Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Atletizm ve biz !.

, kategorisinde, 14 Ağu 2012 - 20:10 tarihinde yayınlandı

Biliyoruz ki toplum olarak spor dediğimizde aklımıza hep futbol geliyor. Baktığımız zaman sanki futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz gibi bir durum da söz konusu. Bu durum sadece bizde değil tüm dünyada da böyle ama gelişmiş ülkelerde futbolun ötesinde diğer tüm spor dallarıyla ilgilenen geniş bir tabanın varlığını da belirtmemiz gerekiyor.
Aslında bu gün dünya toplumlarına baktığımızda spor çeşitliliği fazla olan ülkelerle az olan ülkeler arasında gelişmişlik adına bir paralellik kurulduğuna tanık oluyoruz. Yani gelişmiş ülkelerde spor adına sunulan imkanlarla az gelişmiş veya bizim gibi gelişmekte olan ülke imkanlarına baktığımızda aralarında dağlar kadar farklar olduğunu görüyoruz.
Ama baktığımızda tüm bu yetersizliklerin farkında olduğunu bildiğim başta yazar, çizerlerimiz olmak üzere vatandaşımızın olimpiyatlardaki madalyasız günlerimizde kendi ülkelerini acımasızca eleştirdiklerine tanık oldum. Sanki bu işler çok kolaymış algısını yaratmak amacıyla aslında siyasete angaje olmuş bir anlayış içinde yabancılardan daha çok kendi sporcularımızın eleştirisini standart, geçmişten günümüze hep yapıla gelen yanlış bir anlayış olarak görüyorum. Elbette eleştiri gerekli ama bunu olimpiyatlar sonlandığında kendi aramızda ve de bilimsel olarak yapalım bu işleri.
Örneğin bu gün tenis dediğimizde önce bir saha ve ardından malzeme ve eğitim gerekiyor. Ve bu gün 2012 Londra olimpiyatlarında Aslı Çakır Alptekin ile Gamze Bulut’un ülkemize kazandırdıkları büyük başarılar nedeniyle hadi atletizme başlayalım desek acaba diyorum saha, hoca ve araç, gereç, malzeme durumlarımızı nereden bulabiliriz diye hemen düşünmeye başladım bile.
Bir de işin yarışmalar yani organizasyonlar bölümü var ki bu da çok gerekli ve de çok önemli bir yapılanma. Kimlerle koşacak, kimlerle atlayacak ve nerelerde yarışacaksınız? Örneğin bugün disk veya cirit atmak istesek nerede ve nasıl atacağız? Yine bu gün hadi gelin, yüksek atlama yapalım desek gerekli aparatları nereden ve nasıl bulacağız? Demem o ki bu işler senede bir kere yapmayla olmadığı gibi eğitmenleriyle, alet ve aparatlarıyla atletizm devasa bir imkan meselesi olduğunu iyi bilmemiz gerekiyor.
Aslında işin alt yapı, araç ve gereç yönünden zorluğu kadar bir de öğrenci bulma zorluğu olacak önümüzde. Maalesef spor bugün bizim ülkemizde eğitimi geliştirici olarak değil eğitimi bozucu etkisi ile anılmakta ve bu yüzden özellikle imtihan zamanları unutulan bir platform olarak görülmekte.
Sonuç olarak demem o ki ; olimpiyatlar bu gün dünyanın en zor spor organizasyonu olup katılmak kadar oralarda dereceler yapmak da zor. Hele hele hükümetlere laf çakacağım derken gençlerimizin kabiliyetleri ve yetenekleri üzerine(bizden bir şey olmaz gibi…) dil uzatılmasını asla kabul edilemez buluyorum. Daha henüz aş ve iş konusunda yeterli düzeye gelememiş bir ülkede sportif tesisleşmenin ne kadar zor olacağını da görmemiz gerekiyor. Bu arada atletim derken unutmayalım ki bu gün dünyada atletlere destek adına önemli boyutlarda sponsorluklar oluşturulmakta olduğu da doğru. Daha doğrusu her konuda olduğu gibi ister yerelde ister ülke çapında olsun mutlaka iyi bir organizeye ihtiyacımız olduğunu ve bu işlerin gerçekleşebilmesi içinde temelde bir spor gönüllüleri ordusu olduğunu unutmayalım. Dolayısıyla bilimselliğin yanında eğitim ve istikrarlı çalışmanın gerektiği her yerde laf kalabalığına yer olmamalı. Yani lafla ve parayla olsa bu gün dünyadaki madalyaların büyük çoğunluğunu petrol zengini ülkeler kapar, götürüler.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz