Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

BANDIRMA LİMANI AHIR MI OLUYOR?

, kategorisinde, 06 Ara 2012 - 19:37 tarihinde yayınlandı

Başlık ürkütücü olabilir ama Bandırma eğer gelişmeleri iyi takip edemez ve gerekli şekilde ağırlığını koyamazsa yukarıda yazanlar önümüzdeki süreçte gerçek olabilir. Son günlerde kentin yaşamını olumsuz etkileyen bir konu olan “Koku”yu araştırdık. Kokunun nedenleri arasında olduğu söylenen çok çarpıcı iddiaları gazetemiz sütunlarından dile getirdik. Gerçi Bandırmadaki koku sorunu hayvanların ithal edilmesiyle başlamadı. Daha önceleri de koku sorunumuz vardı. Arada bir ufak haberlerle basına yansıyan açıklamaların izlerine arşivlerde rastlayabilirsiniz. Rüzgâr yön değiştirip burnumuz algılamadığı zamanlarda da unuttuk “Koku”yu. İşte Angus gerçeği haberi bana bir kere daha unutmamamız ve araştırmamız gerektiğini gösterdi. Sebebin sadece orada duran hayvanlar olduğunu düşünürken, altında sağlığımızı tehdit eden unsurlar da olabileceğini gördük.
Evet, hayvanların olmadığı günlerde de Bandırma’da kötü kokuların yayıldığı zamanlar var. Her rüzgâr değiştiğinde unuttuğumuz o kokuların nedeni nedir? Acaba onlarında altında toplumsal sağlığımızı tehdit eden unsurlar var mıdır? Bunları bilemeyiz. Araştırılması lazım.
Peki, kimler araştıracak?
Bu konuyu da araştırması gereken bir merci var. Çevre Müdürlükleri. Elimde 23 maddelik “Kokuya Sebep Olan Emisyonların Kontrolü Yönetmeliği” mevcut. 4 Eylül 2010 günü 27692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış. Sorumluluk Çevre ve Orman Bakanlığına ait ve dolayısıyla bu bakanlığa bağlı olan birimlere. Oldukça kapsamlı bir yönetmelik.
Yönetmelik kapsamlı olmasına kapsamlı da uygulamaya gelince ne oluyor? Ortada sadece meydanlarda kokuyu protesto edenler görünüyor. Bazen de yöneticilerimiz çıkıp bize birilerini şikâyet edip göreve çağırıyorlar. Bilmem farkında mısınız? Bizi yönetmek için göreve gelenler sırf şikâyet makamı olmaya doğru gidiyorlar. Bir kesim icraat yapılmadığından şikâyetçi, diğer kesim yapmak istedikleri icraatların engellendiğinden. Birileri diyor ki; bir şey yapmıyorsunuz, diğerleri de yapacağım ama sen engelliyorsun. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar misali. Sonuç; Bandırma’nın ihtiyaçlarını düşünüp de, yapılanlara baktığınızda elde var sıfır diyebilirsiniz.
Öyle bazı yöneticilerimiz var ki, bulundukları mevkilerden dolayı bir araya gelip Bandırma için ortak çaba sarf etmek zorundalar. Birlikte çalışmasalar bile Bandırma’nın çıkarları doğrultusunda devamlı iletişim halinde olup bir birlerine destek vermeliler. Oysaki bırakın desteği birbirlerine selam vermeyen insanlar biliyoruz. Aslında bu tavır topluma da sirayet etmiş durumda. “Diğer partidense kesin haksızdır” düşüncesinin toplumun önemli bir bölümünde hâkim olmadığını hangimiz söyleyebiliriz. STK’lara bakıyoruz. Zaten etkisiz olmalarının yanı sıra onların bile kutuplaştığını görüyoruz. Acaba hiç düşündük mü? Belki de Bandırma bu yüzden gerçekten hak ettiği yerin çok gerisindedir. Belki de bu yüzden hak ettiği gelişimi yakalayamıyordur. Çünkü Bandırma bir araya gelemiyor. Bandırma bir bütün olamıyor. Hep söylediğim gibi birilerine taraf olacağız diye, kendimize ya da toplumsal çıkarlarımıza “Bitaraf” kalıyoruz. Bu da birilerinin ekmeğine yağ sürüyor. Bir şey yapmalarına gerek yok zaten onları savunan birileri hep çıkıyor.
Sonuç kızıyoruz. Bandırmayı ahıra çevirdiler diye isyan ediyoruz. Bakın size o konuda bana ulaşan bir bilgiyi ileteyim. Özellikle Angus ithalatının pek çok farklı limandan değil de, belirli bazı limanlardan yapılması için bir yönetmelik hazırlandığı ya da hazırlanacağı söyleniyor. Sanırım diğer limanlarda da bizim ki gibi şikâyetler mevcut ve bu şikâyetleri azaltmak adına böyle bir çalışma uygun görülmüş olabilir. Bu gerçekleşirse önümüzdeki dönemde Marmara Bölgesinde Angus ithalatı yapılabilen liman sayısı bire düşürülecek. Sizce hangi liman düşünülüyor? Bu konuda net bir bilgi yok ama bu liman Bandırma Limanı da olabilir. Bu da Bandırma Limanına daha çok Angus gelmesi demek. Peki, böyle bir durum karşısında Bandırma bunun önüne geçebilir mi?

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz