Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Basın gerçekten özgür mü?

, kategorisinde, 24 Tem 2013 - 20:42 tarihinde yayınlandı

TARİH 24 Temmuz 1908…

2. Abdülhamit’in zor günlerinden birisi bugün…

Selanik’te başlayan ve hızla yayılan İttihatçı isyanı karşısında Padişah çaresiz…

Şemsi Paşa, ne de Müşir Osman Paşa bu isyanı karşısında çaresizdiler…

Enver Paşa ve adamları dağlarda hareketin öncülüğünü yapıyorlardı…

Padişah 2. Abdülhamit ayaklanmanın üzerinden 40 gün geçtikten sonra geri adım atmak zorunda kalmıştı…

İşte 2. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte Osmanlı’da da yeni bir devir açılıyordu…

Artık basın da özgürdü…

O zamanki adıyla “Osmanlı Matbuat Cemiyeti”ne mensup üyeler diledikleri gibi yazabilecek, çizebileceklerdi…

1876’dan kalma, köhnemiş “sansür” zihniyetinin sona erişiydi bugün…

Gazeteler “sansür”ün karşısında direnebileceklerdi nitekim de öyle oldu…

* * *

24 Temmuz 2013…

Aradan 105 yıl geçmiş…

Basında sansür’ün kaldırılışının 105. yılında “Hür basın”dan söz edebiliyor muyuz?

Cumhuriyet döneminde “Basın’da Sansür’ün kaldırılışı” diye adlandırdığımız…

Basın Bayramı” olarak kutladığımız…

Geleneksel Gazeteciler Günü” diye tanımlayıp kutladığımız, ekmek kapımız, mesleğimizde hür müyüz?

Gazeteler hür’dür” diyebiliyor muyuz?

Bizler, yani ikinci kuşak gazeteciler de geçmişte bu mesleğe emek vermiş büyüklerimiz gibi sıkıntıları yaşadık…

1980’lerdeki “sansür” anlayışını yaşayanlardanım…

Gazete provalarını görmeğe gelen askerlerin tavırlarını unutmayanlardanım…

* * *

MEŞRUTİYETİN ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile SabahGazetesi sahibi Mihran Efendi gibileri bugün yoklar…

O cesur yürekli insanların yerini, yerelde olmasa da genelde yalaka medya patronlarının bulunduğunu görebiliyoruz…

Gezi direnişi’nde bunun örneklerini sergilediler…

Bugün cezaevlerinde, meslekleri gazetecilik olan yüzlerce isim var…

24 Temmuz’u “Gazeteciler Günü” olarak kutlayanlar, “Basın’da Sansür’ün Kaldırılışı” diye tanımlayanlar hiç kusura bakmasınlar ben özgür basından söz edemeyeceğim…

* * *

TÜRKİYE ve dünyada basının önüne çıkarılan engellerin hem habercilere hem de haber alma hakkını savunan insanlara büyük zararlar verdiğini gördüğüm için…

Tarafsız, sadece ve sadece gerçeği arayan ve sunan bir habercilik sisteminin olmadığını bildiğim için…

Haber için ter dökerken ticari ve siyasi çıkarlar nedeniyle sansür sürecine takılan gazeteciliğin ve televizyonculuğun son bulmayacağını düşündüğüm için…

Türkiye’de uzun tutukluluk, kişisel ve mesleki itibarın zedelenmesi, işsizlik ve ölüm tehditleriyle yıldırılmak istenen basın emekçilerine uygulanan her türlü baskının ve sansürün önüne geçme ve bunun için mücadele edilmediğine inandığım için…

Bağımsız ve özgür basın, düşünce özgürlüğünün en etkili aracıdır. Basının sınırlandığı, basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasi ve insan haklarından söz etmek mümkün değildir.” demelerine rağmen, bizlere bu özgürlüğü vermek istemeyen zihniyete inat, 24 Temmuz’u “GazetecilerGünü” olarak kutlamak istemiyorum.

 

Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz