$ DOLAR → Alış: 4,70 / Satış: 4,72
€ EURO → Alış: 5,48 / Satış: 5,50

BANDIRMA HAL CAMİİNDE OKUNAN EZANLAR!

BANDIRMA HAL CAMİİNDE OKUNAN EZANLAR!
  • 04.06.2018

Değerli okurlar, son yıllarda Ülkemizde hemen her türlü değeri “Siyaseti, Ticareti, İnsani ilişkileri, Ahlaki değerleri özünden soyutlayıp, olabildiğince sulandırdık, elbette etik olmayan bu hal ve davranışlarımız bizleri vebalden kurtarmaz ama gün gelir düzelebilir, tövbe eder isek Allah(cc) bağışlayabilir.
Ancak, Mümtaz ve Mukaddes dinimiz İslam’a yakışmayan bazı sorumsuz, dikkatsiz ve umursamazca sergilenen hal ve hareketler meydana gelmektedir ki insanları İslam’dan uzaklaştırıyor, böylesi sorumsuzlukların devam edegelmesi sanırım ilgilileri Allah (cc) indinde sorumlu kılar ve affı mümkün olmayan büyük vebal altında bırakabilir.
Örneğin BANDIRMA Hal Camiinde cemaatten EZAN okumaya hevesli bir kardeşimizin (şevkini kırmak istemem ama uyarılması ve öğretilmesi gerekir) çirkin bir ses tonuyla ve de EZAN makamından, tegannisinden yoksun bir şekilde, üstelik kelime bütünlüğünden uzak, LAİLAYE diyerek okumaya çalıştığı EZAN.
Ayrıca Ezanı okurken sesi hoparlöre veren anfiyi kurcalıyor olmalı ki ara sıra da olsa ses kesiklikleri meydana geliyor ve dışarıdan parça buçuk EZAN sesi duyduğumuz, bazen de hiç duymadığımız oluyor.
Bu konuyu birkaç kez dile getirmeye çalıştım umursayan olmadı, lakin bugün “YENİ ÇAĞ Gazetesi yazarlarından sayın Prof.Dr.Ahmet SEVGİ hoca’nın, Diyanetin dikkatine sunduğu 23 Mayıs 2018 tarihli EZAN ile ilgili yazısını ayniyle BANDIRMA Müftümüzün dikkatine sunuyorum, İnşallah gereğini yapar. (yazı şudur…. “ ÇİRKİN SESLİ MÜEZZİN”
“Gerek sözlü, gerekse yazılı kültürümüzde “kıssa-hisse” geleneği çok yaygındır. Sohbetlerde yahut didaktik eserlerde bir konu anlatılırken mutlaka bir kıssa ile meselenin hafızalara kazınması sağlanır, sonra da bu kıssadan alınacak hisse bir-iki cümle ile vurgulanır.
Bugün, Mevlana’nın “Mesnevi”sinden bir kıssa/hikâye naklederek dinî hayatımızda önemli bir yeri olan ezanın güzel okunması üzerinde durmak istiyoruz.
Hikâye (mealen) şöyle:
Bir Hristiyan babanın kızı, “Kulak âşık olurmuş gözden evvel” hesabı İslâm’a meyleder. Müslüman olmak ister. Babası ne dediyse ikna edemez. Kızının Müslüman olmasından endişe duymaya başlayan Hristiyan babanın geceleri gözüne uyku girmez olur. Derken sesi çirkin bir müezzin mahallede ezan okumaya başlar. Bu kulak tırmalayıcı sesin ne olduğunu soran kız, sesin ezan olduğunu, bu sesle Müslümanların ibadete çağrıldığını öğrenince hayal kırıklığı yaşar, Müslümanlıktan soğur. Bu durumu gören Hristiyan baba, birtakım hediyelerle müezzine koşar. Ve “Senin bu çirkin sesin beni büyük bir sıkıntıdan kurtardı. Kızım Müslüman olmaya karar vermişti. Söylediklerimize kulak vermiyordu. Gönlüne İslâm aşkı düşmüştü bir kere. Ne zaman ki senin bu çirkin sesle okuduğun ezanı duydu, Müslüman olma sevdasından vaz geçti. Ben de işkenceden, azaptan, korkulu rüya görmekten kurtuldum. Ne olur çam sakızı çoban armağanı bu hediyemi kabul et” diye çirkin sesli müezzine yalvarır.
Hz. Mevlana, bu kıssanın hissesini “İşte sizin imanınız da bunun gibi riya, geçici bir şey. O ezan gibi yol kesici” şeklinde açıklarsa da biz ezan üzerinden devam edelim.
Maalesef zaman zaman o kadar kötü, o kadar çirkin bir sesle ezan okunuyor ki bazı Müslümanlar “Namazı bu ezan okuyan kişi kıldıracaksa ben evimde kılarım daha iyi” demekten kendini alamıyor. Bence pek de haksız sayılmazlar.
Hz. Peygamberimiz: “Zeyyinû’l-Kur’âne bi-esvâtikim= Kurân’ı seslerinizle süsleyiniz” buyurur. Bu emri ezana, mevlide, ilâhîye de teşmil edebiliriz. Hiç olmazsa günde beş vakit okunan ezan güzel sesle ve usulüne uygun bir şekilde okunmalıdır.
Herkesin sesi güzel değildir, diyeceksiniz. Doğru ama işin başında, İmam-Hatip Okullarında yapılacak bir planlama ile yani sesi güzel öğrencileri müezzinliğe teşvik ederek bu işi halledebiliriz.
Kaldı ki bugün elimizde teknik imkânlar var. Bir ara olduğu gibi ezanlar merkezî sistemle okunabilir. Hatırlayın o günleri, sesi en güzel müezzin, makamına uygun şekilde lahûtî/Davûdî bir sesle ezanı okuyor, namaz kılan kılmayan herkes büyük bir huşu içinde dinliyordu. O günlerdeki bir gözlemimi de aktarmak isterim. Kahvehanede oturuyoruz, insanlardan bir kısmı kâğıt oynuyor. Merkezî sistemle güzel sesli müezzin ezana başlayınca pişti oynayanlardan biri “Arkadaşlar, bu ezanı duyup da namaza gitmemek olmaz. Kalkın namaza, sonra kaldığımız yerden devam ederiz” demişti.
Seslerin birbirine karışmadığı, usulüne uygun şekilde, sesi güzel bir müezzinin merkezî sistemle ezan okumasının ne mahzuru vardır bilmem. Diyanet’ten bu hususta açıklama bekliyoruz…
ACZİMİN GİRYESİ
NE DAVUT, NE BİLÂL KALDI
Davut, Zebur okurken bütün canlılar dinlerdi.
Bilâl’in ezanından gökler titrer, yer inlerdi.
Ne Hazret-i Davut, ne de Habeşli Bilâl kaldı,
Hâlbuki sesleriyle dini süsleyen onlardı.
Esen kalınız… Fikret ÇAĞIN. (Li-müellifihî)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.