UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,89
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

BİR “VEDA”NIN ARDINDAN

BİR “VEDA”NIN ARDINDAN
  • 02.11.2017

Günlerdir AK Parti genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir büyükşehir belediye başkanlarının istifa etmeleri yönündeki talebi ve daveti kamuoyunun kafasını karıştıran en öncelikli sorundu.
İstanbul, Bursa ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının görevlerinden istifa etmeleriyle birlikte gözler doğal olarak Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Ahmet Edip Uğur’un vereceği karar üzerinde odaklanmıştı.
Bu arada geçen zaman içerisinde özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, hemen her alanda fısıltı gazetesinde istifalar ya da istifası beklenen büyükşehir belediye başkanları lehine ya da aleyhine işleyen, işletilen çark, yapılan yorumlar doğal olarak herkese yanıtı merak edilen şu soruyu sordurdu:
-N’ oluyor…?
UĞUR, SUSKUNLUĞU BOZDU
Hafta başında yaptığı basın toplantısıyla Uğur da kararını açıkladı ve görevinden ve partisinden istifa ettiğini açıkladı.
Uğur’un açıklamasında en dikkat çekici yan, istifası talep edilmiş büyükşehir belediye başkanları içinde bir tek Balıkesir büyükşehir belediye başkanının öncesinde “emir demiri keser” diyerek, “suskunlukla” görevlerinden istifa ederek, çekilmiş başkanların tersine sımsıkı kapalı tutulan perdeleri büyük bir cesaretle aralayarak, suskunluk duvarını yıkması ve aşması oldu.
Evet, bu ilk kez yaşanıyor…
Ben de, Uğur’un bu tarihsel ve siyasal önemdeki konuşmasını toplantıda yerimi alarak izledim. Partiden ve görevinden istifa etmesi sonrası, yaptığı konuşmayı tüm yönleriyle meslektaşlarımla bir araya gelerek, satır satır değerlendirme imkânı bulduk… Bulunduğumuz mekanda diğer masalarda da toplantıdan çıkmış ve Uğur’un yaptığı konuşmayı dinlemiş insanların benzer tartışmalarına, heyecanlı ve hüzünlü sohbetlerine tanık oldum.
UĞUR, İSTİFA ETMEMEK İÇİN ÇOK DİRENDİ
Uğur’un partiden ve görevinden istifa etmesini ilan ettiği konuşmasının siyaset ve toplum bilimciler açısından çok daha derin muhasebesinin yapılacağına inanıyorum. Öyle sanıyorum ki, bu konuşma, 2019 yılında gerçekleşecek yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar farklı yönleriyle siyasetin gündeminde olacak ve fazlasıyla Ak Parti’nin, Erdoğan’ın başını ağrıtacak…!
Ben, bu konuda bir analiz ve değerlendirmede bulunmayı şimdilik erken görüyorum. Ortalık toz duman ve yaşanan sürecin sakinleşmesine, sağlıklı bir değerlendirme de bulunmak için suların durulmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Öncelikle Uğur’un sözlerinin iyiden iyiye sorgulanıp, sindirilmesi, doğru anlaşılması gerektiğine inanıyorum.
Ancak, yaşanan süreci yakından takip ettiğime inanıyorum. Uğur’un istifasının istendiği ilk günden başlayarak, partisi içerisinde diyalog yoluyla hakkındaki yanlış anlamaları gidermek ve seçildiği büyükşehir belediye başkanlığı görevini yasal süresi içerisinde tamamlamak arzusunda olduğunu biliyorum. Bu konulardaki birincil muhatabının partinin kurucusu ve genel başkanı Erdoğan olması nedeniyle görevinden istifasının istendiği ilk günlerde Erdoğan’a ulaşma ve görüşme çabalarının olayların seyri çerçevesinde gün geçtikçe anlamını yitirdiğini görerek, bu konudaki düşüncelerinden ve arzusundan adım adım uzaklaştığını, partisinden istifa ederek, “bağımsız” büyükşehir belediye başkanlığını bile zaman zaman düşündüğünü, ancak bundan da vazgeçtiğini sanıyorum.
Neden ve niçin?
“VEFA” VE “VEDA”
Çünkü, AK Parti’nin kuruluşundan bugüne parti içerisinde yer almış, Balıkesir’de partinin kurucu il başkanlığını üstlenmiş, milletvekillikleri yanı sıra parti yönetiminde genel başkan yardımcılığı dahil, idari ve mali işler başkanlığını üstlenmiş, Balıkesir’in büyükşehir yasası kapsamına alınması sonrası milletvekilliği dahil parti genel merkezindeki tüm üst düzey sorumluluklarından sıyrılarak büyükşehir belediye başkanlığına aday olmuş ve kazanmış bir kişiden söz ediyoruz.
İşte, bunun neden ve niçin inin iyi anlaşılabilmesi için, siyasi ve idari açıdan “vefa” kavramının anlamının ve öneminin iyi bilinmesi gerekiyor.
Bu noktada “vefa” sözcüğü kullanılırken, İstanbul’daki “vefa bozacısı” ndan söz edilmediğinin iyi anlaşılması, bilinmesi gerekiyor.
Yol arkadaşlığı, kaderdaşlık, yoldaşlık, ülküdaşlık, gönüldaşlık gibi kavramlar, içerdiği nitelik itibariyle öyle kolayca tüketilecek, hoyratça kullanılıp bir kenara fırlatılacak kavramlar değildir. Manevi ve duygu yüklü bir yönü, niteliği vardır.
Bu sözcüğü ve kavramı, aynı dünya görüşüne ve değerlere, yaşam tarzına, ülkülere sahip dava erleri iyi bilirler. O nedenle, Uğur’un konuşmasında son “veda” sözcüğünü söylerken, duygusallaşmasını ve tutamadığı göz yaşlarını kimileri “koltuk, makam ne kadar da değerliymiş” sözlerine bağlarken, ben, düşünce ve duygu dünyasındaki parçalanmanın yarattığı yıkıntıya, hayal kırıklığına bağlıyorum.
Empati önemlidir…
UĞUR ve ERDOĞAN.!
Siz bakmayın, Uğur’un görevinden ve partisinden istifa etmesini huşu içinde izleyerek, istifası sonrası boşalan alanları doldurmanın düşünü kuranlara ve sakın ola ki aldanmayın…!
“Biat” etmek ile “gönüldaşlık” farklı şeylerdir…
Devlet ve parti yöneticiliğinde bulabildiği her fırsat ve ortam da şiir okuyan Erdoğan da, eminim ki, Uğur’un “vefa” ve “veda” sözlerini ruhen incinerek karşılayıp, yorumlayacağını sanıyorum.
Bir şeye başlamak kadar başladığınız ne ise üstlendiğiniz işin devamlılığını sağlamak ve layıkıyla bitirmek, tamamlamış olmak önemlidir.
Neden?
KAZANAN BÜYÜKŞEHİR VE VATANDAŞ OLMALI
Çünkü, vatandaş lafa, söze değil icraata ve sonuca, verilen hizmetten sağladığı yarara, yaşamına katkısına bakar. Bu noktada, siyasal yaşamda “kişi” kavramını aşarak,” hizmet” ve “hizmetkar” ilişkisini en somut ve anlaşılır kılan partilerin başında son yıllarda AK Parti ve Erdoğan geldiği biliniyor. Zaman zaman ben de, sevgili meslektaşım Tarık Sürmelioğlu da hep yazılarında vurguladı ve dikkat çektik: Balıkesir büyükşehir için sorun kişiler ya da makam-mevki değildir, olmamalıdır.
“Dava” bilinci ve şuuru,” ben” ile değil “biz” ile tercüme edilip, dillendirilir. Tekilliğe değil tümlemeye dönük ve tüm’ü kavrayıcıdır. (Ülkemizde “dava” kavramının da sözcük ve nitelik olarak algılanmasında sorun yaşandığına, eksik ya da yanlış yorumlandığını da düşünüyorum. Bu da ayrı bir yazı konusu.)
Sorun yerel yönetimler ise kentler ve vatandaşın bugünü ve geleceği olmalıdır…!
Önemli olan sonrasıdır.
Yani Balıkesir büyükşehirdir ve yarım kalmış hizmetlerin, yatırımların bir şekilde tamamlanması, kentin ve vatandaşın beklentilerinin en iyi şekilde karşılanması, karamsarlık bulutlarının hızla dağıtılmasıdır.
Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ