Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

“Bandırma'nın geleceği için önemli”

kategorisinde, 21 Nis 2013 - 20:35 tarihinde yayınlandı

DSC_0160 (Small)

Röportaj: Necdet Mancılık

Bandırma Ticaret Odası Seçimleri yaklaşırken Başkan Adaylarını tanıtmak ve Başkanlık görevine geldikleri takdirde Yapacaklarını hem oda üyelerine hem de Bandırma kamuoyuna duyurmak adına başlattığımız çalışmada ilk olarak Nihat Yazıcı’dan randevu aldık. Halen Bandırma Ticaret Odası Başkan Vekilliği görevini yürüten Yemmak Makine Sanayi A.Ş.’nin ortaklarından Nihat Yazıcı kendisine yönelttiğimiz sorulara samimi cevaplar verdi.

Önümüzdeki süreçte bölgemizde sanayi yatırımları çok artacağından dolayı Bandırma Ticaret Odasına çok önemli görevler düşeceğini dile getiren Yazıcı, üyelerin bu süreci hangi yönetimin daha başarılı işleteceğine dair doğru karar vermelerinin Bandırma açısından çok önemli olduğunun altını çizdi. Nihat Yazıcı’nın bu tespiti dikkat çekici olduğu kadar, artık oda seçimlerinin sadece üyeler için değil Bandırma’nın geleceği açısından önemli olduğunu da net bir şekilde vurguluyor. İşte o röportajın ayrıntıları…

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

İlkokulu Gönen’in Koçbayır köyünde okumaya başladım. Daha sonra devamını ve ortaokulu Gönen’de bitirdim. Lise için Bandırma’ya geldim ve ŞMG lisesini bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’da üniversite yıllarım başladı ama orada pek fazla kalamadım. O dönem ağabeyim master için Almanya’ya gitmişti. Bende onun yardımıyla Almanya’ya gittim. O dönem yurt dışında okumak biraz daha farklıydı. Ya Milli Eğitimin veya Bakanların sağladığı imkanlarla gidebiliyordunuz. Yada kendi imkanlarınızla gidiyordunuz. Tesadüfen ağabeyimin orada oluşu bana da böyle bir kapı açtı ve yüksek öğrenimimi Almanya’da tamamladım. Doğruyu söylemek gerekirse giderken Ağabeyimin kontrolü altına kalacağımı düşünerek isteyerek gitmedim. Fakat gidip öğrenimime başladıktan sonra doğal olarak çok memnun kaldım. Gerçekten iyi bir öğrenim gördüğümü söyleyebilirim. Tabi bunun iş hayatınıza da önemli etkileri oluyor. Almanya’daki eğitim gördüğüm süre içerisinde her tatilde sürekli metal iş kollarında çalıştım. Çalıştığım iş yerlerindeki tecrübelerimin de bana önemli katkısı oldu. Oradaki yıllarım hayata bakış açımı değiştirdi. Almanya’dan geldim. Askere gitmek istedim. Birkaç ay beklemek zorunda kaldım. O günlerde Yemmak’ın sahibi Rıdvan beyle tesadüfen karşılaştım. Akrabam olan bir marangoza elek kasası yaptırmak için gelmişti. Bende diplomamın tasdiki için Ankara’ya gidiyordum. Oradan döndükten sonra iş yerine uğradım. O zamanlar işyeri Çanakkale kavşağındaydı. Kurdukları ilk tesis de Banvit’in yem fabrikasını kuruyorlardı. 3 ay sonra ben askere gittim. Askerdeyken de devamlı görüştük ve ben askerden döndükten sonra Rıdvan Bey seni işyerime ortak edeceğim dedi. İşte o günden bugüne devamlı çalışıyoruz. Yemmak’ın ortağıyım ve aile fertlerinin dışında da tek ortak benim. Ben şirketin ortağı değil de, teknik müdürü olarak ön plana çıkmayı daha çok tercih ettim. Zaten çalışanlarımızda beni bir patrondan çok bir müdür olarak görürler.

Ben Yemmak’ta işe başladığım zaman küçük bir işletmeydik. Çalışan sayısı yaklaşık olarak 15-20 civarındaydı. İşverenimiz ustalıktan gelme birisiydi ama vizyonu çok geniş bir insandı. Eğitimli elamanlara mühendislere çok önem verirdi ve hep yüksek öğrenim gören bizlerin bu işletmeyi daha ileriye taşıyacağımızı söylerdi. Daima bizlere destek çıktı. Gerçekten kendisi ilkokulu dışarıdan bitirdiğini söylemesine rağmen çok ileri görüşlü bir insandı. Zaten onun bu ileri görüşü sayesinde de Yemmak bugünkü haline gelebildi. Çünkü o dönemde pek çok bizim gibi işletme vardı. Bugün pek çoğu kapanmışken biz bu kapasiteye hep onun eğitimli, teknik ve bilgili eleman çalıştırma isteğiyle geldik.

Bugünkü noktada şu an Yemmak’ta 250’ye yakın insan çalışıyor. Bu sayının yarısı kadar da dışarıda fabrika montajı yaptırdığımız insanlar var. Taşeronlarımız var. O günlerden bugüne çok şey değişti. Eskiden genelde insan gücüyle yaptığımız üretimler şimdi tam donanımlı teknolojik tezgahlarda gerçekleşiyor. Bu sayede eski iş gücümüzü şimdi 10 kat daha arttırdık.

Dış pazarda kendinizi bu kadar kabul ettirebilmenizin ana sebepleri nelerdir?

Bunun ana sebeplerinden bir tanesi iç piyasa da ciddi bir rekabet oluşmaya başladı. Biz de işimizi geliştirip daha ileriye gitmek istiyorduk. Komşu ülkelerde Pazar arayışlarına girdik ve yaptığımız her iş yeni iş imkânlarının kapısını açtı. Tabi portföyümüz büyüdükçe tecrübemiz ve piyasaya hâkimiyetimiz daha da arttı. Şimdi üretimimizin büyük bir kısmını kendi alanımızda çok zorlu şartları olan bir pazarda yani yurt dışında gerçekleştiriyoruz. Çünkü yurt dışına iş yapmak gerçekten zor. Yine de bu zorluk bizim gelişimimiz açısından bir avantaj oluyor. Daha deneyimli, daha teknik ve üretken insanlarla çalışıyor ve her geçen gün tecrübemizin ve kalitemizin üzerine bir şeyler koyuyoruz. Ayrıca Bandırma’da da bu yönde kaliteli iş gücü sayısının da artmasını sağlıyoruz.

Yurt dışında iş yapmak sanırım size de çok farklı bir perspektif kazandırmış olmalı. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Yurt dışına iş yapmak bize olduğu gibi Bandırma’ya da farklı şeyler kazandırıyor. Sadece biz oralara gitmiyoruz. Onlardan da sürekli hemen hemen her hafta buraya gelenler oluyor. Bakın Afrika’dan, Arap ülkelerinden, Rusya’dan buraya gelip Bandırma’yı tanıyan oraya gittiğinde anlatan insanlar var. Aslında bu bir anlamda da fahri elçilik gibi bir şey oluyor. Bazen öyle ülkelere gidiyoruz ki Türkiye’de elçilikleri olmadığı için vizelerimizi başka ülkeler üzerinden yaptırmak zorunda kalıyoruz. Mesela Angola’da üç dört tane fabrika kurduk ve şu anda bile orada çalışan işçilerimiz var. Vizelerini Türkiye’den alamıyoruz. Çünkü bizimle diplomatik ilişkileri yok henüz. Oraya gidecek işçilerimizin vizelerini biz İsrail üzerinden aldık. Çünkü elçilikleri orada vardı. Tabi son yıllarda hükümetimiz bu durumu fark etti ve özellikle bu tür ülkelerle ilişkilerimiz geliştirmeye başladı. Bugün Avrupa veya Amerika’daki şirketlerin Portföyünde Afrika var. Çünkü orası gelişmekte olan önemli bir pazar. Bizde bu pazarda pay sahibi olup ülkemize ve bölgemize kazandırmak için gece gündüz çalışıyoruz.

Şimdi birazda Ticaret Odası seçimlerine değinelim. Osman Kocaman’ın uzun süren başkanlık döneminden sonra oda yönetiminde yeni bir sayfa açılıyor diyebiliriz. Sizde yeni açılan bu sayfa da Başkan olarak yönetiminizle birlikte bayrağı daha yükseklere taşımak için adaysınız. İlk başta neden Başkan adayı olduğunuzu anlatır mısınız?

Ben Bandırma Ticaret Odasından önce iki dönem Balıkesir Sanayi Odasında görev yaptım. O dönemlerde Osman Kocaman ve Ömer Görener gibi isimler bana bu yöndeki görevlerimi Bandırma için yapmam gerektiğini söylediler. Bende Bandırma’nın sanayi gelişimini daha ileriye taşımak için bu görevi Bandırma’da yapmamın çok daha doğru olacağına inandım ve arkadaşlarıma çalışmalarında destek vermek için buraya geçtim. Sonra da Bandırma Ticaret Odasında ilk dönem meclis üyeliği bu dönemde de yönetim kurulu Başkan Vekilliği yapmaktayım. Tabi sanayici arkadaşların Bandırma Ticaret Odasında görev yapması odamıza da çok farklı bir vizyon kazandırıyor. Tabi iş hayatında geriden gelen pek çok genç insan var. Bizim onların önünü açmamız gerekiyor. Bunun yanında artık iş hayatında kazandığımız bu tecrübeleri Bandırma’nın ekonomik hayatına katkı sağlayacak şekilde kullanmakta Bandırma’nın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş ve havasını solumuş her insan için bir görevdir. Bakın önümüzdeki süreçte Bandırma sanayi yatırımları açısından çok önemli mesafeler kat edecektir. Bende bu görev bilinciyle bir sanayici olarak Bandırma Ticaret Odası Başkanlığına aday oldum.

Peki, Başkan olduğunuzda Üyelerinize ve Bandırma’ya yapmak istediğiniz hizmetler nelerdir?

Bugüne kadar Bandırma Ticaret Odasının yaptığı hizmetler ortada. Bizler bu vizyonu ve hizmetlerimizi daha ileri derecelere taşıyabilmek adına çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz. Tabi diğer aday olan kesiminde projeleri ve hedefleri vardır ama her şeyden fazla şu önemli konuya bence dikkat edilmeli. Önümüzdeki dönem Bandırma’nın bir sanayi kenti olacağı gerçeği var. Bizde sanayinin içindeyiz. Bandırma’nın bu yöndeki gelişimini daha iyi kontrol edip daha fazla katkı sağlayabileceğimize inanıyoruz. Burada önemli olan pek çok konu var. Bandırma bir yandan sanayi kenti olarak gelişirken, diğer yandan da yaşanabilir bir kent konumunu kalitesini arttırarak koruyabilmeli. Bölgemiz çok önemli ve güzel bir coğrafyaya sahip. Sanayi gelişirken de bu değerlerimizi koruyabilmeliyiz. Bu entegrasyonu sağlamak çok önemli.

Bu konuda çok haklısınız. Bazı söylemlerden yola çıkarsak gelecek olan yatırımların bazılarının çevreye zararlı olabileceği düşünülüyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biz organize sanayi bölgesinin yönetimindeyiz. Yani bandırma ve bölgeye sanayi yatırımlarının gelmesi için bir gayret içerisindeyiz. Aslında bir anlamda kendimize rekabet ortamı da yaratıyoruz. Çünkü bizim en büyük sermayemiz emek gücü. Burada sanayi geliştikçe de emeğin piyasası daralıyor ama biz bu kısır döngünün içerisinde değiliz. Biz buraya gelen her yeni yatırımın Bandırma’nın sosyo-ekonomik hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bunu sağlamak içinde var gücümüzle çalışıyoruz. Tabi yatırımların çeşidine göre çevre kirliliği riski ortaya çıkabilir. Bunun en büyük önlemi bölge halkının çevre konusunda bilinçli olmasıdır. Bakın her şeyin çaresi ve bedeli vardır. Muhakkak ki çevreyi kirleten yatırımlar olduğu gibi çevreyi korumanın da çareleri vardır. Halk bilinçli olduğu ve istediği sürece onlar yapmak zorundalar. Halk yani kamuoyu bu konuda dirençli olmadığı sürece kimse elini kıpırdatmaz. Çevre konusunda şunu çok iyi algılamamız gerekiyor. Bu yönde kirletme adına da korumak adına da en önemli faktör insandır. Bakın ben size çok basit bir örnek vereyim. Ben çok eskiden beri çoğu hafta sonu Kapıdağ’a yürüyüşlere giderim. Hatta bunu birlikte gerçekleştirdiğimiz bir grubumuz var. Eskiden Kapıdağ’ın pek çok yerine ulaşım zordu. Orası daha bakir ve temizdi. Sonraları bazı yollar açıldı ve Kapıdağ’ın içlerine ulaşım daha da kolaylaştı. İnanın şimdi oraları kirlenmeye başladı. Neden? Çünkü çevre bilincimiz yeterince gelişmiş değil. İnsanlarımız orada piknik yapıyorlar, geziyorlar. Tabi doğadan faydalanmak en temel hakları ama ne yazık ki çevreye yeterli derece de duyarlı yaklaşmıyorlar. Çöplerini etrafa bırakıyorlar ve gittikçe oraları kirleniyor. İşte bahsetmek istediğim çevre bilinci bu. Sadece kirlilik yaratacak sanayi yatırımlarını engellemek önemli değil. Bir birey olarak bilinçlenerek çevreye daha duyarlı davranmayı öğrenmemiz gerekiyor. Zaten bu bilinçte bir toplum olmayı başarabildiğimiz zaman hangi kirlilik yaratacak yatırım buraya gelebilir?

Biraz da Organize sanayinin son durumuyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bandırma Organize Sanayi Bölgesinin 1. Etabının dolduğunu söyleyebiliriz. Bir iki problemli arsa dışından tamamı yatırımlara açıldı. 21 ‘ i faal, 26 tanesi inşa aşamasında ayrı kuruluş burada yer alıyor ve % 70’i de faal durumda. Bununla birlikte çevreden ve özellikle İstanbul’dan pek çok yatırımcı bu bölgeden yer istiyor. Bizde bu taleplere cevap vermesi için ikinci etabın açılmasıyla ilgili çalışmalarımızı başlattık. Bununla ilgili de sona geldiğimizi söyleyebiliriz. Bakanlıkça onaylandı. Son prosedürleri gerçekleştiriliyor. Ben açılışın en fazla bir yıl içinde yapılacağını düşünüyorum. İlk etap 1500 dönümde. İkincisi ise bunun iki katı yani yaklaşık olarak 3000 dönüme yakın bir alan olacak. İlk etapta yatırımcı konusunda pek seçici olamadık ama bu yeni açacağımız etapta bu yönde daha avantajlı olduğumuzu biliyoruz. Çünkü Marmara Bölgesinde sanayi yatırımı için avantajlı alanlar hemen hemen yok denecek kadar azaldı. Bu da bizim sanayi bölgemize olan ilgiyi daha da arttırmaktadır. Tabi bunda Bandırma’nın BALO projesiyle bir lojistik merkezi olacağının önemi de çok büyük. Ben geçtiğimiz haftalar da BALO’nun ikinci Genel Kurulunda bulundum. Genel Kurula Organize Sanayi Bölgesi ve Ticaret Odasını temsilen katıldım. Tabi bürokrasiden kaynaklanan bazı engeller var. Onlarda bu yüzden fazla yol alamamaktan şikayetçiler. Devletin bu konuda çok büyük desteğinin olmasına, Ulaştırma Bakanının çok gayret göstermesine rağmen bazı konuların önünün açılması için yasaların değişmesi gerekiyor. Onlarda bunları bekliyorlar. 2013 yılında seferlerin başlanacağı söylenirken sanırım bu yönde 2014 yılına bir sarkma olacak. Bu proje gerçekten çok önemli. Gerçekleştiğinde Bandırma Avrupa ve Asya arasında bir lojistik merkez haline gelecek. Tabi her gecikme Bandırma’nın önünün açılması için bir zaman kaybı oluyor. Bandırma Lojistik bir merkez olduğu zaman yatırımcıların bölgemize yönelmesi daha da fazla olacaktır.

Tüm bu söylediklerinizden yola çıkarsak Bandırma Önümüzdeki yıllarda önemli bir gelişim kaydedecek, Bu gelişimle birlikte büyüyecekte. Peki sizce Bandırma buna hazır mı?

Tabi burada en önemli görev bu kenti yönetenlere düşüyor. Bunu önceden görüp ona göre projeler üretmeliler. Geçmişte büyük kentlerde sanayi yatırımları hızlanmaya başladığında neler olduğunu biliyoruz. Köylerden ve kasabalardan gelen göçe hazırlıklı olmayan yerlerde kentin çevresinde gecekonduların çoğalmasıyla varoş tabir edilen yerleşim birimleri oluşmaya başladı. Bu sorunlu bir kentsel büyümeyi ortaya çıkardı. Bu örnekler ortada. Bandırma’da da bunların yaşanmaması için bugünden tedbirlerin alınması ve bu yönde önümüzdeki sürece uygun projelerin oluşturulması lazım. Bu süreci iyi algılayıp çok detaylı planlamalıyız.

Farklı bir konuyu sormak istiyorum. Bandırma’da Turizm konusuna fazla önem verilmezken siz geçtiğimiz yıllarda Daskyleion’un ortaya çıkarılması için Ticaret Odası olarak katkıda bulundunuz. Bunda hedefiniz neydi?

Bakın kentsel refahın ortaya çıkarılması için, bölgenin çevresiyle, sosyal altyapısıyla, kültürüyle hatta tarihi dokusuyla bütünleşmesi ve yaşatılması gerekir. Ülkemiz genel yapısıyla bir açık hava müzesi durumunda. Dünyanın çoğu ülkesinde bu konuda bizimki kadar zengin değerler yok. Ülkemizin sınırları içinde bulunan topraklar binlerce yıldır çeşitli medeniyetlerin yaşadığı bir merkez olmuş. Bu yüzden sadece Bandırma çevresindeki bu medeniyetlerden bazılarına ait olan kalıntılar bile pek çok ülke için önemli bir değer teşkil eder. Biz bunu pek göremiyoruz. Bu yönde de vizyonumuzu geliştirmemiz gerekiyor. Aslında bu topraklarda ki tarihe sahip çıkmak, bölgenin gelişimine ve geleceğimize sahip çıkmanın en temel gerekliliklerinden biridir. Bizde bulunduğumuz sivil toplum kuruluşlarında da bu konulara hep önem verdik. Sanayimiz gelişirken çevremizi koruyabilir turizmimizi kalkındırabiliriz. Yaşayacağımız kentsel ve bölgesel gelişimi çok daha fazla alanlara yayabiliriz. Hem bu değerlerin ortaya çıkması hem de bu bilincin giderek artması konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bunları görebilmek çok önemlidir. Ticaret Odası da her üyesinin alt yapısı ve eğitimlerinden dolayı bu değerleri görüp sahip çıkacak bir kurumdur. Daha iyisi yapılabilir mi? Tabi ki yapılabilir. Bizde üyelerimiz için, Bandırma halkı için daha iyisini yapabilmek adına bu göreve talip olduk. Bunu da yapacağımıza inanıyoruz.

Peki, Bandırma Ticaret Odası Başkanı olursanız öncelikli projeleriniz nelerdir?

Türkiye Osmanlı’dan bu yana Avrupa’yla Entegrasyona önem veren bir toplum. Bunun gerekli olduğu kadar da toplum içinde bu yönde bir istek hep olmuştur. Tabi gelişmiş ülkelere sırtı dönük bir yaşam da sürdürmek mümkün değil. Hele çağımızda teknolojinin geldiği bu noktada dünyanın giderek küçüldüğünü düşünürsek, doğru olanın sadece Avrupa ile değil, tüm dünya ülkeleriyle iletişimin ve alışverişin geliştirilmesi gerektiğini görürüz. Bunun tersini düşünmek topluma yapılmış bir hainlik olur. Şu an Avrupa Birliği konusunda süreç işliyor. Belirli sıkıntılar olsa da bunların aşılacağına inanıyorum. Ben bizim o birliğin içinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu her iki taraf içinde çok önemli. Bizim açımızdan diğer önemli bir nokta da Avrupa Birliği Fonlarıydı. Geçmişte hatırlayacaksınız hep duyardık. Türkiye bu fonlara para veriyor ama katkı alamıyor denirdi. Bizde Ticaret Odası olarak Bandırma’daki bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte ticareti geliştirmek, buradaki genç ve yeni girişimcilerin önünü açmak gibi daha pek çok alanda projeler ürettik. Bu fonlardan da ürettiğimiz projeler için katkı sağladık. Mesela benim en sevindiğim projelerden bir tanesi ev hanımlarımıza yönelik olandır. Onların el işlerinin değerlendirilmesi, bu yönde eğitilmeleri ve Pazar bulmaları yönünde çalışmalar yaptık. Yani ülke olarak para aktardığımız o fonların Bandırma insanına yarar sağlaması için çalıştık. Tabi bu çalışmalar dikkat çekti. Balıkesir, Gönen, Susurluk gibi çevremizde bulunan odalara da bu yönde örnek olduk. Şimdi onlarda benzer projeler üretmek için çalışıyorlar.

Bir diğer öncelikli konuda Denizcilik Fakültesi olacak. Bu konuda Ticaret Odası olarak önemli işler yaptık ama bazı kesimlerden gerekli desteği alamadık sanırım. Bakın dekan atandı. İki senedir dekanımız var. Bunun dışında biz Ticaret Odası, Ticaret Borsası ve Bansiad olarak öğretmenlerin gereken maddi ihtiyaçlarını karşılayacağımıza dair taahhütlerde bulunduk ama ne yazık ki yer temini ve alt yapı konusunda bir gelişme kaydedemedik. İnşallah önümüzdeki süreçte toplum olarak bunu gerçekleştireceğiz. Bandırma çok önceden beri bir üniversiteyi hak ediyor. Hak etme konusunu farklı bir şekilde açmak istiyorum. Bunu sadece öğrencinin kente katkısı olarak düşünmemeliyiz. Kentin de öğrencilere olan katkıları vardır. Yetişmekte olan bir gencin, farklı bir yöresel kültürü tanıması ve o kentte ki sosyal yaşamı görmesi öğrencilerin vizyonunun gelişmesi açısından önemlidir. Bandırma’da bu yönde dışarıdan gelen öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacak kültürel ve sosyal yaşamı ileri olan bir kenttir.

Son olarak Bandırma’nın size göre eksikleri nelerdir?

Bandırma yoğun nüfusa sahip bir kent. Görünen o ki bu yoğunluk daha da artacak ama bu nüfusun farklı ihtiyaçlarını karşılayacak projeler ve yapılar kentimizde yeterli derece de bulunmuyor. En basit örnekten yola çıkalım. Bandırma’da bulunan spor tesislerine bakın. Sizce kent için yeterli mi? Birde biz spor tesisi deyince genelde ya futbol, ya da basketbol veya voleybol olarak bakıyoruz. Farklı bir örnek vereyim. Bandırma denizle bütünleşmiş bir kent. Hemen hemen hepimiz yüzmeyi biliyor ve seviyoruz ama sadece 3 ay bunu yapabiliyoruz. Neden bir ya da birkaç tane yüzme havuzumuz yok? Bunun gibi pek çok örnek verilebilir. Kentimizde bu yönde sosyal faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği çok çeşitli alt yapılar ne yazık ki yok. Tabi biraz da vizyonumuzu geliştirmemizle ilgili. Bakın bu aynı zamanda özellikle Gençlerimiz doğru yönde teşvik edebilmemiz açısından da önemli. Bir yüzme havuzu deyip geçmeyin belki de bu sayede Türkiye Milli Takımına pek çok Bandırmalı yüzücü kazandırırız. Yani pek çok konuda alt yapısı yetersiz bir kente sahibiz. Yerel idareler bu konuda daha çok çaba sarf etmeli. Mesela bir başkan Bandırma’da 600 Evler mahallesinde ve Livatya’ya giderken, bahçeli evlerin bulunduğu alanlar oluşturmuş. Daha sonra ne olmuş? Bu alanlara yenileri eklenemediği için artan ihtiyaçtan dolayı çoğu apartman haline gelmiş. O proje geliştirilseydi şimdi bandırma çok daha farklı bir yapıda olmaz mıydı? Kent olarak çevre illerle ve özellikle İstanbul’la olan iletişimimizi daha iyi sağlamamız gerekiyor.

Son olarak Bandırma üyelerinize ve Bandırma halkına ne söylemek istersiniz?

Bildiğiniz gibi bu dönem Bandırma Ticaret Odası Başkanlığına iki kişi aday oldu. Aslında belki de böylelikle halk daha çok Ticaret Odasının varlığından haberdar oldu. Bugüne kadar Ticaret Odasının üyelerinin bu kadar toplumsal hayata katkı sağlamak için çaba sarf ettiğini bilmeyen pek çok insan olduğunu düşünüyorum. Bu yarış bence faydalı oldu. Demokratik bir şekilde iki tarafında çalışmaları devam ediyor. Ben inanıyorum ki böyle bir yarıştan dolayı Bandırma Ticaret Odası daha fazla bir değer kazandı. Burada üyelerimize oldukça önemli bir görev düşüyor. Ben onların oylarını kullanırken, hem kendileri hem de Ticaret Odamızın yararına daha çok iş yapacak üretecek, daha yararlı olacak kişiyi göreve getireceklerine tüm kalbimle inanıyorum. Özellikle önümüzdeki dönemde Bandırma Ticaret Odasına çok önemli görevler düşmekte. Yeni yasalar önemli yükümlülükler getirmekte. Bundan dolayı üyelerimizin ve çalışanlarımızın bu yönde bilgilendirilmeleri ve eğitimleri önem taşıyor. Mesela iş güvenliği başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Bildiğiniz gibi Türkiye dünya genelinde bu konuda üst sıralarda yer alıyor. Bölgemizde sanayi yatırımları artacak diyorsak iş güvenliğiyle ilgili önlemlerin alınması için çalışmaların gerektiği önemde yapılması gerekiyor. Bu gibi pek çok önemli konudan dolayı önümüzdeki dönemde Odamıza çok önemli görevlerin düştüğünü bir kere daha söylemek isterim. Benim tek temennim burası mesleki bir kurumdur. Siyasetçiler kendi iş kollarıyla ilgili şahıslarını tabiî ki temsil edebilirler ama siyasi bir kesime yakın durmak veya siyasi bir ideolojiyle hareket etmek hata olur. Çünkü odamızda değişik siyasi partilere üye olan veya gönül vermiş olan pek çok kişi bulunmakta. Göreve gelecek yönetim bu üyelerin hepsini kucaklayabilmeli.

Sizin adaylığınız ve Osman Kocaman’ın sizi desteklemesinden dolayı kendisinin gölge başkan olarak devam edeceğini söyleyenler var. Siz bu konuda ne diyorsunuz?

Böyle bir şey olması mümkün değil. Ben bu söylemleri dikkate bile almıyorum. Sonuçta benim yapımda kişiliğimde iş yerindeki ve yöneticiliğimdeki başarılarımda ortadadır. Osman Kocaman altyapısı ve donanımı olarak Bandırma için bir değer teşkil ediyor. Bu bir gerçek ve Bandırma Ticaret Odası Başkanı olarak önemli işler yapmış kentin adının markalaşma çalışmalarında önemli katkılar sağlamıştır. Ona karşı neden böyle bir tavır sergileniyor açıkçası anlamakta zorlanıyorum. Bu kadar süre Başkanlık yapmış bir insanın da kim gelirse gelsin tecrübelerinden faydalanması gerekir. Ama bu onun tarafından yönetilmek anlamına gelmez. Bunlar hoş şeyler değil.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz