UA-62723351-1
$ DOLAR → Alış: 3,70 / Satış: 3,71
€ EURO → Alış: 4,34 / Satış: 4,36

Bandırma’nın kurtuluşu kutlu olsun

Bandırma’nın kurtuluşu kutlu olsun
  • 20.09.2017

Bandırma, düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümünü kutladı. Bandırma’yı Edincik ve Erdek takip ediyor. Kurtuluş günümüzün erken saatlerinde küçük oğlum Ozan Utku ile Cumhuriyet Meydanı’nda çorba içiyoruz.
Alan da yoğun bir temizlik faaliyeti var. Bir kaç gündür, kentte toplanmış çöp konteynerleri nedeniyle vatandaş çöplerini gelişi güzel cadde ve sokaklara bırakıyor ve hoş bir görüntü yok. Söz de çöp konteynerlerine yönelik emniyete bomba ihbarı yapılmış ve konteynerler güvenlik nedeniyle toplanmış. Olabilir de, tam kurtuluş gününde ve resmi törenlerin başlamasına dakikalar kala Bu temizlik yapılamaz mıydı, diye insanın sorası geliyor.
Alan ve yollar, bayraklarla gelin gibi süslenmiş. Emniyet ve zabıta, alan ve çevresinde son kontrollerini yapıyor. Sabahçı kahvelerinde insanların kimisi çaylarını içerken kimileri kahvaltılarını yapıyorlar. Oğlum, kahvaltısını yaparak yola çıkacak. 18 Mart Üniversitesi Fen/Edebiyat da Tarih bölümü 3.sınıfa geçen oğlum, bu yıl 2.üniversitesi olan İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümüne de hayırlısıyla başlayacak.

HAYDAR ÇAVUŞ CAMİİ VE KURTULUŞ…!
Meydandaki hummalı kurtuluş hazırlıklarını izlerken gözlerim Haydar Çavuş Camii’nin muhteşem görüntüsüne ilişiyor. Derin düşüncelere dalıyorum. Bugün, kentin düşman işgalinden kurtuluşunun 95.yıydönümünü kutlarken, işgal yılları ve kurtuluşa tüm fiziki ve manevi varlığıyla Haydar Çavuş Camii’nin en iyi canlı tanıklarından biri olduğunu anımsıyor, o günleri kitaplarında dile getirmiş biri olarak, ister istemez hüzünleniyorum. Kitaplarımda da yer verdiğim konu ile ilgili “Bandırma Destanı” nın dizeleri dökülüyor dudaklarımdan…
“gemileri ile geldiler ve
O, daha aylar önce
Boğaz’ın karşısına İngiliz gemileri dizildiğinde
Ve daha bir tek İngiliz askeri
Kıyıya adımını atmazdan önce
“Geldikleri gibi gidecekler” diyerek
Çanakkale’yi imanı ile tazeleyip
Bandırma Vapuru ile Samsun’a çoktan yola çıkmıştı
Vapur içindekilerle özgür
Bandırma, işgal gemileri ile şimdi tutsak edilmişti

Daha gemilerin pruvaları ufuktan gözükmeden
Yunan bayrakları ile süslenen kent
Bir bayram havasında giyinmiş kuşanmış
Liman boyunca düşmanını karşılamaya hazırdı

Hem kurtuluş çok uzaktı
Hem kurtarıcı
Ve en önemlisi
Kurtuluşun da
Kurtarıcının da
Kendi yaban ellerinden başkası olamayacağını
Anlayamayacak kadar şaşkın
Ürkek ve yılgındı

Bir tek silah patlamadı
Tahsin düştüğü yerde garip
Halide peçesini bayrak yapmış
Demirci Efe dağ da yalnız
Çerkez Ethem pusuda
O ise şimdilik çok uzaktaydı

bir tek yiğit dağa çıkıp nam salmadı
yanaşıp da limana Yunun gemileri
askerini toprağıma yığdığında
hangi hain ilk çiçeği attı
hiç anımsanmadı

Liman başı Hükümet Konağı işgal edildi ilk
sonra tren garı
kentin girişi çıkışı
ve ilk emir metanetle karşılandı
“silahı olan getirip teslim etsin
getirmeyip, gizleyen kendi bilir”
gece güne kavuşmadan
ocak başında sabahlayıp
“gayri neyleyeceğiz silahı”diyenler
sabah ezanı ile secde edip düşmana
bir bir dizildiler meydana

bilmesek de düşman bu
su uyur düşman hiç uyumaz
ya millet milletliğini unutup uyursa

çok değil ikinci emir asıldı kentin boynuna
“gün batımı ile gün doğumu arasında
değil insan evladı, enik bile olsa sokağa çıkmayacak..”

Padişah kelamı olmasa da
değil mi ki pay-ı taht çoktan konuk etmiş
geri mi kalır Anadolu insanı İstanbul’dan
varsın geceler düşmana kalsın
gündüz neye yetmiyor,diyerek
her gün batımında dört duvar arasına sindi kent

Rum Yunan’ı, Ermeni Rum’u buldu
cenk tutuldu kent vuruldu
gece sabahlara kadar
yatağında mışıl mışıl uyurken kent
Sirtaki eşliğinde evler basıldı

komşu komşusunun imdadına yetişmedi
pencere perde aralanmadı
hal hatır sorulmadı
gün yüzü görmemiş körpecik bedenler
süngü zoru teslim edildi

Haydar Çavuş Camii öksüz
onurunu kaybeden kent
namusuna el uzatılınca
daldığı derin uykuda dürtüklenmişçesine kıpırdandı
ama uyanamadı

önce Sütçü Hasan’ın kızı Ayşe’nin
sözlüsü Hasan bozdu akidi
sonra Balıkçı Hüseyin
her gün batımında evlerin gölgesinden
bir bir süzüldü gençler
eyerci Ali’nin karısı intihar etti
Rum çocukları yağcı Veli’nin çocuğunu dövdü
Bey konağında oturan Rıza
konağından edildi diye felç geçirdi

balığın en iyisi
zeytinin en irisini
etin en semizini
peynirin en yağlısını
onlar yediler
doymadılar

bir kez boynunu uzatmaya gör
“düşman” bu
“aman” dinlemez
kement üstüne kement vurur da
“eşek” diye gezdirir

-“bundan böyle bilgimiz ve emrimiz dışında kimse
kent dışına çıkmayacak..!”
-“ bundan böyle kimse üç kişiden fazla bir araya gelmeyecek..!”
-“ bundan böyle atı olan atını, eşeği katırı olan,
eşeğini katırını karakolumuza getirecek..!”
-“bundan böyle kim ailesinden birisinin kenti terk ettiğini bildirmezse
Kurşuna dizilecek..!”
-“bundan böyle herkes karakoldan kimlik alacak,
kimliğini yanında bulundurmayanlarla,
kimliksiz dolaşanlar cezalandırılacak..!”
-“bundan böyle Rumlar ile Ermeni kardeşlerimize ve
askerlerimize. bayrağımıza saygısızlık yapanlar..!
-“bundan böyle kimse bizden izin almadan balığa çıkmayacak…!”
-“bundan böyle kimse hayvan yaymaya…!”
-“bundan böyle kimse camilerde..!”
-“bundan böyle…!”

öncesi kalmadı Bandırma’nın
öncesi kallmadı
kalmadığı içindir ki
ürkek ve şaşkın
başına gelenleri Tanrı’nın bir cezası olarak kabul edip
Yine Tanrı’nın inayetiyle
bundan öncesine kavuşmak için
gün boyu çalışıp
gece boyu Tanrı’ya dua edip
“bundan böyle”ye alıştılar…

gidenler ulusun bağrında
“millet” olduklarını anladılar
gidenler
kimisi çeteci kimisi asker
kimisi dağ başlarında eşkiya
dönüp dönüp ocaklar yıktı
kimisi “bağımsızlık” sözcüğünün gizemli kutsallığı ile
İnönü’de ilk kez cephe de vuruştu
Kimisi sokulup düşmanın bağrına
gün geceye kavuşup
kent Yunan’a kalınca
adım adım sokuldu ocağına
yıllanmış hasretiyle
bebe kokusu
baba ana kokusu
vatan kokusu
millet kokusu
düştü ateş Bandırma’nın kucağına

önce İmam Hüseyin abdesthanede cemaate konuştu
sonra Demirci Veli
-“sonra?”
Sonrası var mı?

-“bizimkiler…!
– Ankara’da hükümet kurup
düşmana bayrak açmışlar
başlarında Mustafa Kemal!
İnönü’de düşman kırılmış..”
-“ama düşman güçlü!”
-“ ya biz..!”

Biz..!
Trenle taşınan cephanenin
gemilerden boşalan düşman askerlerinin izleyicisiyiz..

Biz..!
tepemizde Yunun bayrağı
göğsümüz de düşman süngüsü
kendi düşmanına bile taş atamamanın utancı ile
artık bizden çok uzakta
yaşanan savaşın esiriyiz
bir yafta daha asıldı boynumuza
Korozman da Sütçü İbram’ın oğlu yakalanmış
Karakol meydanında
Bandırma’yı ipe çekecekler
İmam Hüseyin sabaha kadar dayak yemiş
Hani imam olmasa çoüktan kurşuna dizecekler
Şerife’nn kızı doğurmuş
Sapsarı
gözleri mavi…
Yunan Alayı’nda kutlaması yapılmış
iz sürüyor Yunun zaptiyesi
ihanet başa bela
“bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen
işe önce komşusunu ısırmakla başlamakta…”
BU MİLLET DESTAN YAZAN VE DESTANLAŞAN BİR MİLLETTİR
Bu topraklarda ihaneti bilmeden milletçe elde edilen zaferlerin ve kurtuluşun, Cumhuriyet devletinin kuruluşu ve bugünlerin önemini anlayabilmemiz güç görünüyor. Bu garibin yazdığı “Bandırma Destanı’na son noktayı koyabilmesi güç. Çünkü, bir kez daha 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasını yaşadıktan sonra bu mücadelenin kolaylıkla bitmeyeceğini bir kez daha anlıyorsunuz.
İki yıldan fazla bir süre esareti yaşamış Bandırma’da Yunanlıların kenti boşaltır ve kaçarken, toplayabildikleri tüm insanları genç yaşlı Haydar Çavuş Cami’sine süngü zoruyla doldurup, bomba yerleştirip, infilak ettirmeden önce cemaatin “Allah… Allah” nidalarıyla kapıyı kırıp dışarı çıkması kurtuluştan 95 yıl sonra hala havada asılı kalmış bir yakarış ve çığlık…!
Bu yakarış ve çığlığı hala duyamıyorsanız, ya kulaklarınızda bir sorun ya da bu ülkenin ve milletin tarihinden bi habersiniz demektir.
Yazık…!
Başta Yahya Sezai Uzay ve Çerkez Hasan olmak üzere kurtuluşumuzda eziyet ve işkence görmüş, can vermiş tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhları önünde saygıyla eğiliyor, Allah’tan hepsine rahmet diliyor, minnet ve şükranlarımı dile getiriyorum. Kurtuluşumuz kutlu ve daim olsun..
Esen kalın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ