izmir escort rokettube sex

Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

“BANDIRMA’NIN 50 YILLIK PLANLARINI HAZIRLAMALIYIZ”

, kategorisinde, 13 Mar 2013 - 20:38 tarihinde yayınlandı

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Güney Marmara bugüne kadar tüm Marmara Bölgesinin en bakir alanlarından biri olarak kalmıştı ama son dönemlerden yaşanan gelişmeler önümüzdeki süreçte bu bölgede çok hızlı bir değişimin yaşanacağını gösteriyor. Bizde uzun bir zamandır bu gelişimin öngörüsünü ortaya koyan bir tabloyu sizlere aktarmak adına çeşitli haber ve röportajlara imza attık. En son bu konuyla direk ilgisi olan Bandırma Ticaret Odası Başkanı Osman Kocaman’ın kapısını çaldık. Kendisine Bandırma ve Bölgenin sanayi ve diğer alanlardaki değişimle ilgili düşüncelerini sorduk. İşte o röportajdan satırlara yansıyanlar.

Öncelikle Bandırma Sanayi Bölgesinin yer seçiminden başlamak lazım. Ben o dönemde Başkan Vekiliydim. 7adet aday yer mevcuttu. Bu yerlerin 6 tanesi Bandırma sınırları içerisinde biri Gönen İlçesi sınırlarında bulunmaktaydı. Ben özellikle her ne kadar Bandırma’ya yakın olmasa da şu anki yeri çok istedim. Çünkü Organize Sanayi bölgesinin yapım felsefesine uygun tek aday orasıydı. Türkiye’de pek çok örnekte gördüğümüzü yapmak istemedik. Ülkemizdeki pek çok sanayi bölgesi yerleşim yerlerine yakın olarak kurulmuş. Tabi bundan dolayı yapımı, yerlerin satışı ve oraya ulaşım kolay oluyor ama ondan sonra o kente ya da yerleşim birimine baş ağrısı olmaya aday bir yer konumuna geliyor. Bu sadece bizim değil çeşitli bakanlıklardan gelen yetkililerin de doğruladığı bir karardı. Bir ilçenin Organize sanayi bölgesinin başka bir ilçenin sınırları içerisinde olması da Türkiye’de ilk defa gerçekleşen bir projeydi. Tabi bu konuda o zaman çok eleştirildik. Hatta adını Gönen Organize Sanayi Sitesi koyun dediler.

Tabi bu tür konulara farklı bir vizyonla bakmak gerekir. Biz aradaki bu 25 km’lik mesafenin büyük yatırımcılar için bir sorun teşkil etmeyeceğini düşünüyorduk. Nitekim bugün Bandırma Organize Sanayi Bölgesinde yer alan yatırımcıların %60-65’i İstanbul, %30 civarında olanı Bursa’dan gelen yatırımcılardır. Mesela o dönemde bize ya buraya gitmeye ne gerek var, Pirenlik Kırını çevirelim olsun bitsin diyenler de oldu. Öyle bir durumda bugün Bandırma’nın çevresindeki sorunların neler olabileceğini az çok hepimiz biliyoruz. Yeni yatırım yapacak olan sanayi kuruluşlarına gelince, bu tarz kurumlar yatırım olarak geniş arazi alanlarına ihtiyaç duyarlar. Ayrıca liman gibi rahat ulaşım sağlayabilecekleri unsurlarda gerekmektedir. Burada önemli olan çevre konusunda bu kurumların denetlenmesidir. Siz bunu ciddi şekilde yaptığınız taktirde zaten yaşanabileceği düşünülen sorunları daha ortaya çıkmadan çözmek için önemli bir adım atmış olursunuz.

— Bu yatırımların tarım alanları üzerine yapılması durumu var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

1. sınıf tarım alanlarını koruyalım ama öyle tarım alanları var ki 50 yıl evvel tarım alanıymış 100 yıl evvel tarım alanıymış. Şurası şu üzerinde bulunduğumuz arazi, izin alırken biz 2 yıl uğraştık Ankara’da, Susurluk Çayı’ndan buraya bir sulama projesi varmış buradan geçen, 1940’larda projesi çizilmiş ama yapılmamış ama kağıt üzerinde halâ görünüyor. Burası 1. sınıf tarım alanı değil. Bunları da göz önünde bulundurmak gerek. Hollanda Konya büyüklüğünde bir yer ama bizden çok daha fazla tarım ihracatı var. Mevcut verimli tarım alanlarımızı ne kadar verimli kullanabiliyoruz sanki. Babamdan diyelim 1000 dönüm yer kaldı. Birisi geliyor al şu 50 trilyonu diyor kapatıyor araziyi. Öteki türlü tarıma kullansam burayı çok daha az gelir elde ederim. Vatandaşı da anlamak lazım.

Bandırma Organize Sanayi bölgesini biz özellikle Taştepe’ye kurduk. Kokusu, dumanı var, şehirden uzak olması gerek. Diğer seçenekler şehre yakındı, şehri boğardı. Demek istediğim doğru bir politika ile, doğru yönetimle hem sanayiyi, hem turizmi, hem şehir hayatını sürdürebiliriz. Biz eğer tüm ağırlığı sanayiye verirsek şehir yaşanmaz hale gelir ama “Hayır istemezük” deyip sanayiyi tamamen kovarsak bu sefer kalkınamayız. Dengeli gitmemiz lazım.

— Bandırma’da bu dengeli gidişi sağlayabilecek, bu stratejiyi kuracak bir yapıyı görebiliyor musunuz?

Biz bundan 8 sene evvel bunun misyon ve vizyonunu oluşturduk. Bandırma Ticaret Odası’nın misyonuna bakarsanız web sitesinden, bunu görürsünüz. Nedir bu? Bandırma ve hinterlandını biz çok kimlikli görüyoruz. Sanayi, lojistik, eğitim ve turizm. Bandırma’da turizm mi var? Yok. Ama Bandırma’nın 50 kilometre çapında pek çok turizm alanları var, Bandırma bunların merkezinde. Bu denge kolay mı? Değil. Ortak akılla bir politika üretilmeli. Peki, Bandırma’da yetkili kurumlar bu konuda bir politika üretiyor mu? Ben cevap vermeyeyim buna. Son derece politik bir cevap olur.

— Bandırma marka olan pek çok özelliğe sahip olmasına rağmen bir marka şehir olamadı. Sizce bunun sebebi nedir?

Bu bir pazarlama stratejisi. Niye insanlar marka şehir yaratmak ister? Pazarlamak için, şehrin refahını geliştirmek için. Pazarlamanın içinde abartma da vardır, allayıp pullamak da vardır, ürününü ortaya koymaktır güzel göstererek. Bu bir birlikteliği gerektirir. Merkezi yönetim, yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket etmesi gerekir. Bandırma’da bunu sağlayamadık. Yıllardır böyle. Sadece bireysel çabalarla, firmaların münferit çabalarıyla bir şeyler oldu. Bugün en önemli markamız Banvit’tir, Basketbol takımı olmasıdır. Kuşcenneti var, bir sürü değerimiz var. Bu bir para işidir, pazarlama işidir. Bir bütçe ayırmak lazım buna öncelikle. Kurumların ellerini cebine atması gerek. Dekanı, milletvekili, odaları, borsası, herkes kafa kafaya verecek. Birbirleriyle kavgalı olanlar varsa o kent ilerlemez.

— Kent konseyi bu yapıda yararlı olur mu yoksa hafif mi kalır?

Şöyle, kent konseylerinin iyi niyetli yaklaşımları var. Başkan arkadaşımız da iyi niyetli, çabalıyor. Ama tek başına ne kadar olur buna bakmak lazım. Hepimiz destek vermeliyiz. Şehri yönetenlerin ne şekilde, ne kadar kent konseyinin etkin olmasını istediklerine bağlıdır. Güzel olur kent konseyi atağa kalkarsa ama erk sahipleri konseyi bir yere kadar destekliyor. Çok da işin içine girme, dur diyorlar bir yerden sonra.Bütün siyasi partilerin sahip çıkmaları gerek. Sahip olmak değil, sahip çıkmak. Bunların arasında fark var. Sahip olursak sahip çıkıyoruz, sahip olamazsak “Ya benimsin ya toprağın” diyoruz.

— Bandırma ve çevresindeki arkeolojik kazılara destek veriyorsunuz. Yıllardır yapılan bu kazılarda somut fazla bir şey yok gün yüzüne çıkartılan. Geçen hafta sonu Kyzikos’a gittim. Orada bir çalışma yapılmış ama bütün çıkartılan tarihi eserler dışarıda, açıkta duruyordu. Alıp götürsem kimse karışmazdı. Büyük bir sahipsizlik var. Tarih korunmuyor.

Biz Daskyleion’un 5 yıl boyunca ana sponsorluğunu yaptık. Kaynaklar sınırlı. Bu işin bir de tekniği var ayrıca, neredeyse çay kaşığıyla kazıyorsunuz, fırça ile iş yapıyorsunuz. Truva, Efes 100 yıl kazıldı, hâlâ devam ediyor. Daskyleion bittiğinde yeni bir Truva olacak deniyor. Biz o dönem ciddi destek verdik, işçi sayısını iki katına çıkarttık. Şu an gezilebilecek konumda orası. Tabii bu bir kültür. Biz yüzyıllarca Kyzikos’tan çıkan kalıntıları İstanbul’un inşaatlarında mermer olarak kullanmış bir neslin torunlarıyız maalesef. Dolayısıyla bizim kültürümüzde tarihe karşı ciddi bir merak yok, bilinç yok. Müze ziyareti alışkanlığını, tarih bilincini ilkokuldan aşılamamız gerek. Çocuğu öyle yetiştirdiğinde yarın bir yetkili olduğunda, yönetici olduğunda o çocuk bu konulara önem verir. Sadece tarihi kurtarmak değil, Bandırma’nın turizmine katkıda sağlamak meselesi bu. Tamamen duygusal (!) İstiyoruz ki İstanbul’dan gelen bir turist için, Gönen ve Manyas kaplıcaları, Daskyleion, Kyzikos, Erdek hepsi bir arada bir tur düzenlenebilecek hale gelsin. Bu durumda Bandırma buraların merkezi olur, esnafımız kazanır. Bandırma çevresine kültür turları düzenlenmeye başladığını görmek istiyoruz. Bacasız sanayi. Bu Erdek’in, Gönen’in otellerinin yenilenmesini, bölgenin kalkınmasını sağlar. İstanbul’un bu kadar yakınındayız, bu avantajı kullanmalıyız.

— Peki niye gelişmiyor bu vizyon Bandırma’da?

Eğitimsizlikten.

— Çok basit ve net oldu. Ben şehrin tanınmış meslek adamlarından birisi ile görüştüğümde bana “Bandırma’nın turizm özelliği yok” dedi.

Bence var. Şu anki durumuyla yok tabii ki. Onu biz de söylüyoruz. Ama ileride olabilir, bize bağlı. Bandırma çevresinin bir turizm destinasyonu olmasını, Bandırma’nın bunun lojistik merkezi olmasını istiyoruz. Bugün bir otel kurulduğu zaman bunun en az 20 – 30 tedarikçisi oluyor. Sebze toptancısını da etkiler bu, tüm şehri etkiler. Ama örneğin Daskyleion’daki sponsorluğumuza diğer kurumlar destek vermedi. Biz düşündük ki borsa da destekler, diğerleri de destekler. 5 yıllıktı bizim sponsorluğumuz. Yılda 30 – 35 milyar TL bir para verdik. O zaman için iyi paraydı. İşçilikte kullanmak üzere verdik, işçi sayısı arttı. Patika yolları yapıldı, tabelalar konuldu, ziyaret edilebilir hale geldi. Eskiden bu yoktu. Tel örgüsü yoktu, kışın kazılar bitince girip yağmalıyorlardı orayı. Şimdi en azından bunlar kontrol altına alındı. Buraya Bandırma’nın sahip çıkması lazım. İnsanlarda bu bilincin olması lazım. Okullarımız mesela çocuklarımızı baharda buraya götürecekler, alışveriş merkezinde oyun oynatmayacaklar sadece. O çocuklara bilinç aşılamak önemli. Eğitim çok önemli. Yöneticilerin, elinde güç olanların eğitimi de önemli. Belediye başkanı çok geziyor deniliyor mesela. Ben size söyleyeyim, belediye başkanı hiç gelmesin Bandırma’ya, hep gezsin. Gezsin ki dünyayı görsün, millet ne yapıyor görsün. Amerika’yı yeniden keşfetmeyeceğiz. gezip görsün ve gördüklerini Bandırma’ya taşısın. Onlar ne yapmış, problemleri nasıl aşmışlar, köhne bir kasabayı nasıl ayağa kaldırmışlar, bunları gözlemlesin, önemli. İşte Kamen, kardeş şehir. Kamen kömür madenleri 2. dünya savaşında kapatılınca göçmüş bir şehir. Ama ondan sonra son 20 yılda devlet Kamen’e teknoparklar kuruyor, Kamen ihya oluyor. Teknoloji geliştirme merkezleri kuruyorlar. Kent bir anda mühendislerle, bilişimcilerle doluyor, havası değişiyor. Devlet buraya gelin, burada yatırım yapın diyor. Bitmiş bir kasaba yeniden canlanıyor.

— Bir de şöyle bir konu var, Milletvekili Cemal Öztaylan’ın bir sözü var, sanayi gelişecek, Bandırma 400 bin nüfusa ulaşacak. Geçenlerde Ankara’da ziyaretteydik mecliste. O esnadaki konuşmasında ise bu 400 bini daha da yükseltip 1 milyona çekti kendisi. Görünen o ki önümüzdeki süreçte alacağı göçle birlikte Bandırma’da normal yıllık nüfus artışından çok daha yüksek bir artış gerçekleşecek. Peki Bandırma buna hazır mı?

Bandırma bir kere coğrafi olarak çok büyümeye açık değil. Ancak uydu kentlerle büyüyebilir. Bandırma Organize Sanayi mesela işçisini Gönen köylerinden alıyor. Etrafımızdaki küçük kasabalar gelişecek Bandırma’daki sanayi geliştikçe. Tahirova, Denizkent taraflarında uydu kentleşmeler olacak bence. Bandırma merkezi tek başına taşıyamaz o nüfusu. Bandırma’da bir biyolojik arıtma yok daha, kanalizasyon olduğu gibi denizde. Bandırma’nın altyapısı da müsait değil buna, çanak şeklindeki coğrafi yapısı da müsait değil. Ne yapacaksınız o zaman? Bir tarafta hava üssü var, bir tarafta Pirenlik kırı, bir taraf zaten deniz, bir tarafı Bagfaş, Etibank, diğer yana bakıyorsunuz Karadağ var, Bandırma tabii olarak sıkışmış vaziyette zaten. O zaman 3 – 5, 10 kilometre dışarı uydu kentler yapılacak, böyle gelişecek şehir. Yoksa başka türlü mümkün değil. Buraların hepsi Bandırma olarak adlandırılabilir. Bugün Bursa’ya baktığınız zaman orası da dağınık gelişmiş, merkeze en az 10 kilometre mesafede bir yere de Bursa deniyor. Bugün İstanbul’un bir ucundan bir ucuna 100 kilometre mesafe var, ama dersen ki Burası İstanbul mu o 100 kilometrenin hepsi de İstanbul diye geçiyor. Bu hep planlama meselesi.

— Bizde Bandırma’nın gelişimi genelde hep el yordamıyla oluyor. Siz ne diyorsunuz buna?

İşte bu yüzden bu 1/100 binlik plan önemli. Bu yol gösterecek. Ülkenin her yanında önemseniyor bu artık. Bu yapılırsa o zaman artık bölgenin haritası çıkacak, neresi gelişecek, nerede ne olacak belli olacak.

— O planlarda bile Bandırmayı yönetenlerin ağırlığı fazla yok.

Burada işbirliği lazım. Merkezi yönetimle yerel yönetim işbirliği içinde olmalı. Aynı partiden olmasalar bile.Geçmişte yaşadık, Halil Ünlü ile Güven Karahan küstü, Cemal Öztaylan’ın belediye başkanlığında çok mu iyiydi arası Turhan Çömez’le? İlyas Yılmazyıldız’la Durgut Ergin’in arası iyi miydi? Hiçbirinin değildi. Aynı partiden olan yetkililer arasında bile koordinasyonsuzluk olabiliyor bazen. Belediye başkanları ile milletvekillerini ne varsa havamızdan mı suyumuzdan mı bilmiyorum bir araya getiremedik yıllardır. Bunun kırılması lazım öncelikle, sıkıntı vermeye başladı Bandırma’ya. Engel oluyor bunlar kentin önünde, kim haklı kim haksız buna bakmıyoruz artık, bırakalım bunu, memleketin hakkını verelim.

— Sayın Vali Arslan’la görüştüğümüzde 1 bölü 100 binlik planlarda Kapıdağ ve Kuşcenneti dışında hiç bir turizm bölgesi yok, turizm tamamen körfeze kaydı dedi. Balıkesir’in turizm alanı Körfez deniyor.

Buna rağmen, ben turizm bölgesi teşvikleri olmadan da burada turizmi yükseltebiliriz diye düşünüyorum. Biz buraya sadece sanayici gelsin diyemeyiz ki. Bugün Gönen kaplıcalarını alın Gönen’den ne kalır geriye, Erdek’ten turizmi alın ne kalır? Denge kurmamız gerek, sadece sanayiyle olmaz. Türkiye’nin en eski turizm beldelerinden birisi Denizkent ama gelişemedi çünkü rüzgar altı, denizanaları var denizde, plajı çok kaliteli değil, yaz mevsiminin süresi kısıtlı yani zaten coğrafyamız belli, nerelerde turizm olacağı belli biz potansiyel olmayan yerleri zorlamıyoruz ki zaten. Erdek rüzgar, iklim korunaklı bir yer, oteli çok, Tatlısu o kadar gelişemedi rüzgar altı olduğu için. Halen bu bölgenin bir turizm potansiyeli olduğuna inanıyorum ben. İstanbul’a iki saat mesafedeyiz. Bundan faydalanabiliyor muyuz? Ne alabiliyoruz, bu avantajdan nasıl faydalanıyoruz? Bugün Susurluk’ta o outletler vesaire olmasa Susurluk olur muydu? İDO’dan çıkan insana bir hizmet, farklı bir şey sunmalısın ki burada tutabilesin, para harcatabilesin. İDO sayesinde artık herkes Bandırma’yı biliyor. Kimse Bandırma neresi diye sormuyor. Hiç bilmese adam Bodrum’a giderken İDO ile geçmiş oradan biliyor Bandırma’yı.

— Son olarak söylemek istediğiniz ne var?

Bandırma’nın sanayisinin en az bu kadar daha gelişeceğini düşünüyorum. Bu devam edecek. Bandırma’nın gelişmesi sürecinde kafamızı kaldırıp bir Edirne – Kocaeli eksenine bakarsak Bandırma’nın 10 sene içinde nerede olacağını kestirmek zor değil. Mühim olan Bandırmalılar olarak doğru sanayileşmeyi desteklememiz. Zararlı olacağını gördüğümüz şeyleri sivil baskıyla engellemeliyiz. Ayyıldıztepe’ye kurulmak istenen çimento fabrikasında ve termik santralde bunun örneğini gösterdi Bandırma direnerek. Önümüzdeki 10 yıllık dönem bile değil, 50 yıllık planları hazırlamamız lazım elbirliğiyle. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyumu kazanç getirir. Ortak akıl olmadığı sürece Bandırma olayların yönlendiricisi değil takipçisi, izleyicisi olur. İşbirliği olmazsa bu duruma düşeriz.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz