelenin neyi ifade ettiğinin, ne Türk Ticaret Kanununda ne de Gelir Vergisi Kanununda tanımı yapılmamıştır.

Ancak; “Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlamamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hasılat” olarak bilinmektedir.

Maliye Profesörü değerli hocam Şükrü Kızılot‘un dabelirttiği gibi; örneğin bir inşaat ihalesine girmemek için rakip firmadan 500 bin lira alan bir başka inşaatçının, bu 500 bin lirayı “Arızi kazanç” olarak beyan etmesi gerekiyor. (Tasarı Md.50/(1)-b).

Böyle bir beyanın Türk Ceza Kanunu’nun 235. maddesine göre; “5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasını” gerektirdiğini bilen inşaatçılar böyle bir salakça beyanda bulunurlar mı?

Hocamın da belirttiği gibi, ilk bakışta masumane gelen bu vergilendimenin hayata geçirileceğine aklınız kesiyor mu?

Adı geçen yasa maddesine göre, hem alan ve hem de veren suçlu…

Böyle bir durum karşısında “ihale iptal ediliyor” sözleşme yapılmış ise de feshediliyor bunun örneklerini görüyoruz.

Yani hangi aptal inşaatçı, “İhaleye girmemek için şu kadar para aldım” diyebilir?

Tünelin ucunda 5 ila 12 yıl mahpus damlarında hayatını geçirecek bir baba yiğit gösterebilir misiniz?

Tasarıdaki bu maddenin uygulanması “sıfır” bile olsa, bu maddeyi tasarıya koyanların ya beyinleri durmuş bazıları gibi, ya da bu milletle alay ediyorlar!

 

* * *

Çalışan çocukta “14 yaş” ayarı…

Tecavüze uğrayanlara ne ayar?

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 14 yaş altı çocukarın çalışmaları için yeni bir düzenleme yaptıklarını açıkladı.

Buna göre 14 yaşından küçük çocklar artık sadece sanatsal, kültürel ve reklam faaliyetlerinde çalıştırabilecek.

Çalışma süreleri ise beş saatle sınırlı olacak.

Bakan Çelik, “Ülkemizde 6-17 yaş grubunda 893 bin çalışan çocuk var. Çocukların bedeni, zihni, sosyal ve ahlaki gelişimlerini engelleyecek, eğtimlerini aksatacak her türlü faaliyetin karşısındayız.” dedi…

Yani; yeni reklam yıldızları yaratacağız…

Yani; yeni ressamlar keşfedeceğiz…

Yani; yeni romancılar yetiştireceğiz…

Bunlara hiç itirazımız olamaz…

Ancak, belirttiği yaş gruplarında; cinsel tacize uğrayan, tecavüz edilen, öldürülen çocuklarımızın hangi haklarının korunacağından söz etmedi!

Verilere göre Türkiye’nin en kalabalık ili İstanbul’da 2011 yılında bin 486 tecavüz, 2 bin 488 çocuk istismarı, 2 bin 223 taciz davası açılmış…

Bu rakamalra göre sıralama da tecavüzde İzmir 568, çocuk istismarında Ankara 1.162 ile ilk sıraları alıyorlar.

Bu sıralamalar uzayıp gidiyor…

Bunların korunması, devletin kanatları altına alınması için neler yaptık veya yapacağız?

İşte bana dokunan da burası…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, her cinsel taciz, tecavüz olayından sonra gerekenin yapılacağını söylemesine rağmen ortaya çıkan hiç bir somut olayı da göremiyoruz…

Tıpkı tecavüzcü 5 Uzman çavuşun serbest bırakılmasında olduğu gibi…

14 kişinin tecavüzüne uğrayan kızımız gibi…

Dini yazar efendinin yaptığının yanına kar kaldığı gibi…

Kim kimi kandırıyor Allah aşkına!

 

* * *

Karınca ile Hz. Süleyman…

BİLİNEN bir kıssadan hissedir…

Bir gün Hz. Süleyman bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.

Karınca da:

“Bir buğday tanesi yerim” diye cevap verir.

Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Hz. Süleyman karıncayı bir şişeye koyar…

Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır.

Ondan sonra da bir yıl bekler.

Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır.

Kendi kendine meraklanır.

Acaba neden yemedi?

Bunun üzerine Hz. Süleyman karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.

Karınca da:

“Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c) verirdi. Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi.

Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin.

O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım” diye cevap verir…

Yüce Allah, cümlemizi kul kapısına baktırmaktan korusun.

 

Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz